7. bölüm · Kızıl Vasiyet

7.Bölüm: Doğru Şüphe Doğurur Mu?

Sudenaz 🌚🌝

Başımda duran doktor henüz yaramın hassas olduğunu ve dikkat etmem gerektiğini söylüyordu. En takıldığım yer, doktor yedi gün komada kaldığımı söyledi. Bu küçük yaralanmanın beni komaya sokacak kadar etkilemeyeceğine emindim. Beni etkileyen neydi? Odada kimse yokken doktora dönüp aklımdaki tek soruyu yönelttim.
"Bu kadar komada kalmam normal değil! Bunu neye bağlıyorsunuz?"
"Yaralanmadan önce psikolojik olarak bir şeyin etkisinde kalmış olmalısınız. Bilinciniz tamamen kapalıydı çünkü. Sizi bu kadar etkileyen neydi?"
"Hatırlamıyorum Doktor Bey..."
Doktor anlayışla kafasını sallayıp, geçmiş olsun dileklerini sunduktan sonra odadan çıktı.
Doktor odadan çıkalı henüz bir buçuk dakika kadar oluyordu ki kapı sertçe açıldı. Simay yine çocuksu hareketle, koşarak üzerime zıpladı. Beni sanırım çok özlemişti deli kız. Ama üzerime öyle bir zıpladı ki dikişlerim patlayacak diye korktum. Hafif inlesemde Simay şu an bunu duymuyordu.
"Seni çok özledim Alev!"
Hâlâ üzerimdeyken yüzümü avuçlarının arasına aldı.
"Tenin çok solmuş. Sana benim iyi bakmam lazım..."
Sargın üç büyük adımda yanımıza gelip, bana başıyla özür diler gibi bir hareket yaptı. Ben bu hareketin anlamını düşünürken, birden Simay'ı belinden tutup sırtına attı.
"Gözünü yeni açmış maymundan farkı yok bu kızın. Onun ameliyat yeri yeni iyileşiyor ve sen üzerine atlıyorsun. Bir an üzerinde şaha kalkacaksın diye korktum."
"Birincisi indir beni aşağıya obez varlık ve ikincisi özür dilerim Alev seni özlemişim..."
"Bu kız az önce bana obez mi dedi?"
Kıran ondan cevap bekleyen Sargın'a, onaylarcasına kafasını salladı.
"Obez olup olmadığımı görmek için baş başa kalmamızı bekle yavru şempanze"
"Beni indir!"
"Aman be! Çok meraklıydım sanki sana."
Yüzündeki sırıtmayla Simay'ı öylece bırakınca, Simay oturur şekilde yere düştü.
"Sen tam bir hayvansın!"
Odaya Almira girince, Simay düşman görmüş gibi ona döndü. Hızla ayağa kalkıp, Almira'ya doğru bir kaç adım attı.
"Sen hangi yüzle burda bulunuyorsun?"
"Ben... Bak ben gerçekten üzgünüm! O mermi kalbime isabet edip, kalbimi parçalasaydı keşke. Ama ona bir şey olmasaydı..."
O pişmanlıkla bana döndü. Ben gözlerimi kapatıp, bu konuşmanın bir an önce bitmesini dilerken; Simay konuşmaya devam etti.
"Ya sen birkaç damla döktüğün timsah gözyaşıyla, vicdanını rahatlatabildiğini mi düşünüyorsun?"
"Ne yapmamı istiyorsun benden!"
"Gözlerini aç aptal!"
Simay öyle bir bağırmıştı ki olaya artık el atmak zorunda kaldım. Eğer bu şekilde biraz daha bağırırsa odaya doktorlar dolacaktı ki buna gerek duymuyorum. Almira hâlâ şok etkisinde bir bana bir Simay'a bakarken, kapıda polisler belirdi.
"Yeter artık! Ben kendim geçtim onun önüne, bunda kimsenin suçu yok. Çıkar mısınız hepiniz ifadem alınacak sanırım."
İçeri giren polislerle herkes susup dışarı çıktı. Elinde dosyayla yanıma oturan polis gözlerime bakıp bir kaç dakika sustu.
"Geçmiş olsun Alev Hanım."
"Teşekkür ederim Memur Bey."
"Şimdi size bir kaç sorumuz olacak. Birincisi, birinin ablanızı nişan aldığını nereden biliyordunuz?"
'Ablanız' dediği yeri geçerek dimdirekt cevap verdim.
"Göğsünde bir lazer ışığı gördüm. Işığın geldiği yeri takip ettiğimde çatı katını gördüm ama ortada kimse yoktu. Birisinin onu nişan aldığını fark edip önüne geçtim."
"Bu konularda deneyimlisiniz galiba?"
"Deneyimli olsaydım, oradaki bir keskin nişancı dahil olsa yaşama hakkı vermezdim."
"Pekâlâ. Peki ablanızın kalbi nişan alınmışken, nasıl sizin karnınıza isabet etti mermi?
"Aslını sorarsanız benim gördüğümde de lazer ışığı zaten onun göğsündeydi. Ama ben o anki korkuyla sarsak bir kaç adımla onu geriye itmek istedim. O geriye giderken sonradan yan tarafıma ittim. Bu kargaşada karnıma isabet etmiş olmalı. Birde sizden bir ricam olacak sorularınız bittiyse elbette."
"Evet sorularımız bitti. Ricanız neydi?"
"Ben ailemi hayatımdan çıkardım. Lütfen onlarla konuşurken benim adım geçecekse sadece Alev Hanım der misiniz? Soyadımı gizli tutun lütfen!"
Memur anlayışla gülümseyip ayağa kalktı. Elindeki not tuttuğu dosyayı kucağıma bırakıp, bana bir kalem uzattı.
"Burayı imzala."
Dediği yeri imzalayıp dosya ile kalemi naif bir şekilde ona uzattım.
"Geçmiş olsun Kızıl Kız!"
"Yeniden teşekkür ederim."
Onlar odadan çıkınca kendimi rahat bir şekilde geriye bıraktım. Odanın kapısı tekrar açılınca, sabır dilenircesine gözümü kapatıp yerimde doğruldum.
"Bak Simay şu an olma-"
Sözümü kesen şey, babamın her zamankinden daha soğuk bakan mavi gözleriydi.
"Kızımın hayatını kurtardın. Bunun karşılığını en iyi şekilde alacaksın merak etme!"
Sinirden kahkaha atarak yatağımdan destek alıp, ayağa kalktım. Bu adam bana gönderilmiş, cevabın ne olursa olsun yanlış olan sınavım mıydı?
"Bana paha biçtiğin karşılık ne?"
"Ne istersin?"
Kolumdaki serumu tek hamlede çektim. Yaramın acısına aldırış etmeden, sadece bir kaç adımda onunla burun buruna geldim.
"Senden tek bir isteğim var: Herkesi kendin gibi satılık sanma be adam!"
Benim yüzüne tükürürcesine söylediğim şeyler sevgili babamı kızdırmış olacak ki, omuzlarımdan tutup beni geriye doğru itti. Henüz yeni uyandığım koma ardından ayakta duruşumda zordu. Yere düştüğümde yaramın olduğu yerdeki acı, haykırmama sebep oldu. Attığım çığlıkla kapı önündeki herkes içeri girerken, büyükbabam hemen yanıma geldi. Simay babamın karşısına geçip yüzüne tükürdü. Gözlerim açık bir şekilde onu izlerken, henüz ikinci hamleye hazır değildim. İkinci hamlesi babamın yüzüne indirdiği sert tokattı.
"Hemşire! Doktor... Birileri baksın ne olur!"
Büyükbabam hâlâ yardım isterken, Simay avını iyice köşeye kıstırdı. Madem bu kızın içinde böyle şeyler vardı, bu kadar zamandır neden belli etmedi?
"Bir daha ona elini dahil sürersen!"
"Ne yaparsın?"
"O soruyu 'Ne yapamazsın?' diye soracaksın, yaşlı alfa!"
Almira daha fazla dayanamayıp Simay'a doğru yürürken, Sargın Simay'a zaman vermek ister gibi doktorlara geçit vermiyordu.
"Geç artık babamın önünden!"
"Süslü biblo bebek de geldi işte! Siz ikiniz de aynı kandansınız. İş arkadaşımla keşke Hakan Bey'e bu konuda yardımcı olmasaydık!"
"Biri, bir iş arkadaşını neden bu kadar savunur?"
"Senin gibi yapma olmadığım içindir!"
Savaş atışan iki kızın arasına girerken, başımda bekleyen Kıran ve büyükbabama baktım.
"Canım acıyor!"
Gözlerim dolarken, hızla gözümü kapattım.
"O canımı yaktı..."
Sessizce hıçkırıp kendimi iyice ona bıraktım.
"Yaramı temizlet ve beni burdan götür... Yalvarırım..."
Kendimi bu sefer savaşsız bir şekilde karanlığa bıraktım. Bu dünyada herkes yanlışıyla kabul görülür, ben doğrularımla istenmedim...

Sevgili okurlarımm...
Kitabımı kaydedip bölümleri beğenirseniz sevinirim... 🤍🎀