Sayfalar Arasında Mutluluk

Vaveyla Yazarı: Atik Stayl

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 33Şu an: Sayfalar Arasında Mutluluk
  1. 1 Karakterler10 kelime
  2. 2 Zamanın Sessiz Dokunuşu1.483 kelime
  3. 3 Sessizce Daralan Mesafe1.557 kelime
  4. 4 Duvardan Taşan Gölge2.214 kelime
  5. 5 Sayfalar Arasında Mutluluk1.709 kelime · Okuduğun bölüm
  6. 6 Kaybettiğin Halde Kazanmak3.116 kelime
  7. 7 Yanlış Zamanda Doğan Doğru His1.921 kelime
  8. 8 Bir Yudumluk Çocukluk2.143 kelime
  9. 9 Söylenmeyenlerin Gürültüsü2.559 kelime
  10. 10 Denize Düşen Yılana Sarılır2.525 kelime
  11. 11 Aynı Yaranın İki Tarafı; Biri Bedende, Biri Kalpte3.669 kelime
  12. 12 İz Bırakan Anlar2.576 kelime
  13. 13 Yarım Kalmış Hisler1.700 kelime
  14. 14 Kapalı Kapılar Ardında2.339 kelime
  15. 15 İlk Düğümün Çözümü2.805 kelime
  16. 16 Ruhun Tanıdığı Yabancı3.668 kelime
  17. 17 Perde Kapanırken3.164 kelime
  18. 18 Kıskançlığın Gölgesinde Kalan Aşk3.277 kelime
  19. 19 En Çok Sevdiklerimiz Yaralar7.172 kelime
  20. 20 Duvarın Öteki Yüzü7.333 kelime
  21. 21 Sevmenin En Gürültülü Hâli: Susmak5.140 kelime
  22. 22 Yutulan Kelimelerin Ağırlığı4.071 kelime
  23. 23 Birinin Öfkesi, Diğerinin Freniydi5.677 kelime
  24. 24 Beyaza Karışan Kırmızı3.418 kelime
  25. 25 Ormanın Karanlığında Kaybolan Çığlık5.564 kelime
  26. 26 Derine Gömülenler4.159 kelime
  27. 27 Aşkın İçinde Bir Uyarı Çalıyor4.093 kelime
  28. 28 Kanayan Kabuk2.844 kelime
  29. 29 Kan Bağı Değil, Yara Bağı3.821 kelime
  30. 30 Can Kırıkları3.245 kelime
  31. 31 Kaçış: Değişim zamanı1.840 kelime
  32. 32 Vazgeçiş: Kuzeye Dönüş3.799 kelime
  33. 33 Sensizlikten Önce: Kaderin Mühürlendiği Gün3.417 kelime

"A-Ali... Merhaba. Ne işin var senin burada? Yani şey... Hoş geldin, geçsene." karşımda birden görünce, afallayarak saçmaladım.

"İyi akşamlar. Şey... bunun için gelmiştim." elindeki kitabı kaldırdı. Onda kitabım mı kalmıştı? Ben böyle bir hatırlamıyordum. Karanlıktan dolayı pek gözükmüyordu ama sokak lambaları imdadıma yetmişti. Hangi kitap olduğunu anladığım an, küçük bir sevinç çığlığı attım ve kitabı elinden aldım. "Ciddi misin sen ya? Nereden buldun? Bunu aradığımı nasıl bildin?" heyecanla art arda sordum.

Daha ağzını açmamıştı ki Akel, çığlıktan dolayı hızlı adımlarla aramızdaki kısa mesafeyi kapattı. "Karen! İyi misin?" diye endişeyle sordu. Sen gelene kadar evet, olur olmadık anda çıkan adam!

Ali, sesin kime ait olduğuna anlamak için gözlerini kıstı. Bana dönerek "Misafirin varmış. Rahatsız ettim galiba." resmiyetini korudu. Daha iki gündür gelmişti ama Ali de pek haz etmemişti.

"Yok! Ne rahatsızlığı? Yemek... aman ödev. Neyse işte. Boş ver onu da nereden buldun sen bu kitabı? Her yerde aradım ben ama nafile." az önce sarf ettiğim salakça olan cümleleri anlaması umuduyla sordum. Cümleyi kurması için kelimeleri vermiştim adeta. Çok kitap okuyunca diksiyonun gelişmediğini bir kere daha görmüş olduk.

"Babamın bir arkadaşından... Zamanında o da çok aramış. Senin de çok istediğinden bahsedince, kitapları seven arkadaşına benden küçük bir hediye, diye bana verdi."

"Ama bu çok ince bir hareket!" mırıldandım kendi kendime. "En son ne zaman bu kadar mutlu oldum hatırlamıyorum. Çok, çok teşekkürler! Hem sana hem babanın arkadaşına..." o kadar mutlu olmuştum ki neredeyse sarılacaktım ama son anda tuttum kendimi. Ali tarafından önemsenilmek hoşuma gitmişti.

"Ne kitabıymış seni böyle mutlu eden?" sordu Akel homurdanarak. Bir şeyden de eksik dur be adam!

"Sherlock Holmes ilk baskı!" yüzümdeki tebessüm sol adan cevapladım. "Bazı kitaplarda yazara yapılan baskılar yüzünden sonraki yayınlar biraz değiştiriliyor. Ama ilk baskı, yazarın kendine has olan düşüncesidir. Bu yüzden ilk baskı kitapları çok severim."

"Güzelmiş... Önemli yeni bir bilgi." dudağının kenarı kıvrıldı. Gerilen çene kaslarıysa gülüşüne zıttı.

Akel'in cümlelerine anlam bulmakla zaman kaybetmeyecektim. "Cidden çok teşekkür ederim."

"Rica ederim." insanın içini ısıtan gülümsemesiyle karşılık verdi.

"Hadi. Gelsene içeri."

"Gitsem iyi olacak. Biraz işim var." Akel'e bakıp "Gitmiyor musun? Gel, beraber gidelim." sordu.

"Yok daha. Benim de burada bir işim var." yayık bir şekilde söyledi. Elimde kalacaktı bu herif!

Derin bir nefes aldı "Ben gideyim artık. İyi geceler size." Sinirlendiği zaman yapardı hep bu hareketi, ciğerlerini zorlayacak kadar derinden nefes alırdı.

"İyi geceler." bir adım atmıştı ki "Ali?" diye seslendim. Diğer soruma cevap vermemişti.

"Efendim." arkasını dönüp baktı.

"Sen bu kitabı nereden biliyordun?"

"Asi'yle konuşurken duymuştum." gülümseyerek cevapladı ve gitti. Bu hediyenin değerlini bilemezdi. Ama hediyeden ziyade, Ali'nin ince düşünmesi dikkatimi çekmişti.

"Vazgeçip geri dönmesini mi bekliyorsun?" mükemmel düşüncelerden böylesine saçma bir cümleyle ayrıldım. Sinirle Akel'e bakıp, sabır dilenerek eve yürüdüm.

Kitabı elimden yere hiç bırakmamıştım. Sadece bazen Akel istediği için ona vermiştim. Bu serinin tüm kitaplarını okumama rağmen, hiç okumamış gibi heyecanlıydım. Yeniden okumayı çok istiyordum.

🌷

Okula vardığımızda, bahçede tek bir Allah'ın kulu yoktu. Sınıfa girdiğimizde zilden beş dakika geçmişti. Ama daha hoca yoktu. "Fena yırttık!" yerimize geçerken nefes nefese söyledi Alp.

Ali'nin getirdiği kitabı okuyacağım diye uykusuz kalmış, sabah da uyanamamıştım bir türlü. Alp de hep olduğu gibi benim yüzümden geç kalmıştı. Akel'in de çantası yerindeydi ama kendisi ortalıkta yoktu. Birkaç dakika sonra Sedef Hoca'yla birlikte içeri girdi.

Sedef hoca, diğer hocaların aksine oldukça sertti. Öğrenciler dersinde asla konuşamazdı. Sınıfta olduğu her dakika ders anlatır, tek bir boşluk bile bırakmazdı. Dersi kaynatmak imkânsızdı. Konu dersi kaynatmak olunca, beyni hileye hurdaya çalışan ben bile yetersiz elemandım.

Zil sesiyle sınıftan toplu bir oh yükseldi. Hocanın çıkmasını beklemeden homurdanarak sordu Asi "Devamsızlıktan kalmak istiyorsun herhalde! Yine niye geç kaldınız?"

"Bu sefer full değdi." Sınıf tekrarını umursamadan güldüm. Tehlike geçtiği an bir cesaret gelmişti.

"Nasıl?" kaşlarını çattı. Mantıklı bir açıklama yapmazsam her an azarlayacakmış gibi bakıyordu.

"Çok değerli bir kitaba dalınca çok geç uyudum. Uykumu alamayınca da geciktim işte." özet geçtim.

"Şuna bak ya! Sanki dünyayı kurtarıyor. Bravo! Ne diyeyim? Günler torbaya girmişti tabii... Hangi kitaptı bari?" O da kitapları severdi. Lakin kitabın bir senemi yakmamasını tercih ederdi.

"En sevdiği kitap ve ilk baskı." bir anda yanımızda beliren Akel, cevapladı.

"Nasıl ya? Buldun mu? Her yerde aramış, bulamamıştın." duyduğu şeyle mavi gözleri parladı.

"Düşünceli Ali arkadaşımız bulmuş." dedi burun kıvırarak. Ali'yle duyguları karşılıklıydı. İkisi de birbirinden hoşlanmamıştı.

"İzin versen de ben mi cevaplasam acaba? Ya da ben gideyim, sen konuş!"

"Tabii, buyurun." deyip uzaklaştı. Zaten dün Ali onu görünce kim bilir ne düşündü. Üstüne şimdi de musallat oluyordu.

"Bir kitap için mi koştura koştura geldik? Bir kitap..." arkaya dönüp suratını buruşturdu Alp. Şu an kesin içinden küfürler yağdırıyordur.

Omuz silktim. "Alelade bir kitap değil. Önemli ve değerli bir kitap. Hem sana git demedim mi?"

"Naçizane bir sorum var, hanımefendi? Bu kitap neden değerli acaba: içeriği mi, yazarı mı yoksa kitabı veren mi? Hangisi değerli ve önemli kılıyor?" sanki ciddi bir şey soruyormuş gibi yerinde dikleşti.

Kitaptan ziyade veren değerli, diyemediğim diyemedim. "Kitabın, biri için değerli olmasına sebep mi lazım? Öylesine sevemez miyim?"

"Öyle olsun bakalım." dedi ve gülüşünü saklamak isteyen Ali'ye döndü. "Bugün Deniz geliyor, değil mi?" Deniz kimdi ve daha önemlisi cinsiyeti neydi? İkili isimlerden nefret ediyordum.

"Hı hı. Evet! Çok özledim ya. Kaç aydır görüşmüyoruz."

Sesindeki hasret daha da ilgimi çekmişti. İstemsizce birden ağzımdan "Deniz kim?" sorusu çıktı. Durumu toparlamak adına daha fazla saçmalamamak için susup, oralı olmadım. Sanki birisi sorup kaçmıştı.

Alp laubali bir gülüşle "Sevgilisi." cevapladı sorumu. Keşke öyle havada kalsaydı, duymasaydı. O an kalbimde hissettiğim acı... ok saplandı sanki. Canım yandı ama zoru bunu kimseye fark ettirmemekti. Hoşlandığım çocuğun sevgilisi olduğunu öğrenmek... Sanırım başlamadan bitenlerdendik.

Alp'in cevabının üzerine Ali güldü. "Her sorana aynı cevabı vermekten bıkmadın mı? Adımı çıkaracaksın sonunda." Oh ne ala dünya! Biz acı çekelim beyefendi keyifle gülsün!

"Asla! Yaşasın pisliklik. Hatta bu sefer kim sorsa direkt eniştem diyeceğim." pişmiş kelle gibi sırıttı.

Kaşlarımı çatıp "E-enişte?" boş boş gözlerimi kırpıştırdım. Bir kaç saniye sonra aydınlanma yaşayıp "Hee anladım. Güzelmiş!" deyip güldüm. Deniz'in erkek olduğunu anlayınca rahatlama gelmişti. En azından hala şansımız vardı belki. Senin de alacağın olsun Alp.

Ali, açıklama yapma gereği duyacak ki "Ya siz bakmayın buna. Yok öyle bir şey. Geri zekâlı işte!" homurdanarak omzuna bir tane geçirdi.

"Konu pisliklik olunca beni bile satar bu." Alp'i işaret ettim sırıtarak.

"Dinime küfreden Müslüman olsa bari. Pisliklik konusunda eline su dökemem, güzelim. Senin diline düşmektense kaç katlı binadan düş. Daha az hasar alırsın."

"Yerinize geçin, çocuklar!" gelen sesle ayaktakiler yerlerine geçti. Nermin Hoca, Selen Hoca'yla birlikte tahtanın önünde durup lafa girdi. "Çocuklar, önümüzdeki ay sonu bir tiyatro gösterisi var. Bu yılda katılmak isterseniz Selen Hoca'nıza bildirirsiniz. Gelecek hafta seçmeler yapılacak." Her yıl olduğu gibi, bu sene de eğlenceli tiyatro serüveni olacaktı.

"Hocam, hangi oyun?" sordu Taha. Böyle şeyler hep ilgisini çekerdi.

"Geçen senenin Öykü yarışmasında birinci olan hikâye; Ali'nin hikâyesi." Selen Hoca cevapladı. "Sınıfta olmayan öğrencilere de söylersiniz. İyi dersler." ekleyip çıktılar.

Bu tarz aktivitelere hep katılırdık, eğlenceli oluyordu. Ama en sevdiğim taraf, derslere girmiyor olmaktı. Provasıydı, oyunuydu derken tüm derslerden yırtıyorduk.

Alp "Bari bu sene katılıyor musun? Malum, senin yazdığın hikâye." Ali'ye bakarak sordu. Böyle şeylerden uzak dururdu. Azıcık asosyal biriydi.

"Katılmam herhalde." tahmin ettiğim cevap gecikmedi.

"Salak bu çocuk ya." kendi kendine söylendi "Konusu neydi hikâyenin?"

"Standart düz hikâye işte. İki bilim insanı, önlerine çıkan çeşitli engebeli yollar. Klasik hikâye işte." özetledi isteksizce. Hâlbuki çok iyi yazmıştı. Bu kadar özensiz bir açıklamayı hak etmiyordu.

"Hoca ve derslerden yırtmak için mükemmel bir senaryo." mırıldanıp arkaya döndü "Bu oyunda benimle dersleri eker misin?"

"Sonsuza kadar..." diye yanıtlayarak Asi'ye baktım "Katılıyorsun, değil mi sen de?"

"Sen nereye ben oraya, biliyorsun." Saçını geriye atıp yanıtladı. İşte duymak istediğim cevap.

Ders bitiminde birkaç kişi, Selen Hoca'ya seçmeler için isim yazdırıp, metni alarak sınıfa döndük. Sınıfa geldiğimizde elindeki metni sıraya fırlattı. "Karen, geçen sene okumuştun sen bunu. Anlatsana bana da, kaç sayfa şey. Üşeniyorum okumaya." Tam bir üşengeçlik abidesiydi.

Ne söylesem boş, diye bodoslama konuya girdim "Sürekli deneyler yapan iki bilim insanı. İsimleri Chris ve Adel. Adam özünde iyi ama kendisini insanlardan korumak için kibirli biri gibi davranıyor. Kadınsa tam aksi, eğlencesinden kalmayan, bulduğu her fırsatta yeni şeyler araştıran birisi. Bir gün yeni bir deney yaparken kadının yaptığı hatayla, zararlı maddelerden ibaret deney tüpü patlar ve adam zarar görür. Elleri ve yüzü hasar görür. Artık iş göremez, diye düşündüğü için hayattan çekilir. Kimseyi yanında bulundurmaz. Ama Adel, kendi hatası olduğundan vicdan azabı çeker ve yalnız bırakmak istemez. Ne söylerse söylesin gitmez. Sonra işte gel zaman, git zaman Adel âşık olur ve itiraf edince de Chris'in aslında ilk gördüğü andan itibaren kendisine âşık olduğunu öğreniyor. Ve mutlu son..."

"Vaay, kardeşim! Sen böyle aşklı meşkli konulara değinir miydin?" elini omzuna atıp sırıttı.

"Asabımı bozma da sana da değinmeyeyim, kardeşim." aynı Alp gibi gülerek ama sert bir tonla cevapladı Ali. "Güzel hafıza. Ama tiyatro olacağı için bazı değişiklikler oldu. Bir sürü replik ve karakterler eklendi."

"Karakter eklenmesi güzel olmuş. On bir taneydi öyküde. Gelirken baktım yirmi olmuş." onayladığımda şaşkınlığı büyüdü. Hangi ruh hastası karakterleri sayardı, değil mi?

"Nasıl ya? Karakterin sayısını mı biliyordun? O konuda benim bile bilgim yok."

"Okuduğum kitapları ve karakterlerini hatırlamakta iyiyimdir." sen yazdığın için daha özenle okudum, diyemedim.

"Profesör Doktor Adel Hanım. Bir deneyde bana yardım eder misiniz rica etsem?" laubali gülüşüyle belirdi Akel. Bir konuşmamızda da bitmeyi ver!

"Alt yazı butonu kapalı kalmış yine. Ben sizi anlamıyorum. Türkçe yetmiyor. Rica etsem bir alt yazı açar mısınız?" Bu çocuğu anladığım gün, beynimin de tamamını kullanacaktım.

"Hay hay. Hatta bekle, alt yazını seslendireyim... Metni alırken alt sınıfları kendi aralarında konuşurken duydum. Başrol, her zamanki gibi Karen olur, diyorlardı. O yüzden ben de öyle selendim. Anlaşılmıştır diye umut ediyorum." Tebessüm ederek, benim omuz hizama gelen pencereye zorlanmadan oturdu. Benim normalde orda oturman için ayağımın altına sandalye koyup çıkmam gerekir.

"Haklılar, abi. Arkadaşım diye söylemem çok güzel rol yapıyor." dedi Berkan.

"Tabii okumuş adam 'Yalanda bir numaradır diyemedi. Rol yapıyor dedi." anıra anıra kahkaha attı, sosyal medyayla kafayı bozmuş Burak. Orada duyduğu videoları günlük hayatına uyarlardı, bazen çok komik olabiliyordu.

"O konuda hiç kimse elinize su dökemez, Burak Bey." cevaplayıp Berkan'a baktım. "Abartmayalım, Berkancığım. Sıradan bir şey. Ki ayrıca da her zaman ben olmuyorum. İşte başrollerin kraliçesi!" sunucunun oyuncuyu sahneye davet ederkenki coşkusuyla Asi'yi gösterdim. Genelde ya o ya da ben olurdum başrol. Şu an da bakışları üzerimden çekmek için pası Asi'ye attım.

"Beni sizler yarattınız, derdim ama direkt kendi kendimi var ettim." sadece sezonluk bir dizide oynayıp yükseliş yakalayan ukala oyuncu gibi tavır takındığında, herkes onunla birlikte güldü.

Yorumlarınızı merakla bekliyorum💚

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

352okunma 198beğeni 15yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18