Bölümler 29Şu an: 2.Bölüm: Sevgi Bu Olsa Gerek
- 1 1.Bölüm: Bir Günahın Kurbanı1.163 kelime
- 2 2.Bölüm: Sevgi Bu Olsa Gerek1.148 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 3.Bölüm: Katilime Kıyamadım918 kelime
- 4 4.Bölüm: Cehhennem Ateşe Değil, Ateş Cehenneme Aittir836 kelime
- 5 5.Bölüm: Uyan Kızıl Afetim1.099 kelime
- 6 6.Bölüm: Tanınmayan Misafir1.081 kelime
- 7 7.Bölüm: Doğru Şüphe Doğurur Mu?913 kelime
- 8 8.Bölüm: Kanlı Mühür850 kelime
- 9 9.Bölüm: Kimsin Ela Gözlü Yabancı?1.112 kelime
- 10 10.Bölüm: Neredesin Simay?1.012 kelime
- 11 11.Bölüm: Kim Olduğunu Biliyorum690 kelime
- 12 12.Bölüm: Sevmeyeni Özlemek Daha Zor844 kelime
- 13 13.Bölüm: Şah Damarından Yakın544 kelime
- 14 14.Bölüm: Normal Bir Gün1.102 kelime
- 15 15.Bölüm: Şüphe838 kelime
- 16 16.Bölüm: Anlatılamayanlar755 kelime
- 17 17.Bölüm: Barış1.252 kelime
- 18 18.Bölüm: Kendimle Direnişim973 kelime
- 19 19.Bölüm: Merhamet1.363 kelime
- 20 20.Bölüm: İhanet851 kelime
- 21 21.Bölüm: Yüzleşme695 kelime
- 22 22.Bölüm: Kaçak926 kelime
- 23 23.Bölüm: Korkak799 kelime
- 24 24.Bölüm: Savaş617 kelime
- 25 25.Bölüm: Kapalı kapılar768 kelime
- 26 26.Bölüm: Anlaşma875 kelime
- 27 27.Bölüm: Lise664 kelime
- 28 28.Bölüm: Yeniden Lise1.024 kelime
- 29 29.Bölüm: Saldırı711 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Büyükbabam ile araba içerisinde hiç bir zaman var olmadığım bir yere gidiyorduk. Ailemin yanına. Ben babamın küçük kurbanıydım işte. Otuz yaşlarında yaptığı hatanın kurbanı olmuşum bilmeden. Eğitmenlerimin başı, onun yaptığı hata karşısında ya ben ya da sevgili ablamı istediler ve sevgili babam ilk benden vazgeçti. Bunun nedenini bilmemek kalbimde hep derin bir hançer yarası gibi en olmadık yerde kıvrandırıyor bedenimi.
"Alev güzel kızım, Almira..."
Büyükbabam sıkıntılı bir nefes verdi ama ben anlamıştım onun ne diyeceğini.
"Peki büyükbaba zaten Sarp Şahsuvar isimli baba karakteri ile Handan Şahsuvar adlı anne karakteri bile beni tanımaz. Kaldı ki biricik ablam..."
Başımı alaycı bir tavırla sallayıp güldüm. Büyükbabam yine gözlerine o acıma duygusunu kondurmuş onunla göz teması kurmamı bekliyordu. Maalesef buna izin veremezdim birinin bana olan acıma duygusuna katlanamazdım. Koca bir villa önünde durduk.
"Hoş geldiniz Hakan Bey. Misafirimiz var bugün sanırım?"
Büyükbabamın yanında sevimli kız tavrı takınmak zorunda olduğum için gözlerimi kırpıştırıp karşımdaki korumaya baktım.
"Evet. Sarp evde mi?"
Koruma kafasını salladı büyükbabamla olan yakınlığı bu adam hakkında kötü düşünceler beslememe yetmişti. Adam büyükbabamla bir şeyler daha konuşuyordu ama benim aklımda tek soru vardı. Gözlerimden de olsa kızı olduğumu anlamaz mıydı? Tüm kötü işlerinin üstünü örten bu gizli kızı tanımaz mıydı? Demir kapılar ardına kadar açıldı araba bahçeye doğru ilerlerken bedenim stresten tepki olarak ter döküyordu.
"Büyükbaba istemiyorum! Yapamam anladın mı? Bunca yıldır hâlâ beni 'bir trafik kazası sonucu öldü' olarak gösteren bu adamla ve yokluğumu tek saniye olsun sorgulamayan o kadınla göz göze gelemem. Beni değil onu seçtiler, bu nasıl acı bir duygu tek saniye düşündün mü? Ben uyuyamıyorum büyükbaba. Ben yedi yaşından bu yaşıma kadar uyuyamıyorum geceleri. Kalbim yok zaten duygudan o kadar yoksun ki varlığı şüphe ettiriyor. Ama aklım, aklım yapılanları tek saniye olsun unutturmuyor ki... Ben hangi gece beni alırlar ne tür işkence ederler diye beklemekten yorulurken onlar burda kızlarıyla evcilik oyununu oynuyordu... Ne olur geri dönelim..."
Bir kaç nefeste söylediğim şeyler ruhumu paramparça edip üstüne tuz bastığım yaralardan bazılarıydı. Söylemek istediğim daha çok şey vardı ama konuşacak halim yoktu. Gözleri dolu olan büyükbabam kafasını yere eğdi. Biliyordum sırf kötü hissetmeyeyim diye benden gizliyordu duygularını. O da kinliydi babama. Yaşadıklarım ben kadar ona da zordu. Kabuslardan çığlık çığlığa uyandığımda babaannem ile büyükbabam birlikte ağlardı halime.
"Alev, benim güzel kızım. Seni anlıyorum ama bu büyük bir kumar, büyük bir oyun var ortada. Bana yardımcı olmayacak mısın? Yanımda varlığını hissetmeme engel mi olacaksın?"
Ciğerlerime olabildiğince nefes çekip içimde tuttum. Babaannem öldükten sonra onun benden başka kimsesi yoktu. On beş yaşımdan bu zamana kadar beni kötü her olaydan uzak tutmaya çalıştı. Yabani hayvanlar gibi av aradığımda, beni papatyadan taçlarla ödüllendirdi. Şimdi böyle bir adama nankörlük edemezdim. Benim ondan başka ailem yoktu ki. Aile kavramını bana öğreten bu adamdan vazgeçemem ben. Tuttuğum nefesi bırakıp ona baktım.
"Beni Rusya'dan aldığında henüz on beş yaşındaydım ama farkındaydım büyükbaba... Zamanla içime işleyeceğinin farkındaydım. Kabul girelim!"
Hızla arabadan indim. Üzerimde şifon elbise üzerinde bodycon korse olan kısa elbiselerden biri vardı. Büyükbabam yanında sevimli kız olduğum için saçlarımın ucu dalgalı bir şekilde açıktı. Yüzüme gelirsek özel günler dışında abartılı makyaj sevmediğim için; dudaklarımda çilekli balmım ve kirpiklerimde hafif rimel vardı. Büyükbabam yanıma gelince elini belime attı. Acaba diz kapağımın bir kaç parmak altında biten çizmenin içinde küçük bir tabanca ve üç tane çakı olduğunu bilse beni böyle çocuk sever gibi sever miydi? İçeri girdiğimizde bir kız koşarak büyükbabama sarıldı. Açık buğday tenli, mavi gözleri benimkinden açık bir renge sahip, siyah dalgalı saçlı bu kıza büyükbabamda sarıldı.
"Hoş geldin büyükbaba. Sana anlatacağım bir ton şey var!"
Nefessiz kaldım. Tahmini zor değildi ama onun ağzından netleştirmek zordu. Benim ablam... Almira Şahsuvar... Karşımda beni uzaylı görmüş gibi ama bir o kadar da beğeni dolu bir şekilde süzüyordu.
"Bu güzel kız kim büyükbaba? Şirketinden bir çalışan mı? Belli ki öyle niye soruyorsam. Ben Almira tatlım. Almira Şahsuvar."
Bana uzattığı ele baktım ve hareket edemedim. Saç diplerime kadar yanıyor ama bir o kadar da üşüyordum. Midem bulanıyordu. İlk dakikadan bu eve gelmemin büyük bir hata olduğunu anlayarak kapıya yöneldim.
"Alev hayır!"
Büyükbabamın sesiyle yere eğik kafamı dikleştirip hâlâ açık kapıya baktım.
"Hava almam lazım Hakan Bey..."
Ağlayamadım ama arka bahçeye ulaştığımda hıçkırık içinde yere eğildim. Elimi kor gibi yanan kalbime bastırdım. Duygu yoksunu, taşlaşmış bir kalbe fazla gelmişti bu yoğun hisler.
"İyi misiniz?"
"Seni ilgilendirmez! Kimsin?"
"Ben Almira'nın sevgilisi Savaş Gökmen. Şimdi kimsin bilgi verecek misin?"
Kahkaha atarak gözlerime buz gibi bir ifade yerleştirip eğildiğim yerden doğrulup göz teması kurdum. Karşımdaki kişi; koyu kumral, yeşil gözlü, kahverengi saçlı biriydi. Kana susadığım bu zamanda birinin bana yaklaşmaması şarttı.
"Sana ilk başta 'seni ilgilendirmez' gibi bir cümle kurduysam sorunu tekrar ettirecek bir şans vermemişimdir."
Evden çıkan iki tane tahminim biri 1.87 biri 2 metre olan iki kişi çıkıp adının Savaş olduğunu öğrendiğim kişinin yanına geldiler. 1.87 olan kişi; akyaz, kehribar gözlüydü. Saçları dağınıktı kol kaslarını gösterecek bir şekilde, siyah gömleğinin kol kısmını yukarı katlamıştı. Kolunun açık kısmından koluna yaptırdığı yılan dövmesi, yakasının açık kısmından gözüken kanat dövmesi ve boynunda kulağının altına yaptırdığı küçük ejderha dövmesi gözüme çarpan detaylardı. İki metre kadar olan kişiye baktığımda nedensizce çok tanıdık geldi. Ona karşı içimde bilmediğim sevgi parçası vardı. Kimdi bu; ela gözlere sahip, beyaz tenli ve kumral saçlı çocuk. Saçlarını gelişigüzel eliyle şekillendirmiş gibiydi. Çene kasları yüzünden yanakları hafif içine çöküktü. Biçimli burnu vardı. Alt dudağı üst dudağına karşın daha dolgundu. Sağ elinin üstünde akrep dövmesi vardı. Onu incelediğim için mi bilmem ama gözleri gözlerimde beni izliyordu.
"Ne oluyor burda Savaş?"
1.87 olan çocuk söze girince gözlerimi yeşil gözlerden çektim.
"Bende bilmiyorum Sargın. Hanımefendi kötüydü iyi olup olmadığını sordum bana beni ilgilendirmediğini söyledi ve kim olduğumu sordu. Cevap verip kim olduğunu sordum beni ilgilendirmediğini söyledi."
Adının Sargın olduğunu öğrendiğim çocuk tuhaf tuhaf bana bakarken, ela gözlü çocuk kahkaha attı.
"Neden güldün Kıran?"
Çocuk daha da gülmeye devam ederken bu sefer sinirlendim.
"Siz dalga mı geçiyorsunuz be? Çocuk mu var karşınızda?"
Kıran ile birlikte Sargın da gülmeye başlayınca sert bir şekilde dönüp eve koştum. Bu yeni tanıdığım insanları öldürmemek için onlardan uzak durmalıydım. İçeri girdiğimde büyükbabam hâlâ kapının orda beni bekliyordu.
"İyi misin?"
"Soy adım Taşkın. Alev Taşkın."
"Alev-"
"İçeri geçelim Hakan Bey"
Büyükbabamı dinlemeden içeri geçtiğimde babam ile ablamı sarılır bir şekilde buldum. Ne bekliyordum ki onlar baba kızdı. Onun sevgisini üzerinde hiç hissedemedim ama belki ablama gösterdiğiyle görebilirdim.
"Baba projem için bana yardım edeceğine söz vermiştin! Bu akşam onu tamamlar mıyız?"
"Elbette güzel kızım benim. Savaş nerde?"
"Hava almak için dışarı çıktı gelir birazdan. Gelsin yemeğe çıkacağız."
"Gittiğin yere dikkat et Almira. Hijyeninden şüphe ettiğin yerde durma!"
Yüzümde buruk bir tebessümle onu izleyip dediklerini dinliyordum. Benim işkence gördüğüm yer küf kokuyordu baba... Her şeyim üzerine yemin ederim çok izbeydi, nefes almak zor geliyordu. Çok kez aç kaldım. Aç kaldığım günlerde toprak yedim midemin acısı belki geçer diye. Banyo yapamadığım zamanlar dolaşan saçlarımı ellerimle açtığımda sen kızının saçını mı örüyordun yoksa? Sevgini hissetmedim, hissedememde ama uzaktan izledim bugün. Sevgi bu olsa gerek. Sevgin bu olsa gerek...
(Bölüm sonuu. Kitabımı beğenip kaydederseniz ve eleştirilerinizi sunarsanız çok mutlu olurum...)
Bölüm etkileşimi
