Kızıl Vasiyet kitap kapağı

10. bölüm / 29

10.Bölüm: Neredesin Simay?

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 29Şu an: 10.Bölüm: Neredesin Simay?

Defile tüm sıkıcılığı ile ilerlerken, daha fazla dayanamayıp yerimden kalktım. Defile köşk kadar büyük ve şatafatlı bir yerin bahçesindeydi. Defile ön bahçede olduğu için arka bahçeye doğru ağır adımlarla yürüyordum ki, arkadamdan Kıran'ın seslenişiyle durdum.
"Sana eşlik edebilir miyim?"
"Hayır! Şimdi git başımdan."
"Alev lütfen, kırma beni."
"Of! Tamam."
"Neden defileyi izlemiyorsun?"
"Sen neden defileyi izlemek yerine, beni sorguya çekiyorsun?"
"Çok katısın!"
"Sana özel değil. Ben... Yapım bu. Kusur mu senin için?"
"Kusura bakma bile diyemiyorsun. Kimsin sen Alev?"
"Herhangi birisi işte. Özür dilemek veya teşekkür etmek bana göre saçma. Zamanla nedenini öğrenirsin."
"Hayatımda hiç, senin kadar kızıl bir kız görmedim."
"Hayatından kaç kız geçti ki?"
"Biri var geldi izi kaldı. Bir daha kimsenin geçip izini silmesine izin vermedim."
"Sevdiğin var yani?"
"Gibi... Bunları sakın Savaş'ın yanında söyleme!"
"Küçük ergensu diye seslenmesin diye mi?"
Ben gülerken Kıran bozulmuştu. Tam yeniden söze girecektim ki, ön bahçeden gelen silah sesleriyle yerimde kalakaldım.
"Simay..."
Dudaklarımdan büyükbabam ve diğerleri dökülmesin diye, hızla ön bahçeye koşmaya başladım.
"Alev dur! Tehlikeli..."
Kıran koşarak yanıma yetişmişti. Ön bahçeye geldiğimizde babam ve büyükbabam masanın altında etrafa bakıyordu. İkimiz aynı anda bellerimizden silah çıkardık. Ben ona şok olmuş bir şekilde bakarken, o benden bunu beklermiş gibi bakıyordu. Hâlâ silah sesleri devam ettiği için koşarak ve dikkat ederek büyükbabamın olduğu masanın yanına gidip, masayı kendime siper aldım.
"İyi misiniz Hakan Bey?"
"İyiyim Alev. Dikkat et kendine, sakın aklımdakini yapma!"
Yüzümde sebepsiz bir sırıtmayla omuz silkip, ayağa kalktım. Tek kalkışta iki kişiyi alnından vurup, etkisiz hâle getirdim.
"Nasıl bu kadar profesyonelsin?"
Yeniden eğildiğimde babamın sorusunu geçip, büyükbabama döndüm.
"Simay nerede?"
Büyükbabam endişe dolu gözlerle etrafa bakarken, babam bir şey hatırlamış gibi ayağa kalkmaya çalıştı.
"Ne yapıyorsun tehlikeli!"
Kıran hâlâ birilerini vurmaya devam ederken, ben babamın omzuna baskı uygulayıp yeniden oturttum.
"Almira! Kızım yok!"
Bu sefer yeniden büyükbabama döndüm.
"İkiside mi yok?"
Büyükbabam dolu gözlerle bana bakınca her şeyi anladım. Silah sesleri susmuştu ama benim için yeni başlıyordu.

∞∞∞
(Kıran'ın Anlatımıyla...)
Alev'i büyükbabasının yanında kamera kayıtlarına bakması için bırakıp, bizimkilerin yanına gelmiştim. Sargın koşar adımlarla yanıma geldi.
"Simay yok mu?"
"Evet ama-"
"Hayırdır Sargın kardeşim, âşık mı oldun?"
"Savaş başlama yine! Gözümün önündeki kıza sahip çıkamadım! Aptal mısın sen?"
"Seni gerçeklerle yüzleştirmeye çalışıyorum!"
Sargın, Savaş'ın yüzüne öyle sert bir yumruk geçirdi ki elmacık kemiğinin kırıldığını düşündüm. Savaş'ta ona vurmak için hazırlanıyordu ki, Alev sert bir şekilde bağırarak ikisini durdurdu.
"Zekasıyla zoru olanlar durun! Senin sevgilin yok ortada, sen napıyorsun?"
Savaş şok olmuş şekilde bana bakarken omuz silktim.
"Cümlemin devamında Almira'da yokmuş diyecektim. Ama dinlemedin."
Savaş hâlâ öylece bana bakarken, birden hızla Alev'in karşısında durdu.
"Alev ne olur onları buldum de."
"Buldum. Şimdi uzatmayın gidelim."
Alev önde giderken Sargın ben ve Savaş onun güvenliği için üç adım gerisinden gidiyorduk.
"Bu kız çok zeki."
"Sargın benim sevgilim yok. Alev'in zekasına mı takıldın?"
"Benimde, dalga geçeceğim çakma sarışınım yok. Ne yapalım yani Savaş? Birde Kıran'a ergen dersin. Şu an gözümde liseli bir ergen gibisin. Iyyy"
Ben gülmemek için kendimi zor tutarken, bu sefer Savaş taklide başladı.
" 'Savaş, Savaş, Simay yok Savaş. Eğer ona bir şey olursa Alev'den önce ben Dünya'yı yakarım.' diyen büyükannem miydi? Sen ergensin kardeşim ben gayet sağlıklı tepkiler verdim."
Sargın ağzını yamultup, gözlerini şaşaltarak, Savaş'a döndü.
"Oalev neoglur onları bouldum deg."
Bu sefer kendimi tutamayıp güldüğümde, Savaş da aynı şekilde sinir bozukluğuyla güldü. Alev sert bir şekilde bize döndüğünde direkt sustum. Bu kadar yıldır suikastçıyım ve kimse beni susturamadı. Ama bir kadın suikastçı çok güzel susturuyordu.
"Siz üçünüz biraz ciddi olamaz mısınız? Hadi şu ikisi neyse. Peki sen ela gözlü çocuk, sana ne oluyor?"
"Bişey olduğu yok kızıl saçlı kız. Neredeler? Sen yerden bir haber ver."
Alev hiç bir zaman göz devirip, trip atan kızlardan olmadı. Yine olmayacağı için göz devirir gibi bir hareket yapıp, bize doğru gelerek aradaki mesafeyi kapattı.
"Buraya gelenler şirketin eski ortağı. Sarp Şahsuvar yine birilerini düşman edinmiş belli ki. Kızı rehin almışlar mücevherlerle. Simay'da olayı görünce Almira'yı onların elinden almaya çalışmış, fakat boş bir çaba. On tane adam içinde iki kız yetersiz! Omag Ormanı'nın çevresinde eski ve izbe bir depo var oradalar. Ama orada da değiller."
"Alev bir şey söyleyeceğim ama kızma bak."
"Neyi anlamadın Sargın?"
"Kızların kaçırılmasından sonrasını anlamadım."
Alev oflayarak, elini alnına sertçe vurup kafasını yere eğdi.
"Alev sen bizi depoya götür. Ben Sargın'a yolda güzelce anlatırım."
"Mantıklı Savaş kardeş!"
∞∞∞
(Alev'in Anlatımıyla...)
Bu ülkeye en başında, geldiğimde terk etmeyi çok istedim. Ama karşıma Simay çıktı birden. İnsan gitmek istemediği için kalmaz. İnsan bazen sırf alıştığı için kalır. Arabadan inmiştik ama depo tahmin ettiğim gibi boştu.
"Ee burası boş?"
"İşte Sargın anlamadığın, kördüğüm noktaya geldik. Deponun yanına bakın..."
Hepsi parmağımla işaret ettiğim yere baktılar. Oradaki yaprak birikintisi diğer yerlerden fazlaydı. Simetri rahatsızlığım bu konularda işe yarıyordu işte.
"Altta bir kapı veya geçit olmalı ama tuzakta olabilir. Dikkat etmeliyiz!"
Sargın şok olmuş şekilde bana bakarken hızla oraya doğru yürümeye başladım. Yaprakları bir köşeye çekince, ortaya küçük bir kapak çıktı. Kapağı açıp içerisine baktım. Aşağı doğru inen basamaklar küf kokuyordu ama Simay için buna mecbur olduğumu kendime tekrarlayıp, aşağı doğru hızla inmeye başladım. Aşağı indiğimde buranın da bir depo olduğunu görmek beni şaşırttı. Bir grup kişi mücehverleri inceliyordu. Buraya kimse ulaşamaz diye güvenlik önlemi almamışlardı. Sargın'ın nefesi ensemdeydi. Ne ara gelmişti bilmiyordum ama yanımda tek o vardı.
"Aptallar güvenlik bile yok burada!"
"Kapağa erişmeyi zor görmüşler belli ki Sargın. Diğerleri nerede?"
"Kıran benim tek inmem gerektiğini, Savaş'la bir planı olduğunu söyledi."
Kafamı tamam der gibi sallayıp, belimdeki silaha elimi atmıştım ki Sargın beni durdurdu.
"Zaten yedi kişiler bırak bana."
"Silah kullanmayı biliyor musun?"
Sargın kahkaha atarak bana baktı. Bu adamların dikkatini çekmişti ama Sargın'ın umrunda değildi.
"İzle de anlat Simay'a"
Bu sefer ben gülmüştüm. Sargın yerinden çıkıp, bir kaç el ateş etti. Nasıl olur bilmiyorum ama yumrukları atlatır gibi kurşunları atlatıyordu. En sonunda silahı beline koyup yanıma geldi. Avcunu bana uzatıp elimi bekledi. Bende ince olmaya çalışarak, elimi nazikçe avucuna koydum.
"Mücehverleri çantaya koydum. Ve şimdi de sana emanet ediyorum."
Çantayı alıp, onunla arkaya ilerledik. Zindan gibi odalar vardı ama burda ne Simay, ne de Almira vardı.
"Neredesin Simay?"
Yukarıdan gelen silah sesleriyle Sargın'la birbirimize bakıp, sertçe yutkunduk. İkimizin de aklındaki soru belliydi.
'Ya onlara bir şey olduysa?'

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

71okunma 35beğeni 4yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…