40. bölüm · Hiç Kimse Konuşmadı
Part-40
Part- 40
Thomas’ın bakışları dondu. O an, odadaki herkes Serafina’nın sözlerinden çok, onun sesindeki sahiplenmeye takıldı. “Bana ait” derken söylediği şey bir tehditten fazlasıydı—bir ilan, bir zaferdi.
“Bu… bu ne demek?” Thomas’ın sesi çatladı. “Kimse kimseye ‘ait’ değildir.”
Serafina başını yavaşça salladı, sanki bir çocuğun saf bir yanılgısını düzeltiyormuş gibi.
“Ah, Thomas… Sen hâlâ eski dünyanın kurallarıyla düşünüyorsun.” Zincirlerine rağmen omuzlarını dikleştirdi. “Giovanni’yi ben büyüttüm. Ona kim olduğunu ben öğrettim. Kime güveneceğini, kimi yok edeceğini… Hepsini.”
Magnus’un nefesi hızlandı. “Yani… onu sen mi gönderdin?” dedi, sesi titreyerek. “Bunca şeyi yapan… o muydu?”
Serafina’nın dudakları kıvrıldı.
“Göndermek mi? Hayır. Onu serbest bıraktım.”
Harold dosyayı masaya çarptı.
“Bu saçmalık! Eğer bu doğruysa—”Sözünü tamamlayamadı. Çünkü kapının dışından gelen ağır bir ses odayı böldü.
Tak… tak… tak…
Adımlar. Yavaş. Kararlı.
Herkes sustu.
Thomas başını kaldırdı, gözlerinde korku ilk kez bu kadar açıktı.
“Hayır…” diye fısıldadı. “Bu olamaz…”
Kapı kilitliydi. Ama kapı kolu yavaşça hareket etti.
Klik.
Kapı aralandı.
İçeri giren adam uzun boyluydu. Üzerinde sade, koyu renk bir palto vardı. Yüzü gölgede kalmıştı ama gözleri… o gözler…
Thomas ayağa kalkmaya çalıştı ama sandalyeye tutunmak zorunda kaldı.
“Giovanni…” dedi neredeyse duyulmayacak bir sesle.
Adam başını hafifçe eğdi.
“Beni hatırlamıyorsun bile,” dedi sakin bir tonla. “Ama ben seni uzun zamandır tanıyorum… baba.”
O kelime odaya bir kurşun gibi düştü.
Magnus geri çekildi. Harold elini silahına götürdü ama tereddüt etti. Serafina ise… sadece izliyordu. Gözlerinde gurur vardı.
Thomas bir adım attı.
“Ben… ben bilmiyordum. Yemin ederim—”
Giovanni bir el hareketiyle onu susturdu.
“Biliyorum.”
Durdu.
Gözleri sertleşti.
“İşte bu yüzden daha da kötü.”
Sessizlik ağırlaştı.
Sonra Giovanni yavaşça odaya ilerledi. Her adımı hesaplıydı.
“Beni sattılar,” dedi. “Bir isim uğruna. Bir anlaşma uğruna. Senin kanın… bir pazarlık malıydı.”
Thomas’ın gözleri doldu.
“Bunu ben yapmadım!”
“Hayır,” dedi Giovanni. “Ama senin adın yapıldı. Ve sen hiçbir zaman gerçeği aramadın.”
Bu söz Thomas’ı susturdu.
Serafina hafifçe güldü.
“Görüyor musun?” dedi. “Gerçekler ortaya çıktığında… kimse masum kalmaz.”
Harold sonunda silahını çekti.
“Yeter! Hepiniz—”
Ama cümlesini bitiremedi.
Giovanni bir anda hareket etti.
Bir gölge gibi.
Bir saniye içinde Harold’ın kolunu yakaladı, silahı elinden düşürdü ve onu masaya çarptı.
GÜM!
Magnus bağırdı. Thomas donakaldı.
Giovanni başını yana eğdi, Harold’a bakarken sesi buz gibiydi:
“Bu gece… kimse buradan eski haliyle çıkmayacak.”
Sonra gözlerini tekrar Thomas’a çevirdi.
“Şimdi,” dedi yavaşça, “bana söyle… baba.”
Bir adım daha yaklaştı.
“Benim yerimde olsaydın… sen ne yapardın?”
