Görünmezim -texting kitap kapağı

14. bölüm / 68

Görünmezim -texting

-14-

Vaveyla Yazarı: Çiğse Yağmur

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 68Şu an: -14-

"Babam gelmiş!" Odamdan çıkıp koridorda konuşan annemle babamı görüp ve babama sarıldım. "Hoşgeldin." O da bana sarılırken annemde de hafif kıskanç bakışlar vardı. "Küçük yalaka seni."

Kıkırdadım ve babamdan ayrılıp annemin yanağıdan öptüm. "Merak etme seni de seviyorum." Sonra ayağıma sırnaşan kedim Zuzu'yu kucağıma aldım. "Ama en çok seni seviyorum Zuzu. Azuladan bile. Bunu ona söyleme trip atar." Azula da ondan birkaç ay daha büyük olan diğer kedimizdi.

Avatar son hava bükücüden ilham alarak isimlerini koyduğum bu iki yaramaz yaklaşık 2 yıl önce biraz arayla aramıza katılmıştı.

Simsiyah ve uzun tüylü olan Azula fazla kendini sevdirmezdi ve salondaki oyun alanının tepesinde bizi izlemeyi tercih ederdi. Zuzu ise beyaz ama yer yer büyük yuvarlak siyah bebeklere sahip bir kediydi. Özellikle bir tanesi tam sol gözünün üzerindeydi ve tam anlamıyla Zuko'ydu. Ama sırnaşıktı ve kalabalık neredeyse oraya gelirdi. Ya da benim odamda ders çalışırken izlerdi yatağımda.

"Uğraşma annenle bak sonra cezasını biz çekeriz. Üzerimi değiştirip geliyorum. Esmacım bana yemek çıkartır mısın?" Önce Zuzu'nun başını okşadı sonra da babam ikimizin yanağından sıkıp kendi odalarına doğru yürümeye başlamıştı.

Annem hafif omzuma vurdu. "Zuzu'yu bırak da mutfakta yardım et bana. Mola vermiş olursun." Kafamı sallayıp onu indirdim ve birkaç saat önce annemle yalnız yediğimiz masayı tekrar açtım ve bir tabak çıkarttım babam için.

Babam polisti ve şu sıralar bir operasyon için fazladan mesaiye kalması gerekiyordu. Annem ise öğretmendi. Farklı okullardaydık ama sabahları beraber çıkardık ama akşamları ben servisle gelirdim.

"Sorun var mı kimyadan?" Kafamı iki yana salladım. "Son deneme de ful çektim." Gülümseyip ısıttığı çorbayı koyarken diğer yandan yemeği ısıtmaya başlamıştı. Kokudan bende acıkınca dolaptan dün annemin yaptığı tatlıyı çıkardım. "Kız bırak onu. Babanla beraber yeriz."

"Ama."

Babam içerir pijamalarıyla girince yerine oturdu. "Bir şey olmaz ver işte Beraber yeriz." Babama gülüp iki tabağa tatlıları çıkardım. "Sen de çok şımartıyorsun bu kızı Serdar." Elbette şaka yapıyordu. Sadece ailecek yemenin daha iyi olacağını düşünüyordu. Babam polis merkezinde fazla bir sey yiyememişti.

İlk yudumu aldıktan sonra annem ekmeği masaya koyarken annemi boynundan çekip yanağını öptü. "Seni de şımarttım ama bir sorun çıkmadı." İç çekip mutluluklarına gülümserken anı bozmamak için sustum.

Aile konusunda çok şanslı olduğumu biliyordum. Hala birbirlerini seviyorlar ve uyumlulardı. Beni de çok seviyorlardı ve hiç gerçekten sinirlenmemişlerdi bana. Onların gözünde sevimli, liseye giden ve hafif sakar bir kızdım.

Sakin ve güzel bir hayatımız vardı.

Ve bunu ne olduğu belirsiz gücümü söyleyip bozmak istemiyordum.

Yanımda olurlardı, buna şüphe duymuyordum ama koşarak beni hastaneye götürüp testlerin arasında bırakmalarını da istemiyordum. Çünkü bu güç insanı ve tıbbı aşıyordu. Bir şekilde gücümün varlığı öğrenilirse bana ne olur diye korkmadan duramıyordum.

Normal değildim ve engelleyemiyordum da.

Ama herkesin yararına kullanmaya çalışıyordum. Okulda şu anda yaptığım sey minimum düzeydeydi. Arada yapılan hırsızlıklar ve okulda bazı şeyleri engellediğini bilmek yaptığım şeye devam etmemi sağlıyordu.

Gelecekte ise polis olmak ve cinayetlerde şüphelilere dokunup onlara ulaşmak benim için olabilecek en iyi kullanım şekliydi. Babamın pek hevesli olduğunu söylenemezdi bu konuda ama arada polis merkezine onu ziyarete gelmemde bir sorun görmüyordu.

Merkezin sadece bir arka sokağında oturduğumuz düşünülürse geceleri bile oldukça rahat gidip gebilirdim

Bunun farklı bir artı tarafı da internet ve hesaplarımız ekstra korumaya sahip olmasıydı. Korsan olan herhangi bir şeyi indiremiyordum ama Instagram hesaplarım bu sayede hacklenemiyordu ve benim için ekstra korumaydı.

"Kızım?" Kendi kendime düşünmeyi bırakıp babama baktım. "Efendim babacım." Tabgimi gösterdi. "Tatlınla oynayıp duruyorsun bir şey mi oldu okulda? Birkaç gündür durgunsunda." Kafamı iki yana salladım ve kendime geldim.

"Bir şey yok ya. Derslerden bunaldım biraz. Ama ödevlerini yapıyorum ve bir sorun yok." Annem hafif saçlarını okşadı. "Polis olmak istiyorsun biliyorum da derslerinin her türlü yuksek olması lazım."

Kafamı salladım. "Bilyorum." Sonra takımı bitirmiş, biraz muhabbet etmiş ve sonra odama çekilmiştim. Gerçekten ders çalışmalıydım. Geldiğimden beri sadece hesaplarımla uğraşmıştım.

Edebiyat kitaplarını çıkarıp ezber yerleri okurken bir yandan müzik açmıştım kendime. Herkese göre olmayabilirdi ama şarkı sözleriyle beraber okuduklarım da aklıma kalıyordu
...

Sabah yarı uykulu şekilde annemle hızlı bir kahvaltıdan sonra beraber çıktığımızda, okula gelmemiz 15 dakika sürmüştü. "Canım." Yolcu kapısını açıp ona baktım. "Karşılaştığın, zorlandığın her şeyi bize söyleyebilirsin. Tamam mı?" Bu nerden çıktı bilmiyordum ama annelik hissi olduğuna emindim. Ne zaman bir şey aklıma takılsa annem bunu söylüyordu.

"Biliyorum anne teşekkür ederim. İyi dersler." Gülümsedi. "Sana da." Kapıyı kapatıp bahçeden içeri girdiğimde annem de gitmişti.

Okul.. gücümü hem sonuna kadar kullanıp hem de sonuna kadar gizlediğim yerdi. Görünmezin eviydi.

"Günaydın." Hafif yanıma baktığımda sınıftan Özkan'ı gördüm. İyi çocuktu ve birkaç defa konuşmuştuk. Herkese bir derece kadar yakındım. Böylece yanlarına gidip konuştuğumda veya onlara düşerken tutunduğumda tuhaf algılamıyorlardı.

Ki şu anda yapacağım buydu çünkü gözünün hafif morarmış olması kesinlikle tuhaftı. Kavgacı biri değildi.

"Günaydın." Yan yana ilerlerken sanki gözüme çok carpmamis gibi bugünün derslerinden ve ödevlerinden konuşurken merdivenlerde hafif tokezledim ve hızlı refleksle beni kolumdan yakaladı. "Dikkat et." Kıkırdadım ve hafif yukarı baktım. "Bunu bana söylemen biraz tuhaf kaçıyor."

Hafif gülümsedi. Sık düştüğümü biliyordu sonuçta. Düz duruşa geri geçince sanki yeni fark etmiş gibi haffi kaşlarımı catıp morarmış gözünün yukarısında ellerimi 2 saniye kadar tutup geri çektim. "Şuraya ne oldu? Yoksa sakarlığım sana mı geçti?"

Aklıma dolan anılar yutkunmamı zorlaştırırken yüzümde hiçbir şey belli etmedim. "Anlaşılan evet. Evde kapıya çarptım." Sonra yürümeye devam edince bende peşinden ilerledim. "Geçmiş olsun." Sonrasında sınıfa varınca en arkaya geçerken ben her zamanki yerime oturdum.

Anıları beynimden yeniden geçirmeye zorladım. Az önce yanlış gördüğümü düşünüyordum ama değildi. Üvey babası ona şiddet gösteriyordu.

Bu durumdan neredeyse kimsenin haberi yoktu. Annesi yazın evlenmişti ve bende yeni öğrenmiştim. Uzun zamandır onunla konuşmadığını düşünürsek...

Bu gerçekten büyük bir sorundu.

"Ece." Yanıma bakınca yine sınıftan Ecem'i gördüm. "Efendim Ecem." Defterimi gösterdi. "Son derste yoktum da fotokopi çekebilir miyim defterinin?" Hafif gülümseyip uzattım. "Tabi."

O gidince arkamdan Azra'nın bizi izlediğini gördüm. "Ne zaman böyle bir olay olsa tüm sınıf sana geliyor."

"İnek öğrenci olarak hem not tutuyorum hem de derslere düzenli katılıyorum. Bende benden alırdım notları." Akın kıkırdadı. "Maalesef sınıfın tek örneğisin. "

Azra'ta döndüm. "Ola ki bir felaket oldu da okula gelmedim. Notlarını verir misin?" Gülümsedi. "Tabi."

Sonra da gülümseyip önüme döndüm ve ön komşum Emir benden uç istedi. Bende uzattım. Tabi bu sırada kalem kutumu düşürüp eşyaları toplarken saniyelik elimi eline çarpıp pelinle herhangi bir sorunları olup olmadığına baktım. Gördüğüm en tatlı çiftti bu okulda.

Sonra ise hoca geldi ve derse başladık.
...

Öğle arasında hızlıca yemeğimi yedim bahçeye çıktım. Kontrol etmem gereken iki kişi vardı.

Voleybol filelerinin orayı gören bir banka oturdum ve ilerde görmek istediğim manzaraya baktım. Hem kız hem de erkek takımından kişiler bir aradaydı. Arya ve Acar ise şükürler olsun ki konuşuyordu.

Gülümsedim. Sevgili olmamışlarsa bile bir şeyler değişmiş olmalıydı. Anılarına bakmak isterdim ama muhtemelen karışık maç yapacaklardı ve bu sakarlıkla sahaya çıkmam akıl işi değildi.

Onları gözetlemeyi aklıma yazıp sınıf koridorumuza geldim ve köşedeki Burak grubu yerine şu anda B sınıfında olan ama geçen yıldan tanıdığım Nazlı ve Dolunay'ın yanına gittim. Şanslıydım ki yanlarında Bulut da vardı.

"Sayısalcılar artık eşit ağırlıkla konuşmuyor mu?" Dolunay hafif gülüp kenara kaydı. "Olur mu öyle şey. Yanımıza gelmeyen sensin." Yanına oturunca Bulut bana bakıyordu. Teknik olarak ilk kez gerçekten tanışıyorduk. "Adım Ece. D sınıfı eşit ağırlık." Elimi uzatınca sıktı. "Bulut ve B sınıfı." 1 saniye sürse de fazlası bana sıkıntıydı ve bir günlük anılarda yeterliydi şu anda.

Tek kaşını kaldırdı. "Ya bunu yanlış anlama ama şu sürekli düşen kız dedikleri kişi." Nazlı sözünü kesti. "Evet o. Sadece bir gün geçir ve kaç kere düştüğünü kendin gör." Omuz silktim. "Elimde olsa emin ol yapmazdım."

Gücüm olmasa böyle bir şey yapmazdım normal olarak.

"Yürüme dersi almayı düşündün mü?" Dolunay hafif şakacı tavırla söylediğinde elimi yanağına koyup hafif sıktım 3 saniye boyunca. "Bana bak, fazla gülme yoksa lanetim sana geçer." Sonra yanağını bıraktım ama bu anılar şok etkisi ile bırakmıştı üzerimde. "Aman Allah korusun. Ben kendimi zor kurtarıyorum."

Cümlesine zar zor güldüm ve aklından neler geçirdiğini düşünmemeye çalıştım.

Bu berbat durum neyin nesiydi ve Nazlı'nın yanında nasıl bu kadar sakin durabilirdi? Ve Nazlı nasıl böyle bir şey yapardı?

Tamam, Nazlı'nın anılarına bakmadan yargılama yapamazdım.

Nazlı da güldü. "Görünmezin en çok yaptığı haberleri kıyaslasak senden en çok çıkar." Elimi aşağı yukarı anlamında saklarken kendim hakkımda yazdıklarımı düşündüm. "10-15 kadardır." Bulutun ağzı hafif açıldı. "Harbi mi?"

Kafamı salladım. "Haber olarak olmasa bile bir tane bile koridor düşüşümü atlamadı. Her gün yazıyor bana da. Artık cevap vermeyi bıraktım."

Nazlı omuz silkti. "Bana uzun zamandır yazmıyor ama şükür diyorum. Hayatımın sakin olduğunun işareti. Ayrıca," köşedeki kamerayı gosterdi. "Kameraları kontrol ettiğinden neredeyse eminim. Aklınızda olsun."

Mantıklı fikirdi. Gerçeğini bilmesem inanırdım. "2 yıldır ne çektiğinizi galiba hayal edebilirim." Bulutun söylemini hepimiz onaylarken biraz daha konuşmuştuk.

Bir süre sonra ayağa kalktığımda bilerek hızlı kalkmış ve göz kararmamı bahane ederek Nazlı'nın elini tutmuştum. "İyi misin?"

İyi olmak ve anılarına daha çok ulaşmak için kendime 4 saniye verdim. "Evet iyiyim. Ben sınıfa geçiyorum. İyi dersler."

Yanlarından ayrılıp sınıfa girdiğimde iki kişinin anılarını birbiriyle karşılaştırdım ve durumu zihnimde oturttum.

Bunu düzeltmezsem iş cidden sarpa saracaktı. Nasıl herhangi bir yanlış anlaşılma olmadan açıklayabilirdim ki?

Tabi birde Arya ve Acar'ı kontrol etmeli, Bulut'un anılarında gördüğüm bir şeyi sormalı ve Özkan hakkında ne yapacağımı düşünmeliydim.

Günlük güncelleme yapmayalı da uzun zaman olmuştu

Sızlanarak kafamı sırama gömdüm.
Görünmez olmak harbi zordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

561okunma 6beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.