Görünmezim -texting kitap kapağı

50. bölüm / 68

Görünmezim -texting

-50-

Vaveyla Yazarı: Çiğse Yağmur

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 68Şu an: -50-

Gerginlik içerisinde okula giriş yaptım. Okula erken geldiğimi şu anda ismi Mucize grup olan gruba haber verdim. Geçen gün benimle her zaman en geç ben geliyorum diye dalga geçtiklerini düşünürsek pişman değildim.

Merdivenlerden yukarı çıkarken ise asıl erken gelme sebebimi düşündüm. Dün Özkan'nın yazdıklarından sonra içime şüphe düşmüştü. Fazla konuşmazdık onunla ailesi ile olanlardan sonra hem benimle hem de görünmezle fazla konuşmamıştı. Kim olduğumu öğrenmeye çalışmaya devam ettiğini biliyordum ama riskli bir şey yapmadığı için onu kendi haline bırakmıştım. Sorun olacağını düşünmüyordum.

Şu ana kadar.

Okulun koridorlarını hızlıca geçtim ve sınıfa girdim. Özkan da orada bekliyordu. Çantamı bırakırken gözleri benim üzerimde hissediyordum. "Günaydın." Ayağa kalktı ve önündeki öğretmen masasına yaklaştı ve belini dayadı. "Günaydın." Onun yanına geldim ve bende sırtımı çaprazındaki tahtaya koydum. Güvenli ama tuhaf kaçmayacak bir mesafeydi. "Evet, benimle ne konuşmak istiyordun?"

Söyleyip söylememe arasında gidip geliyordu. Gerginliğini ben burada hissediyordum. "Özkan, dünden beri merakta bıraktın. Söyle de ikimiz de kurtulalım." İç çekti ve bakışlarını yerden kaldırıp bana baktı. "Seninle.. Karşılaştığımız geceyi hatırlıyor musun?"

Gerginliğimi belli etmemeye çalıştım ve kafamı salladım. Polis merkezinde karşılaştığımız günden bahsediyordu. Benim üvey babasını şikayet edip onların evine polis göndermem ve gecesinde çıkan sorunlardan ötürü o adamın tutuklandığı gündü. Bende o gün hem durumla ilgili anonim ifade vermek hem de babamın yanında durma bahanesiyle gitmiştim.

Özkan o gece görünmezi görmüştü ve birisinin kimliğimi öğrenmeye en çok yaklaştığı yerdi. Yine de bana saygı duyduğu için bir şey yapmamıştı. Ama ben babamla konulurken Ece olarak beni görmüştü. O anda bunları bağdaştırmamıştı. Beni ve görünmezi ayrı olarak kabul etmişti.

Ama şu anda hiç de iyi hissetmiyordum.

"O gün sana başka birini gördün mü derken görünmezi kast ediyordum." Sorgular bir bakışla devam etmesini bekledim. "Nedenini tam açıklayamam ama o gün orada oradaydı. Ve aynı şekilde sende. İlk başta bunu neden düşünmedim tam emin değilim ama.."

Dudakları bir an için titredi ve gözlerimin içine baktı. "Sen görünmez misin?" Cevap olarak güldüm sadece. Kısa ama durumun saçmalığını göstercek bir şekilde. "Saçmala Özkan. Ben mi, görünmez mi? Onu sevmiyorum bile." Ciddi ifadesini bozmadı. Lanet olsun.
İnansana.
Saçmaladığını kabul et.
Kimliklerimizin çok farklı olduğunu kabul et.

Ama o konuşmaya devam etti. "Hem sen hem de görünmez aynı anda Akın ve Azra ile yakın oldunuz. Onlarla normalden fazla vakit geçiriyorsun. Tabi birde bir anda kendilerini görünmezin arkadaşları ilan etmeleri de var." Lanet olsun. Bu ayrıntıya dikkat etmemiştim. İfademi bozmadım ve omzu silktim. "Denk gelmiş olmalı." Bakışlarımı ondan çekmedim ve önemsiz havası verdim sesime.

Rol yapma yeteneğimle daha önce hiç övünmediysem şu andan itibaren övünecektim. Gerginlikten kalbim aşırı hızlı atıyordu. Dikkat etmediğim anda nefeslerim birbirine karışabilir, yalan söylediğimi varsayacak bir harekette bulunabilirdim.

Bulunduğu yerden ayrılıp tam önümde durdu ve bir elini başımın yanındaki duvara koydu. Korkudan kalbim ağzımda atmaya başladı. Hareket edemedim. Sesim boğazıma takıldı. Fark etmeden tırnaklarımı avucumun içine geçirdim.

"Yalan söyleme bana. Sensin biliyorum. Lanet olsun. Bunca zaman gözümün önünde miydin? Ece, seni tanımak zorundayım. Söyle. Ben.." Bir eli yaklaşıp çenemi tuttuğunda durumun ciddiyetini anlayabildim. Yakınlık tüm düşüncelerimin karışmasını sağlasa da anlarını çok net görüyordum. Tüm tatil beni araştırmış ve kimliğimi bulmak için her şeyi yapmıştı. Herkesin ismini yazıp teker teker elemiş, eski mesajlarımızı okumuş ve gönderilerimlerden ipuçlarnı toplamıştı. Gözleri sadece gözlerime bakıyordu. Anıların soluklaşmasıyla onu daha net gördüm. Yutkundum.

Buna daha fazla katlanmayacaktım. Onu ittirmek için ellerimi kaldırdığım anda kapı açıldı ikimizin de bakışları kapıya döndü.

Burak.

Kaşları anında çatıldı ve ikimize doğru ilerledi. Gözlerinde onda uzun süredir görmediğim bir şey gördüm. Öfke. "Neler oluyor?" Özkan bir adım geri çekildi benden ve bende rahat bir nefes aldım. "Sadece konuşuyorduk Burak. Önemli değil." Bakışlarıyla inanmadığını belli ediyordu. İkimizin arasına tam girmeden benim bileğimi hafifçe tuttu ve beni kendi tarafına çekti. Sırtım açıklıkla buluştuğu için rahatladım. "Önemli değilse o zaman onu kantine götürmemde bir sorun yoktur sanırım."

Özkan'a cevap verme fırsatı vermedim. "Aynen gidelim. Aşağıda bekleriz diğerlerini. Hadi Burak. Zaten ben diyeceğimi dedim." Neyse ki beni peşimden takip etti. Şükürler olsun sınıftan çıkmıştık.

Yan yana yürürken ikimizde gergindik. Bileğimdeki eli sağ olsun az önce olanları fazla düşünmeme fırsat vermeden beni kendi anıları içinde gezdiriyordu. Şu anda bu his rahatlatıcıydı. Hem evinde hem de bizimle beraber geçirdiği anılarını izlemek kendimi güvende hissettirmişti. Onun hayatı garip şekilde tanıdıktı. Mesajlarında ve yüz yüze konuşurken kendimi görmek kim olduğumu da hatırlatıyordu.

Alt kattaki kantine gelince bileğimi bıraktı ve bana döndü. "İyi misin?" Kafamı salladım. Kendime gelmiş sayılırdım. "Evet." Çevrede birkaç bakışı üzerimde hissediyordum ama önemli değildi. Zaten onlarla arkadaş olduğumu görünmez hesabında söylemiştim. Ama içimde farklı bir huzursuzluk varmış gibiydi. Daha yakınımdan biri beni izliyor gibi. Bu hissin huzursuzluğunu az önce olanlara verdim ve Burak'a odaklandım.

O da ben de ne söyleyeceğimizi bilmediğimiz için biraz sustuk. Gerginliğini fark ediyordum. Belki de açıklama yapmalıydım ama beni görünmez zannettiği ile ilgili de bir şey söylemek istemiyordum. Birinin daha aklına bu temeli kendi ellerimle atmayacaktım. Sessizlik işime geliyordu.

Burak en sonunda elini boynuna attı. "Bir daha eğer seni rahatsız ederse haber ver. Ben, Hakan, Akın, Azra. Böyle.. Durumlarda sesiz kalmamalısın. Dikkat et kendine." Şu anda şu durumda düşünmemem gerekiyordu ama.. Benim için bu kadar endişelenmesi mutlu ediyordu beni. "Ederim, teşekkürler. Normalde böyle çok donup kalan biri değilimdir. Şaşırmıştım."

Dudağının kenarı kıvrıldı. "Evet, genelde daha çok hazır cevapsın. Ama sanırım seni de gergin yapan anlar var." Beni iyi tanımasına mı mutlu olsam, saniyelik olarak gördüğü anda tek bakışta her şeyi anlamasına şaşırsam mı emin olamadım. Bu yüzden sadece gülümsedim.

"Bunu diğerlerine söylemesek olur mu? Kargaşa çıksın istemiyorum." Muhtemelen o da benim gibi onların tepkisini hayal ettiği için anlık olarak güldü ama durumun ciddi olduğunu bildiği için kendini durdurdu. "Bu seferlik, tamam. Ama başka herhangi bir şey de geliyorsun." Hafif öne doğru eğildi. "Sana bir şey olmasına izin vermem." İçten gülümsemem yüzüme yayıldı. "Teşekkürler Burak. Çok tatlısın." Ağzımdan anlık olarak kaçırdığım ifade ile kızarırken Burak da tek kaşını kaldırmış, hafif gülmüştü.

Aferin sana Ece.

Neyse ki, onun cevap vermesine fırsat kalmadan Azra ve Akın içeri geldi. "Erkenci kuşlar, nasılsınız bakalım." Azra yanıma otururken Akın uykusunu alamamış huysuz tavırla Burak'ın yanına geçti ve kafasını masaya koydu. "Oturuyoruz. Akın'ın durumu pek iyi değil gibi. Sen Azra?" Omuz silkti. "Aynı işte."

Günlük muhabbet ders zili çalana kadar devam etti. Üçümüz beraber sınıfa girdiğimizde Özkan yerinde oturuyordu. Bana anlık olarak baktı ama sonra önüne döndü. Yaptığından pişman olduğu için mi bana kızgın olduğu için mi bilmiyorum ama her türlü ondan uzak duracaktım.
…

3. Kişi

Nehir, okulun yan duvarında kendi başına duruyormuş gibi görünse de o da dahil hiç kimsenin görmediği biri yanındaydı.

"Neden çağırdın?" diye mırıldandı. Yiğit'in sesi sağ tarafından aynı şekilde mırıldanarak çıktı. "Sizin sınıftan Ece ve ismini doğru duyduysam Özkan sınıfta yalnızdı. Ne konuştuklarını bilmiyorum. Burak isimli başka biri gelince içeri girebildim. Ortam fazlasıyla gergindi. Anladığım kadarıyla.. Bir şey konusunda Özken Ece'yi kenara sıkıştırmıştı. Ece de şaşırıp cevap verememiş. Nedenini söylemedi. Sizin sınıfta olduğu için haber verdim."

"Bu ilginç." Özkan'ın genelde sessiz ve sakin olduğunu biliyordu. İçine kapanık değildi ama kendini çevreden uzak tutuyordu. Nehir dedikodulardan geçen dönem ailesiyle ilgili bir sorun olduğunu biliyordu. "Tamam, öğrenmeye çalışırım." Yiğit gözleri önünde tekrar görünür hale geldi. "İlk sabah turumu tamamladım. Arada bir şey olursa söylerim sana da." Nehir kafasını salladı. "Tamam, ama okulda çok sık çağırma. Biliyorsun, fazla birbirini tanımayan kuzenler." Gülerek gözlerini devirdi. "Tamam tamam. Dikkat edeceğim. Rolümüz bozulmayacak."

"İlk ben gidiyorum." Nehir ayrıldıktan sonra Yiğit, sessizlik ve güvenli mesafe içinde okulda görünmez olarak attığı turu aklında toparladı.

Tuhaf olan bir şey gözükmüyordu şu anda. Ama risk alıp insanlara yaklaşıp onların sırlarını ve yalnız oldukları anlarda kuracağı oyunlarla belki herkesten gizledikleri süper güçlerini öğrenecekti.

Nehir ve ikisinin bu okula giriş amacı, o kişileri bulmak ve ait oldukları yere, evlerine götürmekti.
…

Aman aman bu ikili neler karıştırıyor arka planda :))))

Bölümü beğendiyseniz beğenmeyi unutmayın canlarım❤️

Görüşürüz görünmeyenlerim💫

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

542okunma 6beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.