28. bölüm · Hiç Kimse Konuşmadı

Part-28

Elif Yyyl

aramak boşuna bulunmak istemeyeni.
(William Shakespeare)

Thomas, gözlüğünü tekrar burnunun ucuna yerleştirdi. Loş ışıkta kalın klasörü açtı, kâğıtlar kırılgan birer ten gibi çatırdadı. Her belge, her fotoğraf, her mühür: bir yalanı taşır gibiydi.
Bir nüfus kayıt örneği dikkatini çekti. “Lucien Marcello Di Benedetto” İtalyan bir erkek ismi. Doğum tarihi:
1973, doğum yeri:
Roma.
Sonraki belgede aynı kişinin adı şu şekilde yazıyordu:
“Serafina Lucenti” isim değişikliği: 1997, Vatikan arşivi koduyla işlenmiş.

“Vatikan’ın arşivleri bu kadar açık verilmez,” dedi Thomas kendi kendine.

“Birinin bu belgeyi burada saklamış olması… Babam mıydı?”

O dosyada birkaç psikolojik değerlendirme raporu da vardı.

Cinsiyet disforisi
Kapsamlı kimlik değiştirme süreci
Yasal koruma altında kayıt silimi

Serafina, bir zamanlar Lucien’di.Bir adamdı. Ve sonra, bir kadına dönüştü. Ama mesele yalnızca bir cinsiyet kimliği meselesi değildi.

Thomas arka sayfalara ilerlediğinde, bir başka belgeyle sarsıldı. Giovanni’nin doğum belgesi. Doğum yılı: 2004.

Ama anne kısmında yazan isim:
“Chiara Benedetti”
Baba: boş bırakılmış. Lucien/Serafina’nın adı

belgede yer almıyordu.

Thomas’ın kalp atışları hızlandı. Bir DNA eşleşme raporu vardı; gizlice yapılmış. Babası Arthur’un notuyla birlikte:

“Giovanni, Serafina’nın biyolojik çocuğu değil. Evlatlık değil. Oğul da değil. Sahte belgeyle yurtdışından kaçırılmış bir çocuk.”

Yani bu şu demekti:
Serafina, Giovanni’nin annesi değildi.
Giovanni büyük ihtimalle bir kaçırılma olayının parçasıydı.
Serafina, geçmişini ve kimliğini değiştirerek Vatikan’a sızmıştı.
Ve en önemlisi, Thomas’ın elindeki bu bilgiler asla gün yüzüne çıkmamıştı ta ki şimdiye kadar.

Neden?

Thomas derin bir nefes aldı, pencereden süzülen ay ışığı alnına vurdu.

“Bu kadar ileriye neden gitti?”

“Bir çocuğu neden kaçırdı, neden onun annesi oldu?”

“Ve neden şimdi o çocuğu kaybetmiş gibi yapıyor?”

Polis neden hiçbir şey anlamadı diye geçirdi Thomas ani bir şok dalgasıyla sandalyesinde geriye yaslandı, durdu ve düşündü. Dosyalardan biri gözüne ilişti..
Babasının eski notlarına tekrar döndü. Orada yazıyordu:

“Bu dava bir zamanlar benim elimdeydi. Ama elimden aldılar. Serafina’nın arkasında büyük bir grup vardı. Korundu. Belgeler değiştirildi. Siciller silindi.”
“Her zaman kimlik sahtekârlığından fazlasıydı bu. Bu kadın, bilgi taşıyordu. Büyük bir sır. Ve o sır Giovanni’ye yüklenmiş olabilir.”

Bu, artık bir annenin oğlunu arama hikâyesi değil. Bu, bir kadının kimlik ve geçmişini silerek, kendi bedenini bir maske gibi kullanarak, bir gerçeği saklamaya çalıştığı, uğruna çocukları harcadığı karanlık bir hikâyeydi.

Sabaha Karşı:

Saat sabahın 04:57’sini gösteriyordu. Geceden sabaha geçişin o gri aralığında, hava henüz kararını vermemişti; ne karanlık ne aydınlık, sanki gökyüzü bile bir şeyleri gizlemek istiyordu.

Thomas, mutfaktaki küçük duvar saatine bir göz attı. Ardından bakışlarını salona, daha sonra hafif aralanmış kapıdan Helen’in olduğu odaya çevirdi. Ayak seslerini neredeyse duyamazdın; eski İngiliz evinin kalın halıları adımlarını yutuyordu.

Şömine sönmüş, odada yalnızca Helen’in usulca inip çıkan göğsü vardı. Uyurken yüzüne dökülen birkaç tutam saçı, teni kadar yumuşak görünüyordu. Sol bacağı, pikeyi omzuna dek çekmiş ama diğerini açıkta bırakmıştı. Thomas bir süre kapının eşiğinde durdu. Elini yüzüne götürdü, alnını ovuşturdu. Gitmek zordu. Her zaman zordu.

Yavaşça eğildi. Yorganı biraz yukarı çekti, sonra başını eğip alnına minik bir öpücük bıraktı. Helen hafifçe kıpırdandı, mırıldandı ama uyanmadı. Uyurken bile güzeldi. Bir yavru gibi… kırılgan. Onun yanında geçmişin gölgeleri hafifler gibiydi.

“Seni seviyorum Helen De Rivera…” dedi usulca.
“Ama bazı gölgelerin üstüne sadece ben yürüyebilirim.”

Ardından usulca kapıyı kapattı.

Yola Çıkış & Şafak

Kırçıllı sabah sisine doğru yürürken, eski tren raylarının altındaki yoldan, arabasına ilerledi. Siyah Jaguar XJ’in kapısını açtığında, metalin soğukluğu parmak uçlarında yankılandı. Motoru çalıştırdı, düşük bir homurtuyla canlandı araç, farlar sabah sisini delip geçti.

Yol boyunca, sessiz İngiliz kırsalının göğsünde sakladığı binlerce sır gibi yayılan bir serinlik vardı. Rye’dan karakol binasına kadar süren otuz beş dakikalık mesafe, Thomas’a göre bir ömür kadardı bu sabah.
Camlar buğulu, elleri direksiyonun üzerinde kararlı… Gözlerinde ise uykusuz bir bilgenin yorgun ama canlı bakışı vardı.

Sessiz teyakkuz

Merkeze geldiğinde saat tam 05:42 idi. Girişteki güvenlik memuru uyuklarken birden toparlandı.

“Bay Whittekar? Bu saatte”

“Sadece Harold’la ve Amir Fletchley ile görüşeceğim. Gizlilik protokolü devrede.”

Sessiz adımlarla ikinci kata çıktı. Etrafta hâlâ kahvesini hazırlayan memurlar, bilgisayar başındaki genç görevliler vardı ama onun bakışları yalnızca Harold’ı arıyordu.

Görüşme

Thomas kapıyı tıklatmadan içeri girdiğinde, Müfettiş Harold Greystone pencere kenarında sabah gazetesini bırakıyordu. Fletchley ise masada ellerini kenetlemişti.

“Umarım gereksiz bir uykusuzluk değildir Thomas,” dedi Harold, gözlüğünü çıkarırken.

“Bunu sizinle paylaşmasaydım asıl gereksizlik olurdu,” diyerek Thomas elindeki klasörü masaya bıraktı.

“Serafina Lucenti… sadece bir anne değil. Hiç olmadı. Sahte kimlik. Kayıp çocuk. Cinsiyet ve kimlik manipülasyonu. Ve babam bu işi yıllar önce çözmeye çalışmış ama engellenmiş.”

Amir Fletchley dosyayı açarken yüzü kireç gibi oldu. Harold’ın alnındaki damar belirginleşti.

“Tanrım… Bu resmen uluslararası kimlik gaspı. Vatikan arşivinden gelen kadı n ”

“Kadın bile değil,”
dedi Thomas.
“Lucien Di Benedetto. Erkekti. Şimdi ise sahte geçmişle bizi kandırıyor.”

Harold yavaşça başını salladı.

“Bunun ucu sadece Black Hollow’a Rye’a değil… Roma’ya, diplomatik ilişkilere, belki Vatikan protokollerine dokunur Thomas.”

“Ve oğlan Giovanni… sadece bir kurban değil. Belki de bir anahtardı.”

O sırada duvarda asılı saatin tik takları dışında sessizlik çöktü. Fletchley dudaklarını birbirine bastırarak konuştu:

“Gereken izni alırım. Operasyonu sen yürüteceksin Thomas. Ama dikkatli ol. Bu, yalnızca bir cinayet vakası değil artık. Devletlerarası bir yalanın izini sürüyorsun.”

Harold Greystone } Gece Yarısından Sabahın İlk Işığına

Arafta Kalan Saatler

Harold Greystone, polis merkezinin ikinci katındaki pencere kenarında duruyordu. Saat sabaha karşı 06:15’i gösteriyordu. Gecenin sessizliği hâlâ ofisin içerisini doldurmuş, hiçbir telefon çalması, hiçbir ayak sesi yoktu. Sadece saat tık tık sesiyle ruhuna işlemişti.

Thomas Whittekar’la konuştuğu o ani çerçeve hâlâ zihnindeydi:

büyük klasör masada duruyordu. İçindeki bilgilerin ağırlığı, Harold’a daha önce tanık olduğu hiçbir vakada hissetmediği kadar baskıcıydı. Gerçek şu ki, bu yalnızca bir kimlik vakası değildi; diplomatik koridorlara işleyen, devlet sırlarını bile sarsabilecek bir tsunami gibiydi.

Harold adamcağızın yüzüne bakarken, çizgilerdeki gölgeyi fark etti. Yorgundu. Darbeliydi. Ama hâlâ dimdik ayaktaydı.

“Thomas,”

dedi keskin bir sesle,

“bu gece yere düşmeden çırpınmak iyi niyetli bir şey olabilir. Ama canını sıkan yükü bugünkü mesainle arttırırsan, riskine değmez.”

Thomas, klasik dedektif sabrıyla gözlerini onun üstünden kaçırmadan cevap verdi:

“Önemli bir olay ama… ne kadar ileri gidebiliriz, o kadar.”

Harold derin bir nefes aldı.

“Dinlenmen gerek, Thomas. Eve dön. Şimdi değil. Sabah sabah 09:00’da seninle tekrar burada olmanı isterim. Bu vaka, sensiz de ilerleyebilir. Ama şu an uykusuz kas bulunmaz. Sen güçlü olmadan aramıza sızan kimliği tam olarak açığa çıkaramayız.”

Bu konuşma Harold’un içindeki disiplinle söylediği destekti. Thomas’ın hem zihin sağlığını hem de soruşturmanın güvenliğini koruyan bir metindi. Hikâyenin kırılmayan yanını kurmak için söylediği sözlerdi.

Kapı kapanırken Harold dosyanın başına geçti. Kâğıtları yeniden gözden geçirdi:

İlk klasör: Serafina Lucenti hakkında doğum belgeleri, kimlik değişikliği süreci, Vatikan arşivi mühürlü belgeler.

İkinci klasör: Giovanni’nin doğum ve evlatlık kayıtları, DNA raporu, uluslararası kaçırılma şüpheleri.

Üçüncü klasör: Arthur Whittekar’ın eski notları, gizli kimlik sahtekârlığı araştırmaları ve yüksek rütbeli kişilerin dahil olduğu sular…

Harold her belgeyi tok bir ciddiyetle inceledi. Bir devlet memuru olarak, bu dosyaların tek bir kısmına bile yanlış bastıramazdı. Lisanslı hatıralar, diplomasi kâğıtları, uluslararası hukuk normları hep burada kilitlendi.

Bir kartvizit çıkardı:

Dışişleri Bakanlığı Uluslararası Suçlar Departmanı…

Ve “özel kimlik soruşturması protokolü” ibaresi. Avuçlarında titreyen bir güç… ama aynı zamanda bir sorumluluk…
Harold zihninden çekilen yük somut kalıyordu: Eğer bu dosyaları savsaklarsa bir gazetecinin eline düşse, Vatikan’a ulaşsa, insanlar zarar görse

İşin içinde sadece bir dedektiflik değil, diplomatik kriz, kimlik hakları ihlali, bir annenin acısı değil, uluslararası bir manipülasyona dönüşecekti.