Bölümler 29Şu an: 19.Bölüm: Merhamet
- 1 1.Bölüm: Bir Günahın Kurbanı1.163 kelime
- 2 2.Bölüm: Sevgi Bu Olsa Gerek1.148 kelime
- 3 3.Bölüm: Katilime Kıyamadım918 kelime
- 4 4.Bölüm: Cehhennem Ateşe Değil, Ateş Cehenneme Aittir836 kelime
- 5 5.Bölüm: Uyan Kızıl Afetim1.099 kelime
- 6 6.Bölüm: Tanınmayan Misafir1.081 kelime
- 7 7.Bölüm: Doğru Şüphe Doğurur Mu?913 kelime
- 8 8.Bölüm: Kanlı Mühür850 kelime
- 9 9.Bölüm: Kimsin Ela Gözlü Yabancı?1.112 kelime
- 10 10.Bölüm: Neredesin Simay?1.012 kelime
- 11 11.Bölüm: Kim Olduğunu Biliyorum690 kelime
- 12 12.Bölüm: Sevmeyeni Özlemek Daha Zor844 kelime
- 13 13.Bölüm: Şah Damarından Yakın544 kelime
- 14 14.Bölüm: Normal Bir Gün1.102 kelime
- 15 15.Bölüm: Şüphe838 kelime
- 16 16.Bölüm: Anlatılamayanlar755 kelime
- 17 17.Bölüm: Barış1.252 kelime
- 18 18.Bölüm: Kendimle Direnişim973 kelime
- 19 19.Bölüm: Merhamet1.363 kelime · Okuduğun bölüm
- 20 20.Bölüm: İhanet851 kelime
- 21 21.Bölüm: Yüzleşme695 kelime
- 22 22.Bölüm: Kaçak926 kelime
- 23 23.Bölüm: Korkak799 kelime
- 24 24.Bölüm: Savaş617 kelime
- 25 25.Bölüm: Kapalı kapılar768 kelime
- 26 26.Bölüm: Anlaşma875 kelime
- 27 27.Bölüm: Lise664 kelime
- 28 28.Bölüm: Yeniden Lise1.024 kelime
- 29 29.Bölüm: Saldırı711 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Uyanmaya başladığımda, gözüm ilk beyaz ışıkla buluştu. Gözüm aralıktı ama açamıyordum. Hafif doğrulmaya çalıştığımda, karnımın üzerindeki ağırlıkla yeniden yatağa düştüm.
"Ya Sargın, şu sevgilini al da kız bir doğrulsun! Hem siz ne ara sevgili oldunuz, bana söylemeden!"
"Almira Allah aşkına bir durun! Ya maymun yavrusu, insene kızın üzerinden!"
"Kes sesini! Alev öldü sanırım. Ah ah! Daha gencecik kızdı..."
Tam gözümü açacaktım ki, Simay'ın bu cümlesi üzerine, birazcık oyun oynama kararı aldım.
"Lan gerizekalı, kızın alacağı nefesi de sen kestiğini için ölmesi normal in şuradan!"
Sargın Simay'ı alınca, daha rahat nefes aldığımı hissedip yerimde doğruldum. Kıran yanıma gelip, bacaklarımın üzerine beyaz bir örtü bıraktı.
"Eteğin çok kısa, rahat edersin!"
Kulağıma eğilip, bunu söylemesi üzerine yüzümün kızardığını hissettim. 'Neden elbiselerim bu kadar kısa?' gibi bir sorguya çekmedim kendimi ama, sebepsizce utandım. Kıran karşımdaki koltuğa oturunca, beni buraya X'in getirdiği aklıma geldi. Tam ağzımı araladım ki, Kıran ne soracağımı tahmin etmiş gibi beni susturdu.
"Seni buraya kim getirdi, henüz bilmiyoruz. Yüzünde maske olan birisi. Sanırım bilinmeyen bir hayranın var?"
Tek kaşı havada, benden yanıt bekliyordu. Diğerlerine baktığımda, bakışlarını umursamadım. Ama Simay ondan bir şeyi gizlediğimi, fark etmişti.
"Bende bilmiyorum..."
"Bence dikkat etmelisin. Çünkü bize mesaj atan kişinin numarası bile baya gizli."
"Dikkat ederim."
Sargın aniden bir manken gibi yürüyerek, yanıma gelip oturdu. Ona ne oldu dercesine göz kırptım. O da kafasıyla ortamı işaret edince, yalnız konuşmamız gerektiğini anladım.
"Şey, biraz yalnız kalabilir miyiz?"
Kıran ters ters Sargın'a bakınca, dönüp Sargın'a baktım. Kıran'a sadece sırıtıp, omuz silkti. Almira yanıma gelip, yüzümü iki eli arasına aldı.
"Alev sebepsizce, senden uzak durmak istiyorum. Ama tırnağına da zarar gelse yoluna canımı vermek istiyorum... Bunun sebebini pek bilmesemde, sanırım ölen kardeşimle aynı yaşta olmandan kaynaklı."
Gözleri doldu bir anda. Gözünden akan, bir damlanın çizdiği yolu izledim. Keşke o bir damlada boğulabilseydim. Hızla revirden çıkınca, Simay'da ayağa kalktı.
"Ben bir bakayım. Seninle de görüşeceğiz hanımefendi!"
Koşarak çıkınca, tebessüm ettim arkasından. Gözüm Kıran'a kayınca, gözlerinin tebessümümde olduğunu fark ettim. Sonra ayaklanıp, sessizce kapıya ilerledi.
"Hızlı olun!"
"Merak etme kardeşim, insan yemiyorum ben!"
"Yeme de zaten!"
O odadan çıkınca, Sargın'a döndüm.
"Hep böyle, az mı konuşur?"
"Diyebiliriz. Birisi var, onun yanında çok başka."
"Kim?"
"Sevdiği birisi var, onun yanında."
"Sevdiği olduğuna, hiç ihtimal vermemiştim."
"Neden üzüldün?"
"Üzülmedim ki. Ee ne konuşmak istiyorsun, şaklaban çocuk."
"Simay... Neden böyle? Alev ben yanlış mı anladım yoksa her şeyi?"
"Hayır! O sadece hazır değildi. Sargın seni sevdiğine şahidim. Ama işte Simay böyle, ilişkide çocuk olmayı sevenlerden. Ona sevgilim diye hitap etme, eskiden nasılsan öyle ol. Hem Savaş'ın size ergen demesini istemezsiniz bence."
O yüzünü ekşitince, istemeden kahkaha attım.
"Sana bir sır vereyim mi?"
Onun gibi öne doğru eğilip, sesimi kıstım.
"Ver bakalım!"
"Aslında Savaş bir ara biz gibiydi. Ona hayat öyle bir ders verdi ki, bu hâle geldi işte."
Birden kapı açılınca, ikimiz de o tarafa baktık. Kıran, Sargın'a onu öldürmek ister gibi bakıyordu. Bunun nedenini ben anlamasam da, Sargın; birden yataktan inip, benden uzaklaştı.
"Savaş hastaymış, yürü gitmemiz lazım."
"Of! Doğum falan mı yapıyormuş? Bide terbiyesiz bizi ayağına çağırıyor."
"Yürü."
O gidince, Sargın'a döndüm.
"Sanırım seninle bir sorunu var."
"Henüz, az önce mevcut olan bir sorunu var; evet."
Ben gülerken, o bana; hafif öne eğilip baş selamı vererek odadan çıktı. Bende yataktan inip, üzerimdeki beyaz örtüyü bir kenara bıraktım. Şirketin danışma bölümüne ilerlediğimde, Simay ve Almira'nın konuştuğunu gördüm. Yanlarına gittiğimde ikisi de susunca, kaşlarımı çatarak Simay'a baktım.
"Senden bir şey gizlemiyorum, aptal papağan."
"Bu iç açıcı iltifaları Sargın'dan mı öğreniyorsun?"
"O nerede?"
"Savaş hasta olmuş, onun yanına gittiler."
"Ne!"
Almira'nın çığlığıyla, yüzümü ekşitip; kulaklarımı kapattım.
"Bağırma! Burası şirket."
Ağzını kapatıp, ayağa kalkarak yanıma yaklaştı.
"Neyi varmış Alev, duydun mu?"
"Hayır ama istersen seni oraya götürelim?"
"Bunu yapar mısın?"
"Ben kötü birisi değilim Almira. Elbette götürürüm."
"Hemen çantamı alıp, geliyorum beni kapıda bekleyin."
O asansöre koşarken, Simay şüpheli bakışlarla yanıma geldi.
"Kim bu gizemli?"
"Adını bilmiyorum ama lakabı X. Sürekli beni koruyor. Bir suikaste gittiğimde beni ölümün kucağından aldı. Ben sabahına Almira'yı korumak için vurulduğumda, beni vuran kişi gizemli bir şekilde öldürüldü. Seninle sarhoş olduğumuz gece yine beni korudu. Ve bugün... Bugün babam yüzünden bir sinir krizi geçirdim ve beni revire yine o getirdi. Babamla olan olayı özet geçmek gerekirse bana karşı savaş açtı."
"Oha! Alev bunu normal rutin gibi anlatıyorsun birde! Hemen babama söylüyorum ve yurt dışına gidiyoruz."
"Hayır Simay! Onu kendi ellerimle öldüreceğim ben!"
"Alev ne olur! Ya sana bir şey olursa? Ben yaşayamam ki..."
"Yaşarsın güzelim... Hem ben ölmeyeceğim!"
Almira gelince ikimizde sustuk ama Simay hâlâ yalvarır gibi bakıyordu bana.
"Neden arabayı alamadınız?"
"Ben valeye mesaj attım. Araba kapıda."
"Ne ara Alev? Yanında olmama rağmen fark etmedim."
Omuz silkip kapıya ilerledim. Arabaya binip, onların binmesini bekledim. Arabaya bindiklerinde arkaya dönüp, Almira'ya baktım. Bana ne dercesine omuz kaldırınca, gözümle telefonu işaret ettim. Yine anlamadığı için, telefonu elinden çekip aldım.
"Şifren ne?"
"12344"
"Sen salak mısın Almira?"
Aklımdan geçenleri, Simay söyleyince içimde kalmadığı için şükür ettim.
"Neden bu soruyu sordun Simay?"
"Çünkü hayatımda hiç kimsenin şifresi,12344 değildi de, ilk sensin şu an."
"Ama orda bir yanılsama var!"
"Neymiş o?"
"Bak herkes 12345 diye tahmin eder ama benimkisi 12344"
"Sen profesör olmalısın!"
"Bencede."
★★★
"Ya bu Savaş, ergenlikten uzak durmak için mi bu dağın başında yaşıyor?"
"Hayır Simaycığım, benim sevgilim doğayla iç içe olmak için burada yaşıyor."
"Eski sevgilim demek istedin sanırım."
"Of evet!"
O sert adımlarla bahçeye ilerlerken, biz evi inceliyorduk. Bu çocuk dracula falan mı? Her yer simsiyah ve karanlık. Kapıdan Sargın çıkınca, şok olmuş şekilde bize baktı. Onun dudağının köşesi mi patlamıştı?
"Yüzüne ne oldu senin?"
Simay koşarak Sargın'ın yanına gitti. Boyu 1.55 olduğu için, Sargın'a yetişemeyince yüzü düştü. Sargın onu tek koluyla kucağına alınca, Sargın'ın çenesinden tutup kendisine çevirdi.
"Ne oldu dudağına?"
"Senin öpmek dışında her şey işte!"
O sırıtırken, Simay gözlerini büyültmüş ona bakıyordu. Almira koşarak Sargın'ın yanına gitti.
"Savaş iyi mi?"
Sargın yavaşça Simay'ı kucağından indirip, eteğini düzelttikten sonra Almira'ya döndü.
"Bak ben ne kadar bunu söylemek istemesem de, artık yeter! Gelirken Kıran yüzüme rastgele bir yere yumruk attı. Nedenini sormayın, orası gizli. Buraya geldik, Savaş Bey hasta falan değil tabii. Bana yumruk üstüne yumruk attı, neden Almira'yı getirmedin diye. Diyorum ki, 'Abi beni de buraya Kıran getirdi.' yok adam hırsını alamadı bu sefer. Kalktı eline geçen biblo bir bebeği bana fırlattı. Ya ayıptır söylemesi belki ama bebeğin mahrem yeri ağzıma geldi be. İki saat kustum."
Ben buna sessiz sessiz gülerken, Almira sinirlenmişti.
"Ya ben meraktan öldüm! Ama onu da öldüreceğim!"
"Yürü be yenge kim tutar seni?"
"Kimse!"
O içeri girerken, Simay koşarak arkasından gitti.
Sargın arka bahçeye koşarken ona seslendim.
"Nereye?"
"Ufak bir ihtiyacım var!"
Anlamadığım için bende koşarak eve girdim. Yukarı çıktığımıda, gördüğüm manzara karşısında şok oldum. Simay köşede olanları videoya çekerken, Almira Savaş'ı yatakta yastıkla boğuyordu. Savaş yatakta doğrulunca, Almira yan tarafa düştü. Yataktan Savaş aniden kalktı, Almira da kalkıp eline gelen bardağı onun kafasına fırlattı. Bardak Savaş'ın kafasında tuzla buz olurken, ben Kıran'ın rahatlığına şok oldum. Elleri göğsünde bağlı öylece olanları izliyordu. Yeniden Savaş'a döndüğümde, alnının kanadığını gördüm. Almira bu seferde eline geçen vazoyu fırlatacaktı ama doğru yere fırlatmadı. Vazo bana doğru gelirken yana kayacağım esnada, Kıran belimden tutup; beni göğsüne yasladı.
"Kurtardın beni!"
"Dikkat et lütfen."
Birbirimizden ayrıldık. Ben Simay'ın yanına geçtiğimde, odada fırlatacak bir şey kalmamıştı. Odaya Sargın elinde bir kürekle gelince, herkes ona döndü.
"Bak Almira sana iki seçenek. Bununla ya, Savaş'ın mezarını kaz gömelim. Ya da bunu Savaş'ın gö-"
"Lan odada kız var. Yavaş gel!"
Geldiğinden bu zamana kadar sessiz olan Kıran konuşunca, herkes ona döndü.
"Hayatım senin için hasta numarası bile yaptım. Hadi barışalım."
Almira ona doğru bir iki adım atınca, Savaş onu eliyle durdurdu.
"Yerler cam kendine zarar vereceksin."
Onu gidip kucağına aldı. Aşağıya inerken, Simay elime çantamı tutuşturdu. Çantamın içindeki telefon titreşince, olduğum yerde kaldım. Simay bana dönünce, çantayı gösterip; yukarıdaki herhangi bir odaya girdim. Arayanın gizli bir numara olduğunu görünce, hemen vakit kaybetmeden telefonu açtım.
"Alo... Kimsin?"
"Alev Şahsuvar... Teni ay kadar beyaz, saçları kor gibi sıcak kız! Merhamet, yanlış kişiye verildiğinde ihanetin ilk adımı atılmış olur. Kanlı Mühür... Orada bir hain var! Çokça merhamet ettiğin birisi!"
"Sen örgütümü nereden biliyorsun ve kimsin?"
"Ben K.P... Ve insan hayran olduğu biri hakkında, her türlü bilgiye sahiptir. Bunu asla unutma!"
Telefon yüzüme öylece kapandı... Tekrar aradığımda telefon kapalıydı. Kimsin sen K.P? Neden hayatımda sürekli birilerini sorguluyorum? Neden hayatımda gizli iki kişi var?
Bölüm etkileşimi
