12. bölüm · Kızıl Vasiyet

12.Bölüm: Sevmeyeni Özlemek Daha Zor

Sudenaz 🌚🌝

Hepimiz arabaya doğru ilerlerken, nottaki söz zihnimin duvarlarına çarpa çarpa bana dönüyordu. Kimdi bu beni derinden tanıyan ve benim tanımadığım?
Araba görüş açımıza girdiğinde, Simay ve Sargın'ın tartışması da aynı hızda göründü.
"Sanane ya beni tutan adamdan? Onu vurdun gözlerimin önünde canisin sen. Ve sadece birini değil hepsini..."
Bunu söyledikten sonra Simay ağlamaya başlayınca Sargın, ne kadar süredir bilmem, sıktığı yumruğunu arabanın camına geçirdi.
"Seni öldürecekti ahmak! Bu kadar mı gözün köreldi o adama bakınca? Çok mu sevdin onu?"
"Bu senin gibi bir katili ilgilendirmez!"
"Alev'de, Kıran'da ve Savaş'ta bir çok adamı öldürdü. Senin gözünde katil ben miyim?"
"Onlar bizi korudu! sen hırsından onları öldürdün!"
Sargın derin bir nefes çekip kafasını yukarı kaldırdı. Bu onu sakinleştirmemiş olacak ki, nefesini hızla verip Simay'ın üzerine yürüdü. O Simay'a bir kaç adım atınca Simay hızla geriye doğru çıkıp, ağacın arkasına geçti.
"Benden kaçıyorsun..."
"Senden nefret ediyorum!"
Sargın buruk bir gülümseme ile gözlerini Simay'ın yeşil gözlerine dikti.
"Simay... Keşke karışmasaydım da ölseydin!"
Tam bir adım öne atmıştım ki, Almira kolumdan tuttu.
"Alev bari buna karışıma... Simay bırak da bir yerde hatasıyla yüzleşsin."
Aslında haklıydı. Eğer Sargın onun yanında olmasa, şu an hayatta olmayabilirdi. Hızlı adımlarla yanlarına gittik.
"Oğlum bu arabanın camına hangi hayvan saldırdı?"
"Kusura bakma Savaş. Sinirle oldu yaparım ben bir ara."
"İyi misin Sargın?"
"Gidelim şu lanet yerden."
"Simay, iyi misin güzelim?"
"İyiyim Alev. Gidelim."
Kafamı sallayıp, onun arkaya oturmasını bekledim. Herkes arabaya bindiğinde Sargın dışarda kaldı. Kafamı çıkarıp, gözlerime kısarak ona baktım.
"Teşrif etmeyecek misin Sargın Bey?"
"Benim spora ihtiyacım var biraz siz gidin. Kıran sen anlarsın beni!"
"Anlarım kardeşim. Sonuna kadar bitirme ama içinde. Eminim geri gelecek o sana."
"Kıran... İnsan bazen kaybettiği şeylerin yasını tutmaz; onları geri getiremeyeceğini öğrendiği günün yasını tutar. Bırak yasımı tutayım."
"Ararsın."
Kafasını sallayıp ters yöne koşmaya başladı.
"Umarım düşündüğümü yapmaz."
"Yapacak Savaş!"

∞∞∞
(Kıran'ın Anlatımıyla...)
Gece ilerlemişti, Sargın'ın yine nerede olduğunu biliyordum. Gitmenin zamanı vardı, acelesi yoktu. Sarp Şahsuvar kafayı yemiş gibi kızını inceliyordu. Benim gözlerim tamamen tek birinin üzerindeydi. Alev... Buruk bir tebessümle o ikisini izliyordu. Ayağa kalkıp, Savaş'a bir baş hareketi yaptım. Zamanı gelmişti. Sargın'ı fazla tek koyamazdım. Eminim şu an bile kör kütük sarhoş olmuştur.
"Almira, hayatım benim işim var. Hemen döneceğim..."
"Nereye?"
"Sargın'ın yanına."
Almira kafasını sallayıp onaylamıştı ki; geldiğinden bu zamana sessiz olan Simay, hızla ayağa kalktı.
"Bende gelsem..."
"Sebep?"
"Ona özür borcum var sanırım..."
"Saçmalama ve yerine otur Simay!"
Alev özür dilemeyi ve teşekkür etmeyi hâlâ saçma buluyordu. Simay'a verdiği emir üzerine Simay başını olumsuz anlamda, transa girmiş gibi salladı.
"Alev... Bu sefer izin ver!"
"Simay düşündüğüm şey değil demi?"
"Hayır elbette."
"Bende geliyorum o hâlde."
Alev'e gelme desem de gelecekti, o yüzden bir şey demeden kapıya ilerledim.
"Bende geleceğim!"
"Hayır ama ya Almira. Olmaz sevgilim!"
"Ya neden?"
"Of! Bırakın gelsin benim daha işim var."
Alev'e döndüğümde boş gözlerle bana bakıyordu.
"Gelmesinde sakınca yok bence?"
Gözlerimi kısıp ona baktım. Buradaki insanları umursamadan, ona doğru bir kaç adım atıp, üzerine eğildim.
"Fikrimi dinleyecek misin?"
Belli ki o da buradakileri önemsemiyor olacak ki, kafasını kaldırıp gözlerime odaklandı.
"Elbette hayır. Kimseden emir almam ve almayı da sevmem. Şimdi hemen gidelim ki işim var."
Gözlerim bir an dudaklarına kaydı. Kendime kızıp geri çekildim.
"Herkes arabaya!"
Arabaya binip herkesin binmesini bekledim. Sargın her zamanki barda olmalıydı. Barın önüne geldiğimde durup, arkama döndüm.
"Sargın şu an çok sarhoş olsa gerek. Tek kelime laf vermeyin."
Herkes kafasını sallayınca arabadan indim. Bodyguardlar beni tanıdığı için, sorun yaratmadan geçmeme izin verdiler. İçeri girdiğimde, ortada dans eden insanların içine baktım ilk. O sarhoş haliyle dans edemeyeceğini düşünüp, kenardaki masalara ve çevresine baktım.
"Sorsan arkadaşsınız. Şuradaki oturan o değil mi?"
Alev'in dediği yere baktığımda, bir yandan elindeki bardağı bitirmeye çalışan bir yandan da ağlayan Sargın'ı gördüm. Büyük adımlarla yanına gidip, elindeki bardağı aldığım gibi masanın rastgele bir köşesine fırlattım.
"Şu hâline bir bak! Ne hâle gelmişsin?"
"Kıran biraz daha. Yalvarırım! Her şeyi unutmak istiyorum. Yaptığım aptallığı ve anında yumuşayan duygularımı, bu gece bitirmek istiyorum... Ondan sonra... İlayda'dan sonra inanmıştım... Belki varya o belki insanı süründürür... Bırak beni en iyisi sen. Hatta siz niye benimlesiniz ki? Sizde gidin hayatımdan."
"Ya bir siktir git kardeşim. Kalk haydi Savaş ödemiştir hesabı. Ha bir de Simay geldi. Özür dileyecek senden."
Kolumdan tutup kaldırmıştım ki, kahkaha atarak kendini yeniden geriye bıraktı.
"Vaayyy... O koca egosunu yenebilmiş mi ya o?"
"Ya yenmiş veya yenmemiş boş ver. Özür dileyecek."
"Özür diler ama ben için... Sözde..."
"Tamam Sargın kardeşim anladım. Sende sözde kalsın ama dinle sadece ve tek kelime etme."
Kafasını sallayıp bir anda ayağa kalkınca, yerinde sendeledi. Hemen kolundan tutup boynuma doladım. Girişe gittiğimizde Alev, Simay ve Almira'nın yanına doğru yürüdük. Almira Sargın'ı görür görmez telefonu çıkarıp, videoyu başlattı.
"Sargın bir şey demek ister misin?"
"Almira eğer biraz konuşturursan, üzerine kusarım."
"Sevgilimden uzak dur!"
"İkinize de... Kusarım."
Almira kahkaha atarken, Simay gelip tam karşımızda durdu.
"Ben özür dilerim... Öyle demek istemedim..."
Sargın kahkaha atıp, Simay'ın üzerine eğildi. Yüzüne tiksinme ifadesini yerleştirip, karşısındakini yok edecek sözleri bir anda söyledi.
"Simay... Şu saatten itibaren, seni çevremde bile görmek istemiyorum. Korumadan fazla ne var? Git bul, yapış yine birine. Benden de özür dileme! Şu salise itibariyle gözümün değdiği hiç bir yerde olmamaya çalış!"