17. bölüm · Kızıl Vasiyet
17.Bölüm: Barış
Sizler için okumayı keyifli hâle getirsin diye böyle bir şarkı bıraktım 🫶🏻🤍
Yüzüme gelen suyla gözlerimi açtım. Sargın elindeki bardakla bana sırıtıyordu.
"Uyanabilmene sevdindim Alvecik!"
"Ya ne yaptın Sargın? İnsan öyle uyandırılır mı?"
"Uyanacaktın sanki! Neyse bunlar boş verelim..."
İki büyük adımda, az önce ayaklarımı uzattığım yere oturdu.
"Alev Simay'ı kim bu hâle getirdi?"
Elimi çatlayacak gibi ağrıyan başıma koydum. Kıran bana bakıp, Savaş'ın kulağına eğilip bir şeyler söyledi. Savaş odadan çıkınca, Sargın'ın sorusunu cevaplamak için ona dönmüştüm ki; aklıma şimşek çarpması gibi anılar doldu.
(Yarım saat önce...)
"Yine mi sen X?"
"Kaşlarının çatık hali tatlıymış Kızıl!"
"Ses maskesi takmışsın yine ve o ne öyle tükürürcesine Kızıl diyosun bana?"
"Sinirletiyorsun beni!"
"Neden?"
"Gülümseme, Allah'ın cezası kadın! Gülümseme..."
(Şimdiki Zaman...)
"Sargın beni, bizi buraya kim getirdi?"
"Alev, salak mısın siz geldiniz ya!"
"Öyle değil! Odaya bizi kim getirdi?"
Sargın yutkunup, Kıran'a baktı. Sonra yeniden bana dönüp, inandırmak ister gibi gözlerime baktı.
"Bilmiyoruz! Kameraları inceliyoruz şu an."
"Bizi buraya getiren kişiyi bulmam lazım!"
"Kim ki?"
Almira'nın şüpheli bakışları bana dönük, benden cevap bekliyordu.
"Öyle biri işte."
"Alev kimsin sen? Çok iyi silah kullanıyorsun, gizli işlerin var kimlerdensin bilinmiyor, annen baban nerede mesela?"
Buruk bir tebessümle yüzüne baktım. Ah be Almira, kayıp ablam... Annem babam senin her gün evde yüzünü gördüğün, şefkatini senden esirgemeyen insanlar. En ağır yük, omuzda taşınan değil; kimseye anlatılamayandır. Hep anlatamadıklarım altında ezildim hayatta. Onlar bindi üzerime...
"Lise sonlarda silah eğitimi almıştım. Gizli işlerim de yok sadece, birini hatırladım bizi buraya getiren. Beni tanıyor gibi baktı. Annemle babama falanda gelirsek... Ben beş yaşındayken her ikisini de kaybettim..."
Almira yanlış bir şey söylemiş gibi ayağa kalktı. Elini ağzına kapatıp, duygudan yoksun yüzüme baktı. Bir kaç adımda yanıma gelip, eğilerek bana sarıldı. Bu hareketini beklemediğim için tepki veremedim.
"Ben özür dilerim, öyle demek istemezdim..."
"Sorun değil. Sargın senin soruna gelirsek, sebebi sensin."
"Ya niye herkes aynı şeyi söylüyor? Ne yaptım onu söyle!"
"Orasını da Simay'la konuş!"
Simay yerinde hafif kıpırdanırken, Savaş odaya elinde kahve ile girdi. Bana doğru gelip, kahveyi uzattı. Gözlerim bir kahveye, bir de Kıran'a gidip geldi. Kahveyi alıp, içmeye başladım. Simay hafif hafif gözlerini açıyordu. Yarım Kalan kahvemi, yan tarafıma bırakıp ona döndüm. Almira hızla eline telefonu alıp, Simay'a doğru tuttu.
"Hayatım ne yapıyorsun?"
"Aşkım Simay kesin çok komik olacak!"
Almira kıkırdarken, Savaş delici bakışlarla ona bakıyordu.
"Almira kapat şunu!"
"Ama Savaş!"
"Hayatım sen hâlâ küçük bir ergensin gerçekten. Bakar mısın, ergensu dediğim çocuk şu an senden daha olg-"
Kıran'ın bakışlarını takip edince ve hedefinde benim olduğumu görünce sustu. Harbiden, Kıran neden bana bakıyordu ki?
"Ah hayır! İkinizde hâlâ ergensiniz. Ve Sargın da öyle ve Simay'da. Alev de ergen değilse biraz erkek gibi olduğundan kaynaklı sanırım. Kız, kızsal verilerini yitirmiş artık. Grubun tek olgun kişisi olmak zor!"
Nefessiz söylediği şeylere hepimiz, içinde Simay'da olmak üzere, ağzımız açık bakıyorduk. O yakasını düzeltip, Almira'ya döndü. Almira'nın az önce yaşadığı şok etkisinin yerini, öfke almıştı.
"Savaş senden ayrılıyorum! Bu ergen muhabbetin yüzünden senden 14.kez ayrılıyorum!"
Almira ceketini alıp, kapıyı sertçe vurarak çıktı. Savaş kapıya bile aşağılayıcı bakışlar atıp, bize döndü.
"Ergenlikle problemleri var da! Kusura bakmayın."
Nazik bir şekilde kapıyı açıp, sakince de kapatarak gitti.
Kıran oflayarak yanımıza geldi. Sargın'a bir kafa hareketi yapınca, Sargın yanımdan kalkıp uyanan Simay'ın yanına gitti.
"Biraz konuşabilir miyiz?"
Simay kafasını sallayıp ayağa kalktı ama dengesini sağlayamadığı için, yeniden koltuğa düştü. Kıran yanıma oturarak, benim gibi onları incelemeye başladı. Sargın onu tek hamlede kucağına alınca, Simay gözlerini kocaman açarak bana baktı.
"Alev bunlar benim mi hayal gücüm?"
"Hayır, gerçekler."
Onlar odadan çıkınca, bende çıkmak için ayağa kalktım. Bir adım attım ki, Kıran'ın bileğimi tutuşuyla durdum.
"Yalnız kalsınlar biraz."
"Onların yanına gitmeyeceğim ki."
"Biz konuşalım?"
"Ne konuşacağız?"
"Bilmem."
Bileğim hâlâ ellindeydi. Bileğimi çekmeden geri oturdum, ben oturunca da o elini çekti.
"Alev kim getirdi sizi buraya?"
"Bilmiyorum işte... Hem bilsemde sana neden güveneyim ki?"
Şüpheci bakışlarıma sadece tebessüm etti. Kahretsin! Hayatımda hiç kimseyi yanımda istemedim, ama o yanımda çok istediğim birini anımsatıyor. Neden bu kadar tanıyıp da tanımıyorum seni?
(Sargın'ın Anlatımıyla...)
Kucağımda bana kedi gibi sırnaşmış, Tanrıçayı incitmeden banka bıraktım.
"Neden bugün böylesin?"
Yanına oturduğumda, ne kadar göz teması kurmaya çalışsam da, bakışları duvardaydı.
"Öyle... Neyse ben kalkayım. Sevgilin kızar!"
"Sevgilim?"
"Bugün şirketteki kız işte... Mutluluklar size!"
Öyle bir kahkaha attım ki, inanılmazdı. Bu kıza daha düne kadar ben kızgındım, ve şu an onu üzen adamı bulup canını almak istiyordum. Daha gülünç olan şeyse onu ben üzmüşüm gerçekten.
"Bana bak minik sarışın! İlk olarak o benim kuzenim. Anne ve babasını kaybettiği için ona burada bir doğum günü hazırlayacağız ve o bunun için burada."
Sevinçle bana döndü.
"Gerçekten mi?"
"Gerçekten!"
Ağlayarak bana sarıldı aniden. Onun bu hali için kendime bir kez daha kızarken, bu anı da kaçırmadım. Bir elimi başının arkasına koyup saçını okşarken, bir elimi de hafifçe beline koydum. Açık sırtı buz gibiydi, üşümüştü. Ama bu anı noktalamam da lazımdı. Kafamı boynuna gömüp, içime çekebildiğim kadar kokusunu çektim. Ayağa kalkıp üzerimdeki ceketi çıkardım omuzlarına bırakıp, yeniden yanına oturdum.
"Çakma sarışın bana âşık olmuş!"
"N-ne... Ha- hayır saçmalama!"
Ben kahkaha atarken, o omuzlarıma vuruyordu. Canımı acıtmaya başladığında, bileklerinden tutup kendime çektim. Yüzlerimiz fazlasıyla yakındı. Gözlerim dudaklarına kaydığında, dudağını yalamasıyla tüm iradem yıkıldı. Kafamı hafifçe yana yatırıp, ona daha da yaklaştım. Arkadan gelen sesle Simay beni iterken, ben sinirle arkama döndüm. Alev kollarını göğsünde birleştirmiş, ne yaptığımızı sorarcasına bize bakıyordu. Kıran'ın, Simay'a sırıtarak baktığını görünce arkama baktım. Simay kıpkırmızı olmuştu.
"Öpecektim siz gelmeseydiniz onu. Sorunuzun karşılığını aldınız sanırım. Ve Kıran yaban domuzları gibi ona bakmayı kes."
"Siz sevgili mi oldunuz?"
Simay'a kalsa bu sorunun cevabı 'erken' olacaktı ama onu bırakamazdım. Kafamı sallayarak Alev'e baktım. Alev mutlu olmuş gibi gülümsedi. Arkama yeniden döndüğümde Simay şok olmuş gibi bana bakıyordu.
"Bu bir kitap olsaydı okuyucular, 'lan bunlar ne ara oldu' derdi kesin."
Kıran'a sırıtarak baktım.
"En azından 'aç gözlerini okyanus gözlüm' demiyorum. Savaş haklı sen tam bir ergensin."
"Başlatma lan Savaş'a."
"Ya da ben haklıyım. Kıran tam bir domuzsun sen ya! Beni örnek alsana."
Alev oflayarak Simay'ın yanına geldi.
"Yürüyebilir misin?"
"Yürümesine gerek yok! Kucağıma alacağım."
Alev kafasını sallayarak, arabasına yürüdü.
"Nereye Alev?"
"Seni evde bekleyeceğim Sarı Kız!"
"Alev!"
"Ne var Sargın?"
"Küçük bir çocuk, senin arabanın üzerine sümkürdü."
"Sende bunu mu izledin?"
"Valla abisi geçil oradan dedim. 'Bu gafil şeytanı taşlayın' diye bağırdı. On tane çocuk resmen beni taşladı. Kaşımdaki yarıkta ondan kaynaklı yani yanlış anlamayın, dayak yemedim."
Alev gülerek arabaya bindi ve gitti. Ben ayağa kalkıp, Simay'ı kucağıma aldım. Simay'ı arka koltuğa yatırıp, kapıyı kapattım.
"Gözlerini yum, uyu geliyorum..."
Kafasını sallayıp, gözlerini yumdu. Az önce oturduğum bankta oturan, Kıran'ın yanına geçtim.
"Niye düşüncelisin?"
"Sargın, K.P bugün gelmiş. Savaş son anda yetişmiş. Ne yapacağım ben? Ya onu elimden alırsa?"
"Alamaz kardeşim! Alev'de bizde birer suikastçıyız. Kolay yem değiliz yani!"
"Bunu diyene bak, on tane çocuk tarafından az önce taşlanmış."
O kahkaha atarken kendimi savunmaya geçtim.
"Çocuk değil onlar, şeytanın vücut bulmuş haliydi oğlum deme öyle." O daha da kahkaha atarken ayağa kalktım.
"Hızlı gidelim işlerim var!"
"Görkem mi?"
"Evet."
"Hallettim ben onu. Rahat ol sen!"
"Kralsın sen kral!"
"Hiç bir bok değilim ben. Alev sevgi arıyor Sargın. Ben ona X karakterimle bile zor sevgi veriyorum. Neden hayatımı kurtaran kıza bu kadar uzağım?"
"Sen ona, benle Simay gibi olamazsın kardeşim! Simay beni sevdi bu bir. Alev'in duyguları belirsiz, çünkü onları çok iyi gizliyor. Sen ona sevgi de veremezsin bu da iki. Sarp Şahsuvar ayıkırsa oyun biter çünkü. Peki Almira? Almira ya onu kabullenmezse? Biz Almira'yı tanıyoruz ama net değil bu. Biz onu Savaş'la sevgili olduğunda tanıdık o kadar. Alev içerde nasıl baktı gördün. Elinde olsa her şeyini verirdi Almira yerinde olmak için."
"O zaman ,bende her şeyimi vereceğim; sadece onun mutlu olması için..."
