Bölümler 29Şu an: 14.Bölüm: Normal Bir Gün
- 1 1.Bölüm: Bir Günahın Kurbanı1.163 kelime
- 2 2.Bölüm: Sevgi Bu Olsa Gerek1.148 kelime
- 3 3.Bölüm: Katilime Kıyamadım918 kelime
- 4 4.Bölüm: Cehhennem Ateşe Değil, Ateş Cehenneme Aittir836 kelime
- 5 5.Bölüm: Uyan Kızıl Afetim1.099 kelime
- 6 6.Bölüm: Tanınmayan Misafir1.081 kelime
- 7 7.Bölüm: Doğru Şüphe Doğurur Mu?913 kelime
- 8 8.Bölüm: Kanlı Mühür850 kelime
- 9 9.Bölüm: Kimsin Ela Gözlü Yabancı?1.112 kelime
- 10 10.Bölüm: Neredesin Simay?1.012 kelime
- 11 11.Bölüm: Kim Olduğunu Biliyorum690 kelime
- 12 12.Bölüm: Sevmeyeni Özlemek Daha Zor844 kelime
- 13 13.Bölüm: Şah Damarından Yakın544 kelime
- 14 14.Bölüm: Normal Bir Gün1.102 kelime · Okuduğun bölüm
- 15 15.Bölüm: Şüphe838 kelime
- 16 16.Bölüm: Anlatılamayanlar755 kelime
- 17 17.Bölüm: Barış1.252 kelime
- 18 18.Bölüm: Kendimle Direnişim973 kelime
- 19 19.Bölüm: Merhamet1.363 kelime
- 20 20.Bölüm: İhanet851 kelime
- 21 21.Bölüm: Yüzleşme695 kelime
- 22 22.Bölüm: Kaçak926 kelime
- 23 23.Bölüm: Korkak799 kelime
- 24 24.Bölüm: Savaş617 kelime
- 25 25.Bölüm: Kapalı kapılar768 kelime
- 26 26.Bölüm: Anlaşma875 kelime
- 27 27.Bölüm: Lise664 kelime
- 28 28.Bölüm: Yeniden Lise1.024 kelime
- 29 29.Bölüm: Saldırı711 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bugünün normal geçmesini dileyerek, Simay'ın evine girdim. Mutfağa doğru ilerlediğimde, Simay'ın dün gece Sargın'ın söylediği şarkıyı mırıldandığını duydum. Birden mutfağa zıplayarak, Simay'ın kolundan tutup kendime çevirdim.
"Yalancı! Dün gece sen uyumuyordun!"
"Y-ya... Nereden çıktı bu Alev?"
"Simay seni çok iyi tanıyorum. Gözlerini kaçırıyosun..."
"Çok ses vardı, uyuyamadım bir kere..."
Kocaman bir kahkaha atıp, Simay'ın kendine hazırladığı kahveyi kapıp salona girdim. Simay mutfaktan çıkmayıp, bana seslendi.
"O aklındakini çıkar Alev!"
"O oklondokono cokor olov!"
Onu taklit etmemle, sert adımlarla yanıma gelip, ellerini beline koyup tepeden bana baktı.
"Sence bana mı söyledi şarkıyı?"
Ağzımdaki kahveyi püskürtüp, kafamı kaldırarak ona baktım.
"Ciddi misin?"
"Ciddiyim Alev. Bak, ona karşı içimde bir şey var mı bende bilmiyorum ama merak ediyorum Alev. Neden dün gece o kadar içmişti?"
"Bak bende orasını merak ediyorum."
"Alev... Ben seninle dertleşmeyi özledim."
Gözleri dolu dolu bana sarıldı. Haklıydı. Uzun zamandır ona zaman ayırmıyordum. Sarılışına karşılık verip, saçlarından öptüm.
"Sarı Kız, ben hep yanındayım senin. Ve bence o aptal seni seviyor."
Burnunu çekip, benden ayrıldı. Gözleri dolu dolu bakıyordu.
"Bence seviyordu Alev. Bitti bence her şey..."
"Bugün şirkete gideceğiz ya seninle. Orada Almira da olacak. Babama yardım edecekmiş... Almira olursa, mantıken Savaş da olacak."
Yüzümdeki sırıtmayla ona baktım. O da aydınlanmış gibi bana baktı.
"Alev hemen hazırlanıp, geliyorum."
Yerinden fırlayarak, odasına kaçtı.
"Ya Cilveli Sarı! Yine bana bıraktın her şeyi."
"Bugünlük sendeyiz."
Kafamı sallayarak, ayağa kalktım. Mutfağa gidip, masanın üzerine her şeyi yerleştirip onu bekledim. Geldiğinde, üzerinde; Sarı, papatyalı, diz üstü bir elbise vardı. Beyaz spor ayakkabı ve açık saçlarıyla mükkemel olmuştu. Kendi görüntüme karşılık, Simay mükkemeldi evet. Simay kaşlarını çatıp bana baktı.
"Ne?"
"Bu baggy pantolon ve üzerindeki beyaz t-shirtle seni götüreceğimi düşünüyorsan, yanılıyorsun."
"Yalnız sen beni değil, ben seni götürüyorum."
"Alev!"
"Ne bağırıyorsun be!"
"Geçen yıl aldığım kırmızı elbise, sana mükemmel olur!"
"Elbiseyi sadece büyükbabamın yanında giyiyorum."
"Hakan Amca da orda olcak!"
"Simay!"
"Alev!"
∞∞∞
Şirkete girmiştik. Ve evet Simay bana o kırmızı elbiseyi giydirmek için, üzerime kahve döküp; bu da yetmez gibi eline geçen bıçakla t-shirtümü parçaladı. Bunlar aklıma gelince, ona delici bakışlar attım. Gözleriyle etrafı işaret edip, bana döndü.
"Herkes mükemmel bir uzaylı görmüş gibi sana bakıyor."
Etrafıma baktığımda tüm gözler üzerimdeydi. Nereden bilebilirlerdi ki, bu ailenin bir parçası olduğumu. İlerden bizden tahmini dört yaş büyük, esmer ve kahverengi gözlere sahip bir adam geldi.
"Simay, yine gelir gelmez yakmışsın ortamı?"
"Teşekkür ederim Kaan Bey. Hakan Amca geldi mi?"
"Odasında seni ve yanında..."
Bana bakıp yutkundu. Sanki ona öldürecekmiş gibi bakıyorum gibi bir adım geri çıktı.
"Ve yanında gelen hanımefendiyi istedi de. Siz neden beni öldürecek gibi bakıyorsunuz?"
Simay bana dönüp, kolumu sıktı. Ona döndüğümde, bir kaş hareketiyle gözlerimi işaret etti. Masumane bakışlarımı takınıp, yeniden döndüm.
"Hâlâ trafik etkisindeyim. Yanlış anladınız!"
"Anladım Kızıl Hanımefendi. Adınız neydi acaba?"
"Seni ilgilendirse, Hakan Bey'de söylerdi diye tahmin ediyorum."
Kaşları çatık bana bakarken, arkadan bir el omzunun üstüne sertçe indi.
"Duydun bence duyacağını Kaan. Şimdi işine dön."
Sanki Azrail görmüş gibi, Kıran'a bakan Kaan, kafasını sallayıp asansöre yürüdü.
Kıran'ın yanındaki Sargın'a döndüğümde, kolundaki kıza şok oldum. Simay'a döndüğümde, dolu gözlerini beklemiyordum. Sargın ona döndüğü an, hızla lavaboya koştu.
"Ay! Midesini üşütmüş ben bir bakayım."
Bende onun peşinden koştum. Lavaboya girdiğimde, aynanın karşısında sessizce ağlayan Simay beni yıkmıştı bile.
"Simay..."
"Bunun tesellisi yok Alev! Bazı sırlar mezara değil, insanın gözlerine gömülür. Sende bende gördüklerini, göm gözlerine... Alev... Ben sanırım sevmişim."
Hıçkırarak başını omzuma koyduğunda, yine gözlerim doldu. Ama yine ağlayamadım... Kendine geldiğinde, gözyaşlarını silip, makyajını düzeltti. Birlikte lavabodan çıktığımızda, onlar hâlâ bizi bekliyordu. Simay'la birlikte asansöre ilerleyip, büyükbabamın katına bastık. Onlar bindiğinde herhangi bir tuşa basmadığına göre, bizimle aynı kata çıkıyorlardı.
"Sargın, bugün hep gittiğimiz restoranta gidelim mi?"
Sargın göz ucuyla Simay'ın kızarmış gözlerine bakıp, yeniden yanındaki kıza döndü.
"Gidelim canım."
Simay hıçkırınca, herkes ona döndü. Almira kaşlarını çatarak, Savaş'ın kolundan çıkıp, Simay'ın önünde durdu.
"Sen iyi misin?"
"Evet... Geldik."
Asansörden hızla inip, kafası yerde yürürken Kaan'la çarpıştı.
"Simay! Ne oldu sana?"
"Kaan..."
Yine gözlerinin dolduğuna emin olduğum Simay'ın yanına gittim.
"Merhaba Kaan. Ben Alev... Sabah olan konuşmayı unut! Biraz sinirliydim."
"Bende Kaan diyeceğim de öğrenmişsin zaten. Tanıştığıma memnun oldum Alev Hanım."
"Bende... Simay bugün biraz hasta da. O yüzden çarptı sana... Neyse ya uzadı konuşma. Görüşürüz."
Kaan kafası karışık ikimize bakarken, ben Simay'ın kolundan tutup; büyükbabamın odasına girdim.
"Alev... Simay... Neyiniz var sizin?"
"Ya büyükbaba Simay midesini üşütmüş. O kötü olunca, bende iyi değilim."
"Siz nasılda masumsunuz böyle!"
Büyükbabam şefkatle bize bakarken, ben yüzümü buruşturdum. Az önce kolunu bıraktığım Simay'ın elini kolumda hissedince, ona döndüm.
"İyi misin?"
"Başım dönüyor ve midem bulanıyor."
"Büyükbaba bize içecek bir şeyler söyler misin?"
"Emrin olur Kızıl Gelincik!"
"Emir değil ricadır efendim!"
Kapı tıklanınca, Simay'ı oturtup kapıya yöneldim. Yine o dörtlüyü görünce, arkamı dönüp içeri girdim.
"Büyükbaba!"
"Hoş geldin güzel kızım..."
"Hoşbuldum. Kaan senin toplantının olduğunu söyledi."
"Hay aksi! Unutmuşum. Alev... Masama geç ve ben gelene kadar buralara sahip çık."
"Bugün Bora Bey ve Suat Bey tasarımları incelemeye gelecek!"
"Sana tamda bunun için buraları emanet ediyorum..."
"Güveninizi boşa çıkarmayacağım Hakan Bey!"
Büyükbabam gülümseyip, odadan ayrıldı. Baygın bakan Simay beni korkuttuğu için, hemen masaya geçip, telefonu elime aldım.
"Bir şeyler ister misiniz?"
Sargın yanındaki kıza baktı. Kız omuz silkince, bana döndü.
"Dört tane soğuk limonata. Kıran sade sever, bizimki şekerli olsun."
İki kahve ve dört limonatayı söyleyip, Simay'ın yanına oturdum.
"Hastaneye gidelim mi?"
"Gerek yok! Alev babam bugün mü gelecek?"
"Evet bitanem." Kafasını sallayıp, geriye yaslandı.
Sargın kaşları çatık, bizim olduğumuz tarafa bakarken; Savaş kalkıp yanımıza geldi. Simay'ın önünde diz çöküp, gözlerine baktı.
"Bu sarışın kızı kim üzmüş?"
Simay'ın gözleri yine doldu. Birisi şu an maşallah dese, ağlayacak durumdaydı.
"Üzgün değilim ki."
"Gözlerin öyle demiyor ama küçük hanımefendi. Baksana dolu dolu bakıyor. Alev kim üzdü bu kızı söyle öldürelim."
Simay bu sefer yine ağlamaya başlayınca, Savaş yanlış bir şey söyledim korkusuyla ayağa kalktı. Sargın'ın yanındaki kız da içinde olmak üzere, hepsi başımızda toplandı. Almira dayanamayıp ona sarılınca, Simay beni şaşırtarak karşılık verdi.
"Neyin var Simay?"
"Sevdiğimi kaybettim sanırım Almira."
"Sevgilin mi vardı?"
"Olamadı..."
Ayağa kalkıp dışarı çıktı. Tam arkasından gitmeye hazırlanıyordum ki, telefon çaldı. Masanın yanına gidip, telefonu kulağıma götürdüm.
"Ne var?"
"Efendim Suat Bey geldi. Odaya geliyor."
Telefonu sertçe kapatıp, masaya oturdum.
"Almira koltuklara oturun. Suat A... Suat Bey geliyor."
Almira kafasını sallayıp, gözleri kapıda bir şekilde yerine oturdu. Diğerleri de aynı şekilde yerlerini alınca kapı tıklatıldı.
"Gel!"
İçeri Suat Amca girince, gözlerim doldu. Onu çok özlemiştim. Ayağa kalkıp, elimi uzattım. O da gözleri dolu bir şekilde elime uzandı. Elimi şefkatle sıkınca, ona sımsıkı sarılmak istedim.
"Simay nerede?"
"Suat Amca... Ay... Kusura bakmayın. Bir tanıdığıma çok benziyorsunuz. O aşağı indi."
Sargın yerinde doğrulup, delici bakışlarını Suat Amcaya dikti.
"Nereden tanıyorsunuz Simay'ı?"
"O bizim de tasarımcımız ve..."
Suat Amcanın sözünü kesen şey kapının sertçe açılmasıydı.
"Alev Hanım... Simay Hanım bayıldı."
Bölüm etkileşimi
