Kızıl Vasiyet kitap kapağı

5. bölüm / 29

5.Bölüm: Uyan Kızıl Afetim

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 29Şu an: 5.Bölüm: Uyan Kızıl Afetim

Bembeyaz bir boşluktaydım ama beynim beni on yıl öncesine çekmekte kararlıydı. Bu boşluğa sığınmak için çabaladım ama olmadı... Henüz on yaşındaki Alev'i, o bina önünde çaresizce beklerken gördüm.
(10 yıl önce...)
Hava soğuk olduğu için, üzerimdeki ajan kıyafetinin kollarına elimi sürtüp, kendimi ısıtmaya çalıştım. Binadan çıkan sert eğitmenimi görünce elimi kollarımdan çekip, dik bir şekilde durdum.
"Sakın ardımda kalma. Ve önüme de geçme. Benim gölgem gibi yanımda göreceğim seni!"
Kafamı sallayıp onunla aynı tempoda yürümeye başladım. Arkamızda bir çıtırtı duyunca ikimizde dönüp, sesin geldiği yöne baktık. Eğitmenim sesin geldiği yere yürürken, ben nefeslenecek vakit bulmuştum.
"Kimse yok devam edebiliriz! Zaten çok az kaldı."
Nihayet geleceğimiz yere varmıştık. Burası dağlık bir alan gibi taşlıydı. Geceyi, yıldızlar ve ay aydınlatıyordu. Kafamı kaldırıp onları incelemeye başladım. Bir kez daha yalvardım içimden o gelsin diye. Hiç yanımda hissetmediğim babam, bu gece de gelmeyecekti. Eğitmenimin elindeki silahın, kapak kompleksini çekmesiyle gözlerim onu buldu. Elindeki silaha baktım ilk. 'Acaba yapar mı?' diye düşünmeden edemedim. Silahı karnıma doğrulttuğunda korkmadım. Sonuç zaten belliydi. Madem olan olacaktı, o zaman dik durmam gerekti.
"Cesaretinin temeli nedir Alev Şahsuvar?"
"Bu geceden sonra sadece Alev efendim."
"Neden, seni bu gece ondan vazgeçiren şey ne?"
"Vazgeçmek mi? Ben ondan buraya geldiğimde vazgeçmiştim... Ama inancım vardı! Bir gün gelir, beni size bırakmaz inancı kol geziyordu bedenimde! Bazı anlar vardır ki inançlar yaşatır sizi. Ben bu gece inancımı kaybettim... Şimdi ölümden neden korkayım ki?"
Eğitmenim sırıtarak tek el ateş etti. Ben geriye doğru düşerken o bir kaç adımda yanıma geldi.
"Korkacaksın Alev Şahsuvar! Senin bir soy adın var, sen ondan bir parçasın! Senden bu kadar tiksinme sebebim bile o adam. Duygusuz yaklaşmaya çalıştım sana çok kez. Ama senin o aşağılık baban benim kız çocuğumu aldı."
Duyduklarımla acım daha da artıyordu. Buradaki eğitmenlerin bana acımama sebebi ve o büyük hata bu muydu?
"Parkta, salıncakta kendi halinde sallanan, henüz üç yaşında bir kız çocuğu..."
Eğitmenim konuşmakta zorlanırken gözlerim acıdan ve duyduklarımdan çoktan dolmuştu.
"O gün üzerine beyaz giydirmiştik kendi ellerimizle, bir kaç adım uzağında onu izliyordum. Onun mutluluğu ile mutlu oluyordum... Tek bir mermi! Onun alnına isabet eden tek bir mermi ile melek oldu o. Kavradığı zincirden usulca kaydı eli... Onu yaşatamadım ben Alev!"
Bana bağırarak konuşuyordu ama sanki içini bana tek böyle dökebiliyor gibi bir hali vardı.
"Babanı bulmam bir yılımı aldı. O bir yılda Rusya'da böyle bir eğitim yeri kurup, kendim gibi acı çeken insanları üye yaptım. Onlar da benim gibi intikam istedikleri kişileri alıp getirdi. Merak etme, gerçekten intikama değer kişilerin çocuklarını aldım. Babanı bulduğumda sen beş yaşındaydın. Ona iki seçenek sundum, ya kendi canı alınacaktı ya da sizden birisi. Bencil herif kendi canını seçti ve seni bana verdi. İçinde sürekli tekrar ettiğin o sorunun cevabı bende Alev. 'Büyük kızımla daha çok anım birikti, küçüğü alın' dedi."
Hıçkırmaya başladığımda ağladığımı yeni fark etmiştim. Karnımdaki acı şiddetlendiğinde acı dolu bir şekilde inledim. Eğitmenim elindeki ilk yardım çantasını yan tarafıma attı.
"Senin nefret etmen için çabalamama gerek yok! Baban zaten nefret edilesi bir adam..."
O gün karnımdaki mermiyi çıkaramadan, bilincim kaybolmuştu. Ve gözlerimi açtığımda revirdeydim. Eğitmenimin getirmeyeceğini biliyordum ama kimdi beni o gece hayata bağlayan?

(Kıran'ın anlatımıyla...)
Komada oluşunun yedinci günüydü. Büyükbabasının kucağından, onu nasıl aldığımı hatırlamıyorum bile. Almira hâlâ iyi değildi, vicdan azabı çekiyordu, ihtiyar büyükbabası ise yedi günde bir bu kadar daha yaşlanmıştı. Herkes büyükbabasının bir çalışan için neden bu kadar yıpranmış oluşunu anlamıyordu. Anlayan sadece; Sargın, ben ve Savaş'tı. Doktor komada oluş sebebinin 'hipovolemik şok ve anoksi' olduğunu söylemişti.
"Buraya gelene kadar çok kan kaybetmiş. Tansiyonu aşırı düşünce beynine bir kaç dakika oksijen gitmemiş. Bu yüzden beyin kendini korumaya almış. Beyin dokusu toparlanana kadar koma süreci devam edecektir."
Doktor bunları söyledikten sonra sürekli aynı şeyleri tekrarlayıp durdu. Savaş içerdekileri dışarı çıkarınca; pencereye rahatça yaklaşıp, uzaktan uzağa izledim onu. Kor kızıl saçları yastığa dökülmüş lav gibiydi. Uyurken bile oldukça etkileyici görünüyordu.
"Kardeşim, içindeki yangını bir benim birde Savaşın görmesi yakmıyor mu canını?"
Omzumu umursamazca kaldırıp indirdim. Sargın ve Savaş onu Rusya'daki eğitim alanından bu zamana kadar biliyordu. Ona olan sadakatimi ve sevgimi de.
"İlk vurulduğunda iki gün kalmıştı komada. Onu revire götürdüğümde de bilinci kapalıydı. Şimdiki gibi..."
Gözlerim doldu, ama her şey gibi bunu da gizledim. Sargın omzuma eliyle bir kaç kez destek olduğunu belli edercesine vurdu.
"İlk ona gülümsedin Kıran. Bizimleyken yüzü sirke satan çocuk ilk ona gülümsedi."
Ona bakarken bile gülümsemek isteyen bendim. O cehenneme ilk düştüğümde de, ilk kez onun yanında ağlamıştım. Sargın'ın hayretle söylediklerini duymuyordum o an.
"On yıl öncesinde o gece bıraktı aslında ağlamayı Sargın. Ama bugün arabadayken de düştü gözünden bir damla yaş. O bir damla yaşta, bütün arabadakileri boğmak istedim ben."
Cebimdeki elim yumruk halini alırken içerde, peri masallarını yansıtan kız beni on yıl öncesine götürdü.

(10 yıl önce...)
Ben ağacın gövdesine 'Kızıl Afet' yazısını kazırken, birinin hıçkırığını duydum. Geçen sefer geldiği ağacın yanına gelmişti. Ağlayarak dizlerinin üzerine çöküşünü görünce, yumruk olmuş elimi sert bir şekilde ağacın gövdesine indirdim. Bu küçük Kızıl ben dahil kimse önünde eğilmemeliydi. O kafasını benim olduğum yöne çevirince, bir kaç adımda başka bir ağacın arkasına saklandım. Az önce ağacın gövdesine kazıdığım lakabını görünce kaşlarını çattı.
"Kızıl Afet mi? Daha yaratıcı bir isim koyamadınız mı şu ağaca?"
Dudağımın bir köşesi kıvrılmış onu izliyordum. Kendisi gördüğüm ve görebileceğim en kızıl kişiydi. Ve aslını sorarsak benim için bir afet kadar da etkiliydi. Elimi sardığı günden sonra, her gece rüyalarımda hüküm sürüyordu. Ordan sıkıntıyla ayrıldığında bir şeylerin ters gittiğini anladım. Onu takip ettiğimde koğuşa girdi. Gece yemekten sonra dışarı çıkınca, asıl ters giden şeyin burda başladığını anladım. Onunla birlikte çıkıp gizlendim. Eğitmeni görünce korkmuştu. Korkusunun bu eğitmenin tüm eğitmenlerin başı olduğuna yorup, onları takip ettim. Bastığım bir dal yüzünden ikisinin de odağında sesi çıkardığım yer vardı. Eğitmen bana doğru yaklaşınca, hızla ağacın üstüne çıktım. Eğitmen yeniden yoluna devam ettiğinde, takibe devam ettim. Bir yerde durmuşlardı sonunda. Eğitmen ilk başta, Alev'in masumca yıldızlara bakışını izledi. Ardından bundan rahatsız olmuş gibi, belindeki silahı çıkarıp hazırladı. Alev'le bir şeyler konuştuktan sonra tek el ateş etti. Elimde açıkta bekleyen çakıyı sert bir şekilde sıktım. Avcumun içinden ılık bir sıvı sızıyordu ama asıl acı karnımdaydı. O karnından yaralanmıştı...
Eğitmen bir şeyler konuştuktan sonra gitti. Alev ağlamaya devam ederken, bir diğer taraftan mermiyi çıkarmaya çalışıyordu. Bilinci gittiğinde elimde sıktığım çakıyı bir köşeye fırlattım. Bir kolumu sırtının, bir kolumu bacaklarının altından geçirip onu kucağıma aldım. Bilmem kaç dakikada geldiğim yolu geri dönmem sadece üç dakikamı aldı. Onu revirin kapısına yavaşça bırakıp, kapıya sertçe vurdum. İçerde hareketlenme başlayınca saklanıp onu içeri alışlarını izledim.

(Şimdiki Zaman...)
"Bir an önce okyanus mavisi gözlerini göstermelisin bana Kızıl!"
Ona genelde kızdığımda 'Kızıl' derdim. O yüzden sesimi yumuşatıp yeniden baktım güzel yüzüne.
"Uyan Kızıl Afetim... Gözlerin açıkken daha yaşamaya değer hayat..."
Kimsesi olmadığını düşünen kadını, her şeyim yapmıştım...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

111okunma 47beğeni 7yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…