Kızıl Vasiyet kitap kapağı

29. bölüm / 29

29.Bölüm: Saldırı

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 29Şu an: 29.Bölüm: Saldırı

Nihayet çıkış saati gelmişti. Almira ve Simay, koyu sohbete dalmış etraftan bihaberdi. Görüş açıma aniden Atakan girdi. Doğrudan, sırıtarak Almira'ya bakıyordu. Korumacı bir tavırla Almira'nın önüne geçip, tek kaşımın kalkışına engel olamadan; meydan okur bakışlarla ona baktım. Başını öne eğip bir selam verdikten sonra, siyah ve içi belli olmayan bir arabaya ilerledi. Koşarak oraya ilerledim.

Atakan, kapıyı kapatacağı esnada kapıyı tutup; içeriye doğru eğildim.
"Alev, ne yapıyorsun?"
"Bana adımla hitap edebileceğin kadar samimi olmadık bu birincisi. İkincisi kar-"

Kardeşim diyeceğim esnada, aniden susup cümlemi topladım.

"Almira'dan ne istiyorsun?"
"Üçüncü olarak beni soracaksınız sanırım Kızıl Hanımefendi?"

Arkadan bana soru yönelten adama dönüp, tiksinir bakışlar attıktan sonra; alaycı bir gülümsemeyle konuya girdim.

"Sizinle ilgilenmiyorum farkındaysanız, ne olduğu belirsiz beyefendi. Bana bak Atakan mı ne mahlukatsan. Eğer çevremden tek bir kişi senin yüzünden zarar görürse..."

Bileğimde kendim geliştirdiğim sistemi devreye sokup, bileğimdeki epeyce büyük çakıyı meydana çıkardım.
Çakıyı tam kalbinin üstünde durdurup, iyice bastırdım.
"Tam şuradaki parçana veda etmek zorunda kalırsın."
"Teşekkür ederim hanımefendi."

Kaşlarımı çatıp geriye çıktım. Arabanın kapısını kıracakmışçasına kapatıp, bir kaç adım geriye çıktım. Araba haraket edince ani sinirle, arka kapıya sert bir tekme attım. Savaş koşarak gelip, yanımda durdu.
"Bir şey mi yaptı bu şerefsiz sana?"

Almira'da gelince sertçe ona döndüm.

"Bu çocukla bir geçmişin var senin! Ne var söyle hemen. İşimiz zorlaşmasın çünkü burada söz konusu sadece sizin canınız değil!"

"B-ben..."

Gözleri dolu dolu geri çekildi. Elini kalbine koyduğunda, nefes alışverişleri dengesizleşti.
Aklıma aniden, geçen gün ofisin önünde duyduklarım geldi. Savaş ve diğer herkes ondan yanıt beklerken, yaptığıma hızla pişman olup önüne geçtim.

"Tamam! Yeter bu kadar."
Savaş'ın şüpheli bakışları hâlâ onun üzerindeyken, Almira kırgın bir şekilde arabaya ilerledi.
Simay öne atılıp, Savaş'ın kolundan tutarak ona bakmasını sağladı.
"Siz erkekler neden böylesiniz ya? Şüphen varsa yılları neden onunla birlikte devirdin?"
"Bende sizi anlamıyorum Simay. Böyle bir iyi bir kötü kafanız karışmıyor mu sizin?"
"Seni ilgilendirmez! Ve ayrıca onu sevdiğimden değil, yaptığına göz yumamadığımdan bu tavrım."

Herkes arabaya ilerlerken, yerde bir kart görüp eğildim. Kartın üzerindeki 'Ayvuran Holding' yazısına yeteri kadar baktıktan sonra cebime atıp, arabama ilerledim.

Simay'ı, Sargın bırakacağı için işlerimi halledip eve dönebilirdim.

★★★
Üniformayı, üzerimden parçalayarak çıkarmamak için dişimi sıkarken kapı çaldı. Açtığımda kimse yoktu.

Yere baktığımda bir notla karşılaştım.

"Saldırı bugün. Birinci kişi kendini Atakan adıyla tanıtan Vural. İkinci kişi abisi. Yani dün arabanın arkasında oturan kişi. O dışardaki kuvvet. İçerde Vural'ın yanında iki kişi daha var. Tip olarak tanıtmak yerine sana onların simgesini veriyorum. Asla ölme ALEV ŞAHSUVAR!"
K.P

Zarfın içindeki ikinci kağıdı alıp, simgelerini inceledim.

Bu da neydi böyle? Bu bizimkisi gibi bir dövme miydi yoksa herhangi bir işleme mi?
Hızla evden çıkıp, okula doğru yola çıktım.

★★★
Derse girince gözlerim Atakan adını kullanan, Vural'ı aradı. Yoktu... Gelmedi. Simay içeri girince, gerginliğimi yansıtmamak için gülümsedim. Herkes geldikten sonra ders zili çaldı.

Öğrenciler içeri doluştuktan birkaç dakika sonra hoca geldi. Vural hâlâ yoktu. Demek ki gerçekten gün bugün.

Savaş'a dönüp, içimde tuttuğum soruyu yönelttim.

"Bu saldırının amacı ne?"
"Alev nasıl söylenir ki? Bunlar, daha doğrusu buraya gelecek örgüt; acıdan besleniyor. Onlar birisini normalde kolayca öldürmez ama zaman yok."

"Neden özellikle okul?"
"Bize göre çocuk onlara göre et kalabalığı olduğu için."

Hoca derse girince, ikimizde susup önümüze döndük. Simay arkadan uzanıp, önüme küçük bir kağıt parçası koydu.
"Bu ne?"
"Oku! Liseye tekrar geliyorum ben. Ne istersem yapacaksınız."

Göz devirip, elimdeki kağıdı açtım.

'Arkadaki çift bizden hızlı ilerliyor. Maşallah kız şapur şupur öpüyor çocuğu. Şimdi Savaş yine kusar ve o kusmuk saçıma gelirse bende kusarım'

Kahkaha atarak arkama döndüm. Savaş, gözlerini kısıp elimdeki kağıda baktı.

"Hayatımda daha ergence bir hareket görmedim. Sanki öleceksin o an söylemezsen! Teneffüsü beklesene aptal!"

Sargın kahkaha atarken, Simay onu boğmak ister gibi bakıp; ayağa kalktı.

"Nereye güzelim?"
"Cehennemin dibine gelecek misin?"
"Seve seve."
"Of sus ya! Şu an romantizmi kaldıramam."

Hocanın yanına gidip lavabo için izin aldı. O çıktıktan sonra, kafamı sıraya koyup düşünmeye başladım.

Bu logoya nerede rastlayacağım ki ben? Aklıma gelen şeyle aniden sıçrayıp, ayağa kalktım. Hızla askılığa yönelip, ceketlere baktım. Herkes bana bakarken, bulduğum ceketi kupa gibi havaya kaldırdım.

Dün, elinde getirdiği ceketi burada unutmuş aptal! Ceketin sol tarafındaki işlemeyi incelerken, alt kattan gelen silah sesleriyle; hızlıca kapıya döndüm.
Dudaklarımdan, fısıltı şeklinde sadece bir isim döküldü.
"Simay..."

Hocanın sakinleştirmeye çalışan cümleleri, kulağıma çarpıp geri döndü. Bu döngü ne kadar süre devam etti bilmiyorum ama elimde ceketle hâlâ olduğum yerdeydim.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

25okunma 4beğeni 7yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…