Görünmezim -texting kitap kapağı

62. bölüm / 68

Görünmezim -texting

-62-

Vaveyla Yazarı: Çiğse Yağmur

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 68Şu an: -62-

3. Kişi

Hakan ve Akın ikilisi aynı kız tarafından engellendiklerini bilmeden bir anlığına telefonlarına şaşkın şaşkın bakmış ve sonra telefonlarını cebine koymuştular. Konuşmalarını gerektiğini ikisi de bilse de ikisinin de ağzından tek kelime çıkmıyordu.

Hakan dün gece fena batırdığını biliyordu. Geceleri onun mesaj kısmını düşüncelerini toparlamak için yazıp silmesinin karşı tarafa yazıyor diye gözükeceğini bilse de Akın'ın o saatte uyanık olduğunu ve yazıyor yazısını izlediğini bilmiyordu. Allah bilir çocuk ne zamandan beri o yazıya bakıp onun yüzünden geceleri uyanık kalmıştı telefonun karşı tarafında. Bugün bir şeyleri söylemek zorunda olduğunu biliyordu. Yeteri kadar beklemiş ve bekletmişti.

Akın ise neredeyse en başından beri yazıları izleyen ve neredeyse bir yıldır tüm hislerini içinde tutan biriydi. Kendini içine kapamaya ve karşılık alamayacağına o kadar inanmıştı ki Hakan'ın söylediklerinin bununla ilgili olmayacağını kendine söylüyordu. Diğer taraftan kalbinde hala olan ufak umut parçası Ece'nin ona ipucu vermemiş olmamasına rağmen onu buraya sürükletmesinni nedeninin duygularla ilgili olacağına emindi.

Kafeye gelip köşe masalardan birine geçtiler. Konuşmadan anlaşmak onlar için olağandı. Bu konuşmanın gergin olacağını ve kimsenin kulak misafiri olmasını isteyeceklerini ikisi de biliyordu.

Akın enerji ihtiyacı için kendine normal filtre kahve aksine latte aldı ve Hakan soğuk terler dökeceği konuşmada kendini rahatlatmak için limonata almıştı ve Akın'ın sen deli misin bakışlarına maruz kalmıştı.

Siparişler geldiğinde ve garsonun bile onları rahatsız edemeyeceklerine emin olduklarında kendi sınırları dışında sabırlı davranan en sonunda konuştu. "Pekala, artık konuşabiliriz sanırım." Hakan bir yudum aldı limonatadan. "Öncelikle.. Uzun zamandır fark ettin sanırım bunu." Akın tek kaşını kaldırdı. "Geceleri beni delirtecek kadar uzun zaman önce. 15 tatilde filan. Onun öncesini bilmiyorum."

Hakan geri yaslandı ve gözlerini parmaklarıyla ovuşturdu. "Neredeyse en başından beri biliyorsun o zaman." Sessizlik sürerken havadaki gerginlik elle tutulacak kadar yoğundu. "Neden?" Diye sordu Akın en sonunda. "Neden mesaj yazıp yazıp siliyordun? Neden benim mesaj kutum?"

Hakan ya şimdi ya hiçti.
"Düşüncelerimi yazarak anlatmak daha kolaymış."

Pes etmişlikle omuzlarını düşürdü.
"Çünkü.. Çünkü sana anlatmak isteyip anlatamadığım çok şey var."

Akın'ın kalbinin hızlandığını hissetti ve dışarıya yansıtmamaya çalıştı. "Ne gibi? Hani yüz yüze bana anlatabileceğinin farkındasın. Dinlerim seni. O olmadı, mesajları göndersen sabah okur cevaplardım. Sır tutmayı biliyorum." Kahvesine uzandı biraz soğuduğunu ümit ederek.

Hakan nefesini verdi. Biliyordu bunu. "Biliyorum ama duyguları hakkında konuşmaya alışık biri değilim. Özellikle konu senken."

Akın'ın kahvesi boğazında kaldı ve öksürmeye başladı. Hakan gülmeden duramadı. Kendi gerginliğinden mi yoksa Akın'ın konu yüzünden yaşadığı şaşkınlığın onu neredeyse boğmasından mı emin değildi.

"Şimdi.." dedi Akın biraz sakinleşince. "Konu hem senin duygularınla hem de benimle mi alakalı?" 'benim' derken sesinin titrmesini engelleyememişti. Heyecan ve korkudandı. Ulaşılmaz gördüğü tahmininin bir umudu vardı. Ama duymaya hazır olup olmadığıyla ilgili korku vardı.

Hakan ise kötü düşünen taraf olarak korktuğunu düşünüp lanet etmişti kendine bir kez daha. Ama duramazdı artık. Kumara bir girmişti ve geri çekilemezdi. Ya kazanacaktı ya kaybedecekti.

"O tartışmamız.. Senin bir sırrın olduğunu ve onu görünmezin bilip benim bilmemem o kadar çok canımı sıktı ki anlatamam. Senin hakkında her şeyi bilmesi gereken kişi bendim. Benim başımı ağrıtan sendin. Bu hep böyleydi. Bunu değiştiğini düşündüğüm için o zaman aramız gergin olmuştu."

Düşüncelerini toparlamak için limonata molası verip devam etti. "Ama bundan daha fazlası olduğunu zamanla fark ettim. Aramız açılınca varlığına alıştığımı fark ettin. Yanımda olup konuşmana. Her şeyi anlatmana, şakalarına. Ama aynı zamanda biri üzüldüğünde onu desteklemeni ya da dikkatini dağıtmanı izlemeyi. Tekrar sana yaklaşmak ve konuşmak için hiçbir şey olmamış gibi konuşarak ikimizde kolaya kaçtık ama bu kadarla kalmanın yeterli olup olmadığı şüphesi içimi kemiriyordu. Üzgünlüğünü nasıl içine atıp gülümsediğini hep biliyordum. Bunu benimle paylaşmamana öfkeleniyordum. Bunun nedeni ise bir soru işareti. Sana neden değer veriyordum bu kadar? Diğerlerinden ayrı olarak. Sana ayrı verdiğim değer."

Hakan başını kaldırıp onun gözlerine baktı. Akın kalbinin teklediğini hissetti. Onu tanıdığından beri ilk defa bu kadar zayıf ve duygulu görüyordu. Onu tanıdığını düşünürdü hep. Ama şu anda tamamen tanımadığı bir hakan vardı. Onun görünmeyen yüzü. Duyguları.

"İnternette.. Duyguları yazmanın düşünceleri toparlamaya iyi geldiğini okudum. Bende bunu yapmak istedim ve geceleri senin mesaj kutunu ele geçirdim Seninle ilgili olan duygularımı bir temele oturtmaya çalışıyordum. Hiçbir zaman bunları gösteren bir insan olmadım ve ne yapacağımı bilemedim. Bu konuda sana özeniyorum. Çok rahatsın, duygularını yaşamaktan ve göstermekten korkmuyorsun. Ben ise ne tepki vereceğinden korktuğum için hiçbir mesajın gönder tuşuna basamadım."

"Hakan." diye kesi onu Akın. Sesi duygularından dolayı titriyordu. Kalbinin daha fazlasını kaldırabileceğinden emin değildi. Bu konuşmanın gidişini görüyordu ama kendi düşüncelerine inanamıyordu. "Benimle zorun mu var be? Bu kadar yükleme yapılır mı? Senin gözünde değerim.. İlişkimiz.. Bana özenmen mi? Bunu benim söylemem lazım sana. Çoğu zaman ciddisin, çözüm buluyorsun ve arkamı topladın kaç kere belli değil. Bana kızıyorsun ve sinirlerini zorluyorum ama yanımdasın ve şakalarıma uyum sağlıyorsun, benimle gülüyorsun, benim bile bilmediğim anlarda destek çıkıyorsun."

"O zaman neden o şeyi hala bilmiyorum?" Akın yutkundu ve kafasını eğdi. Riske atacaktı. Bir yıldır arkadaşlarını bozmasın diye içine gömdüğü tüm duygularını açığa çıkaracaktı. "Çünkü.. O şey de benim duygularım ve seninle ilgili."

Kartlar dağıtılmıştı.
Ya ikisi birden kazanacaktı de ya da beraber kaybedeceklerdi.

Hakan nefesinin boğazından düğümlendiğini hissetti. Belki de durum düşündüğü kadar umutsuz değildi. Elini uzatıp Akın'ın çenesini tuttu ve kendine bakmasını sağladı.

Neredeyse ağzı açık kalacaktı. Kendi içinde yaşayıp göstermediği her duyguyu onun gözlerinde gördü. Ne olduğunu o anda anladı. Karşısında gördüğü duyguları tanıdı. Kendi içinde olan duyguların tanımıydı. İlginin, değerin, aşkın yansımasını görüyordu. Aynalardan korkuyordu ama onun gözlerinde olan kendi
yansımasını sabaha kadar izleyebilirdi.

Sadece yansıyan duygularına bakarak anlaştılar. Sessizlik bozulmadı ve birbirlerini incelemek ve anlamak için zaman ayırdılar.

"Anlaşılan ikimizde duygular konusunda dürüst değiliz ha?" Akın Hakan'ın şakayla karışık yorumuna gülmeden edemedi. "Sanırım evet "

Hakan ona daha çok yaklaştı. "Bir kez olsun dürüst olmaya var mısın?" Ona uyum sağlayarak başını aynı hizaya getirdi. "Emin misin? Bir kere dedikten sonra duramam ben."

Hakan yandan güldü hafif. "Evet bende duymadan duramam."

Fark etmeden ikisi de birbirlerine çok yaklaştı ama odaklandıkları tek şey birbirlerinin gözlerindeki yansımalardı. "Aynı anda mı?"

Hakan saydı."3"
Akın devam etti. "2"
Hakan bitirdi. "1"

"Seni seviyorum."
"Seni seviyorum."

Gözleri eş zamanlı olarak kapandı ve Hakan uzun zamandır aklında takılan dudakları öpmeyi başardı.

Hareketsizdi ikisi de. Birleşmiş dudakları sadece içlerindeki saf sevgiyi ve arkadaşlıktan daha özel bağın temsilcisiydi. Değişen ilişkilerinin başlangıç noktasıydı.

Kısa ama anlamı öpücük bittiğinde ve nefes alabilecek kadar geri çekildiklerinde Akın tekrar Hakan'ın gözlerine baktı ama kolları tutmadı daha fazla ve masaya bıraktı kendini.

Bunu yapmasıyla limonatanin kollarına ve kafasına, kendi yarı-sıcak kahvesinin ise karnına, okul t-shirtüne dökülüp onu aynı da dondurup yakması bir olmuştu.

"AAA!"

Anında geri sandalyesine geri yaslanıp üstünü kendi vücudundan uzak tutmaya çalışırken Hakan birka. Saniye sonra kahkaha attı.

"Ne gülüyorsun ya? Senin yüzünden hem yandım hem de dondum burada. Bu hava kim limonata alır ki?"

Hakan gülmeyi bırakıp sırıttı ve ayağa kalkıp yanına geldi ve ıslanmış kolunun yakalarını yukarı kıvırdı. "Kahve almağıma şükret. Yoksa çift taraflı yanacaktın." birkaç peçete aldı peçetelikten ve kolunu sildi.

"Ben onu mu diyorum?" Hakan tek keşını kaldırdı. "Daha birkaç saniye olmuş olaydan bahsetmek istediğine emin misin?" Akın'a olayın gerçekliği bir kez daha vurdu ve yanakları kızarmaya başladı. "Hayır." Hakan kıkırdadı. "Ben de öyle düşünmüştüm. Acele etmeye gerek yok."

Kendi sandalyesine uzanıp hırkasını Akın'a verdi. "Islak üstle eve gitme. Bunu giyinp önlerini kapat." Akın hırkayı kaptığı gibi masadan kaçtı.

Hakan onun gidişini gülerek izledi ve arkasındaki sandaleyeye yerleşip elini kalbine koydu. Her şey yolundaydı artık. İçini kemiren her türlü şüpheden kurtulmuştu.

Kazanmıştı.
Hayatı boyunca dürüst olduğu için bu kadar mutlu olduğunu hatırlamıyordu.

Akın ona verdiği hırka ve ıslak üstüyle beraber çıkıp yanına geldiğinde o da kalktı ve onun sırt çantasını ona uzattı. "Hadi gidelim." Akın çantasını omzuna taktı. "Tamam." kasada aldıklarını Akın ödedi ve Hakan laf etmedi. Birbirlerinin hesaplarını uzun zamandır ödüyorlardı.

Kapıdan çıktıklarında da hala bir o kadar farklı ama bir o kadar da aynı olan ilişkilerini düşünüyorlardı. Ama bundan ziyade eski alışkınlarına sığınmayı tercih etti ikisi de.

"Dizi izleyelim mi?" Diye sordu Akın.
"En son ne olduğunu hatırlıyorsun değil mi?"
"Evet.. Given olayı. ama bu sefer garantili bir şey izlemeyi tercih ederim. Azra önermişti bir süre önce."
"Tamam. Sen bilirsin."

Akın'ın evine yürürken yine elleri birbirine sürttü ama bu sefer onları birbirine kenetleyen Akın oldu. Uzun zamandır istediği bir şeydi.

Hakan doğal şekilde onun elini tutmasına şaşırsa da elini çekmedi. Kendini rahat hissetti ve sıcaklık içine yayıldı. Hiçbir şey umurunda değildi. Şu anda.

"Yarın ne yapacağız bu arada?"
"Kimsenin şaşıracağını sanmıyorum."

İkisinin de aklından onları bu hale düşüren ve karşılıklı olarak her şeyi bilip yönlendiren aynı kız geçti. Görünmez ve maskesinin ardındaki kız Ece.

"Evet, bence de."
…

EN SONUNDAAA

Bu iki karakter hakkında muhtemelen onaylamayan olursa diye not düşüyorum. Duyguların cinsiyeti yoktur. Sevgi sadece karşı cinse hissedilmez. Ben bunu savunuyorum. Akın gibi bunu itiraf etmeye korkan ya da Hakan gibi karmaşalar yaşayan çok kişi var. Onlara insan gibi saygı göstermek bizim sorumluluğumuz

Bölümüm beğenmeyi unutmyaın canlarım❤️

Görüşürüz görünmeyenlerim💫

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

538okunma 5beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.