Kızıl Vasiyet kitap kapağı

22. bölüm / 29

22.Bölüm: Kaçak

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 29Şu an: 22.Bölüm: Kaçak

(Kıran'ın Anlatımıyla...)
Eve girdiğimde, termal maskeyi ve ses maskesini; gelişigüzel portmantonun üzerine fırlattım. Üzerimdeki paltoyu da asıp içeri ilerledim. Sabah olduğu için salonda beni neyin beklediğini az çok tahmin ediyordum. İçeri girdiğimde, gördüğüm görüntü beni şaşırtmadı. Sargın ve Savaş sabaha kadar uyumamış, beni beklemişlerdi.
"Şu üzerime bir gömlek giyip geleyim, ne derseniz demeye başlarsınız."
"Al piç burda."
"Savaş..."
"Ne lan Savaş, Savaş? Aklımız çıktı sana bir şey oldu diye. Zaten sorunlarım var, bir de uykusuz kaldım senin yüzünden."
"Alev... Onunla biraz daha yakınlaştım!"
"Yok babaannem... Alev mi? Hayatta inanmam."
"Savaş bir kes be! Sen anlat kardeşim bu nasıl oldu? Ne ara oldu?"
Üzerimdeki badiyi çıkartıp, Savaş'ın verdiği beyaz gömleği giyip; önünü ilikledim.
"Bak o dün bir sebepden dolayı iyi değildi."
"Sebep?"
"Lan, sussan anlatacak bir sus!"
"Birisini öldürmek zorundaydı ama o kişi kendisi içinde çok değerliydi. Bende X kişiliğimi kullanarak yanına gittim. Onun gözyaşını sildiğimde bana sadece, 'Neden bana karşı böylesine iyisin? Seninde mi benimle olan bir işin var?' dedi. Bende ona geçmişten bahsettim."
"Hassiktir! Ona bizim Rusya'daki eğitim yerinde olduğumuzu mu söyledin?"
"Bizi ifşa etmedim, kendimi açıkladım o kadar..."
Savaş az önce konuşan Sargın'a baktıktan sonra, yeniden bana döndü.
"Sen veya biz ki var? Yarın öbür gün illa bize ihtiyacın olacak... Baksana oğlum, üçümüz ayrı evlerde bile yaşayamıyoruz. Senin adın X. Benimkisi Y olur, Sargın da Z olur. Sonra Alev de bizi cebirsel ifadeleri çözer gibi şak diye çözer. Boku yeriz kısaca birader."
"Ben kim olduğumu da açıkça söyledim ona..."
Sargın, masanın üzerindeki ayaklarını indirip; öne doğru eğildi.
"Ne anlattın?"
"Ona kısaca, kayanın üzerinde elimi kurtardığı günü anlattım."
"Kıran kardeşim belli ki, o taş senin o olmayan kafana gökten düşmüş; sende o beyinsizlikle elini kaptırmışsın. Lan mal! O gün yanında bende vardım senin. Ya ayıkırsa?"
"Tanıyamaz."
"Tanır. Lan benim her şeyim aynı... Sadece vücuduma bir kaç dövme ekledim... Ya öğrenirse? Kıran o zaman dönüşü olmayan bir savaş başlar."
"Ve bu savaşta ben hangi tarafta yer alacağım bilmiyorum."
"Savaş haklı... Onun bir yanda sevgilisi bir yandan da küçüklük arkadaşı Alev ve biz."
"Hatırlamayacak dedim o kadar. Yeter uzatmayın!"
Yukarıya çıkarken, Sargın ve Savaş'ın dedikleri beynimi istila etmeye başladı. Ama Alev'in tanımayacağına emindim.

★★★
Burnuma gelen iğrenç kokuyla, yatağımdan kalkıp koşarak aşağı indim. Mutfağa girdiğimde karşılaştığım manzara karşısında, ufak bir kalp sıkışması yaşadım. Savaş ve Sargın'ın her yerinde; yumurta, domates, dilimlenmiş salatalıklar, peynir ve reçel vardı. Fırının kapağını açtığımda, ısıtmak için attıkları ama sonucunda kömür olan böreği, açık pencereden dışarıya fırlattım.
"Sizin sorununuz ne? İki dakika yalnız koyamayacak mıyım ben sizi?"
"Her şeyi Sargın başlattı. Almira'nın etkilenmesi için şekillendirdiğim, muhteşem saçlarıma yumurta fırlattı."
"Peki neden fırlattım bir sorar mısın Kıran?"
"Neden?"
"Kafama reçel kavonozunu fırlattı."
"Peki ben neden fırlattım bir sorar mısın Kıran?"
"Neden?"
"Çünkü kafama domates fırlattı."
"Peki ben neden fırlat-"
"Yeter! Nedenleriniz bitmiyor ki! Sürekli başınızda mı duracağım çocuk gibi? Kalkın banyoya girin burayı toparlayacağım."
Sargın, kafası yerde bir şekilde banyoya çıkarken; Savaş yanımda durup bana muzip bakışlar attı.
"Yine ne?"
"Sanırım Alev'le evlenirsen..."
Evlenmek kelimesini duyunca istemeden de olsa, içim kıpır kıpır oldu.
"Evlenirsen?"
"Sanırım çocuğunuza, hem annelik hem babalık görevini; layığıyla yerine getireceksin!"
O kahkaha atarak yukarıya koşarken, elime geçen vazoyu ona doğru savurdum.
"Piç! Bende dinliyorum daha."
Elime süpürgeyi alıp, her yeri temizledikten sonra; ıslak bir bez alıp, reçel gelen yerleri falan temizledim. Her yer temizlendikten sonra, mutfağın kapısından bahçeye çıkıp, tepsiyi aldıktan sonra mutfağa girdim. Sargın, elindeki havluyla; saçını kurulayarak mutfağa girdi.
"Her yeri temizlemişsin... Kusura bakma ya... Ben temizlerdim bıraksaydın."
"Elime yapışmadı boş ver! Diğer şerefsiz nerede?"
"Biri benden mi bahsetti?"
"Adını da nasıl biliyor yavrum benim!"
"Sargın başlatma yine yavruna. Gider bana bu yavrum dediğini Simay'a söylersem, senin gay olduğunu düşünür."
"Bende Almira'ya, banyoda sürekli içeriye girmeye çalıştığını söylerim."
"Siz ikinizin beyni uçmuş beyni! Sen Almira'yı çağır sende Simay'ı çağır, bir yerde kahvaltı yapalım."
"Simay gelirse Alev'de gelecek ya ondan çağırıyor!"
"Beyinsiz koca ayı, sence hedefim Alev olsa neden Almira'yı da çağırayım? Kıza özür borcun var."
"Özür dilenecek bir şey yaptığımı düşünmüyorum! Ben attığım her adımı muhteşem ve temkinli atarım!"
"Senin muhteşemliğine sok-"
"Sargın! Bak Savaş şu ergenlik bakış açın yüzünden, geçen gittiğimiz dağın başında kaldın bir ara. Ve biz hangi göreve gidersek gidelim, işimize yarayan adamları bile ergensiniz diye öldürdün!"
"Ne zaman be? Bu kadar kuru iftira görmedim!"
"Bir buçuk ay önce?"
"O adamda, lama gibi dudağını yalayarak konuşmasaydı."
Ben sıkıntıyla nefes verip, arkamı döndüm. Ne yaparsak yapalım hep kendini haklı çıkaracak. Allah Almira'ya yardım etsin. İlerde bunların ergen çocuğu olduğunu düşününce, yüzümü ekşiterek yeniden önüme döndüm. Sargın ona dönüp savunmasını sundu.
"Adam susuzdu! Dudağını ıslatarak konuştu o kadar!"
"Hayır bilerek yaptı! Sırf ben sinir olayım diye."
"Tamam! Sargın, tamam Savaş haklı. Ama bu sefer değil! Sen, sevgilinin mutluluğuna ergenlik dedin. O yüzden ona bir özür borçlusun! Konu kapandı."
Sargın telefonu çıkarıp bana baktı. Savaş'ın yüzüne baktığımda, sözümün üstüne söz söylemeyeceğini görmek beni rahatlattı. Çünkü eğer söylerse, kötü şeyler olmaz. Aksine, Savaş; adı gibi büyük bir Savaş başlatır. Tam mutfaktan çıkıyordum ki, Savaş kolumdan tutup beni kenara çekti.
"Akşam sen yokken, Sargın bir kartal tüyüyle bir not buldu kapı önünde."
"Nerede?"
"Odamda ve tahmin et kimden?"
"K.P"
"Bingo! Gel."
Odasına çıktığımızda, yatağın üzerindeki notu ve tüyü işaret etti kafasıyla. Notu açtığımda, yine aynı imzayla karşılaştım.
İnsan bazen kendi mezarını kürekle değil, sustuğu cümlelerle kazar. Ne zamana kadar susacaksın X?
K.P
Dudağımın bir köşesi sinsice kıvrıldı.
"Ne yapacaksın Kıran?"
"Karşılık vereceğim. Yazdığım notu ona gönder."

'Öyle süslü cümleler bana göre değil K.P! Ama belli ki seninle yüz yüze geldiğimiz günü unutmuşsun... En kısa sürede hatırlatacağım merak etme! Onun tek bir saç teline zarar gelirse, her birini bir urgan kılar; seni tekrar tekrar aynı ölümün kucağına bırakırım.
X veya Kıran

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

33okunma 15beğeni 5yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…