Zamanın Sessiz Dokunuşu

Vaveyla Yazarı: Atik Stayl

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 33Şu an: Zamanın Sessiz Dokunuşu
  1. 1 Karakterler10 kelime
  2. 2 Zamanın Sessiz Dokunuşu1.483 kelime · Okuduğun bölüm
  3. 3 Sessizce Daralan Mesafe1.557 kelime
  4. 4 Duvardan Taşan Gölge2.214 kelime
  5. 5 Sayfalar Arasında Mutluluk1.709 kelime
  6. 6 Kaybettiğin Halde Kazanmak3.116 kelime
  7. 7 Yanlış Zamanda Doğan Doğru His1.921 kelime
  8. 8 Bir Yudumluk Çocukluk2.143 kelime
  9. 9 Söylenmeyenlerin Gürültüsü2.559 kelime
  10. 10 Denize Düşen Yılana Sarılır2.525 kelime
  11. 11 Aynı Yaranın İki Tarafı; Biri Bedende, Biri Kalpte3.669 kelime
  12. 12 İz Bırakan Anlar2.576 kelime
  13. 13 Yarım Kalmış Hisler1.700 kelime
  14. 14 Kapalı Kapılar Ardında2.339 kelime
  15. 15 İlk Düğümün Çözümü2.805 kelime
  16. 16 Ruhun Tanıdığı Yabancı3.668 kelime
  17. 17 Perde Kapanırken3.164 kelime
  18. 18 Kıskançlığın Gölgesinde Kalan Aşk3.277 kelime
  19. 19 En Çok Sevdiklerimiz Yaralar7.172 kelime
  20. 20 Duvarın Öteki Yüzü7.333 kelime
  21. 21 Sevmenin En Gürültülü Hâli: Susmak5.140 kelime
  22. 22 Yutulan Kelimelerin Ağırlığı4.071 kelime
  23. 23 Birinin Öfkesi, Diğerinin Freniydi5.677 kelime
  24. 24 Beyaza Karışan Kırmızı3.418 kelime
  25. 25 Ormanın Karanlığında Kaybolan Çığlık5.564 kelime
  26. 26 Derine Gömülenler4.159 kelime
  27. 27 Aşkın İçinde Bir Uyarı Çalıyor4.093 kelime
  28. 28 Kanayan Kabuk2.844 kelime
  29. 29 Kan Bağı Değil, Yara Bağı3.821 kelime
  30. 30 Can Kırıkları3.245 kelime
  31. 31 Kaçış: Değişim zamanı1.840 kelime
  32. 32 Vazgeçiş: Kuzeye Dönüş3.799 kelime
  33. 33 Sensizlikten Önce: Kaderin Mühürlendiği Gün3.417 kelime

Karma öyle bir çark ki, geçmişin gölgelerini ve gizli yaralarını er ya da geç insanın karşısına çıkarır. Hayatın tüm dengelerini altüst eden bir oyundu bu ve ben oyunun tam merkezindeydim. Herkes kendi hayatında düzgün bir rota çizerken, ben duyguların labirentinde kaybolmuş bir haldeydim.

Bir yarıyıl tatilini daha geride bırakmıştık. Okulun soğuk koridorları, yeniden başlayan bir koşuşun habercisiydi. Yeni ders yılı, tüm zorluklarıyla kapıya dayanmıştı. Bu yılın önemini düşününce insanın derslere daha sıkı derslere sarılması gerekiyordu; adeta Faik ile Safiye, karpuzla peynir gibi. Ama sadece eğlence için çalışan beynim buna izin vermiyordu. Derslerle aramız, yeni giyilmiş çorapla ıslak terlik gibiydi - bir araya gelemezdik.

Yine zile birkaç saniye kala sınıfa yetişmiştim. Geciktiğim için müdürün klişeleşen konuşmasını kaçırdığıma binlerce kez teşekkür ettim. Sınıfa girdiğimde öğretmen henüz gelmemişti. Çocuklar küçük gruplar halinde sohbet ediyordu. Ta ki mutlu anlarımızın katili, çakma matematikçi Derin Hoca girene kadar. Herkes sırasına dağıldı. Asi'yle birlikte ezeli ve ebedi mekânımız olan en arkadaki sıraya geçtik. Ön sırada ise tüm ihtişamıyla Ali ve Alp oturuyordu.

Geçen seneden beri Ali'den hoşlanıyordum. Sessiz, fark edilmesi zor bir platonik aşk... Açılmaya cesaret edememiştim. Lise aşklarının kaderi değil miydi zaten? İçine atmak, geceleri hayaller kurmak, gündüzleri salya sümük ağlayarak ders çalışmaya çalışmak...

Hoca daha yerine oturmadan Alp arkasını döndü "Dün gece yeni anime buldum. Efsane! Acil izlemen gerek." Alp ve benim anime'lere karşı ayrı bir zaafımız vardı. Akan sular duruyordu.

"Harbi mi? Söyle çabuk! Hepsinin sezonlarını bitirdim." yerimde kıpırdanıp dedim.

"Kimetsu no yaiba" heyecanla cevap verdi. Japonca olduğu için anlamamıştım. En fazla on kelime anca bilirdi. Ama anime'leri gerçek isimleriyle söyleyip beni cahil durumuna düşürmeyi çok severdi.

"Af buyur?" diye tepki verdim anlayacağım şekilde söylemesi için.

"Demon slayer. İblis avcısı işte." ilk önce İngilizceye sonraysa Türkçeye çevirisini yaptı.

Deftere açıp, ilk sayfaya ismini yazarak "Bugün ilk sezon biter o zaman." mırıldandım. İkinci dönem notlarımı düzelteceğim diye kendime söz verip, arkasından deftere ilk yazdığım şeye baktım "Ben iflah olmam..." Bu gidişle üniversiteyi anca rüyamda görecektim.

"Alp! Önüne dön!" çok da sert olmayan bir ses tonuyla uyardı Derin Hoca. Daha ilk gün olduğu için bağırmayarak kulaklarımıza acımıştı. Başta hepimizin en sevdiği hocalardan biri olsa da sonra yaptıklarıyla hepimizin nefretini kazanmayı başarmıştı.

"Ya ilk günden bu ne ya? Bir bırak! Kaç zamandır görüşmüyoruz. Bir konuşalım." hocanın duymayacağı bir sesle homurdanarak önüne döndü. Alp'in ailesi yurt dışında yaşadığı için fırsat bulduğu her ara tatillerinde yanlarına gidiyor ve kimseyle görüşemiyordu.

"Çocuklar, artık derslerinize daha sıkı çalışmanız gerek. Birkaç ay sonra YKS sınavı var. Bu sınav hayatınızı, mesleğinizi belirleyecek." İlk dönemden beri artık zihnimize kazınan cümleleri tekrarladı.

Sınıfta görünmez bir iç çeki dolaştı. "Harika! Motive etmek yerine daha fazla strese sokan bir konuşma. Başka ne isteriz ki?" Ali'nin homurtusuna karşın, sağ sırada oturan Murat "Sus, oğlum! Zaten takık sana, ilk günden başlamasın yine." uyardı.

"Duysun lan! Çok da umurumda sanki." omuz silkip arkasına yaslandı.

Derin Hoca'nın matematik bilgisi Ali'nin sabrıyla eş orantılıydı. Daha yeni çalışmaya başladığı için tecrübesi azdı ve çoğu zaman derste yanlış anlatıyordu. Ali'nin de matematiği, çoğu öğretmenle yarışır derecede iyi olduğundan hatalarını düzeltiyordu. Bu da öğretmen gururuna dokunup, egosunu zedeliyordu. Bu yüzden de Ali'nin sınav kâğıtlarında sürekli saçma şeylerden puan kırardı. Başlarda Ali, birkaç kez itiraz ederek düzelttirdi ama sonra o da bıkmıştı artık.

Birden zilin sesiyle irkildim. Tüm ders boyunca mekanik kurşun kalemle kâğıda bir şeyler karalamıştım. İlk gün olduğundan ders işlememiştik. Çocukların neredeyse yarısı bıkmışçasına kendilerini sınıftan attılar. Ders boyunca uyuyan Asi, başını sıradan kaldırdı "Bitti mi?"

"Ne bitti mi?"

"Dersin tamamını harcadığın sanat eserin."

"Haa... Ne bileyim ya? Öylesine karaladım işte." kalemi sıraya bıraktım. Bir şeyler çizmek rahatlatıyordu beni. Hapis olduğum bu dünyadan çıkarıp kendi iç dünyama sürüklüyordu.

Asi kâğıdı eline alıp "Sen şuna öylesine karaladım mı diyorsun? Ben bunun saçını çizmek için bile kaç saat harcarım." hayranlıkla baktığı kâğıtta, bir mükemmellik görmüyordum. Aksine her dokunuşumda yetersizlik vardı.

"Abartma. Alt tarafı anime karakteri." gözlerimi devirdim. Ne zaman sıkılsam istemsizce kendimi hep bir anime karakteri karalarken bulurdum.

"Ali! Sen söyle ya. Çok güzel olmamış mı?" kafasını sıraya koyup uyumasına ramak kalan Ali'den onay istercesine sordu.

Şiş gözlerle başını kaldırıp geriye döndü. "Ne güzel olmuş?" Şu an uyumasına engel olan Asi'ye içinden küfrettiğine emindim. Fırsat buldukça derslerde uyurdu. Ama buna rağmen okul birincisi olmayı da ihmal etmiyordu. Bunu nasıl olduğu konusunda hala şüphelerim vardı. Elindeki kâğıdı uzatarak sorusunu yineledi. Gözünü ovuşturarak kâğıdı eline aldı. "Çok güzelmiş. Sen mi çizdin?"

"Yok, Karen çizdi. Ama güzel olduğuna inanmıyor."

"Cidden bayağı iyi! Bence direk güzel sanatları yaz." onun da bakışlarında aynı hayranlık vardı.

"Aslında ben de orayı istiyorum da işte bakacağız." Bu gidişle puanım sayesinde anca kapısının önünden geçerdim.

Gülümseyip önüne döndü ve yarım kalan uykusuna devam etti. O an yine anladım: Benim içinde kopsan fırtınalar, onun dünyasında esinti bile değildi.

Amman neyse ya, diye içimden geçirip Sema, Gamze ve Yıldız'ın yanına gittim. "40 dakika Derin'den sonra nasılsınız, gençlik?"

Yıldız "Ben reklamı geç butonu aradım ama bulamadım." diye cevap verince "Al benden de o kadar." diye ekledi Sema. Hiçbir bir konuda asla aynı fikirde olamayan sınıf, konu Derin Hoca olunca herkes birlik oluyordu.

Biraz temiz hava almak için bahçeye çıktım. Hava bu gibiydi. Öğretmen ve öğrenciler tarafından yapılan büyük kuş yuvalarına gittim. Bir sürü kuş vardı. Yemleri bitenlerin önlerine yem koyup okula doğru ilerledim. Dersten bunalan herkes kendisini dışarı atmıştı.

Açık bıraktığım saçlarım hafif dağılmıştı. Cama yansıyan görüntümden saçlarımı düzeltmeye çalıştım. Beklemediğim anda yanımdan geçen biri "Tamam artık, bırak. Güzel oldu." dedi. Anlamamış gözlerle lafın sahibine baktım. Ali'ydi bu. Afallayarak sadece "Hı?" diyebildim. Öylece bombayı bırakıp gitmişti. Zihnimden 'Bu neydi şimdi? Neden öyle söyledi?' gibi binlerce bu geçti. Ama hoşuma da gitmişti.

Ali, hep kendi köşesine çekilmiş, özellikle kızlarla mesafesini korur, bu tarz cümleler kurmazdı. Onun tanıdığımdan beri ne sevgilisi ne de âşık olduğu biri vardı.

Sınıfa geldiğimde zile daha vardı. Sırama geçtiğimde rehber öğretmen içeri girdi. Nermin Hoca, yanında yuvarlak gözlüklü, neredeyse iki metre, beyaz tenli, kaslı bir çocukla içeri girdi. "Oturun, çocuklar! Burak, Berkan, hadi evladım. Geçin yerinize." herkesin yerine geçmesini bekledi ve devam etti "Evet, çocuklar. Yanımda gördüğünüz çocuk, yeni sınıf arkadaşınız... Rica etsek kendini tanıtır mısın, evladım?"

Bize bakarak "Herkese merhaba. İsmim Akel Ateş..." dedi sonra hocaya dönüp devam etti "Şimdilik bu kadar yeter. Zaten tanışmaya bolca vaktimiz olacak, hocam." Boyu nedeniyle herkese üstten bakıyormuş gibi gelmişti bana. Tam bir ukalaya benziyor, ego kokuyordu.

Ali de bundan rahatsız olacak ki "Artist!" diye homurdandı.

"Tamam, evladım. Hadi. Geç, otur."

Sağ tarafta, bir ön sırada Murat'ın yanına oturdu. Asi bana dönerek "Çok yakışıklı değil mi?" hayranlıkla sordu.

"Abartma istersen, normal çocuk." düz bir sesle karşılık verdim. Önyargılı davranıyor olabilirdim. Ama bana egonun vücut bulmuş hali gibi gelmişti.

"Dünya için evet ama bizim okul için normal değil. Çocuğun boyu iki metre!" her gördüğü yakışıklıya birkaç dakikalık âşık olma faslına geçiş yapmıştı Asi.

"Devede de boy var-" lafım bitmemişti ki oturduğu andan beri gözleriyle etrafı tarayan Akel ile göz göze geldik. Dudağının kenarı hafifçe yukarı kıvrıldı. Gözlerimi ondan çekip Ali'ye baktım. "O yakışıklıysa bu neydi? Öküzdü!" içimde sevgiden bir anda öfkeye geçiş yaptım.

Aliye Hoca yine gecikmişti. Daha ilk dersten Akel'in yanındakilerle gülüşme sesleri geliyordu. Erkeklerin hemen kaynaşma ve herkesle bir yerden tanıdık çıkma olayını asla anlamayacağım. Bir ön sıraya baktığımda ise Simge ve Gamze'nin yıllık dedikoduluk malzeme bulduklarını gördüm.

Her ağızdan çıkan ses artık sinirlerime dokunduğundan "Hocam, gel artık ya!" diye isyan ettiğim an kapı açıldı.

Alp arkaya dönerek "Keşke başka bir şey dileseydin. Olacakmış!" pişkin pişkin güldü.

"Bendeki maksimum şans işte..." gülerek kafamı iki yana salladım.

Hoca, gelir gelmez hemen derse başlamıştı. O kadar kolay anlatıyordu ki, hemen hemen sınıftaki herkes kimyada çok iyiydi. Evde hiç ders çalışmasam bile, okulda dersi iyi dinlediğimde konuya hâkim oluyor ve sınavlarda bana gererken puanı alabiliyordum.

Zil çaldığında başımı masaya koydum. Bu kadar bilgi, haytalığa çalışan beynime bir süreliğine yeterdi. Hatta sezonu kapatıp gidebilirdik. Gözlerimi kapattığım an yanımdan bir ses geldi.

"Merhaba."

Gözlerimi kırpıştırdığımda Akel'i karşımda gördüm. Asi'nin yerine oturmuştu. Ne ara geldi bu? "Nasıl?" sordum kaşlarımı çatıp.

"Benim bildiğim merhabaya nasıl denmez." Sadede gel diyen bakışlarımı anlamış olacak ki devam etti. "Tanışıp kaynaşmak adına bir selam vereyim dedim."

"Tanışma kâfi." sandalyemde dikleştim. "Karen, memnun oldum. Hadi iyi günler." Bakışlarında beni endişelendiren bir şeyler vardı. Göz renginden midir bilmem sanki insanı kolaylıkla etkisi altına alabilirdi.

"Atarlıyız sanki?" başını yana eğdi. Alınıp gitmesi gerekirken eğleniyor gibiydi. Çattık yine bir arızaya, işin yoksa uğraş.

"İletişim meraklısıyız sanki?" laubali tavrını sevmemiştim.

"Hoş geldin, birader. Ben Alp." gelen kurtarıcım elini uzattı.

"Memnun oldum, birader. Ben de Akel, biliyorsun zaten." uzatan elini sıktı. Bana karşı olan yılışık tavrı Alp'i görünce az da olsa ciddileşmişti.

"Ben de." bana dönerek "Karen, bir gelsene dışarı." gözleriyle kapıyı gösterdi. Kaçmak işime gelirdi. Başımı sallayıp çıktım.

"Mr. Hoodie, bir şey soracağım izninizle. Arkadaşların kralı mısın sen ya?" Utanmasa yazda bile hoodie giydiği için genellikle öyle seslenirdim. Hoşuna gittiği için ses etmezdi.

"Kraliçe karşısında diyelim... Hayırdır, ne ayak bu geniş arkadaş?" tatlı tebessümünü kenara bırakıp ciddi bir tavır takındı. Bu ciddiyeti sahalarda görmeye alışık değildik. "Adı üstünde, geniş. Onu boş ver. Yeni anime'yi anlat." deyip, şu boyumla 1.90 çocuğu kolundan tutup çekiştirdim.

Yorumlarınızı merakla bekliyorum💚

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

713okunma 272beğeni 29yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18