Görünmezim -texting kitap kapağı

41. bölüm / 68

Görünmezim -texting

-41-

Vaveyla Yazarı: Çiğse Yağmur

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 68Şu an: -41-

Sabah uyanmakta zorluk çekmeyen bir insandım aslında ben ama bu sabah uykusuzluktan baygın şekilde tırmanıştım merdivenleri ve kantinde oturan ekibi bile Azra dibine gelince fark etmiştim. Neyse ki yorgunluğumu görüp izin vermişti sirama gitmeme.

Kapı kenarında konuşan Nehir ve birkaç kişiyi görünce nefesimi verdim. Şu şeyi sabah sabah yapmak çok sinir bozucuydu ve dengemi sağlayamadığım için yere yapışacaktım.

Birkaç adım sonra yanından geçerken tökezledim ve bileğinden yakaladım ama tabi ki saniye sonra yere düşerken kızı da düşürmemek için bileğini bıraktım.

Anlık tüm bakışlar kaydığında Nehir hariç kimse bir şey demedi. "Ece cidden, iyi misin sen?" Elini uzattığında reddetmedim. "Ben alışığım. Sen de alışırsın merak etme." Yeniden elini tutarak 2 saniyede kalktım.

İkimizin elinin etrafında dolanan mavi parlayan bir ip gördüğüme emindim ama elini bırakır bırakmaz kaybolmuştu. "Yine de dikkatli ol."

Gülümseyip içeri geçtim ve sirama oturdum.

Az önceki de neydi öyle?

Gözlerimi sıramam koydum ve gözlerimi kapattım. Anılarına baktım.

O da görmüştü

Bunu anlamı neydi şimdi? Göz yanılması değildi o ip.

2 günün anılarını karıştırmaya başladım
..

/3 yıldır kimliğini gizleyebilmene şaşmamalı/

Telefonu kenara bırakıp masada duran defteri aldı ve diğer elinde birden kalem belirdi. "Bir kişi derken başıma iki kişi çıktı yemin ederim."

Defterin içinde bizim yıllardan herkesin ismi yazıyordu. Bazılarının yanında çarpı işareti vardı. Bunların çoğu konuştuğunu gördüğüm kişilerdi.

Birkaç isme daha çarptı attı. O etrafına bakınırken bir tür yurt odasında kaldığını anladım.

Ailesiyle taşındığını söylememiş miydi?

"Nehir!!" İçeri farklı bir kız girdi. "Hala bulamadın mı şu kızı?" Başını kaldırmadan cevapladı. "Nasıl bir belaya bulaştığını anlattım sana değil mi? Görünmez kesinlikle normal değil ve hesaplarını ele geçiremiyorum. Denedim. Okulda gerçekten hayalet gibi dolaşan biri bile olabilir bunu biliyorsun."

"Evet biliyorum ama tecrübeme dayanarak söylüyorum ki kesinlikle o okuldan biri. Kişilik profillerini çıkar ve teker teker ele. İlla bulursun. Ayrıca farklı bir şey de olabilme ihtimalini unutma. Böyle çok ters köşe yedik."

"Beni kendinle bir tutma. 3 yıldır casus değilim senin gibi. Öğreneceğim." Nefesini verdi. "Bir şekilde."

Sonra da defteri kapadı. "Ortama anca alıştım. Aklımda tutacağım milyon isim var ve ne zaman nerden ortaya çıkacağı belli olmayan bir kızla daha uğraşıyorum. Cidden hata da okulunu bulmuş. Sude'nin isteği biraz beklemek zorunda."

Alaylı şekilde konuştu. "Yoksa evinizi ve rahat yaşamınızı mı özlediniz? Üzgünüm şartlarımız mükemmel değil." Ona doğru döndü ve ayağa kalktı. "Bununla uğraşacağına ormana keşfe gidip mağaralarda uyumayı tercih ederim. Ama konuyu kapat artık. Yarın bakacağım."

"Hay hay. Gel de diğerlerini dinle. Sarp inanılmaz bir yer bulduğundan bahsediyor." Ayağa kalkıp sandalyeyi düzeltmeden ilerledi ama kapıdan çıkarken tüm odaya baktığında sandalye yerindeydi.
...

Aklımı daha da karıştırmadan anılardan uzaklaştım.

Görünmezi araştırmak?

Normal olmamak?

Casusluk?

Tecrübeli olmak?

Farklı bir sorun?

Ormanda kalmak?

Ha?

Bu kızlar kafayı mı sıyırmıştı?
...

Olan uykum bu anılarla tamamen kaçmıştı ve odaklanamadığım anda Nehir'in diğer anıları karışmıştı.

Şimdilik ondan uzak durmak daha güvenli olacaktı. Bu kadar deli ya da yalan söyleyen biri tehlikeliydi.

Galiba bu kategoriye bende giriyordum ama olsun.

Ne olursa olsun şu anda uğraşmak istediğim bir şey değildi bu. Tatile girecektik. Bu tatilde Azralar ile görüşecektik ve odaklanmak istediğim tek şey buydu.
...

Zil çalınca herkes yerine geçti. Nehir yine yanıma oturunca gözlerim eline kaydı. O gördüğüm şeyi daha önce gördüğüme emindim. Ayrıca anlamadığım şekilde beni çekiyordu ve gördüğümden emin olmak için tekrar dokunmak istiyordum ona.

Hoca herkese bağırınca bir anda kendime geldim ve bakışlarımı çektim.
Yapmayacaktım.

O şey her ne ise bir şey göstermek istiyordu bana ama ben şu anda görmek istemiyordum. Görünmez ve Ece hayatımla bu kadar uğraşırken başka bir karmaşa olacağı belli olan bir süre bulaşmayacaktım.
...

Öğle arasında Azradan kurtuluşum olmamıştı. Yine beni yanına çekerek Burak'la aralarına oturtmuş ve karşı tarafa Hakan ve Akın'ı atmıştı.

Bu kız çok fenaydı.

Yan tarafımda oturan Burak, benim için değerli biriydi. Görünmezi yaratmamda büyük bir etkisi vardı o bilmese bile.

Onu uzaktan izlemiştim sürekli. Zaten iyi biri olduğunu biliyorken son zamanlardaki konuşmalarımızda olan uyumumuzu tamamen görmüştüm.

Kim olduğunu bilmediği görmediği, duymadığı bana yardım etmek için elinden geleni yapıyordu. Ama her ne kadar beni araştırdığını söylese de isim olarak okulda kim olduğumdan ziyade, beni ben yapan şeyleri daha çok önemsiyordu. Bana yardım edebileceği yerleri arıyordu.

Şu anda tamamen görmezden geldiğim bir his vardı içimde. Onunla konuşmalarımız boyu güçlenen arkadaşlık bağı ve görünmez için duyduğum minnetten farklı bir his.

Yalanlarla ve sırlarla kolaylıkla parçalanabilecek bir şey. Ben ise yalanın kendisiydim. Bunu yapamazdım. Onun kalbini kırmak istediğim en son şeydi. Değer verdiğim insanlara yalan söyleyemezdim.

"Bu yaptığın haksızlıktır." Bakışlarım Akın'a kaydığında Hakan'a baktığını gördüm. "Nasıl daha fazla tatlı alabiliyorsun?"

"Orada duruyordu. Eğer acele etseydin alırdın." Azra kaşlarını çattı. "Yeni konulmuştu ve benim arkamdaydın. Benim hakkımdı." Ayda yılda bir çıkan tulumba tatlısı için yapılması muhtemel bir tartışmaydı.

"Doğru olduğundan değil ama hızlı olan kazanır." Burak'ın yorumuna karşı çıkmadılar. Hakan da onu onayladı. "Sınavda da böyle diyebilecek misiniz bakalım. En erken çıkanlar ilk pes etmişlerdir."

Tek kaşını kaldırıp bana yandan bakarken Akın olmayan şapkasını çıkarmıştı. "Gittikçe daha çok seviyorum seni. Ayrıca."

Hızlıca Hakan'ın tabağına uzanıp fazla olan tulumbaya çatalımı daldırıp yedi. "Hey." Azra ve ben gülerken Burak sırıtmaya başladı. "Dediğim gibi hala hızla olan kazanır."

"Eh, galiba haklısın."

Bu sırada gözüm çevrede gezinmeye başladı. Görünmez olarak muhtemelen dönem sonuna kadar haber paylasmayacaktim ama dikkatli olmakta fayda vardı.

Dün ufak kıskançlık kriziyle Arya ve Acar'ın yan yana oturmuş yemek yiyordu.

Voleybol takımı üyeleri ise uzaktan onları izleyip yüksek ihtimalle dedikodu yapıyordu.

Onlardan birkaç sıra geride Bulut ve Deniz de baya yakın gözüküyordu.

Nehir karma sınıflardan insanları bir araya getirmiş ve hepsiyle muhabbet ediyordu.

10. sınıflar yine bir şeyi tartışıyordu. Buna bakabilirdim.

Son olarak bakışlarım en köşede oturan Aylin'e kaydı. Son zamanlarda herkesten uzak duruyordu. Bunu fark etmiştim ama konu dalga geçilmesi değildi artık. Başka bir şeyi vardı.

Görünmezin işi asla bitmeyecekti.

"Ece, nereye daldın?" Bakışlarımı Azra'ya çevirdiğimde muhtemelen ne yaptığını anlamıştı ama uzun sürdüğü için dikkatini çekmişti. "Buradayım. Çevreye daldım sadece."

Beni gülümseyerek onayladı. "Yemekten sonra da kantinde çay içeriz olur mu?"

"Neden olmasın?"

Görünmezin işi bitmeyecekti ama arada mola vermekten zarar gelmezdi.

İlk defa bana da iyi gelecek bir şeyler yapmak istiyordum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

541okunma 5beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.