Kızıl Vasiyet kitap kapağı

21. bölüm / 29

21.Bölüm: Yüzleşme

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 29Şu an: 21.Bölüm: Yüzleşme

Yeniden yola döndüğümde hemen Kenan'ı aradım.
"Ne oldu Alev?"
"Kenan ben gelene kadar, Gizem'i tut ve yapabildiğin her şeyi yap."
"Tamam ben zevkle yaparım da... Sen hangi Gizem'den bahsediyorsun?"
"Gizem... Keskin."
"Ama... O... Sen..."
"Onun bendeki yerini sorgulama Kenan! Ve hemen dediğimi yap!"

★★★
İçeri girdiğimde, ilk üzerimdeki elbiseyi çıkarıp gelişi güzel bir pantolon ve badi giydim. Elime silahı alır almaz, Gizem'in olduğu odaya yöneldim. Gayet duygusuz bir şekilde kapıyı açıp, diz çökmüş Gizem'e baktım. Bacağının açık yerlerinde ve yüzünde yaralar vardı. Bu haline dudağımın bir köşesi kıvrılırken, içim az sonra yaşanacakların canımı yakacağını söylüyordu.
"Kim tarafından içeri sızdın?"
"Ne önemi var? İçeri sızmadım ayrıca... Sayemde örgüt kurmuş oldun."
"Evet ama sayende değil! Sana acıdığım için, tek kalma istedim. Birlik olalım, aile olalım istedim. Karşılığında böylesine güçlü bir nankörlük beklemiyordum."
"Hayat bu Alev Şahsuvar! Bugün ben burada öleceğim ama bu sana ömürlük ders olacak. Bir daha belkide kimseye arka çıkmak istemeyeceksin."
"Seni bulduğumda yaralıydın, yaralarını sardım. Ailem yok dedin, sana bir aile yarattım. Ablam olsun isterdim dedin, sana abla oldum. Kimse beni düşünmüyor dedin, ateşin çıktığı her gece başında bekledim... Neden yaptın? Sebebi olmalı?"
Aniden sarsılarak ağlamaya başladı. O karşımda bu haldeyken, kendimi defalarca kez çaresiz hissettim. Bu acıyı ikimiz için de dindirmem en doğrusuydu... Elimdeki silahı ona doğrulttum. Hızla yere eğik kafasını kaldırıp yüzüme baktı.
"Sana bir mektup bıraktım. Bu günün geleceğini bildiğim için, çok önceden yazmıştım. Pişman mıyım? Hayır. Ama üzgünüm tüm bunlar için... Tabii izin verirsen söyleyeceklerim için de."
"Son nefesinde, ben her zaman herkese şans veririm. Dinliyorum ama ilk sorumu cevapla. Soy adımı nereden biliyorsun?"
"Benim yolumu seninle kesiştiren kişi, K.P'nin ta kendisi. Beni o barın önünde bulduğunda, elbette kimsem yoktu. Ama senden önce benim bir sahibim vardı Alev! Senden önce beni o buldu ve bir köpek gibi ne isterse yaptırdı. O bana öldürdüğü babasının leşini yok ettirdi..."
Yeniden yüzüme bakarak ağlamaya başladı. Benim elimdeki silah hâlâ ona doğrulmuş duruyordu ama gözlerim, daha doğrusu duyduklarım eşliğinde düşüncelerim; odanın bir köşesine takılı kaldı. Kahrolası gözlerim yine yanmaya başladı.
"O bana göre bir canavar! Eminim sana da öyle planları vardır. Ben masumum diyemem ama, zorundaydım... Soyadını öğrendiğimde seni araştırdım ama sen ölüydün... Seni de mi ailen sevmedi?"
Dolan gözlerimi saklamak için, sıkıca kapattım.
"Biliyor musun? Onun benimle işi bittiği için, sana beni sundu. Seni takip ettirdi, güvenini kazandırdı, benden yerini ve nereye gittiğini de öğrenince beni öldürtmek istedi."
"Sana bir daha güvenemem."
"Beni öldür... Bu acı son bulsun."
"Kenan!"
Kapıda bekleyen Kenan odaya girince, hemen ona döndüm.
"Onu öldür! Ve benim asla bulamayacağım bir yere defnet."
Kenan kafasını salladı. Silahı onun avucuna bırakıp son bir kez pişmanca, gözlerim dolu dolu Gizem'e baktım. Odadan çıkıp, sırtımı kapıya yasladım. Beş dakika kadar sürenin ardından, tek bir silah sesi geldi. O mermi benim kalbime isabet etmiş gibi, dizlerimin üzerinde yere çöktüm. Kalbimi tutarak, bir hıçkırık krizine daha girdim. Ayağa kalkıp koşarak, depodan çıktım. Kendimi rahatlatmak için, onun bir hain olduğunu söylüyordum ama o mermi benim güvenime de isabet etti. Arabaya binip kapıyı kapattım. Kardeşim yaptığım kızın kanları elimdeymiş gibi, elimi bastırarak dizlerime sürttüm. Gözümden düşen bir damla, onun benim için daha fazlası olduğunu açıkça ortaya koydu.

★★★
Yine o uçurum kenarında, öylece duruyordum. Hâlâ salak gibi ağlıyordum. Hatta salak gibi değil gayet aklı başında ağlıyordum. Bir eli omzumda hissetmemle, hızla dönüp arkamdakinin kolunu çevirdim. Başındaki maskeye elimi uzattım ki, hızla dönüp beni hafifçe itti. Yüzündeki ses maskesi ve termal maske onun kim olduğunu bana sundu.
"Yine mi sen?"
"Memnun değil misin?"
"Şu an değilim! Ve ayrıca neden gözlerin ela?"
"Allah'ın takdiri. Neden ağlıyorsun?"
Maskenin altından kaşlarını çatıp, bana bir kaç adım attı. Yerimde öylece bekledim bana gelişini. Yanıma gelip, eldivenli sağ elini yüzüme uzattı. Gözümden firar eden bir damla, parmaklarıyla buluştu.

"Neden bana karşı böylesine iyisin? Seninde mi benimle olan bir işin var?"
Kafasını olumsuz anlamda sallayıp, yana doğru yatırdı. Gözlerime öylesine derin baktı ki, her şeyimi anlatmak istedim ona. Az önceki yaşananları ve gücümün tükendiğini...
"Senden hiç bir çıkar beklemiyorum... Aksine sana can borcum var..."
"Bu da ne demek?"
"Bir kaya üzerindeki, gizli tuzağa yakalandığım gün..."
Ağzım açık bir şekilde öylece karşımdaki, bunca zamandır X olarak tanıdığım kişiyi; yeniden tanıyordum. Zaten ela gözleri de bunun aksini iddia edemezdi. Gözlerine baktığımda, hissettiğim güven bunun için miydi?

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

31okunma 16beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…