Görünmezim -texting kitap kapağı

45. bölüm / 68

Görünmezim -texting

-45-

Vaveyla Yazarı: Çiğse Yağmur

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 68Şu an: -45-

Geçirdiğim bu 15 tatille ilgili bildiğim bir şey varsa o da asla unutmayacağımdı. Sadece 15 gün ama şu 3 yılda onlarla geçirdiğim tüm vakiti ikiye katlayacak kadar birlikte zaman geçirmiştim. Çok çabuk uyum sağlamıştım ve onlar da bunun farkındaydı. Nasıl uyum sağladığım hepsi -Azra hariç- için merak konusuydu. Onları sürekli gözlemledikten ve tanıdıktan sonra muhabbetlerine karışmak benim için çok kolay olmuştu. Çoğu zaman kendimi tutmuştum bile.

Tatilin bitmesine sadece 2 gün kala tam anlamıyla tatil vermiştik. Yoğun bir şekilde çalışmıştık ve deneme netleri arasında sürekli olarak çekişmeli şekilde yarışmıştık. Okuldakileri bilemezdim ama yararlı tatil diye buna derdim ben. Hepmizin genel netleri artmıştı.

Kedilerimden Zuzu kucağıma atladığında güldüm ve kitabımı okurken diğer yandan geçirdiğimiz anılardan bazıları aklımda kaymaya başladı.
...

Beraber yine kahvelerimizi içerken ben telefonuma bakıyordum. "Pişt, neye daldın böyle?" Telefonumu Akın'a gösterdim. "One Piece manga spoilerları. Normalden erken yayınlamışlar." Yanıma gelip okurken tek kaşımı kaldırdım ama bir şey demedim. "Hiçbir şey anlamadım." gülerek kendime geri çevirdim. "Acaba neden? Bunlar en son bölümler."

Hakan katıldı. "Sanki görünmez okuyordu bunu." Burak onayladı. "Baya övmüştü bana da. O kadar güzel mi?" Göz kırptım. "Hem de fazlasıyla. Haftalık takip yaparken çürümene değer." Azra da dahil oldu. "Ne anlatıyor?"

Ağzımı açtım ama birkaç saniye bir şey diyemedim. "Şimdi bu sorunun çok fazla cevabı var. En basiti o dünyanın Korsanlar Kralı Gold Roger'ın efsanevi hazinesi One Piece'i bulmaya çalışan ve o ünvanı kazanmaya çalışan biraz çılgın ve deli Luffy'nin korsanlık maceraları."

"Ve diğer cevabı?" Tabi bu sorgulayan soru Hakan'dan geldi. "Dostluk, kardeşlik, savaş, savaş tramvaması, manipülasyon, yetkinin kötüye kullanımı, gizlenmiş tarih yozlaşmış hükümet, kölelik, ırkçılık ve yalan haber gibi birçok soruns değinen çok yönlü bir seri."

Burak bana tek kaşını kaldırarak baktığında aklında ben ve görünmez ile ilgili paralel bağlantı yaptığını biliyordum ama pek umursamadım. Gerçekten anlattığı şeyler buyken bunu değiştiremezdim.

Akın güldü biraz. "Siz anime severlerin hepsi deli. Farkında mısın?" Omuz silktim ve kahvemi içtim. "Belki." Azra sahte merakla baktı bana. "Bu konu üzerine hiç konuştunuz mu?" Kafamı sallayarak onayladım. "Evet. İkimizde güncel olduğumuz için birkaç bölümde bir ne düşündüğüm ile ilgili soruyor. Teoriler ve düşündüğümüz şeylerle ilgili konuşmaları daha önce de yaptık."

"Kaçıncı hesaptan?" Nefesimi verdim. "En son 17 olmalı." Ve bende sırf elimde kanıt olsun diye Ece ve görünmezin hessaplarında kendi kendime sahte konuşmalar yaptım.

Kesinlikle deliydim.
...

Sandalyeyi çekip otururken dengem kaydı ve salonda benim diüşüşüm yankılandı. "İyi misin?" Burak'ın uzattığı eli tutup kalktım. "Evet. Teşekkürler." Akın gözlerini devirdi oturduğu yerden. "Oturduğun yerden düşmeyi başarmak bir tek senin yaptığın bir şey." Gülerek omuz silktim. "Sanırım öyle."

Azra yanıma oturup mırıldandı. "Önemli değil. Fark etmiyorlar." Biliyordum ama riske atmamakta yarar vardı.
...

Başka bir gün ders arasında diğerleri çıkmışken ben kütüphanede kalmıştım. Aşırı soğuktu dışarısı.

Cep aynamı çıkartıp yaptığım topuzun fazlasıyla kaydığını fark edince açtım ve yeniden bağlamaya başladım.

Diğerleri de en sonunda soğuktan donmuş olarak geri geldiklerinde Akın karşıma geçiyor. "Bana da versene aynayı." Arkasından gelen hakan onun yanına oturmak üzereydi. "Saçın dağınık değil zaten. Hem sonra kendi yüzüne bakıp yorgunum diye ağlıyorsun." Anında isyan ederken aynayı çantama geri kaldırdım.
...

"Çantanda kitap mı var?" Akın, açık kalmış çantada en üstten gözüken kitabı işaret etti fısıldayarak ama diğerleri de bize dönmüştü. "Bir Deli'nin Anı Defteri. Daha yeni başladım okumaya." Burak gülümsedi hafif. "Güzel kitaptır. Klasikleri mi seviyorsun?"

"incelerden başlayıp dev gibi olanlara doğru ilerliyorum bir süredir ama benim asıl alanım fantastik ve korku. Açlık oyunlarını okudum mesela. Ya da Stephen King kitapları. Baya iyilerdir." Akın kitabı çıkartıp ilk birkaç sayfasını karıştırdı. "Ben de bir ara Sherlock Holmes kitapları vardı." Burak güldü. "Kendini Sherlock sanıp görünmezi kendi başına bulmaya çalışmana şaşmamalı. 9. sınıfta mıydı bu?"

Bunu hatırlıyordum. Bende baya dalga geçmiş ve ardı ardına 3 engel yemiştim. Akın da bunu doğruladı. "Evet. O da kesin bunu biliyordur zaten. Bildiği şeylerin 2 açıklaması var. Ya böyle bir gözlem gücü ya da beynin içini gören kamera. Size bu kadarını söyleyim." Azra'nın yüzünde gerçek gücümle hem bu kadar yakın hem de bu kadar uzak bir tahmin duymasıyla düşünceli bir hal alıp bana anlık olarak baktı. Ama sıkıntı olmadığını anlayınca geri baktı Akın'a.

"Öyle ya da böyle. Bildiği ve yaptığı şeyler çok farklı boyutta." Hepimiz onayladık ve Burak son noktayı koydu. "Ne olursa olsun, beni herhangi bir şekilde korkutmuyor artık. Onu tanıyorum ve daha da tanıyacağım." Diğerleri onu onaylarken sesiz kaldım ve kafamı eğip içimden gülümsedim.

İnatçılık mıydı kararlık mıydı bilmiyorum ama minnettardım.

Sorularıma geri dönerken bana dönmüş bir çift göz vardı.
Hakan.

Soruyor anlamında bakınca bir cevap vermedi ve sorularına döndü.

Ne düşünüyordu bilmiyorum ama normal bir şey olmadığı kesindi.

Dikkat etmeyi sürekli unutuyordum artık.
...

Sabahın köründe buluşma fikrini ortaya atan Akın'a söve söve otobüsten indim ve kütüphaneye doğru yürüdüm. Genelde ilk gelen ben oluyordum ama kütüphane önünde Burak duruyordu. Çevreden kopmuş görünüyordu ama yavaş adımlarla yanına gelip duvara yaslandım.

"Günaydın. Ayılmak için soğukta kalmak kadar etkili bir yol yoktur." güldü hafif. "Haklısın." sonra telefonunu açıp bir şarkıyı başa sardı tekrardan. Şarkı ismini görünce gülmemi zor bastırdım.

"Mor ve Ötesi dinlediğini bilmiyordum." Diye mırıldandım. Ekrana bakıp nefesini verdi ve geri yaslandı duvara. "Normalde fazla dinlemem ama bu şarkı bana bir hatıra. Kafamı dinlemek istediğinde dinliyorum genelde. Bana devam et diyor şarkı."

"İsmi durma öyle olan bir şarkıdan oldukça mantıklı bir çıkarım." Şakaya vurarak içimdeki duygusallığı gizlemeye çalıştım. Bu şarkı benim ona ilk karşılaşmamızda önerdiğim şarkıydı. Benim görünmez olmaya karar verdiğim gün.

"Aslında bakarsan devam etmekten çok her şey olacağına varır ve dünya uyumunu bulur diyor daha çok." Bir anlığına durdu. "Ama asıl Mor ve Ötesi hayranı sensin. Benden daha iyi biliyorsundur." Kıkırdadım. "Her şarkının herkes için anlamı farklıdır. Bu da onları özel kılan şeydir. Kimin önerdiğinden, o şarkıyı dinlerken ne olduğuna kadar." bir süre düşündü. "Duygusal anlam demek.. Şu durumda karşı çıkamam."

"Başka bir şarkı daha ister misin? Mor ve Ötesinden?" Bana sorar anlamda bakınca ekranı kaldırdım. "Re. Seveceğini düşünüyorum." Telefonunu açıp şarkıyı arattı ve listesine ekledi. "İlla dinlerim artık."

Onu onayladıktan sonra duvara yaslanıp ileriye baktım. "Akın ve Hakan da gelmiş." O da onları görünce duvardan ayrıldı ve ikisinin yanına ilerledik.

"Bir daha eğer erken buluşalım dersen sabah ezanında kapında olacağım"
"Alt tarafı yararlı gün geçirmek istedim. Tembel seni."
"Her gün molaya çıkalım diye tutturan sensin"
"İyilik yapıyorum size. Size bıraksam baş ağrısından ölene kadar çalışacaksınız. Dinlenmek de çalışmanın parçası."

"Bunu senin söylemen tuhaf diye konuşmaya girdim. "Genelde çalışmaktan çok karalama yapan sensin." Kaşlarını çattı. "Beni izlediğine göre seninde odaklandığın söylenmez Ece Hanım."
"Sadece gerçekler Akıncım."

Tatlı tartışmamız devam ederken içeri girince sustuk ve artık bize ait gibi olan masaya oturduk.
...

"Ve bu son denemeyi de dahil edersek eşit ağırlık ortalaması öne geçiyor." Üçümüz yumrukları tokuştururken Hakan gözlerini devirdi. "Daha çok deneme var. Havaya girmeyin hemen." Akın çoktan kazanmış havasıyla geri yaslandı. "Sizi tyt matematikte geçtik diye üzülmeyin sayısalcılar sizi." Hakan tek kaşını kaldırdı. "Bireyselde en düşük senken çok konuşma istersen."

Azra ekledi. "Ama kızlara laf edemezsiniz. İkimizinki sizi geçiyor." Elini omzuma attığında bende de kendini beğenmişlik hissi yüklendi. "Kızlar sizden daha başarılı beyler. Bunu kabullenin."

"Bir deneme daha. Anlık idda çikolatalar üzerine." Burak ciddi ve hafif sinirli ifadesi ile bunu söylediğinde herkese hırs yüklenmişti. "Sizin gibi zekilerle bir arada olmak benim zekamı yükseltiyor, böyle devam edin." ve ortam dağılmış, Akın ile beraber gülmeye başlamıştık.
...

Farklı bir günde erkekler çikolataları tokuşturup yerken ben ve Azra hafif somurtarak oturuyorduk. Erkekler kızlara karşı tyt türkçe sorularında kaybetmiştik. Konu aldığımız çikolata değildi, direkt kazanma hırsıydı ve onlarda delirmemizden zevk alıyordu.

Hakan arkasına yaslandı ve kendini bilmiş şekilde baktı. "Başka bir güne artık kızlar." İçimden mırıldandım. 'ayna karşına çıksın hakan.'

Onu ayna evi gibi bir yerde kapana kıstırdığımı hayal edince keyfim yerine geldi.

Ben cidden deliydim galiba
...

"Mor ve Ötesine cidden bayılıyorsun." Kafamı salladım ve şarkıyı durdurdum. Akın Burak'a yönelik konuştu. "Senin bir tane 'sihirli' şarkın vardı değil mi?"

Burak gözlerini devirdi. "Buna inanmayabilirsin. Bir kere daha anlatmayacağım." Tam manasıyla anlıyordum ama bunu kimse bilmiyordu. "Neden öyle dediniz?" Hepsi birbiriyle bakıştı. Böyle bir olay kolay kolay anlatılmazdı tabi.

"Şöyle söyleyim, benim için biraz kötü bir günde yüzünü görmediğim bir kız bana bu şarkıyı önerdi ve iyi geleceğini söyledi. İyi geldi gerçekten ama o günden sonra bir daha kızı görmedim. Ne ismini biliyorum ne de neye benzediğini."

Akın hafif güldü. "Ben hayalet gördüğünü söyleyip dalga geçiyorum onunla. Önemli değil."

Burak kafasını iki yana salladı. "Bununla uğraşıyorum anlattığımda beri. Ayrıca onu gördüm."

Hayir görmedin.
Onu görmeyerek gorunmezi yarattın.

Bir gün bunu diyebilecek miyim sana?

Ani vuran düşüncelerden titreyerek kendime geldim ve Azra'ya baktım. Onun gibi kabul edebilirler miydi beni?
...

"Çocuklar herkes buraya baksın." Masanın etrafında otururken Azra'nın kaldırdığı selfie ekranıyla gözüm yanımda oturan Hakan'a kaydı. Gerginliğini buradan bile hissediyordum. Ettiğim beddua tutmuş olsa bile acımıştım.

Bir test geri açmış ve herkes kamera'ya bakarken kalemimi ona uzattım mırıldanarak. "8. soruya baksana." Gözü anında soruya kayarken kalemi aldı. O soruyu okumayı bitirene kadar ise Azra da kamerayı indirmişti.

"Ve Hakan yine kameraya bakmamış. Kaç defa seni uyarmalıyım?" Elimi kaldırdım. "Soru sormuştum ben. Onu çözmekle uğraşıyordu. Sonra birinden bizi çekmesini isteriz. Daha iyi olur hem." Hakan bana hafif çatık kaşlarla bakıyordu. Pekala, sakin olmalıyım. Bahanem belli. "Bende fazla fotoğraf cekinmeyi sevmiyorum. Sende öylesin. Önceden fark etmiştim."

Kafasını sallıyor ve fazla sorgulamıyor beni. Neyse ki. "Hadi bak buraya." Ve odağımı soruya çevirdim.
...

Okuduğum kitabın bölümü birince kapatıp yerimde gerindim. Bu sırada Zuzu gitmiş, yerine bacaklarıma kafasını koyarak uyuyan Azula gelmişti. Telefonumdan açıp mesajlarına cevap verdim.

Sonra da uzun zamandır yapmadığım bir şey yaptım ve eski mesajlara girdim.

Görünmezi tatilde hiç rahat bırakmamışlardı. Kütüphane vakitlerinde sonra en azından nasilsin demek için bile yazmışlardı.

Bazen gün için de yazdıklarında Azra sayesinde dikkat çekmeden onlarla konuşmayı başarmıştık görünmez olarak.

O mesajlar benim için çok değerliydi.
...

Bölümü beğendiyseniz beğenmeyi unutmayın canlarım ❤️

Görüşürüz görünmeyenlerim💫

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

544okunma 6beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.