Görünmezim -texting kitap kapağı

36. bölüm / 68

Görünmezim -texting

-36-

Vaveyla Yazarı: Çiğse Yağmur

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 68Şu an: -36-

"Ee, şimdi beni nereye sürükleyeceksin Azra?" Akın yanında eşyalarını toplarken gözlerini kaçırdı. "Aslında bugün Ece ile dışarı çıkacağız." Akın'ın gözleri bir önlerinde oturan Ece ve Azra arasında gidip geldi.

"Neyse işime gelir. Size iyi eğlenceler." Yanından geçerken Ece'ye şakayla karışık öfke bakışı attı. "Arkadaşıma da lanetini bulaştırayım deme." Güldü Ece. "Bulaştırmam merak etme." Bir arada sınıftan çıktıklarında Ece alışkanlıkla yine bir kez daha tökezleyip Azra'ya tutunmuştu.

Azra bu tahminin de tuttuğunu bir kere daha anladı.
...

"Bulut!" Deniz ile ikisi konuşurken araya girmeyi Akın da hiç istemezdi ama bu sabah olan olay ikisi arasında asılı kalmıştı. Öğremişken tamamen öğrenmesini istiyordu. "Gelsene biraz oturalım bugün." Bulut hemen kafasını salladı ve Deniz'e bir şeyler dedikten sonra yanına geldi. "Bu olay olmamış gibi davranacağız diye çok korkuyordum."

Akın gözlerini devirdi. "Öyle bir seçeneğimiz mi var ki?" Uzaktan onları izleyen Burak ve Hakan'ın bakışlarını üzerinde hissetse de pek umursamadı.

Bulut'un bakışları onları izleyen ikiliye kaydı. Geçen 2 haftada onlarla muhabbet ederken anlaşmışlardı. "Onlara söylemek istemediğini emin misin?" Kafasını iki yana salladı. "Anlarsın birazdan. Biraz uzakta bir yere gideceğiz bu arada. Azra ve Ece de dışarda ve onları görürsek Azra beni doğrar."

"Takipteyim seni."
...

Kızlar ise okuldan yarım saat kadar uzaklıktaki bir kafeye gelmiştiler. Kahvelerini alıp oturduklarında ilk girişi yine Ece yaptı.

"Muhtemelen çok fazla sorun var. Değil mi?" Azra kıkırdadı. Bakışlarını kahvesinden çekerken. "Muhtemelen tahmininden bile fazla." Ece derin bir nefes çekti. Onun güvenilir olduğunu biliyordu. Birine söylese çoktan söylerdi geçen günler boyunca. Bu yüzden ilk defa kendine bir sır ortağı istedi. İlk defa kendine izin verdi birine açılmak için.

Telefonunu çıkardı ve Instagrama girdi. "Muhtemelen şüphe duymuyorsundur ama... İşte görünmez hesabım ve seninle konuşmalarımız." Ortaya koyduğu telefonu kendine çevirip mesajlara göz gezdirdi. Görünmezin hesabıydı. Buna şüphe yoktu. Onlarcası içerisinden bir tanesiydi. "50 hesabı hala nasıl idare ettiğini anlamıyorum ben."

"İşsizliğimin yansıması sadece." Ellerini birbirine kenetledi ve hafifçe salladı. "Birde bunlarla karıştı tabi." Azra'nın gözü ellerine kaydı. Hala inanamıyordu. Tekrar tekrar kanıt görmek istiyordu gözleri.

"Anılarımı gördüğünü biliyorum. Ama.. bir kere daha yapar mısın?" Ellerini uzattığında Ece de parmak uçlarına dokundu ve gözlerini kapadı. Gülümsemesi yüzüne yayılmıştı. "Bulut ve Hakan da onları desteklemiş. Daha iyisi olamazdı."

Sonra biraz daha geçmişe gitti. Çoktan 1 haftalık anılarına ulaşmıştı ama kızı korlutmak istemiyordu. "Dün gece akşam yemeğinde tavuk makarna vardı. Ayrıca ailece beraber film seyrettiniz televizyondan." Kız ellerini çekti yavaşça. Bu işte tam bir kanıttı.

Ece de gözlerini açtı ve ellerini kahvesine sardı yine. "Görünmezin böyle gücü olması... son ana kadar tahmin edemedim gerçekten."

Anılarını okurken olayların basım gelistigini az çok tahmin edebilmisti kafasında. "Kendi gücümü kamufle etmek için görünmez adını aldım. Ayrıca hiç kimseye de açıklama yapmadım ve sürekli şakaya vurdum. Sherlock gibi çıkarımcılık yaptığımı söylüyorum ya da. Çoğu kişi artık bunu sorgulamıyor. Ama siz çok inatçıydınız." İç çekti. "Size ve özellikle Burak'a.. fark etmeden çok açıldım."

Azra dikkat kesildi. "Onu sormak istiyordum bende. Bizim grubu neden bu kadar seviyorsun? Yani.. okulda herkesle konuşan biri neden her birimizle ayrı ayrı konuşup yakınlaştı? Akın'la uzun süredir bir bağınız vardı. Benle olan olaylar belli ve Hakan da sana yazdı."

Sesindeki merak Ece'yi güldürmüştü. "Sizi tahmin ettiğinizden beri uzun süredir uzaktan izliyorum. Aranızdakı iletişim çok güzel. Şakalarınız, konuşmalarınız ve arada başınıza gelen aksiyonlara tepkileriniz ve tüm bunlara rağmen okulda kendine halinde olan bir grupsunuz. 9'dan beri her yıl en az birinizle aynı sınıfta oldum. Sizi, birbirinizin anılarından tanıdım ben."

Arkadaşıyla olan bağa bu kadar övgü almak kızı gülümsetmişti. "Maşallah de." Gülerek masaya vurdu Ece de. "Maşallah."

Azra kahvesinden içti biraz. Yavaş yavaş ciddi konulara geçiş yapmalılardı. Hafta sonundan beri düşündüğü çok şey vardı. "Açık olacağım konuşurken, alınırsan kusura bakma." Ece kafasını salladı. "Yok alınmam zaten."

Derin bir nefes aldı. "Sen dışa kapalı biri değilsin. Herkesle konuştuğunu görüyorum, bizimle de konuştun ama hiç o kadar yakın olmadın. Daha çok kimseyle olmadın. Her iki kimliğinle de. Üzerine sabah bana herkesin sırrını onların haberi olmadan gizlediğini, ama diğer yandan onların senin bildiğini bilmesi için yazdığını söyledi. Anlamıyorum. Nasıl bir düşüncen var?"

Bunca zamandır aklında olan mantığını adım adım anlatmaya başladı. "Yani, söylenecek ve söylenmeyecek sırlar vardır. Aile hayatlarına dair bildiğim hiçbir şeyi kimseye söylemem. Onların kendi sorunu ve ben karışamam. Tabi, şiddet ayrı konu." Azra'nın aklına geldi. "Yoksa," kafasını sallayıp tamamladı onu. "Polise açılması için görünmez olarak konuştum Özkan'la. Neyse ki işe yaradı da kurtuldu. Bana da teşekkür ettikten sonra bir daha onunla konuşmadım."

Ece elini sallayarak konuyu dağıttı. "Her neyse, onun dışında birinin gizli sevgilisini, rezil olduğu anı, korkusu ya da dışarda yaşadığı güzel bir olayı onlara bildiğimi söylemekte sakınca görmüyorum. Bunların bir kısmını paylaşıyorum, bir kısmı sadece mesajlarda kalıyor. Paylaştıklarımı paylaşmamın sebebi kimsenin görünmez bir şey öğrendiğinde çok fazla soru sormasını istememem. Böylece daha büyük bir şeyi öğrenip o kişiye bunu söylediğimde bildiğime inanmasını sağlıyor. Böylece onlarda benim bildiğimi biliyorlar ve bende o sırrı saklıyorum."

Burak'la olan ilk mesajlaşmaları aklına geldi. "Yeliz olayı buraya dahil. İstesem size söylemem ama en azından bildiğimi bilmeniz hakkınız diye düşünüyorum. Görünmez de bu yüzden var oldu. Söylediklerim yalan değildi ve herkesin nasıl öğrendiğimi sorgulamasını istemiyorsan her söylediği doğru çıkacak ve sır tutacak bir kimliğe ihtiyacım vardı. Görünmez bu yüzden okulun bir parçası oldu."

Gözlerine baktı hafif sorgulayan şekilde. Açıklayıcı olmaya çalışıyordu çünkü ilk batsa anlaması zor bir mantık olabiliyordu. "Buraya kadar anladın mı?" Azra kafasını salladı. "Takip edebiliyorum seni." O da kahvesini içtiğinde devam etti. "Görünmezken her şey eğlenceli bir yandan. Ama Ece'yken.. değil."

Derin bir nefes aldı. Bu kısım işte.. gücüyle ilgiliydi. "İnsanlar birbirine temas eder, bilerek veya bilmeyerek. Etrafımda yakın arkadaşlarım varken onlara dokunursam bana güvenseler de onların bana anlatmadığı şeyleri bilmek tuhaf hissettiriyor.yakınlarımın anılarına onların izni olmadan girmek istemiyorum. Ayrıca sadece bu da değil. Ya yanlışlıkla bu konuyla ilgili bir şey sorarsam? Daha kötüsü karıştırırsam? İnsanların anılarını direk olarak gözlerinden gördüğüm için bazen ben bile hangi anı bana ait hangi anı başkasına ait karıştırıyorum. Kendime hatırlatmam gerekiyor."

Kafasını sağa sola hafifçe eğdi açıklamak ister gibi. "Sen yazdığında hastaydım. Okulda manga okuyan başka biri ile karıştırdım sanırım anılarını."

Azra ise düşünce tarzını anlayabiliyordu. "Yani gücünü gizlemek ve diğer insanlara karşı saygı duyduğun için onlarla yakın olmuyorsun. Amaa, bildiğini bilmelerini istediğin olayları onlara görünmezle anlatıyorsun. Orada da bir duvarın var çünkü Ece olduğunu belli edemezdin."

Kafasını salladı. "Aynen. İnandırıcılığımın olması içinde hesaplarımı açtım ve gerçek olayları yayınlayabilmek için insanların anılarına girip yüzeysel olayları yayınlamaya ve anlatmaya başladım. Düşmek ve tökezlemek ise insanlara dokunmak icin bir bahanem. Kızlara temasta çok fazla sakınca yok ama erkeklere otururken öylece dokunamam tabi."

"Bunu da normalleştirdin." Kafasını salladı. "Görünmez olarak kendimle çok dalga geçtim ve hala okulda sürekli düşüyorum. Normal düzenin bir parçası artık ve dikkat çekmiyorum. Ayrıca kimseyle yakın olmadığım gibi dedikodu yapmadığım için görünmez olmamdan kimse şüphelenmedi. Ece okulun sadece sakar kızıydı."

Ece her şeyi anlatmayı bitirdiği için geriye yaslandı. Omuzlarından koca bir yük kalkmış gibi hissediyordu. İlk defa birine açılmıştı. İlk defa birine gücünü görünmezi anlatmıştı.

Azra aşağı yukarı çoğu seyi doğru tahmin etse de her şeyi sindirmek için kendine biraz vakit tanıdı. Görünmezin maskesi tahmin ettiğinden daha büyüktü ve farklı birçok amaç barındırıyordu.

"Bu.. tahmin edebileceğimden bile daha ilginç bir hikaye." Ece bardağını ona doğru kaldırdı kutlar gibi. "Sana şu anda anlattıklarımı hiç kimse bilmiyor. En ufak kısmını bile. Kendinle gurur duyabilirsin. Görünmezi tanıyan ve gören ilk insansın."

Kıkırdadı ve ona ithafen bardağını kaldırdı. "Gurur duyuyorum ama benimki tamamen şansaydı." Aklına gelmesiyle sırıtarak ekledi. "Biraz da Akın'ın senin gücün olduğuma dair beynimi yemesi. Nasıl bildiğini düşündükçe fark ettim gücünü de." O da gülmesini engelleyemedi.

"Bana da sürekli soruyordu zaten görünmez misin yoksa kafamın içine kamera mı taktın diye." Azra aklında olan diğer soruyu sordu. "Bu yüzden adın görünmez değil mi? İnsanlar süper gücün olduğunu düşünse bile görünmez olduğunu söylüyorlar. Yanlış yönlendirme."

Göz kırptı. "Kesinlikle." Azra ise karşısındaki kızın içinde şimdiden görünmezi görmeye başlamıştı. biliyordu. Ece, şu ana kadar gördüğü kişiden daha rahat ve eğlenceli biri olacaktı ona karşı. Sadece mesajlaşırken ortaya çıkan bu yanını gerçek hayata yansıtabilecekti.

Yine de bir sorusu daha vardı aklında. Muhtemelen içlerindne en önemlisi. "Sen bu güçleri istemediğini söylemiştin değil mi? Bu nasıl oluyor peki?" Ece bir süre sessiz kaldı ve avuçlarını kendine doğru açtı.

"Bu güç 8. sınıf bittikten bir süre sonra ortaya çıktı. Bunun bir kapatma tuşu yok. Kontrolümde de değil. İlk başlarda delirdiğimi bile düşündüm. Annemle babamın hafizasından sonra tanıdığım arkadaşlarımdan rastgele kişilere kadar test ettim kendimi inandırana kadar. Gücü ilk başta tamamen reddettim ve 1 hafta eldivenle gezdim insanların yanında. Annemler delirdigimi düşünmüstü."

Eski anılarla titredi. O anlar onun cehenenemi olmuştu. Hiçbir şeyin net olmadığı, kendinden korkup herkesten kaçtığı o günler en zor aşamalarıydı gücünün.

"Kabullendikten ve hayatımın bir parçası olacağını anladıktan sonra.. düşündüm. Ne yapabilirim diye. Sana şu ana kadar anlattığım her şey o sürede temellendi. Liseye başlamadan önce görünmez hesaplarını ayarladım ve yeni bir başlangıç yaptım."

Azra'nın ağzı açık kalmıştı. "Gücünle baş etme yöntemin.. inanılmaz bence. Bilemiyorum, çoğu kişi ne yapacağını bilemezdi. Sen ise birkaç ayda kafada bitirmişsin."

Alayla güldü ve kahvesinden içti. "Bitirdim mi? Aksine gün geçtikçe aldığım sorumluluğu daha çok hissediyorum. Örümcek adam diyor ya büyük güç büyük sorumluluk getirir diye. Aynen bunu yaşıyorum. Omuzlarımda tahmin ettiğinden büyük bir yük var Azra. Bu konuda hala beni anlayabilecek kimse yok."

Sorgular ifadesini görünce devam etti. "Şöyle söyleyim. Yeliz'i sevmediğim için hafizasına girmeyi bırakmıştım ve Burak'ı aldattığını fark etmedim geçen yıl. Bilsem gizli ajan olarak onu takip bile eder ama kanıt bulurdum ve size söylerdim. Sırları ortaya çıkaran biri bu tür durumlarda bir adım atmalı."

Azra'nın yine aklına geldi. "Sınıftaki hırsızlık olayı." Gülümsedi. "Okulun görünmeze gerçekten de güvendiğini o zaman anladım. Tek paylaşımında herkes üzerine çullandı ve itiraf etti. Kendimle gurur duymuştum o an."

Sonra bir olay daha. "9. sınıftaki o kız." Tekrar onayladı. "Bu kadar saçma bir şeyden dolayı kızla dalga geçen kimseyi affetmem. Baya bir uğraşmıştım onun içinde." Sonra ekledi. "Okul malına zarar verilen durumlar, arkasından konuşmalar, bunları yakalayıp ifsalamak görünmezin görevi ve bu güce sahip biri olarak yapmam gereken sorumluluklarım."

"Kızım sen gerçekten harikasın." Gülümsemekle yetindi. İyi şeyler yaptığını bilmek buna devam etmesinin en büyük etmenlerden biriydi.

Azra için sıra bir diğer konuya gelmişti. En önemli sorulardan biri. Ciddileşerek ona doğru yaklaşınca Ece de onu taklit etti. "Peki Hakan'ın korkusu ne?"

Kız bir anda gülmeye başladı. "Üzgünüm ama söyleyemem. Sırlarım hala sırdır. Ama her gün gördüğünüz bir şey." Oflayarak geri yerine yaslandığında kahvesinden içti.

Neden onları kendinden uzak tuttuğunu anladığı için nedenini sormayacaktı. Gücünün ortaya çıkmasından korktuğunu çoktan anlamıştı. "Peki, şimdi bizimle ilgili ne yapacaksın? Akın hala sana kırgın. Nasıl öğrendiğini biliyorum artık."

Kafasını yere eğdi. "Cidden bilmiyorum. Hepinizden özür dilemeliyim ilk aşama olarak. Muhtemelen beni araştırmayın diye söz verdiririm. Benimle hala konudmak isterseniz de cevap yazarım."

"Tabi bizde konuşmaya devam edeceğiz. Burak vazgeçmemeye kararlı." Ece içten içe sevindi. "Sizinle bir şekilde de olsa konuşmayı seviyorum."

Azra elini ona doğru uzatıp kokuna dokundu vs destek olmak icin sıktı hafifçe. "Benimle istediğin her zaman artık konuşabilirsin. Açık şekilde."

İçtenlikle gülümsedi. "Teşekkür ederim."
_____

Ve görünmezin tüm düşünce tarzı ortaya çıkmış bulunmaktadır

Ece'nin bir anda sahip olduğu güçlerle siz nasıl başa çıkardınız?

Bölümü sevdiyseniz beğenmeyi unutmayın canlarım ❤️

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

547okunma 5beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.