Yarım Kalmış Hisler

Vaveyla Yazarı: Atik Stayl

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 33Şu an: Yarım Kalmış Hisler
  1. 1 Karakterler10 kelime
  2. 2 Zamanın Sessiz Dokunuşu1.483 kelime
  3. 3 Sessizce Daralan Mesafe1.557 kelime
  4. 4 Duvardan Taşan Gölge2.214 kelime
  5. 5 Sayfalar Arasında Mutluluk1.709 kelime
  6. 6 Kaybettiğin Halde Kazanmak3.116 kelime
  7. 7 Yanlış Zamanda Doğan Doğru His1.921 kelime
  8. 8 Bir Yudumluk Çocukluk2.143 kelime
  9. 9 Söylenmeyenlerin Gürültüsü2.559 kelime
  10. 10 Denize Düşen Yılana Sarılır2.525 kelime
  11. 11 Aynı Yaranın İki Tarafı; Biri Bedende, Biri Kalpte3.669 kelime
  12. 12 İz Bırakan Anlar2.576 kelime
  13. 13 Yarım Kalmış Hisler1.700 kelime · Okuduğun bölüm
  14. 14 Kapalı Kapılar Ardında2.339 kelime
  15. 15 İlk Düğümün Çözümü2.805 kelime
  16. 16 Ruhun Tanıdığı Yabancı3.668 kelime
  17. 17 Perde Kapanırken3.164 kelime
  18. 18 Kıskançlığın Gölgesinde Kalan Aşk3.277 kelime
  19. 19 En Çok Sevdiklerimiz Yaralar7.172 kelime
  20. 20 Duvarın Öteki Yüzü7.333 kelime
  21. 21 Sevmenin En Gürültülü Hâli: Susmak5.140 kelime
  22. 22 Yutulan Kelimelerin Ağırlığı4.071 kelime
  23. 23 Birinin Öfkesi, Diğerinin Freniydi5.677 kelime
  24. 24 Beyaza Karışan Kırmızı3.418 kelime
  25. 25 Ormanın Karanlığında Kaybolan Çığlık5.564 kelime
  26. 26 Derine Gömülenler4.159 kelime
  27. 27 Aşkın İçinde Bir Uyarı Çalıyor4.093 kelime
  28. 28 Kanayan Kabuk2.844 kelime
  29. 29 Kan Bağı Değil, Yara Bağı3.821 kelime
  30. 30 Can Kırıkları3.245 kelime
  31. 31 Kaçış: Değişim zamanı1.840 kelime
  32. 32 Vazgeçiş: Kuzeye Dönüş3.799 kelime
  33. 33 Sensizlikten Önce: Kaderin Mühürlendiği Gün3.417 kelime

Hava yavaş yavaş hava kararıyordu. Eve uğrayıp, üzerimi değiştirdikten sonra Alplere geçmiştim. Akel’in söyledikleri beynimi istila etmeyi başarmıştı. Sırf hoşlandığı için aylar kala okulu değiştirmiş. İstediğini elde etmek için her şeyi yapabilecek biriydi. İnce eleyip sık dokumuştu. Benimle ilgili bilgi toplayıp elini güçlendirmişti. Pek ya bugün… Niye onu üzülürken neden benim daha çok canım yandı? Üzen kişi ben olduğum için mi?

Rahat konuşmak için Alp’in odasına geçmiştik. Şeyma Abla, dakika başı meyvesiydi, kekiydi bahane ederek Alp’in nasıl olduğunu sormaya geliyordu. Çocukluğundan beri Alp’e çok düşkündü. Elinde olsa tek gün bile yanında ayırmaz. Ama o burada kalmak istiyordu, bu yüzden kaç kere tartışmıştılar.

“Sen neden Akel’e karşı değiştin diye saçmaladın?” günlerdir zihnimi kemiren soruyu sordum.

Omzuma hafifçe vurdu “Ali’den hoşlandığını nasıl anlamıştım, biliyor musun?”

“Nasıl?” merakla cevabı bekledim. Benden önce anlayan birinden dinlemek fikri hoşuma gitmişti. Aynı zamanda salaklığım da bir tokat gibi yüzüme çarpmıştı.

“Çocukluğumuzdan beri benimle konuşurken gözlerini başka yere kaçırmazsın. Konu ne kadar saçma olursa olsun, tüm dikkatin bende olur. O zamanlar çok sevdiğin bir kitap vardı. Tek bir bakışını bile kaçırmadan her gün ondan bahsediyordun. Bir gün, gözlerinin sürekli başka yere baktığını fark ettim… Ali’ye. Geçenlerde bunun sadece Ali’de özgü olmadığını gördüm. Kaçamak bakışlar Akel’e kayıyordu.

“O zaman aklının karşıtlığını anladım. Etkilemeyi başarmıştı. Bizimki de zaten nerede zor var, hep ona kapıldığı için çok da şaşırmadık.” Ama o, on bir yıldır hâlâ beni şaşırtmayı başarıyordu. Tespitleri doğru çıkardı ama bu sefer yanılıyordu. Beni üzecek birine, kendimi teslim edecek kadar aptal değildim.

“Yanılıyorsun, b—” bitirmeme izin vermedi.

“Korkuyorsun.” dedi net bir sesle. “Önceki ilişkilerinden dolayı terk edilmekten korkuyorsun. O yüzden kendine düşünme fırsatı vermeden paso tersliyor, rafa kaldırıyorsun.” O da korktuğunu gördüm. Benim için endişeleniyordu.

“Elimde olmadan terk edildim zamanında ama şimdi bu zırvalığını kendim seçmeyeceğim. Bazen bazı şeylere sağır olmak daha iyi.” kafamı duvara yasladım.

“Ali’nin üzmeyeceğini nereden biliyorsun?” cevabını olmayan bir soruydu. Bunun garantisini kimse veremez. “Şimdi düşün. Akel’in asla terk etmeyeceğini biliyorsun. Ali’yse seni seviyor ama bilemiyorsun ne olacak. Kimi isterdin?” seçenek sunmadı, adeta arafa itip üstüne bir de tekme attı.

“Ali ne anlatacaktı, sen biliyor musun? Hani senin yaralandığının gün.”

“Konuyu değiştirme, Karen!” dedi sertçe. Niyetimi anlamıştı. “Ali’ye âşık değildin zaten. Hoşlanmaydı sadece. O yüzden Akel, duygularını kendine çevirebiliyor… Bir kez olsun düşünmekten korkma! En azından benim yanımda.” Arada kalmam onu da sıkıyordu. O gün, birbirimize asla yalanla söylememeye sözü vermiştik. Şimdi onu yalanlarımla geçiştirdiğimi düşünüyordu. Ama verecek cevabım yoktu.

“Sen hayırdır?” dedim alayla. “Akel’ci olmuşsun.” Kaçmayı bile beceremiyordum. Kendimden bile kaçarken ona hep yakalanıyordum.

“Karenciyim ben! Kalbinde bir soru işareti varken Ali’yle bir şey yaşarsan, ikiniz de üzülürsünüz. Ali’yi kardeşim gibi severim. Bir kez daha kırılırsa toparlaması çok zor olur.” yerinde doğruldu. Emin olmamı istiyordu. Kimsenin kırılmaması için de duygularımı önce kendimin anlamam gerektiğini göstermeye çalışıyordu. Ben bile bunu görmeye körken, nasıl fark ediyordu?

Artık bazı şeyleri konuşmam gerekti. En azından onunla konuşup bir yol bulabildim. “Bugün buluştuğumuzda elinde bir kutu vardı. İçinden sevdiğim ve bana ait olan bazı şeyler çıktı. İlk defa okulda görmemiş beni. Hani okullar açılınca eski depoya çizim yaptığımız zamanlarda görmüş. Konuştuktan sonra bisiklete bindik. Yarıştığımızda demirlere takılıp devrildi. Yanına gidince numara yaptı pislik. Kafası kanıyor sandım.” Sessizce dinlemişti.

“Ne hissettin peki? Anlatınca ve ya yalandan bir şey olmuş gibi yapınca.” uzun zamandır hiç olmadığı kadar ciddiydi. Sorularıysa çok zordu.

“Dürüst davranması hoştu. Ama söyledikleri üzdü; yani onu üzmek. İlk defa öyle gördüm onu. Saklamıyordu. Bir de şey dedi... Nehirde kalbimin sesini hissede ve duyabiliyormuş.” Benim düşünme yetim başarılar dileyip, usulca aramıza veda edeli çok olmuştu.

“Peki, sence haklı mıydı? Onun için miydi, yoksa korkudan mıydı?”

“Abi, ben korkudan ne yaptığımı hatırlıyor muydum? Ama… o kadar yakın olmak garipti, ya d—” yarıda kesip, “Etkileyici mi?” sorduğunda omuz silktim.

“Duygularından emin olmadan hiçbiriyle bir ilişkiye başlama. Yarım kalmış bir yol, hiç başlamamış bir duygudan daha çok acıtır.” yavaşça yanıma yaklaşıp kolunu omzuma attı. Bu hareket, canı acımış olacak ki acıyla sessizce inledi. Üzülmememiz için her şeyi yapardı. Ama aşk karışamayacağı tek şeydi...

“Ya değişmişse? Bunu nasıl anlayacağım?” Ali ilk hoşlandığım adamdı, öncesi yoktu.

Saçlarımı sevip “Ali’yle konuş. Onu da dinle. Sonra karar ver.”

Canını acıtmadan sıkıca sarıldım. “Sana sahip olduğum için çok şanslıyım. İyi ki varsın!” Onunla konuşmak hep iyi geliyordu. Beni, benden daha iyi tanıyan birinin yanında ve de yargılamandan dinlenmek paha biçilemez bir şeydi.

“Siz de iyi ki varsınız, kraliçem.” saçıma minik bir öpücük kondurdu.

🌷

Okul çıkışı Ali’yle yarım kalan konuşmayı tamamlayacaktık. Parçaları kafamda birleştirince, onun da benden hoşlandığına emin olmuştum. Alp’in dedikleri kulağımda yankılanıyordu. Emin olmadan sevgili olma! Haklıydı. İkisini de kırmaya hakkım yoktu.

Akel bugün kabuğuna saklanmıştı. İki sıra ötede olmasına rağmen, çok uzaktaydı sanki. Sürekli gülen adam, düşünceli ve asık suratlıydı. Onu böyle görmek hoşuma gitmiyordu. Hep gülmesine, beni gıcık etmesine alışmıştım. İtiraf etmesem de bu didişmeler hoşuma gidiyordu. Suratındaki gülümsemenin üstüne basıp başkasıyla mutlu olmak istemiyordum.

“Karen, gidelim mi?” Ali’nin sesi düşüncelerden çekip aldı. Zil çalmasına rağmen, Akel yerinden milim kıpırdamıyordu. Gözlerimi ondan ayırıp “Olur.” dedim.

Nereye gittiğimizi bilmeden onu takip ettim. Yol boyunca tek kelime etmedi. Cümlelerini toparlıyordu belki de. Ben de sessizliğimle ona eşlik ettin. Zaten konuşsa da verecek cevabım yoktu.

“Şuraya geçelim mi? İkimizin de kaçış yerlerinden biri sonuçta.” eski bir binayı işaret etti.

Burası benim için tek odalı bir evdi. Alp’le en çok geldiğimiz yerlerdendi. Duvarlara spreyle resimler çizebiliyorduk. Hatta oturmak için güzel bir köşe de ayarlamıştık.

Başımı salladığımda depodan içeri girdik. Benim için tek odalı bir ev gibiydi. Duvarlara baktığımda Ali’den hoşlandığım zamanlardaki yaptığım resmi gördüm; siyah gözlüklerin altından bakan, gizemli bir anime karakteri. Diğer duvarda ise Akel’in parkta bahsettiği gün yaptığımız çizim duruyordu. Yuvarlak cam gözlüklü, ona fazlasıyla benzeyen bir anime karakteri. Onu, o gün belki ben de görmüştüm ama hatırlamıyorumdur.

“Anılara daldın galiba? Her duvarda bir mükemmellik.” benimle birlikte çizimlere bakıyordu. Bir duvar dışında hepsi boyanmıştı.

“Her resim, o günkü Karen’in ruh hali. Kelimelere dökülmeye cesareti olmayıp, boyayla haykırılanlar…” buruk bir tebessüm belirdi yüzümde. “Hadi. Gel oturalım.” oturmak için ellerimizle hazırladığımız köşeyi gösterdim. Eski koltukları tamir edip üzerine beyaz örtüsü sermiş, onun üstüne de fırçayla çeşitli resimler çizmiştim. Oturunca ben de yanına geçtim.

“Geçen gün konuşma yarım kalmıştı. Benim olayım bu galiba. Ya elimde olmadan ya da korkaklığım yüzünden bazı şeyler yarım kalıyor...” zaman kazandırmak için derin bir nefes aldı. “Biliyor musun? Benim bir kardeşim vardı. İki yaş küçüktü benden. Beş yaşındaydım… Annem bana emanet edip çarşıya gitmişti. Ama kapıyı kilitlemeyi unutmuştu. O saatlerde en sevdiğim çizgi film olurdu. Ben, televizyona dalıp izlerken küçük kardeşim, dışarıya çıkıyor. Sokakta yolu geçerken hızla gelen araba ça-çarpıyor ve... kaybediyoruz.” hüznü sesine de yansımıştır. Acısını daha fazla harlamamak için hızlıca anlatmıştı. Onun için zordu.

Hiçbirinden haberim yoktu. Kardeşi olduğunu bile bilmiyordum. Ne diyeceğimi bilemedim. “Çok üzüldüm, başın sağ olsun.” diyebildim bir sadece. Kelimeler boğazımda düğümlendi.

Gözleri dolmuş, sesi titriyordu. Konuşmaya başladığından beri, bana değdirmeyen gözlerini duvardan ayırmadan teşekkür etti. “Annem, bu olanlardan beni sorumlu tuttu. Suçladı. Beş yaşındaki bir çocuk, başka bir çocuğa nasıl bakabilir? Bu soruyu asla düşünmedi. Belki de günah keçisi olarak beni görmek, suçluluk duymasına engel olmasını sağladı, vicdanı hafifledi. Kapıyı açık bırakmasaydı yaşıyordu belki de… Neyse işte, o günden sonra asla sevemedi beni. Bana baktığında, gözlerinde sevgi yerine öfke vardı hep.”

Bir anne, çocuğuna bunu nasıl yapabilirdi. Birini kaybettiği için diğerine daha çok bağlanması gerekirken, onu suçlu ilan edip travma yaratmıştı. Bazı kişiler anne baba olmayı hiç hak etmiyordu. Ardında enkaz bıraktıklarının farkında bile olmuyordular. Bu enkazın altında kalmış çocuğu kurtarmaya kimsenin gücü yetmiyordu…

“Ben de bunun etkisiyle tüm kadınlardan soyutlamak istedim kendimi. Aynı bakışı görmemek için hep uzak durdum. Ama lise birde gördüğüm kıza, sana ilk görüşte vuruldum. Başta inkâr ettim. Annen gibi o da seni üzecek, her kötü şeyde seni suçlayacak. Uzak dur ondan! Bunu kaç kere tekrarladım bilmiyorum. Ama sonra annemden tamamen farklı olduğunu gördüm. Annemin bencilliğinin aksine, kalbindeki saf iyiliğini gördüm. Yavaş yavaş kabullendim. Kaçamak bakışlarla izledim. Fark etmediğin her anına ortak oldum… Büyüleyici kahkahâlârına, sinirlendiğinde hıncını elindeki kalemden alışına, üzüldüğünde pencereden uzaklara dalışına…

“Kaybetmekten, arkadaş bile olmamaktan korktum. Ama başkasına sevgiyle baktığını görmek yakıp kavururmuş.” Gözlerini bana dikti. “Bazı şeyler için geç kaldım belki… Ama artık ertelemek yok. Sana aşığım, gördüğüm ilk günden beri seni seviyorum …” çaresizlik içinde haykırdı.

Haykırmak hep bağırmak demek değildi. İnsan sessizliğiyle de haykırabilirdi. O da öyle yapmıştı. Ama bunca zaman beklediği için sitemliydim ona. Açılmak için illa birinin aklımı karıştırmasını mı bekliyordu? Art arda itiraf edelim, Karen mavi ekran versin, diye mi anlaşmıştılar?

Aylar önce itiraf etseydi cevabım, ben de olurdu. Ama bazı şeyler artık net değil. Boyuma yetişmek için iki büklüm olup soru işareti gibi duran Akel, artık kalbimde de soru işaretine dönmüştü.

“Cevap vermek zorunda değilsin. Artık haberin olsun istedim. Korkaklığım yüzünden ona gittiğini görebiliyorum zaten.” kendinden nefret edercesine gülümsedi.

“Kimseye gittiğim falan yok. Sadece ne yapacağımı bilmiyorum. Evet, doğru. Senden hoşlanıyordum. Eğer emin olmadan bir ilişkiye başlar ve seni hayal kırıklığına uğratırsam… ben de yarım kalırım.” içimi döktüm. Annesi, büyük travma bırakmışken olmazdı... Ailenin açtığı yarayı iyi bilirdim. Kabuk bağlamış gibi görünse de en ufak bir rüzgârda kanamaya başlardı.

“Anlıyorum. Ama sadece bu an için düşünsen cevabın ne olurdu?” sordu umutla.

Yumruk yaptığı elini ellerimin arasına aldım “Buradan bu eli tutarak çıkardım.” gülümseme belirdi yüzünde. “Ama sonrasını düşünsem ü—” lafımı kesti.

“Sonrası yok, şimdi var. Bırak, üzüleceksem de buna ben karar vereyim. Mutlu olma ihtimalimiz varken zaman kaybetmeyelim.” Gözlerinde yalvaran bir umut vardı. Bunun doğru bir karar olduğundan emin değildim.

“Bilmiyorum, Ali.” dedim başımı eğdim.

“Tamam. Zaten hayır bekliyordum. Ama en azından şimdi bir şansım var.” üzüldüğümü görünce zoraki bir tebessümle konuştu. “Bari buradan çıkana kadar sonrasını düşünmesek? Ha?”

Ne doğru ne yanlış yoktu artık. Bana yalvarırcasına bakarken, en azından buna hakkımız vardı. Başımı omzuna yaslayınca, hemen koluyla sarıp kendine çekti. Kararsızlığım onu korkutuyordu ama haklı mıydı bilmiyorum. Saçlarıma küçük bir öpücük kondurdu. Hayalim, sanki başkasına aitti. Hâlâ onu görünce mutlu oluyordum. Ama son zamanlarda Ali’den çok Akel’i düşünürken buluyordum kendimi. Benim için bu aşk üçgeni çok fazlaydı. Suçluluk duygusuydu içimi kemiriyordu.

Hafif doğrulup elimi uzattım “Benimle çizim yapar mısın?”

“Seve seve.” dedi. “Ama boya yok.”

Kenardaki kutuları gösterdim “Orada her zaman birkaç sprey zulalarız.” En azından küçük bir anımız olsun istemiştim.

Boş bulduğumuz kısımlara bir şeyler çizdik. Daha doğrusu ben çizdim, Ali beni izlemişti. Bakışlar üzerimdeyken sürekli yanlış yapıp, düzeltmek zorunda kalıyordum. O ise bunu fark edip gülümsüyordu. Buradan çıktığımızda hiçbir şey yaşanmamış gibi yapmak daha zor olacaktı…

Yorumlarınızı merakla bekliyorum💚

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

276okunma 153beğeni 6yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18