12. bölüm / 68
Görünmezim -texting-12-
Bölümler 68Şu an: -12-
- 1 -1-727 kelime
- 2 -2-1.048 kelime
- 3 -3-1.077 kelime
- 4 -4-1.190 kelime
- 5 -5-1.060 kelime
- 6 -6-1.050 kelime
- 7 -7-964 kelime
- 8 -8-1.045 kelime
- 9 -9-1.099 kelime
- 10 -10-1.120 kelime
- 11 -11-856 kelime
- 12 -12-1.077 kelime · Okuduğun bölüm
- 13 -13-1.045 kelime
- 14 -14-1.496 kelime
- 15 -15-948 kelime
- 16 -16-1.158 kelime
- 17 -17-1.082 kelime
- 18 -18-985 kelime
- 19 -19-935 kelime
- 20 -20-1.278 kelime
- 21 -21-926 kelime
- 22 -22-964 kelime
- 23 -23-1.183 kelime
- 24 -24-1.158 kelime
- 25 -25-1.546 kelime
- 26 -26-1.305 kelime
- 27 -27-1.174 kelime
- 28 -28-1.158 kelime
- 29 -29-853 kelime
- 30 -30-886 kelime
- 31 -31-1.063 kelime
- 32 -32-1.026 kelime
- 33 -33-1.068 kelime
- 34 -34-1.504 kelime
- 35 -35-1.848 kelime
- 36 -36-1.806 kelime
- 37 -37-2.644 kelime
- 38 -38-1.386 kelime
- 39 -39-1.403 kelime
- 40 -40-1.143 kelime
- 41 -41-983 kelime
- 42 -42-1.334 kelime
- 43 -43-1.209 kelime
- 44 -44-1.313 kelime
- 45 -45-1.593 kelime
- 46 -46-1.367 kelime
- 47 -47-1.238 kelime
- 48 -48-433 kelime
- 49 -49-993 kelime
- 50 -50-1.264 kelime
- 51 -51-1.106 kelime
- 52 -52-1.301 kelime
- 53 -53-1.129 kelime
- 54 -54-1.287 kelime
- 55 -55-1.257 kelime
- 56 -56-1.344 kelime
- 57 -57-1.457 kelime
- 58 -58-1.225 kelime
- 59 -59-1.523 kelime
- 60 -60-1.075 kelime
- 61 -61-1.345 kelime
- 62 -62-1.436 kelime
- 63 -63-1.104 kelime
- 64 -64-1.235 kelime
- 65 -65-1.206 kelime
- 66 -66-1.650 kelime
- 67 -67-1.077 kelime
- 68 -68-1.656 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Okula giriş yaptığım anda görevim amacım ve hayat tarzım başlamış oluyordu benim.
Sınıfıma ilerlerken yolda kenarda konuşan voleybol takim kaptanları Arya ve Acar'ın konuştuğunu görünce sonra onları kontrol etmeyi aklıma yazdım ve girişteki dokuzları sınıfını geçerek bir üst kata çıktım. 10. sınıflar sağ koridorda konuşuyordu. Gözüme tanıdık birkaç isim takılsa da bir süre onları rahat bırakacaktım.
Sol tarafa döndüğümde 5 tane 11. sınıf koridor boyunca uzanıyordu. Her zamanki gibi doluydu ve kenarlarda duran birkaç koltuk çoktan arkadaş grupları tarafından kapılmıştı.
Bir tanesinde de Burak ve ekibi her zamanki gibi toplandıklarını gördüm. Akın bir seyler anlatırken Azra hafif kızgın bakışlar atıyor, Hakan biraz bıkmış şekilde onu dinliyor, Burak ise onlara bakıp gülümsüyor ve arada katılıyordu.
Yakınlıklarını ve güvenlerini izlemeyi sevdiğim bir gruptu onlar. Okulda fazla göze batmasalar da istediklerinde ortalığı karıştırabilirlerdi. Yeliz konusu da bir örnekti sadece.
Derin bir nefes aldım. Dünkü konuşmamızda sonra ciddi ciddi gözlerim dolmuştu. Zaten insanlara karşı ön yargılı biri olmadığını biliyordum ama kötü hissettiğim anda yardım etmesi çok tatlıydı. Bilmeyecekti ama minnettardım.
Onlara yakın olan sol elimi cebimden çıkardım. Merakıma engel olamayarak koridorda onların köşesine yakın ilerlemiş ve yaklaştığımda artık ustalaştığım tökezlemiş numarasıyla Akın'ın havada olan kolunu ve elini yakaladım.
Gücüm sayesinde anılar film şeridi misali zihnime dolarken ayağa kalkmıştım. "Sana da günaydın Ece. Bakıyorum da enerjin yerinde. İyi misin?" Dengemi sağladığıma emin olduğumda kalktım ve elllerini çektim. Anı akışı ve gücüm durmuştu ama alacağımı almıştım. "Sana da günaydın ve kusura bakma." Özür anlamında kafamı eğdikten sonra sınıfıma ilerlemeye başladım.
Bu ilk değildi. Neredeyse her gün yere düşüyor, tökezliyor ve bir şekilde yeri boyluyordum. Sakarlıkta zirve yapmıştım.
Görünmez olarak kendimle fazla kez dalga geçmiştim ve gün içinde düşmem okumun normal düzenin bir parçası olmuştu. Bu sayede dikkat çekmiyordum.
11/D sınıfına girip herkese selam verdim ama dokunmadım onlara. Anılar çok çabuk karışan şeylerdi. Yerime oturunca az önce gelen Akın'ın son 4 günün anılarına hızlıca göz gezdirirken gruplarında olan mesajlar benimle ilgiliydi.
Benimle yakın olmak mı istiyorlardı?
Bu... Tehlikeliydi ama görünmez konuşmak isteyen birini reddemezdi. Mesajlaşırken her zamanki gibi önüme geleni söyleyemezdim.
Düşüncelerini takdir ediyordum ama kimse bana yaklaşmamalıydı gereğinden fazla. Bu sadece görünmez olmamla, kimliğimle ilgili değildi.
Gücümle ilgiliydi.
Aksiyon veya süper kahraman filminde yaşamıyorduk ama süper gücüm vardı. Hatta herkesin sandığının aksine görünmezlik değildi. Hayır daha iyisiydi benim gözünde. Dokunduğum herkesin anılarını görebiliyordum. Tek şartı da arada herhangi bir nesne olmamasıydı.
Liseye geçmeden önceki son yazımda ortaya çıkmış güçlerim çok kafa karıştırıcıydı ama çözmüştüm mantıklarını. Dokunduğum süreye bağlı olarak o kişinin hafızasını ele geçiriyordum. Her saniye başı 1 güne denk geliyordu. Normal değildim ben.
Ellerimde olan gücü kullanırken dikkat etmem gereken çok önemli iki konu vardı. İlki anılar bazenleri o kadar gerçekçi oluyordu ki sanki ben yaşamışım gibi hissediyordum. Kişinin gözleri ne görüyorsa bende onu görüyordum. Kime ne zaman dokunduğumu bildiğim sürece sorun olmuyordu. Ayrıca ses de en ayırt edici etmendi.
İkincisi ise onlar hakkında öğrendiğim özel hayatlarını kimseyle paylaşmamak.
Tamam evet görünmez olarak yaptığım şey ile oldukça çeliştiğinin farkındayım. Benim paylaştıklarım en masumlarıydı. İster istemez herkesin aile hayatını biliyordum okuldakilerin ve asla bu konuyla ilgili bir şey söylemezdim onlara bile.
Sadece o kişinin hakkında öğrendiğim bilgiler beni daha çok ilgilendiriyordu. Tabi bunlarında bir kısmı paylaşılabilir, bir kısmı ise paylaşılamayacak kadar özeldi ve yine onları sır tutuyordum. Dudaklarım bazı konularda sonsuza kadar mühürlü kalacaktı.
Diğer yandan aşk ve yüzeysel dedikodu lise hayatının ayrılmaz bir parçasıydı ve bu sırları öğrendiğim insanların benim bildiğimi bilmeleri en büyük haklarıydı.
Ama bunu dediğimde bildiğime inanmalari ve nasıl öğrendiğini sorgulamayacak ve hem gücümün hem de kiiğimin gizli bir yöntem lazımdı bana. Görünmez bu noktada devreye giriyordu.
9. sınıfın ilk haftasından sonra ortaya çıkan okulun her şeyini öğrenen, en dedikoducu, en şakacı, en tehdit eden ve em güvenilir insanı olmuştu zamanla.
Sessiz sakin okul bir anda hareketlenmişti. İnsanların her şeyini bildiğimi kabullenmeleri neredeyse 2 dönem sürmüştü ama o zamandan sonra insanlara ne zaman şunu biliyorum desem daha az şaşırmaya başlamışlardı.
Her hesabıma her gün çok fazla insanla konuşuyordum ama okulda da sosyal bir insandım. Kimin ne bildiğini takip edebiliyordum ve ortalama olarak herkesin anılarını kontrol ederek dedikoduları belirliyor ve paylaşıyordum. Ya da söylenmeyecek bir şeyse sadece o kişiye bir sırrını bildiğini söylüyordum ki Burak da bunlardan biriydi.
Zordu ama seviyordum.
Okulda kendime ait bir grubum yoktu. İstediğimde herkesle konuşur, istediğimde kenara çekilebilirdim. Ama dedikoduyu kendi kulaklarımla dinlemezdim ve sevmediğimi çoğu kişi kabullenmişti. Görünmezi araştıran insanların benle ilgili şüphe duymamasının farklı bir nedeniydi bu.
Düşme alışkanlığım ise insanlara dokunmak için bir bahanemdi. Onun dışında yakın gördüğüm kızların hafif elini tutma gibi tatlı görülen şeyler, bir şey alırken ufak bir parmak teması gibi kimsenin şüphelenmeyeceği temaslarda iş görüyordu.
Zil çalmasıyla Azra ve Akın sınıfa girdi. Düşmeme alışık olmalarının başka bir sebebi. Onlar benim sınıfımdaydı. Eşit ağırlık olarak aynı yolda ilerliyorduk. Hakan ve Burak da C sınıfında sayısaldı. Yeliz ise olanlardan sonra Burağın sınıfından yeni bir sayısal sınıfa neredeyse yalvararak nakil aldırmıştı. Eh.. hak ettiğini bulmuştu.
Aldatmasının üzerinden yıl, Burak'ın onu rezil etmesinden sonra 3 hfta geçmişti ama o konuda hala kendime kızıyordum. Yeliz'i fazla sevmediğim için anılarına bakmamıştım ve sonuç olarak Burak ile çıkarken onu aldattığını fark etmemiştim. Etsem daha önceden uyarırdım onu. Belki ilk başta ciddiye almayacaktı ama gerekirse kanıt bulurdum. Görevimin farklı bir yüzü bu tür seyleri engellemekti.
Bu yüzden intikam planlarını ilk öğrendiğim andan beri uygulayacakları anı beklemiş ve sonrasında Burak'a yazmıştım. Onunla konuşursam haberi olmadan kendimi affettirmek için bir şeyler yapmak istiyordum.
Umuyorum ki fırsat yakında gelirdi ve her zamanki mesafeli ve şakacı halime geri dönebilirdim. Her biriyle ayrı ayrı konuşurken normal sınırlarımın dışına çıkmıştım. Onlarla arkadaş olmak istiyordum ama sırrımı gizlemek daha önemliydi.
Burak ve Hakan'a yazdıklarım sadece zayıf anıma denk gelmişti. İstemeden insanlara dokunup onların belki de herkesten gizlediklerini öğrenmenin üstüne kimliğime kafayı takanlar tarafından sözlü şiddete maruz kalmıştım
Ama kabullenmiştim. Asla kimseye çok yakın olamazdım. Yakın arkadaşımın anılarına onun izni olmadan yanlışlıkla bakıp bunu bilmiyormuş gibi davranırsam vicdan azabı çekerdim.
Gerçekten yanlışlıkla bana çarpıp anılarını elde ettiğim insanların sırları sonsuza kadar gizli kalacaktı bende.
Ellerime bakıp birbirlerine kenetledim. Birine yanlışlıkla dokunmalarını engelleyecek en kesin yol buydu. Neyse ki kendi anılarımı yeniden görmüyordum
Hoca sınıfa girince bir elimi kucağıma koydum ve defterimi açtım.
Bugün okulda kontrol edilmesi gereken çok şey vardı
Ne de olsa görünmezin amacı buydu. Değil mi?
Ben düşerim, anıları okurum; görünmez siniflandirir, bir kısmını paylaşır, ardından ise 50 hesapta yazan kişileri ve fazladan engelleri kontrol eder
İşte benim hayatım, hoş geldiniz
____
Gücünü onceden tahmin eden var mıdır?
Siz gücü hakkında dusunuyorsunuz?
Bu güce sahip olmak ister miyidiniz?
Gücüyle baş etme şekliyle ilgili ne düşünüyorsunuz?
Yorumlara bekliyorum❤️
Bölümü sevdiyseniz beğenmeyi unutmayın ❤️
Bölüm etkileşimi
