Görünmezim -texting kitap kapağı

31. bölüm / 68

Görünmezim -texting

-31-

Vaveyla Yazarı: Çiğse Yağmur

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 68Şu an: -31-

Bölümü yayınlamayı unutmuşum 😭
....

Bulut:
Görünmez kızzz

Gorunmez_01:
Süper kahraman ismi gibi oldu

Ama süper kahraman değilim

Bulut:
Bence öylesin

Gorunmez_01:
Ben cidden bir şey yapmıyorum

Okulun belasıyım bile denilebilir

Bulut:
Bunu önceden konuştuk da en azından gerekli bir belasın

Ama sen niye bir tuhafsın?

Gorunmez_01:
/ Bence çok iyi biliyorsun /

Keyfim yok fazla. Ayrıca 2. sınavlar geldi.

Bulut:
Aman hatırlatma

Gorubmez_01:
Bu yüzden biraz daha sakin takılacağım okulda

Zaten dönem de bitiyor sayılır

Neyse beni boşver de siz ne durumdasınız

Bulut:
Anlamadığım şekilde baya iyi anlaşıyoruz

Senin dediğin gibi artık onunla konuşurken kendimi tutmuyorum ve flört gibiyiz.

Antrenmanlarını izliyorum ve aralarında konuşuyouz

Yakında açılmak istiyorum artık

Gorunmez_01:
Sevindim adınıza ama bence 2. sınavlardan sonraya birak

Daha garanti olur ve rahat olursunuz

Bulut:
Mantıklı

Gorunmez_01:
Senin sorununu hallettiğimize sevindim.

Benlik bir şey kalmadı artık

Bulut:
Hey hey

Deniz'le çıkmaya başlasak bile seninle konuşmaya devam etmek istiyorum

Gorunmez_01:
Müstakbel sevgilin benden pek haz etmiyor

Üzerine benim konuşmalarım genelde o kişinin sorunu çözüldüğü anda bitiyor

Benlik bir durum da kalmayacak ortada

Bulut:
Çok saçma be

Genel muhabbet edelim işte

Gorunmez_01:
/ Çok belli ediyorsun /

Bakarız bakarız tamam

Benim çıkmam lazım

İyi geceler

Bulut:
Görüşürüz görünmez

Görüşürüz

-görüldü-
...

Bulut:
*SS X2*

Bir şeyler anlamış olabilir mi

Akın:
E yok artık

Gün olmadı daha

Ve hem Deniz??? Voleybol takımında libero olan Deniz?

Bulut:
Evet..

Akın:
Hayırlı olsun

Görünmez olmuş dediyse olmuştur

Bulut:
İnşallah

Bu arada sende yaz bir istersen

Yani dünden sonra yumuşamış olabilir

Akın:
Yazamam

Bulut:
Aranızda onla en iyi anlaşan sen değil misin

Akın:
Kanka boşver cidden

/Nasıl yazayım/

/Eğer dediğini yaparsa../

Bulut:
/Bir şey olmuş /

Sen bilirsin

Diğerleri ne durumda

Akın:
Birkaç gün rahat bırakacağız ve sonra yazacağız.

Hepimiz darbe yedik çünkü

Yapacağım dediği şeylerin ne kadarını yapar emin değiliz

Bulut:
Başka durumda olsa yapar derdim ama emin değilim

İnsanları aynı anda hem kendine yakın hem de uzak tutamaz

Akın:
Ama yapıyor

Şu zamana kadar fazla üzerine düşündüğüm söylenemez de geçen 2 yılda da konuştuk biz. Ama ilk defa fark ettik yalnız oluşunu

Bulut:
Herkes onunla konuştuğu sürede sadece kendine odaklıydı çünkü

Akın:
Aynen öyle

Ben çıktım şimdi

Bulut:
Bir sey olursa haber ver

Akın:
👍👍

-görüldü-
...

Okula giriş yapıp sırama otururken ilk defa bu kadar zorlanmıştım. Görünmezin maskesi ilk defa bu kadar ağır gelmeye başlamıştı.

Anlamıyordum. Önceden de birileriyle konuşurken tehlikeli olduğu için konuşmayı farklı şekillerle kestiğim olmuştu. Görünmezin anlaşma şekli buydu. Bir olayda yazar, konuşur, gerekirse yardım eder ve kaybolur.

Ama konu Burak'lara geldiğinde bu o kadar kolay değildi anlaşılan. En başından beri beni güldüren ve her birine ayrı değer verdiğim grup bana da değer vermeye başlamıştı ve peşini birakmama konusunda oldukça emindiler.

Çünkü tam arkamda Akın, Azra'ya benimle nasıl konuşması gerektiğine dair bir konuşma yapıyordu. Azra ise neden onun yazmadığını sorduğunda geçiştirip bu sefer gücümün ne olduğu ile ilgili teorilere başlamıştı.

Ürettiği fikirler oldukça yaratıcıydı. Düşüncelerini okumaktan zamanı durdurmaya, bedenlerini ele geçirmeye kadar birçok şey vardı.

Şikayet ettigimden değildi ama cidden gücümün ne olduğunu tahmin bile edememeleri komik geliyordu. Çok karmaşık bir şey değildi ama adının gorunmez olması düşüncelerini etkiliyor olmalıydı.

Cesaretimi toplayıp arkama döndüm. "Görünmezle bir sorununuz mu var? Son zamanlarda bir tek onu konuşuyorsunuz." Akın sustuğunda ikisi de bana döndü. "Hiç sorma Ece. Çok uğraştırıyor bizi." Azra iç çekti. "Görünmezi fazla sevmediğinden eminim. Boşver o yüzden." Gülümsedim.

Aynen. Görünmezi sevmiyordum. Kendi kendimi 20 kere filan paylaşttıktan sonra doğaldı böyle olması.

"Kendi kendimin düşmanıyım ben. Hem zaten herkes içten içe gülüyor bana. Görünmez sadece çok açık sözlü." Dediğime karşı gelmediler ve hoca gelince bende önüme döndüm.
...

O gün gerçekten normal geçmişti. Birkaç kez düşmüş, bir iki kez birilerinin anılarına bakmış , geçen yildan tanidgim birkaç kişiyle konuşup kontrol etmiştim çevreyi ve ders dinlemiştim.

Ama öğlenden sonra olan 2. dersimde içime çöken huzursuzkukla bir şey olacağını hissetmiştim.

Ve babamın astlarından biri olan Sude ablanın dersin ortalarına doğru içeri gelmesiyle kanıtlanmıştı. Babama bir şey olmuştu.

"Dersinizi böldüğüm için kusura bakmayın. Ece Yıldırım'ı almam gerekiyor." Bana bakışları kaydığında çantamı çoktan toparlamış ve kalkmıştım.

Duvar tarafından da montumu aldığımda hemen yanına gelmiş ve beraber kapıdan çıkmıştık. "Babama bir şey mi oldu?" Cevap vermedi ve elini omzuma koydu. "Birazdan canım."

Okul bahçesinde olan polis arabasına bindik ve bende öne geçtim. Bir yanım ona dokunmak ve her şeyi öğrenmek istiyordu ama diğer yanım öğreneceklerimden korkuyordu.

"Hastaneye gideceğiz şimdi. Annen çoktan orada. O sana söyler." Yutkundum yavaşca. "V-vuruldu mu? Ne kadar ciddi? Ameliyata girdi mi? Sude abla? Babam iyi mi?"

Ellerini omuzlarıma koydu ve gözlerime baktı. O da zor duruyordu. Gözleri yaşlanmıştı. "Amirim çok güçlü ve onu hiçbir şey düşüremez. İyi olacak merak etme."

Dayanamadım ve bileğini kavradım.

...

Bir dükkanın karşısında çok fazla polis arabasıyla barikat kurulmuştu. Soyguncular kuyumcunun içindeki çalışanları ve müşterileri rehin almıştı.

İçerdekilerin bağırıp durması ve birkaç silah sesi gelmişti. Herkesten çıkan şüpheci sesler içerde neler olduğunu doğruluyordu. "Yeter artık! İçeri giriyoruz! Ön girişi patlatın!" Babamın Silahını hazırlayıp birkaç polisle ilermesini izkedim. "Amirim durun cok tehlikeliler!" Babamın silahını çıkartıp sadece birkaç polisle beraber ilerleyişini, kapıyı kırıp girmelerini ve izlediğim gözlerin onun peşinden ilerlediğini gördüm.

Tutsakların çığlıkları, soyguncu çetenin bağırışmaları ve polislerin birbirleriyle konuşması üzerine duyduğum silah sesleriyle etraf karmakarışıktı. Takip ettiğim gözler çetenin kenara bıraktığı çantayı almaya ilerliyordu. Ve her şey en son bir silah sesiyle kesildi. "Amir vuruldu! Geri çekiliyoruz!"

Tutsakların iplerini çözmeye çalışırken onların önünde durup kendi kolunu ve omzunu siper etmişti. Polisler geri çekilirken tutsaklarda onların önünden kapıdan cikabilmiş

Ama babam yere, kendi kanayan yerin üstüne düşmüştü. Görüntü kanımın donmasını sağlarken gözler bu sefer onu vuran kişilere kaydı. "Sizi pislikler!" Görüş alanıma giren silah babamı vurması olası olan herkesi vurmuştu.

Fazla isabetli, neredeyse beli bir rotada ilerliyormuş gibi. O çok iyiydi.
...

"Ece!" Elimi bileğinden hızla cekerken bir anlığına mavi bir ip görür gibi oldum ama hemen kaybolmuştu. Artık hayal görmeye mi başlıyordum?

Ben ona şaşkın şaşkın bakarken o bana endişeyle bakıyordu."İ-iyiyim." Gördüğüm şeyler kanımı dondurmuştu ama Sude ablaya sonra teşekkür etmeliydim. Tüm suçluları en az bir kere vurmuştu.

Bana şüpheli bir bakış attı ve arabayı çalıştırdı. "Baban iyi olacak. Uzun süre dinlenmesi gerekiyor." Kafamı sallayıp onayladım onu. "Öyle düşüneceğim."

Kafam darmadağınıktı ve babamın iyi olduğunu görmeden toparlanamazdım ama Sude ablayla yaptığımız bu küçük konuşma bile bana iyi gelmiş gibi hissediyordum.

Babamın yanına uğramaya başlayalı 1 sene oluyordu ve bu sürede genelde bana bakan ve yanımda olan kişi Sude ablaydı. Belki bu yüzden olabilirdi.

Ama ilk defa bu kadar hızlı toparlanmıştım bu kadar zor bir durumda bile.

Kafamı iki yana salladım. Çok düşünüyordum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

544okunma 5beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.