Bölümler 29Şu an: 20.Bölüm: İhanet
- 1 1.Bölüm: Bir Günahın Kurbanı1.163 kelime
- 2 2.Bölüm: Sevgi Bu Olsa Gerek1.148 kelime
- 3 3.Bölüm: Katilime Kıyamadım918 kelime
- 4 4.Bölüm: Cehhennem Ateşe Değil, Ateş Cehenneme Aittir836 kelime
- 5 5.Bölüm: Uyan Kızıl Afetim1.099 kelime
- 6 6.Bölüm: Tanınmayan Misafir1.081 kelime
- 7 7.Bölüm: Doğru Şüphe Doğurur Mu?913 kelime
- 8 8.Bölüm: Kanlı Mühür850 kelime
- 9 9.Bölüm: Kimsin Ela Gözlü Yabancı?1.112 kelime
- 10 10.Bölüm: Neredesin Simay?1.012 kelime
- 11 11.Bölüm: Kim Olduğunu Biliyorum690 kelime
- 12 12.Bölüm: Sevmeyeni Özlemek Daha Zor844 kelime
- 13 13.Bölüm: Şah Damarından Yakın544 kelime
- 14 14.Bölüm: Normal Bir Gün1.102 kelime
- 15 15.Bölüm: Şüphe838 kelime
- 16 16.Bölüm: Anlatılamayanlar755 kelime
- 17 17.Bölüm: Barış1.252 kelime
- 18 18.Bölüm: Kendimle Direnişim973 kelime
- 19 19.Bölüm: Merhamet1.363 kelime
- 20 20.Bölüm: İhanet851 kelime · Okuduğun bölüm
- 21 21.Bölüm: Yüzleşme695 kelime
- 22 22.Bölüm: Kaçak926 kelime
- 23 23.Bölüm: Korkak799 kelime
- 24 24.Bölüm: Savaş617 kelime
- 25 25.Bölüm: Kapalı kapılar768 kelime
- 26 26.Bölüm: Anlaşma875 kelime
- 27 27.Bölüm: Lise664 kelime
- 28 28.Bölüm: Yeniden Lise1.024 kelime
- 29 29.Bölüm: Saldırı711 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Odadan çıktığımda kapıda; Sargın, Kıran ve Savaş bana bir şey sormak ister gibi bakıyordu. Beni duydukları düşüncesiyle, bedenim kor gibi yanmaya başladı.
"Neden buradasınız?"
"Ambar faresi, burası benim evim unuttun mu?"
Bunu duyunca daha da utandım. Ben Savaş'ın evindeyim ve ona az önce, neden burada olduğunu sordum.
"Bir telefon görüşmem vardı... Onun için müsait oda aradım kusura bakma!"
"Kim bu, bizi bırakacağın kadar önemli kişi?"
"Savaş yeter gitme kızın üzerine! Kıran, Savaş'ı Almira pansuman için bekliyor onu aşağı indir."
Kıran sıkıntılı bir nefes verip, Savaş'ı kolundan tutarak aşağı indirdi. Ben Sargın'a minnettar bakışlar atarken, bana gözüyle odayı işaret etti. Kafamı sallayıp yeniden odaya girdiğimde, dışarıyı kontrol edip, kapıyı kapattı.
"Alev sana tek sorum var. Buna herhangi yalan bir cevap verirsen, seni onlardan bile koruyamam."
"Kimlerden?"
"Kardeşim dediğim kişilerden. Yani Savaş ve Kıran'dan. Alev kimdi arayan?"
"Sargın, herkesin kendisine göre bir hayatı var. Özür dilerim söyleyemem..."
Odadan çıkmak için elimi kapıya uzattığımda, yanıma gelip kapıyı açtı. Çıkmak için bir adım atmıştım ki, söyledikleriyle yerimde taş gibi kaldım.
"Alev, sandığın kadar gizli bir hayatın yok! Senin kim olduğunu çok iyi biliyorum... Meslektaşım..."
Sonra bunları söyleyen o değil gibi, öylece odadan çıktı. O odadan çıkarken, sözleriyle üzerime koyduğu yükten bi haberdi. Nasıl bilebilirdi? Nasıl öğrendiler?
Hızlıca aşağı inip, Kıran'a baktım. Burada en yetkili kişinin o olduğunu bilememek için, aptal olmak lazım. Ne diyeceğimi bildiği için, bana boş boş sırıttı. Sinirden içim içimi yiyor benim burada, adam karşımda hiç bir şey yok gibi sırıtıyordu. Kafasıyla dışarıyı gösterince, sert adımlarla kapıya ilerledim. Dışarı çıkar çıkmaz arkamı dönüp ona baktım.
"Sargın'ın kendini tutamadığına eminim! Bana bakan bu hırslı bakışlar aksini iddia edemez zaten! Buyrun Alev Hanım?"
"Ne kadar süredir bunu biliyorsunuz? Kime söylediniz? Almira'da biliyor değil mi? Biliyordum ya aptallık bende! Toz kondurmak istemiyor ya insan, ondan bu aptallığım. Yapmazlar dedim! Bana sorarsınız diye düşündüm zamanı gelince! Suikastçı olduğunuzu unutarak yaptım bu aptallığı!"
"Bitti mi?"
"Sen benimle dalga mı geçiyorsun?"
Yakasından kavramıştım ama boyu benden uzun olduğu için bana tepeden bakıyordu. Bu beni daha da sinirlendirdiği için, onu kendime doğru aşağı çektim. İşin tuhaf tarafı, o bundan memnun olmuş gibi gülümsedi.
"Geldiğinde, şüpheleri üzerine çektin zaten! İlk günden sert tavırların, bir anda ortadan kayboluşun, Almira'nın önüne atlayışın... Ortada kimse yokken hemde... Defile günü silah tutuşun... Alev sen başlı başına bir gizem uyandırıyordun zaten... Ve bu konuda bu düşünceler tek bana ait değil... Sarp Şahsuvar'da böyle düşünüyor! Bana kaç kere senin hakkında, bilgi toplamam için ricada bulundu. Ben ne yaptım biliyor musun?"
"Verdim deme... Yalvarırım!"
Bir anda kaşlarını çatıp, belimden tutarak beni duvara yasladı. Ben ona hâlâ yalvarır gibi bakıyordum. Aramızda, yok denecek kadar az bir mesafe vardı. Şu an batsın tüm mesafeler, ben babama yakalanacağım...
"Bir daha asla bu kelimeyi kullanma! Ve hayır vermedim... Ondan bir şeyleri saklamaya çalıştığını fark ettim. Vermedim bilgi, seni daha da sakladım. Kimsin sen Alev? Neden saklanıyorsun Sarp Şahsuvar'dan? Bana bunların cevabını borçlusun!"
"Zaman ver yalvar-"
Derin bir nefes alıp, gözlerimi yumdum. Yeniden gözlerimi açtığımda, ela rengi gözlerine bakarak tebessüm ettim.
"Sadece zaman ver. Ya da istersen, sen kendin de tüm bilgiyi bulabilirsin zaten."
Onu itip, eteğimi düzelttim. Eve girerken ensemde nefesini hissedince, irkildim. Düşündüğümden daha da hızlı.
"Seni senden dinleyeceğim... Alev Hanım!"
İçeri girdiğimde, Savaş'ın Sargın'a ters ters baktığını görünce; sebebinin az önceki sahne olduğuna emindim. Almira az önce Savaş'ı öldürmeye çalışmamış gibi, ona pansuman yapıyordu.
"Küreği nereden buldun piç!"
"Valla zor olmadı. Arka bahçeye zaten benim mezarımı kazdığın için, mezarın yanında rast geldik. Ben aslında kazma arıyordum, Almira vurduğundan o olmayan beynini ortadan ikiye ayırsın diye. Ama kürek kardeşi de görünce dayanamadım."
Savaş yanındaki bardağı Sargın'a fırlatınca, Sargın havada tutup sırıttı.
"Siz çift olarak, insanlara bir şeyler fırlatmayı seviyorsunuz galiba!"
"En azından çift olarak birbirimize hakaret etmiyoruz!"
"Almira yenge bu Savaş ne kadar da kerata ya! Baksana bir özür bile dilemedi! Ayıp valla."
Ben Simay'ın yanına oturduğumda, Kıran Sargın'ın yanında ayakta durdu.
"Bekliyorum hayatım özürümü!"
"İyi de hayatım ben suçlu muyum şimdi?"
"Suç sana iyilik yapanda! Barışmıyorum seninle! Alev, Simay kalkın gidiyoruz."
"Sabır! Yine nereye?"
"Kocaya kaçıcam! Senden hayır yok ya!"
"Krize gircem bak! Liseli çiftler gibi mi olacağız seninle?"
"Onlar bile daha tatlı."
★★★
Üçlü arkadaş grubu Savaş'ın dağ evi olduğunu öğrendiğim evde kalırken, ben Simay ve Almira'yı evine bırakıp; örgütün olduğu yere sürdüm. Telefonuma düşen bildirimi duymazdan gelip, yola devam ettim. Bu sefer telefon çalınca, ekrana bakmadan telefonu açtım.
"Mesajlarıma bakmaman kırıcı Alev Şahsuvar! Örgütteki hain bir kız."
"Yeter! Örgütten falan mısın sen?"
"Örgütten değilim ama örgüt gerçekten sana mı ait?"
"Ne saçmalıyorsun? Elbette bana ait!"
"Kimden şüpheleniyorsun Alev Şahsuvar?"
"İrem olduğunu düşünüyorum."
"Bipp! Yanlış bilgi. Doğru cevap, Gizem Keskin..."
Telefon yüzüme kapanınca yolun ortasında, aniden fren yaptım. Avantajım, orman yolu olduğu için araba olmamasıydı. Yoksa bir de trafik kazasıyla uğraşacaktım. Bir süre duyduklarımı sindirmeye çalıştım. Örgütü kurmama vesile olan kız, hain miydi? Düşünmeye başladığımda tüm parçalar birleşmeye başladı. Geçen ay yaptığımız suikastta, bir çok adamımın yeri elleriyle koyulmuş gibi bulunmuştu. En güvendiğim adamlar, tek bir mermi ile yok oldu... Ben yerleri bir tek Gizem'e söylemiştim. Onları o kendi elleriyle yerleştirmişti... Ben ondan hiç şüphelenmek istemedim hemde! Örgüt benim için bir gül bahçesiydi, araya sızan yabani otları da gül saydığım içindir herhalde bu ihanetler... Nasıl öldüreceğim ben onu?
Bölüm etkileşimi
