5. bölüm · Hiç Kimse Konuşmadı

Part- 5

Elif Yyyl

Sessiz Ayak İzleri

Gölge, kulübenin eşiğinde yalnızca birkaç saniye durdu. Ne konuştu. Ne kapıyı tam açtı. Ama Thomas, o şekli gördüğü anda, içindeki her şey sustu. Düşünceler, kalp atışının altına gömüldü. Artık sadece içgüdü vardı.
Ayakkabıyı yere bırakıp, yavaşça doğruldu. Çıt çıkarmadan ilerledi. Adımlarını toprakla yumuşattı. Kapıya ulaştığında, gölge uzaklaşmıştı bile. Ama hissi… Hâlâ omuzlarındaydı. Birinin hâlâ orada olduğunu biliyordu.
Hafif bir çiy serpmişti geceye. Toprak nemliydi. Yaprakların üzerindeki su damlaları, gölgelerin hareketini yansıtarak kayboluyordu.
Thomas gözlerini kısarak, kulübenin yanındaki dar patikaya yöneldi. Burası, çocukken kullanılmayan, neredeyse unutulmuş bir geçitti. Sadece kasabanın en yaşlıları bu patikanın nereye çıktığını bilirdi. Ama şimdi, biri kullanmıştı.
Ay ışığı, ağaçların arasından kesik kesik vuruyordu. Her ışık kırılması, gölgeleri dans ettiriyor; her hareket, bir başka hareketi saklıyordu.
Thomas, iz sürer gibi ilerliyordu. Çalıların arasından yeni kırılmış dallar vardı. Ayakkabı izi değil belki ama… varlık vardı. Nefes alıp vermişti biri.
Bir virajı dönerken, birden çıtırtı geldi. Tam solundan. Thomas dondu. Elini iç cebine attı, ama elinde sadece Eleanor’un mektubu vardı. Hiçbir şey silah gibi hissettirmedi.
Bir adım daha. Bir gölge sağa kıvrıldı. Thomas da.
İkisinin arasında artık yalnızca sis vardı.
Ve sonra… Açık bir alana çıktı. Küçük, dairesel bir düzlüktü bu. Eskiden köylülerin toplanma yeri. Şimdi ise unutulmuş, dikenle çevrilmiş, sadece ayın tanıdığı bir alan.
Gölge tam karşıdaydı.Ama şimdi kıpırdamıyordu. Dik duruyordu. Bir bedenin çizgileri vardı ama… Yüz yoktu. Işık arkadaydı, şekli sadece bir silüetti.
Thomas tam bir adım atacakken,gölge birden konuştu.
Sesi duyulmadı. Ama Thomas dudakların oynadığını gördü.

İki kelime.
Bir fısıltı.
Ama öyle güçlüydü ki, göğsüne saplandı.

“She knew.”

Sonra gölge geri adım attı. Arkasındaki ormana karıştı. Sessizce. Hiçbir dal kırılmadı. Hiçbir ayak sesi duyulmadı. Sadece yokluk kaldı.
Thomas bir an öylece durdu. Kulaklarında tek şey çınlıyordu:

“She knew.”

Eleanor bir şey biliyordu. Ve bu kişi, onu ya korumak için ya da susturmak için buradaydı.
Ama hangisi?