Bölümler 29Şu an: 11.Bölüm: Kim Olduğunu Biliyorum
- 1 1.Bölüm: Bir Günahın Kurbanı1.163 kelime
- 2 2.Bölüm: Sevgi Bu Olsa Gerek1.148 kelime
- 3 3.Bölüm: Katilime Kıyamadım918 kelime
- 4 4.Bölüm: Cehhennem Ateşe Değil, Ateş Cehenneme Aittir836 kelime
- 5 5.Bölüm: Uyan Kızıl Afetim1.099 kelime
- 6 6.Bölüm: Tanınmayan Misafir1.081 kelime
- 7 7.Bölüm: Doğru Şüphe Doğurur Mu?913 kelime
- 8 8.Bölüm: Kanlı Mühür850 kelime
- 9 9.Bölüm: Kimsin Ela Gözlü Yabancı?1.112 kelime
- 10 10.Bölüm: Neredesin Simay?1.012 kelime
- 11 11.Bölüm: Kim Olduğunu Biliyorum690 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 12.Bölüm: Sevmeyeni Özlemek Daha Zor844 kelime
- 13 13.Bölüm: Şah Damarından Yakın544 kelime
- 14 14.Bölüm: Normal Bir Gün1.102 kelime
- 15 15.Bölüm: Şüphe838 kelime
- 16 16.Bölüm: Anlatılamayanlar755 kelime
- 17 17.Bölüm: Barış1.252 kelime
- 18 18.Bölüm: Kendimle Direnişim973 kelime
- 19 19.Bölüm: Merhamet1.363 kelime
- 20 20.Bölüm: İhanet851 kelime
- 21 21.Bölüm: Yüzleşme695 kelime
- 22 22.Bölüm: Kaçak926 kelime
- 23 23.Bölüm: Korkak799 kelime
- 24 24.Bölüm: Savaş617 kelime
- 25 25.Bölüm: Kapalı kapılar768 kelime
- 26 26.Bölüm: Anlaşma875 kelime
- 27 27.Bölüm: Lise664 kelime
- 28 28.Bölüm: Yeniden Lise1.024 kelime
- 29 29.Bölüm: Saldırı711 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sargın kolumdan tuttuğunu ve beni sürüklediğinin farkında değildi. Normalde kimsenin beni bu şekilde zorlanmasını sevmem ama şu an Sargın en iyi şeyi yapıyordu. Ben ise, elimdeki tek değerli şeyi kaybettim düşüncesiyle hareket dahil edemiyordum. Yukarı çıktığımızda Sargın beni bir yere götürmeye çalışıyordu ama ben ayaklarımı yere bastırmış, kurbanlık koyun gibi inat eder halimle öylece duruyordum.
"Alev eminim Kıran ve Savaş'ın bana ihtiyacı var. Yalvarırım yapma şöyle!"
Boş gözlerle onun yüzüne öylece baktım. Şu an ben bile kendimi boğmak istiyordum, kim bilir Sargın neler düşünüyordu.
"Alev kendine gel artık! Sen nasıl bir su-"
Ben kaşlarımı çatmış cümlenin devamını beklerken, Sargın yumruğunu başımın yanındaki ağacın gövdesine geçirdi.
"Ne yaparsa yapsın umrumda bile değil!"
"Kim? Ney-"
Henüz sorumu tamamlamadan, Sargın kolunu bacağımın altından geçirip beni sırtına attı.
"Diğer kızlar gibi çırpınmaman gözlerimi yaşarttı açıkçası."
"Bok çuvalı gibi aşağı sarkıkken, aklıma hiç çırpınma gelmedi açıkçası."
"Şimdi bırakıyorum seni. Umarım silah kullanmayı biliyorsundur."
Beni yere bıraktığında artık kaçacak yerim kalmamıştı. Gerçek ortadaydı işte: Yine Simay'ın yaşamasını istiyorsam öldürecektim!
"Tiryakisiyim!"
Belimdeki silahı çıkarıp gözüme çarpan ilk kişiyi tam alnından vurdum. Sargın sırıtırken, gözlerinde kan dökme arzusunu gördüm. Simay görüş açıma girdiğinde Sargın'a döndüm. Elindeki silahı parçalayacak gibi Simay'ın olduğu yere bakıyordu. Simay henüz bizi fark etmemiş yanındaki korumayla flört etmeye çalışıyordu.
"Beni öldürmeye kıyamayacağını ikimiz de biliyoruz yakışıklı koruma!"
"Ya baş belası kadın beni bıraksan, ilk işim seni öldürmek olacak."
"Al bıraktım hadi öldürsene."
Sargın sert ve büyük adımlarla onlara doğru ilerlerken içim rahattı. Sargın ne kadar itiraf etmesede Simay'a değer veriyordu, bu ne için belli olmasa da. Simay'ın yanındaki koruma tam silahı Simay'a doğrultmuştu ki, Sargın adamı alnından profesyonelce vurup etkisiz kıldı.
"Cehennemde yeniden görüşmek dileğiyle..."
Simay kaşları çatık ona döndüğünde ona neler söyleyeceğini az çok tahmin ettiğim için koşarak Kıran'ın yanına gittim.
"Almira nerede?"
"Etrafta yok! Almira, Simay'ı bırakıp adamları etkisiz hâle getircem diye çıkmış. Savaş farklı yerlere aramaya gitti."
"Ve sende burada kaldın öyle mi?"
"Ve bende gitsem arkadaşın burada ölecekti öyle değil mi?"
Oflayarak önüme döndüm. Önüme çıkan dört kişiyi vurarak, ağaçlık bir yere girdim. Sebebini bilmiyorum ama kocaman bir ağaç çarptı gözüme. İçimdeki ses beni oraya sürükledi. Oraya gittiğimde; dizlerini karnına çekmiş, kulaklarını kapatmış öylece ağlayan Almira girdi görüş açıma.
"Kalk ne yapıyorsun burda?"
"Ya görmüyor musun?"
Ağlaması daha da şiddetlenirken, kendimi suçlu hissettim.
"Tamam, kalk haydi yanında ben varım."
Uzattığım elimi tutup ayağa kalktı. Kalkar kalmaz bana sımsıkı sarıldı. Bunu beklemediğim için karşılık vermedim.
"Bana dokunmaya çalıştılar Alev! Simay benden küçük diye bir şey anlamadı. Ben ona kaçması gerektiğini söyledim ama biri beni buraya kadar kovaladı. Zor saklandım ondan..."
Hıçkırıklarla sarsılan bedeni, tüm kontrolümü yitirmeme sebep oluyordu.
"Nasıldı? Tarif et sadece!"
"Kel biriydi. Çok uzundu ve yüzünde derin bir yara izi vardı. Şu ağaçlık alana gitti..."
"Almira bundan Savaş'a bahsetme şu an. Arkanı dön ve dümdüz git!"
"Ama sen?"
"Geleceğim... Bakma öyle söz!"
Kafasını sallayıp, arkasını döndüğü an koşarak uzaklaştı. Havaya tek el ateş ettim. Çalıların arkasında oluşan kıpırdaşmayla, oraya doğru koştum. Önümde koşan kel adamı görünce, daha da hızlandım.
"Durma! Durduğun an şerefini sikcem senin!"
"Bırak peşimi şeytan!"
"Cehennemimle tanışmadan şeytan deme."
Yanda duran kayadan destek alarak, havaya sıçradım. Yukardaki konumumdan yararlanarak, adamın yüzüne sert bir tekme geçirdim. Adam yerde yuvarlanırken, ben ayakta dengemi sağladım.
"Seni tuzağa çektiğimin bile farkında değilsin fahişe!"
Etrafıma baktığımda, leş görmüş akbabayı aratmayan adamları gördüm.
"Pekâlâ istediğiniz olsun!"
Belimdeki iki silahı da çekip, hepsini kalbinden vurdum. Biri dışında... Ben adama yönelmiştim ki, ensemdeki soğuklukla yerimde dikleştim.
"Kendini çok zeki sanıyosun değil mi?"
"Evet. Çünkü öyleyim."
"Seninle zaman kaybetmek istemiyorum!" Sözümü bitirir bitirmez arkamdaki adam, bir keskin nişancı tarafından öldürüldü.
"Sana gelirsek-"
"Lütfen... Ben... Sadece-"
"Amma da uzattın ama"
Silahın kabzasıyla ensesine vurup bayılttım. Tam o anda üzerimde gezen kartal yere indi. Ağzındaki notu ayak ucuma bırakıp yine yükseldi.
"Yine sen... Kimsin acaba gizemli şey?"
Notu elime aldım ama okumadan önce telefonumu çıkardım.
"B. sana attığım konumdaki, kel adamı depoda ağırla."
Karşıdakinin sözünü dinlemeden telefonu kapatıp cebime attım. Buraya yaklaşan adım seslerinden dolayı, yerini değiştirip zarfı açtım.
"En derin yaralar, kanayanlar değil; kimsenin göremedikleridir. Seninde yaran kanıyor Alev, neden görmeyenler için canını orataya koyuyorsun?"
K.P
"Alev ne yapıyorsun burada?"
"Bulamadım Almira."
"Sorun değil... Teşekkür ederim."
Üzerimde gezen kartala bakıp yutkundum. Kimdi bu beni derinden tanıyan?
Bölüm etkileşimi
