23. bölüm · Kızıl Vasiyet

23.Bölüm: Korkak

Sudenaz 🌚🌝

(Kıran'ın Anlatımıyla...)
Arabadan indiğimde, Savaş bana ilk kez endişeli bakıyordu. Sanki yenileceğim bir savaşa girmişim gibi. Kendimden gayet eminim, kaybedeceğim savaşın altına imzamı atmam ben. Sırtı bana dönük Kızıl'a içtenlikle gülümsedim. Onun görmeyeceğini bile bile... Sargın, arabadaki telefonunu bulduktan sonra yanımıza geldi.
"Lan Savaş ne diyeceğini tekrar et."
"Pişmanım sevgilim, beni affet diyeceğim."
"Bide?"
"Yüksek affına sığınıyorum diyeceğim."
"Adam biraz daha ilerlerse, Osmanlıca özür dileyecek ama özür dilerim demiyor."
"Tamam Sargın üzerine gitme! Savaş bu ezberledik artık."
"Birazda örnek alsanız çok güzel olur da, işte siz çaylak kalmayı tercih ediyorsunuz."
Savaş tripli tripli önden giderken, Sargın susmamaya yeminli gibi hemen atladı.
"Birde yandan kıvırt!"
Savaş yüzünü buruşturup, tekrar bize doğru yürüdü. Yanımıza geldiğinde, Sargın yüzünü kapattı. Büyük ihtimalle ona vurmak için döndüğünü düşündü. Savaş ona bakıp sırıtarak, gömleğinin kol kısımlarını katladı. Böylece kol kasları ve vücudundaki bazı dövmeler meydana çıkmıştı. Almira'yı, nasıl kendine çekeceğini iyi biliyor işte piç!
"Korkma lan! Almira bir kaç gündür kaslarımı görmüyor, gözleri başkasını aramasın diye."
"Kesin... kesin öyledir! Kız kastan etkileniyor diye yapıyorsun."
"Sus be."
Savaş, hızlı adımlarla, kafenin bahçesine ilerledi. Sargın'a ilerlemesi için bir baş hareketi yapıp, onlara doğru ilerledim. Masaya geldiğimde, Alev'e baş selamı verip oturdum. Alev her zamanki gibi göz devirip, Simay'a döndü. Erkeklere genel anlamda, hiç tahammülü yoktu. Ve sanırım hayatı boyunca sadece iki kişiye tahammül etti. Biri geçmişteki arkadaşı, Savaş. Diğeri, şimdiki arkadaşı Sargın. Ha belki X'de onun için öyledir. Ona fazla baktığımı fark edip, Almira'ya yöneldim.
"Savaş'ın sana söyleyecekleri var."
Savaş boğazını temizleyip, öne doğru eğildi. Almira'nın ellerini tutup, gözlerinin içine gerçekten sevgiyle baktı.
"Pişmanım sevgilim, beni affet...Yüksek affına sığınıyorum. Seni ne kadar sevdiğimi biliyorsun. Yapma bunu bize..."
"Affettim!"
Almira sevinçle ayağa kalkınca, Savaş'da ayaklanıp ona sarıldı. Bu görüntüye yüzünü buruşturmuş, Alev'e bakıp sırıttım.
"Hiç mi hoşlanmıyorsun?"
"Temastan nefret ederim."
"Bende ama biriyle olan temasım dışında."
Bir süre gözleri masada takıldı. Sonra yüzünde hafif bir tebessüm oluştu. Bu durumda ben kaşlarım çatık onun cevabını beklerken, o yüzündeki tebessümü silmeden bana baktı.
"Sanırım bende sadece birinin temasından hoşlandım."
"Kim o?"
"Ne bağırıyorsun be?"
"Alev... Sana kim dedim?"
Sert bir şekilde ayağa kalkıp, ellerini masaya sertçe vurdu. Üzerime hafif eğilip, korkusuzca ve meydan okurcasına gözlerime kilitlendi.
"Sen benim kimsemsin Kıran. Bir kaç şey biliyorsun diye, sana hesap vereceğimi zannetme! Hele kendini o konuma, hiç bir zaman yerleştirme. Ben kimseye hesap vererek büyümedim!"
"Belli saygısızlığından!"
"Saygı aile ortamında olur Almira! Benim hiç bir zaman ailem olmadı..."
"Ben... Bilmiyordum..."
"Yeter! Birbirimize iyi gelmiyoruz belli ki. Sargın'a Simay için katlanırım o kadar. Savaş senin sevgilin olduğu için benden uzak durur. Kıran sende uzak durursun artık!"
Arkasını dönüp gitti. Başka hiç bir şey dökülmedi dudaklarından... Buruk bir şekilde tebessüm ettim. Gözden kaybolana kadar onu izledikten sonra, ayağa kalktım.
"Duramam... Kızıl!"
"Kıran ben bilmiyordum ailesi olmadığını..."
Hızla Almira'ya döndüm. Sonra gözlerimi kapatıp, bir süre sakinleşmeye çalıştım. Gözlerimi tekrar açtığımda, Sargın sakin kalamayacağımı anlamış gibi; hızla bileğimden tutup beni dışarı çıkardı.
"Sakın, bir daha deneme Kıran!"
"Kardeşinin, yandığı ateşi görmeye hakkı var!"
"Bak Simay onunla gitti. Ben şimdi gider haline bakarım. Ama bunları yapmayı aklından bile geçirme! Oğlum, Almira'nın kalbi dayanmaz lan! Tek kelimenle direnci bitmiş kalbi, bunu daha da kaldıramaz. Yapma! Alev seni de yakar."
"Yakmaz!"
"Yakar! Onu ne kadar sevdiğini görmüyor musun? Canını yakmamak için uzak duruyor lan!"
Sıkıntıyla nefes alıp, arabaya bindim. Savaş, notu buraya gelmeden önce sahibine iletti. Bu gece, tüm sinirimi et torbalarından çıkaracağım.

★★★
Maskeleri taktıktan sonra, arabadan inip etrafa baktım. Burası, Alev'in hep geldiği uçurum kenarı; bakalım gerçekten Alev hakkında her şeyi biliyor mu? Arkamda nefes alış veriş sesini işittiğim an, yüzümdeki sırıtmayla; ona doğru döndüm. Benden on beş adım kadar ilerdeydi. Yüzü yokmuş gibi, simsiyah gölge şeklindeydi. Üzerinde ölüm pelerini ve ışığından anladığım kadarıyla ses maskesi vardı.
"Ses maskesi, kim olduğunu benden gizler mi; Açelya?"
"Benden korktuğunu, maskelerin arkasına sığınarak yansıtmayı mı tercih ettin; Kıran?"
"İlk buluşmamızda, bir kartal sırtına kocaman bir pençe atmıştı... K.P yani 'Kartal Pençesi' adlı lakabının hikâyesi bu sanırım?"
"Zayıf noktalarım benim gücümdür! O gün öldüğümü zannettim ama ben yeniden doğdum."
"Ouroboros diyorsun yani?"
"Tam olarak öyle diyorum! Senin adını bile unutmuşken, ortaya böyle çıkacağını tahmin etmezdim."
"Adımı unutanlar olabilir; benden korktukları günü unutamayacaklar demiştim. Ben sözümü unutmadım, sen dediğimi unutmuşsun."
Sözlerimi duymazdan gelip, etrafa göz gezdirdi. Kafası, Alev ile olduğumuz yerde sabit kaldı.
"Geçen, Alev'i ne kadar güzel teselli ettin sen?"
"Seni buraya..."
"Hop!"
"Siz kimsiniz be?"
"Y ve Z mi diyelim, yoksa sen zaten adımızla hitap eder misin? Geçen hilebazlık yapıp, kartalını saldın üzerime... Şimdi kimi salacaksın?"
"Adamlarımı..."
Bunu dediği an arkada kamufle olmaya çalışan, ama en başından beri farkında olduğum arabalar; farlarını yaktı. Ben yine sırıtırken, Savaş ve Sargın'ın kan istediği yerlerinde kıpırdanışlarından belliydi.
"Başla bakalım uyuşuk kadın!"
"Ayıp oluyor, Sargın!"
"Benim ayıbımın olacağı tek kadın, sevdiğim kadın!"
"Ergenlik yapma! Şurada iki adam öldürmeye geldik. Eh yeter be şu ergen duruyor zaten!"
Ve ilk mermiyi sıkarak, Savaş; çoktan bu savaşı başlattı.