Kızıl Vasiyet kitap kapağı

1. bölüm / 29

1.Bölüm: Bir Günahın Kurbanı

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 29Şu an: 1.Bölüm: Bir Günahın Kurbanı

Daha çok küçükken başlamıştı hayatın bana zorla öğretmek istedikleri. Annelerin, babaların çocuğunu daha bebek olarak gördüğü yaşta ben suikastçıların eli altında büyüdüm. Daha beş yaşındayken babamın kurbanı, usta eğitmenlerin avı olmuştum. Biri günahının karşılığında cehenneme boyun eğer oysa ben doğduğumda yakmıştı ateş bedenimi. Belkide bu yüzden adım Alev'dir.

(13 yıl önce...)
Henüz yedi yaşındaydım yaşıtlarım okul sıralarında kalemin arkasını stresten kemirirken, ben elimdeki silahla stresten ter döküyordum. Karşımda bir hedef vardı. Ya vuracaktım ya da yine o küf kokan, izbe ve karanlık yerde işkence görecektim. Sekiz yaşına girmek üzereydim belki ben gibiler acaba ne hediye alcam diye düşünürdü bilemem. Ama ben acaba o gün insaf edip beni görmezden gelirler mi diye düşünüyordum.
"Gez, göz, arpacık Alev unutma!"
Kendimden emin bir hareketle kafamı sallayıp hedefe yoğunlaştım. Başparmağımı hedefin üzerine koyup, sol gözümü kapatıp, sağ gözümle nişan aldım. Aynı işlemi diğer gözümle tekrar ettim. Emindim işte benim atış gözüm sol gözümdü. Elimi tetiğe attım tam vuracağım esnada arkadan gelen köpek sesiyle atışım yanlış yöne saptı. Eğitmenim hoşnutsuz bir homurdanma ile bana bakıyordu.
"Köpek yüzünden oldu efendim. Ben korkarım biliyorsunuz."
"Korkmayacaksın Alev! Vurulur muyum diye korkmuyorsan köpekten hiç korkamazsın anladın mı?"
Bu adam beni anlamıyordu yalnız bu değil diğer eğitmenlerde. Aptal oldukları açıktı ama ben vurulmaktan da korkuyordum çünkü karakter özelliklerimi ve düşüncelerimi geçelim ben hukuk altında çocuktum en azından. Gerçi burda benim hukuk veya onların hukuk anlayışı yoktu ki. Herkesin kanunu kendisine işte.
"Efendim korkumu yenmeye çalışacağım söz veriyorum. Böceklerden, köpeklerden ve en korkunç olanı vurulma korkusunu yenmeye çalışacağım."
Eğitmenim tek kaşını kaldırıp üzerime eğildi.
"Bu konuda ben ve diğer eğitmenler sana fazlasıyla yardımcı olacağız Alev bu da benim sana sözüm olsun. Şimdi senin yerinde olsam yıkılırdım eğitmenimin karşısından."
'Sen kimsin ki ben olacaksın be' diyemediğim için yıkılmayı tercih ettim. Giderken okyanus mavisi iri gözlerimi kısıp, köpeğe korkutucu bakışlar atmayı denedim ama köpek hırlayınca; bu davranışımın güzel bir davranış olmadığını fark edip topukladım. Ağaçlık alana girdim yine burda bazen tuzaklar olurdu yasaklı bölge olduğu için. Az önce başımın üzerine mimlenmek üzere olan, sivri uçlu her neyseden kurtulup yoluma devam ettim. Kendi ağacım saydığım ağacın yanına gelmiştim ki bir kaç adım ileriden acı dolu bir inleme sesi işittim.
"Kim var orada?"
Az önceki ses yerini hıçkırık dolu bir ağlayışa bıraktı. Beş büyük adımda ağlayan çocuğun sırtını gördüm. Tahminim on iki yaşlarında olmalıydı. Yüzünü görmek için yanına geçmiştim ki sağ elinin altından girip üstünden çıkmış mızrağa benzer bir şey tarafından yaralandığını gördüm.
"Hareket etme! Bekle söz veriyorum döneceğim"
"Hızlı olman lazım. Çok az zamanım var!"
Koşarak geldiğim yoldan geri dönmeye başladım. Tuzaklara düşmemek için ezbere bildiğim her tuzaktan uzak duruyordum. Nihayet ağaçlık alanı geride bırakmıştım. Ya koğuşa girip temizlikçilerden yalvarış içinde ilk yardım çantasını alacaktım ya da eğitimcilerin kaldığı binadan. Ben yalvarmayı bir tarafa koyalım rica etmeyi bile sevmezdim o yüzden çalmak mantıklıydı. Koşarak binaya girdim. Çantanın içinden gazlı bez, sargı ve tentürdiyotu pantolonuma sıkıştırdım.
"Alev umarım burda oluşunun güzel bir nedeni vardır."
Tüm soğukkanlılığımı takınıp arkama döndüm çünkü çok az zamanım vardı. Bugün ailesi ile vakit geçirmek için evine dönen tek eğitmenim olan Alparslan eğitmeni kullanacaktım.
"Alparslan eğitmeni gördünüz mü efendim?"
Eğitmenimin dudağının bir köşesi yukarı doğru kıvrıldı. Yedi yaşında bir çocuk olabilirdim ama zekiydim. Bir iş çevirdiğimi çoktan anlamıştı, belli ki salağa yatacaktı.
" Alev Şahsuvar bilmiyor musun bugün Alparslan eğitmenin ailesi ile olduğunu?"
Elimi alnıma sertçe vurdum. Yüzümü ekşitip karşımdakine istediği oyunu vermeye hazırdım.
"Tüh! Pardon efendim tamamen aklımdan çıkmış size minnettarım verdiğiniz bilgi için."
"Teşekkür etmek ne demek bilmez misin sen?"
"Minnet duymak da bir teşekkür efendim ama anlayana..."
Eğitmenimin aşağılayıcı sözlerine ayıracak zamanım olmadığı için koşarak binadan çıktım. Ağaçlık alana yönelirken ardımı kontrol etmeyi unutmadım ama ne fayda? Eğitmenimin binanın penceresinden beni izlediğine kalıbımı basardım. Neyseki gittiğimde çocuğun bilinci açıktı.
"Geri dönmezsin diye düşünmeye başlamıştım."
Alaycı tavrımla çocuğa yaklaşıp diz çökmeye hazırlanmıştım ki elini havaya kaldırdı.
"Sakın! Aynı hamleyi tekrarlama bile."
"Nasıl elini temizleyeceğim o zaman? Hem ben tutamayacağım sözü vermem!"
Çocuk bıkkınlıkla ağzından nefes verdi.
"Kayanın diğer tarafına otur ve öyle yap ne yapacaksan. Ve bunu ister emir ister rica olarak algıla, kimsenin önünde diz çökme!"
Neden hoşuma gitti bilmiyorum ama salak gibi dediğini yaptım. Kayanın üstüne oturup eline baktım.
"Mızrağın ucu elinin üst tarafına fazla çıkmamış. Sadece ucu belirgin ama alt kısımda dikiş atılması şart. Umarım eline bir şey olmaz. Şimdi elini tek hamlede burdan çıkarmam lazım dayanabilir misin?"
Gözlerini gözlerimden ayırmadan kafasını ağır ağır salladı.
"Bir... İki... Fazla ses çıkarma. Üç..."
Elini tek hamlede çıkarmıştım ama çocuk sadece ağzının içinde ufak bir inlemeyle karşılık verdi. Az önce yavaş yavaş mızrağa sızan kan akışı hızlanmıştı. Elime hızla gazlı bezi aldım bunlar fayda etmeyecekti bu kan akışına göre ama yara mikrop kapmamalıydı. Hızla gazlı bezle elini temizledim tentürdiyotu elinin üzerine ve altına döküp sargıyla sardım.
"Canın acıyor tepki versene artık."
"İlk kez birinin yanında ağladım aramızda kalsa olur mu?"
"Sen sadece elinin yaralandığına emin misin?"
"Hadi şuradan çıkalım bir an önce. Dediğin gibi dikiş şart."
Oflayarak ayağa kalktım.
"Takip et beni yine tuzağa düşme." Başını sallayıp beni takip etti nihayet çıkmıştık yasaklı alandan.
" İstersen seninle gele-"
Sözümü; akyaz, kehribar gözlere sahip bir çocuk kesmişti.
"Nerdesin sen? Bu elinin hali ne hemen revire gidiyoruz gel."
Daha adını bile öğrenemediğim çocuğu bu yeni gelen garip çocuk götürüyordu.
"Adın neydi senin?"
"Alev. Peki senin?"
"Teşekkür ederim Alev..."
Bu sefer nedenini bilerek bir kahkaha attım. Ben bana teşekkür edilmesini veya birine teşekkür etmeyi çok gülünç buluyordum. Çünkü ben bir şeyi yaparken kendim istediğim için yapardım. Bunun için karşıdakinin teşekkür etmesi gerçekten gülünç bir şeydi.
"Adını söylemeyeceksin sanırım yaralı kuş?"
Hafif tebessüm edip önüne döndü. Az önce gelen arkadaşı hem ona hem bana garip bir şekilde baktığı için sert adımlarla yanlarından geçip koğuşa doğru yürüdüm.

∞∞∞
Akşam yemeğinde nedense tüm eğitmenlerin gözü benim üzerimdeydi. Yemeği bırakıp odama gittim. Yatağıma uzanınca gözlerime ağırlık çökmüştü. Uykuya dalmam bir kaç dakikaya sığmıştı bile.
Burnumda küf kokusu ve gözlerime çarpan ışıkla uyandım. Yine ordaydım yine işkence görecektim ama ne tür bir iskence?
"Şükür uyanabildin Alev... Şimdi önünde iki seçenek var. Ya saldırgan köpeklerle küçük bir yerde kapalı kalacaksın ya da bu odaya bir kaç böcek bırakacağız. Hangisi?"
Derin nefes almayı şu an çok isterdim ama bu küf kokan yerde o bile imkansızdı. Köpek korkumu yenmeme daha zaman vardı. O yüzden şu an mantıklı olan böceklerdi.
"Böcekler efendim..."
Kapı önündeki gardiyanlar bile acıyarak bakıyordu ama böcekler ne kadar korkunç olabilirdi ki? Bunun korkunçluk seviyesini kapının küçük bölmesinden sayısı on tane kadar olan akrepler içeri sızınca anladım.
"Efendim ne olur! Yapamam ben bunlar zehirli ölebilirim."
Eğitmenim narsist bir şekilde kahkaha attı.
"Burda herkes ölebilir Alev Şahsuvar. Önemli olan o herkes dışına çıkabilmek. Çünkü herkes olmazsan yaşarsın burda herkese yer yok!" Küçücük bölmeden sızan ışığı da kendisiyle birlikte götürdü ve ben o zehirli hayvanlarla aynı odada kaldım.
Hayatın korkunçluğu benim için altı yaşında başlamıştı ve bugün devam ediyordu. Bu devam etmeyeceği anlamına gelmezdi elbette. O gece o yerden sağ çıktığımda bir daha böceklerden ve herhangi bir hayvandan korkmadım. Asıl korkmam gereken insanlar dersini almıştım.

(Arkadaşlar bu benim ilk kitabım destek olmak için kitabımı beğenip , kaydetmeyi ve beni takip etmeyi unutmayın 😊)

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

201okunma 89beğeni 17yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…