Kızıl Vasiyet kitap kapağı

26. bölüm / 29

26.Bölüm: Anlaşma

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 29Şu an: 26.Bölüm: Anlaşma

Savaş odadan çıkmıştı ama üzerime yüklediği yük hâlâ odadaydı. Peki Savaş neden o kadar tepkisizdi? Elimi saçlarıma daldırıp, sertçe geriye attım. Hızlı adımlarla kapıya yöneldim.

Elimi kapıya attım ki, kapı sertçe yüzüme geldi.
"Oha Alev! İyi misin?"
"Simay burnum kırıldı."
"Ne! Ayy yardım edin! Estetik gibi burnu gitti kızın!"
"Bağırma."
"Kafanı kaldır, bana bak."
Kafamı yavaşça kaldırıp ona baktım, ama garip bir şekilde; Simay burnumdan sızan kanı görünce geriye doğru düştü.
"Ya Allah kahretsinnn! Sargın!"

Öyle bir bağırmıştım ki, kattaki herkes dönüp; odamın olduğu yere bakıyordu. Sargın koşarak gelip, burnumdan sızan kana baktı.

"İyi misin?"
"Sorun bu mu? Simay'ı kaldır! Salak yemin ederim salak!"
Savaş ve Kıran'da odaya girince, bunların sürekli beraber oluşu canımı bir kez daha sıktı.

"Ne oldu bu kıza yine?"
"Kandan desem, geçen yanında çatır çatır adam öldürdük. Harbiden neden bayıldı?"
"Şekeri düşmüştür."
"Savaş, mantıklı konuşmayı kes. Sevgilim bayıldı ambulansı ara."
"Bu çocuk beyin yerine gerçekten taş taşıyor. Kafan vücuduna ağırlıkta yapıyor mu senin kardeşim?"
"Ben ciddiyim."

Kıran elindeki bardakla Simay'a yaklaşıp, bardaktaki suyun hepsini Simay'ın yüzüne döktü.
Bende elime geçen bir peçeteyle, burnumdaki kanı temizlemeye çalışıyordum. Simay irkilerek uyanınca, Sargın; Kıran'ın yüzüne Tokat attı.
"Bak bak, kadın gibi hareketlere bak. Simay, siz evlenince iki kadın yaşamak zor olmaz mı?"

Simay kafasını kaldırmış, olanları anlamaya çalışırken; Sargın göz devirir gibi bir hareket yaptı.
"Gözüme sok-"
"Yeter bu kadar! İşlerimiz var. Savaş sen toplantı için, ekibi topla ve toplantı odasına gel. Sargın, sende Simay'la ilgilen."

Kıran'ın, soğuk tavrı tüm bedenimi ürpertti. Yüzüme bile bakmadı, 'neyin var bile' demedi...
Gerçi böyle olmasını ben istemedim mi? İstediğim oldu işte. Buruk bir tebessümle, odadan çıktım.

Saçma ama, kendimi babamın odasının önünde buldum.
"Yalvarırım, sen ol!"
"Alev Hanım! Bir sorununuz mu var?"
"Hayır, Sarp Bey odasında mı?"
"Evet... Buyrun!"

Kapıyı açıp, geçmem için müsade etti. Ona hafifçe tebessüm edip, içeri geçtim. Odaya girdiğimde, Almira beni görünce ayağa kalktı.

"Baba çizimlerimi değerlendir! Bence harikalar çünkü..."
"Eminim öyledir prensesim! Şimdi bana biraz müsade et."

Almira kafasını sallayıp, odadan çıktı. Babam eliyle oturmam için yer gösterince, kafamı sallayıp gösterdiği yere geçtim.
Bende elimle karşımdaki koltuğu gösterince, kaşlarını kaldırıp beni takdir edercesine baktı. Oturduğu yerden kalkıp, karşımdaki koltuğa geçti.

"Ne o, savaşı erken başlatma kararı mı aldın?"
"Hayır, aksine sizin için çok güzel planlarım var. Ama öncesinde bir soru sormak isterim."
"Buyur soru sorma hakkı senin."
"Herhangi bir yerinizde yara var mı? Yeni oluşan bir yara?"
"Hayır, neden?"

Oflayarak başımı yere eğdim. Tabii ki de iyiliğimi isteyen o değildi. Bir ihtimal dedim, belki gözüne lens falan takıpta beni korumuştur dedim. Ama bu imkansız elbette... Ben orda öldüm onun için. Niye beni korusun ki? Kendi kızına acımayan, dışarda ne olduğu belirsiz; bir savaşa davet ettiği kıza mı acıyacak? Ne saçma.

★★★
Savaş'a dosyaları imzalatmak için tam odaya gireceğim anda, duyduklarımla yerimde kalıp daha fazlasını dinlemeye başladım.

"Ya Almira! Kızım anla beni bu operasyona gelemezsin! Çıldırcam."

Yere bir şeylerin düşüş sesi geldi, belli ki Savaş baya sinirli.
"Neden ya? Savaş, neden?"
"Yalvarırım anla beni... Bak güzelim zaten nakil şart... Kalbinin bu aksiyona da dayanacağını düşünmüyorum."

Duyduklarımla birkaç adım geriledim. Açık ağzımı elimle kapattım. Almira'nın kalp nakiline mi ihtiyacı var?

"Ama gelmek istiyorum sevgilim... Öleceksem bu yer kolların olsun isterim..."

Sözlerini hıçkırığı kesti. Yine ve yine gözlerim dolmuştu ama yine ve yine ağlayamadım.

"Savaş... Hayatıma girdiğin andan itibaren, bana hayatıma renk katmayı öğrettin. Silah tutan ellerine hiç bir zaman çiçek değmedi ama bana... Bir çiçek bahçesi sundun. Geleceğim."

Kapıya yaklaşan adım sesleriyle, kolonun arkasına saklandım. Almira kapıya çıktıktan sonra, bir kaç adım atıp; elini kalbine götürdü. Duruşunu yeniden dikleştirip, lavaboya ilerledi.

Yeniden kapıya yaklaştığımda, bu sefer Simay'ın sesini duydum.

"Almira geliyorsa, bende gelirim."
"Niye? Maçta falan mısınız?"
"Hayır, kendimi yetersiz hissedemem. O varsa bende varım bitti."
"Kızım bak, susuyorum susuyorum ama; ya ben senin boyun kadar kılıç gördüm."
"Ya sus!"

Simay sanırım Sargın'a vuruyordu ki, içerden şiddet içeren sesler geliyordu.

"Almira ve benim aramda sadece beş santimcik var. Geliyorum... Ayrıca..."

İçerdeki sessizliğin ardından, Savaş'ın şaşkınlık nidası; Sargın'ın kahkahası duyuldu.

"Sabah yüzüme döktüğün su yüzünden, makyajım bozuldu. İntikamımı soğuk veya sıcak diye nitelendirmem. Doğru yer ve doğru zaman..."

Yüzümdeki sırıtmayla, yine kolonun arkasına geçtim. Bu sözü ona bir yıl önce söylemiştim, unutmamış...

Simay'da çıkıp, asansöre binince odaya girdim.

"Alev, bak sabır kotam doldu. Ne var!"
"Bağırma be! Savaş, buraya aslında sana dosya imzalatmaya geldim ama-"

"Ama yine fare gibi kafanı dikip, konuşmaları dinledin. Evet, biliyorum. Devam et lütfen."

Yüzümün kızarmasına engel olmadan, sertçe yutkundum. Kaşlarımı çatıp, parmağımı ona doğru savurdum.

"Sana, buraya bir anlaşma yapmak için geldim diyecektim."
"Sendeyim."
"O operasyona bende gelirim ve canım pahasına Almira'yı korurum. Zaten, Simay'ı oraya gelmeden de korurum da konu bu değil."

"Eee bunun karşılığında, ne istersin?"

"Aslında, bir şey istemek istemezdim ama mecburen isteyeceğim. Bana bunun karşılığında, Sarp Şahsuvar'ın zaafı olan bir şeyi ver."
Kahkaha atarak koltuğa oturdu, Sargın bunu beklemiyormuş gibi; kaşları havada bir süre yüzüme baktı.
Sonradan aniden, baş ve işaret parmaklarıyla beni gösterdi.

"İşte, that's my girl!"

Geldiğimden bu zamana kadar sessiz olan Kıran, aniden ayağa kalkıp Sargın'a baktı.
"Yavaş gel!"

Ona göz devirip, yeniden Savaş'a döndüm.

"Kararın ne?"
"Kabul. Anlaştık..."
"Anlaştık"
Odadan çıkıp, odama yöneldim.
Yürüdüğüm yerde kendi kendime, mırıldanmaya başladım.

“İnsan kendisine yapılanı unutabilir; ama kim olduğunu öğrenmek için kaybettiklerini unutmaz. Benden çok şey aldın Sarp Şahsuvar. Kocaman bir çocukluk gibi... Ben kimim diye günlerce, uyumadım çocukken... Senden büyük bir intikam alacağım. Söz!"

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

31okunma 10beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…