26. bölüm / 68
Görünmezim -texting-26-
Bölümler 68Şu an: -26-
- 1 -1-727 kelime
- 2 -2-1.048 kelime
- 3 -3-1.077 kelime
- 4 -4-1.190 kelime
- 5 -5-1.060 kelime
- 6 -6-1.050 kelime
- 7 -7-964 kelime
- 8 -8-1.045 kelime
- 9 -9-1.099 kelime
- 10 -10-1.120 kelime
- 11 -11-856 kelime
- 12 -12-1.077 kelime
- 13 -13-1.045 kelime
- 14 -14-1.496 kelime
- 15 -15-948 kelime
- 16 -16-1.158 kelime
- 17 -17-1.082 kelime
- 18 -18-985 kelime
- 19 -19-935 kelime
- 20 -20-1.278 kelime
- 21 -21-926 kelime
- 22 -22-964 kelime
- 23 -23-1.183 kelime
- 24 -24-1.158 kelime
- 25 -25-1.546 kelime
- 26 -26-1.305 kelime · Okuduğun bölüm
- 27 -27-1.174 kelime
- 28 -28-1.158 kelime
- 29 -29-853 kelime
- 30 -30-886 kelime
- 31 -31-1.063 kelime
- 32 -32-1.026 kelime
- 33 -33-1.068 kelime
- 34 -34-1.504 kelime
- 35 -35-1.848 kelime
- 36 -36-1.806 kelime
- 37 -37-2.644 kelime
- 38 -38-1.386 kelime
- 39 -39-1.403 kelime
- 40 -40-1.143 kelime
- 41 -41-983 kelime
- 42 -42-1.334 kelime
- 43 -43-1.209 kelime
- 44 -44-1.313 kelime
- 45 -45-1.593 kelime
- 46 -46-1.367 kelime
- 47 -47-1.238 kelime
- 48 -48-433 kelime
- 49 -49-993 kelime
- 50 -50-1.264 kelime
- 51 -51-1.106 kelime
- 52 -52-1.301 kelime
- 53 -53-1.129 kelime
- 54 -54-1.287 kelime
- 55 -55-1.257 kelime
- 56 -56-1.344 kelime
- 57 -57-1.457 kelime
- 58 -58-1.225 kelime
- 59 -59-1.523 kelime
- 60 -60-1.075 kelime
- 61 -61-1.345 kelime
- 62 -62-1.436 kelime
- 63 -63-1.104 kelime
- 64 -64-1.235 kelime
- 65 -65-1.206 kelime
- 66 -66-1.650 kelime
- 67 -67-1.077 kelime
- 68 -68-1.656 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Pazar akşamından sonra pazartesi sabahı, tamamen iyileşmem hafta sonuyla beraber tam 4 gün olmuştu. En sonunda hafızamda sadece bana ait olan anılar kalmış, geri kalanlar ise silinmişti.
Arada gelen bu hastalığın sebebinin beynimin anı okumaktan mental olarak aşırı yorulmasını bağlıyordum.
Gerçekten bu kadar anıyı görmek ve brlli bir süre depolamak beynimi yoruyordu ama gücümü tamamen görmezden gelip insanlara isteyerek ya da istemeyerek ettiğim her temasta beynime vuran anı dalgasındansa anılarını okuyacağım kişileri bilinçli seçmek ve yardım edebileceğim anlarda yardım etmek benim için en iyi olanıydı.
Ben müdahale ettiğim için düzelen birkaç olay bile tesellim ve devam etme nedenimdi.
Okula giriş yapınca 9. sınıfların katında görünmezin tehlike olduğu söyleyen posterlerin olduğunu görmek beni güldürmüştü. Çok ciddiye alıyorlardı bu durumu.
10. sınıflar her zamanki gibi kendi içindeydi. Bugün yine voleybola katılıp genel bir anı toplama işlemi yapmalıydım. Uzun zamandır günlük güncelleme yayınlamamıştım.
Kendi katıma geldiğimde ise gülmemi engelleyemedim. Her şeyi kontrol altında tutmaya çalıştığım onca zamandan sonra sahiplenmiştim burayı ve hastalıkta ayrı kalmak dinlendirse de özletiyordu kendini.
Görünmez benim bir parçamdı, onun alışkanlıkları bana geçiyordu ve benim de alışkanlıklarım ona geçiyordu. Bunu son zamanlarda çok fark ediyordum. Aradaki çizgi inceldikce benim kimliğimin ortaya çıkma olasılığı artıyordu. Zaten bunun olacağını bildiğim için en başında yakın arkadaşımın olmayıp herkesle takılan ama aslında tek olan kişi olmayı tercih etmiştim.
"Aa Ecee günaydın." Azra bana koridorda köşeden seslenince gülümsedim uzaktan. Klasik ekip bir aradaydı. Dün bir anda onlara bakış açımı değiştirecek iki farklı konuşma yapmıştım.
Burak.. dün gece beni çok şaşırtmıştı. Görünen yüzümü ve davranışlarımı tamamen anlamış, üstüne en büyük yaramı öğrenip bana yardım etmek istediğini söylemişti. Düşüncesi için ona minnettardım. Bu yüzden o arkadaş grubunda bile ince düşünceleriyle kalbimde ayrı bir yeri vardı.
Utanç dalgası tüm vücuduma vurmusken kalbime yayılan umudu yok saymaya çalıştım. İmkansızdı. Birinin beni gerçekten anlayacağını düşünmek imkansızdı. Bir kişi bile beni bilirse şu anda kadar oluşturduğum tüm düzenim ve kurallarım paramparça olacaktı.
Ve Burak benim sınırlarımı geçmeye çok yaklaşmıştı.
Düşüncelerim benden bağımsız fikirlerini üretirken Ece olarak yanlarına yürümeye başladım. Fark ettiğim detay ise Akın'ın diğerleri gibi ben yerine Hakan'a bakıyor oluşuydu.
Dün cidden çok şey yaşanmıştı.
Ben nasıl daha önce onu fark etmemiştim? Şimdi eskiyi düşününce gözümün önünde duruyordu ama hepsini arkadaş olarak kodladığım bu ekibi hiç o yönden düşünmemiştim.
Onlara ilerlerken ayağım yere takılıp uzun zaman sonra gerçekten yere yüz üstü yapışırken kafamı hafif kaldırdım.
Herkes sadece yandan bir bakış atıp kendi işine dönmüştü. Aman ne güzel. Düşmeme alışkın olmaları böyle durumlarda kendi utancımı engelliyordu.
Oturur pozisyona gelip çantamı sırtımdan çıkartırken Azra'yı yanımda gördüğümde şaşırmamıştım. "İyi misin?" Elini bana uzattığında ona tutundum ve ayağa kalktım.
5 günün anıları beynine akarken sonra incelemeyi unutmayarak aklımda tutmaya çalıştım. Okulda neler gördüğünü, özellikle Akın'la olanları, çok merak ediyordum. "İyiyim teşekkürler."
"İyileştiğine sevindim. Bizimle biraz durmak ister misin? Zaten az sonra zil çalacak." Normal şartlarda evet derdim ama... "Sınıfa geçip dinlensem iyi olacak. Hala biraz hastayım." Ama onlarla zaten normalden fazla vakit geçirmişken sırrımı gizlemek daha zor olurdu.
Hele de hepsi hakkında birbirlerine söylemedikleri şeyler bilirken, ayrı ayrı görünmez kimliğim konuşmuşken, onlarla beraber oturup hiçbir şey bilmiyormuş gibi konuşmak mantık işi değildi.
Özellikle Burak'la. Görünmezi en iyi anlayan ve tanıyan kişi olarak artık beni çözmesi an meselesiydi ve onunla konuşmayı ne kadar sevsem de kenimdem uzak tutmaliydim. Hem Ece olarak hem de görünmez olarak.
Benim iyiliğim için bazen fedakarlık yapmak zorundaydım.
"Tamam o zaman sınıfta görüşürüz." Hafif gülümseyip onlarda uzaklaşırken iç çektim. Onlar.. iyilerdi. Çok iyilerdi ama.. ellerime ve parmaklarıma baktım. Bu ellerden akan sihri kontrol altında tutmak ve bilinmemesini sağlamak gorevimdi.
Kararım kesindi. Kimseyle yakınlaşmayacaktım. Biri bana güvenirken onun arkasından iş çevirip tüm anılarını okumaktansa fazla tanımadığım kişilerin anılarını okumayı tercih ederdim.
Kalbimin içten kırılmasını sadece ben duymuştum. Hayatım boyunca hiç kimseye dürüst olamayacaktım. Çünkü kimse beni ve gücümü aynı anda kabul etmeyecekti.
...
Yazardan
"Ece bizden utanıyor mu az önce düştüğü içine ben mi yanlış anladım?" Azra geri geldiğinde Akın giriş yapmıştı. Azra omuz silkti biraz. "Bilmem. Normalde öyle biri değil." Hakan hafifçe güldü. "Dersin ortasında, koridorda, merdivenlerde. O kadar çok düştü ve gorunmezde söyledi ki normalleşti."
Burak dün onlara aningelisen durumu söylemediğini hatırladı. "Bu arada." Hepsi ona bakınca devam etti. "Dün görünmeze yer seyi anlattım." Akın şaşkınlıkla ağzını açtı. "Tüm planı mı, harbi mi?"
Kafasını salladı. "Konuşurken bir anda denk geldi. Zaten fark ettiğini hepimiz biliyoruz. Gerektiğinde bizim yanında olacağımızı söyledim." Tam olarak öyle yapacaktı.
Burak açısından görünmez bir anda ortaya çıkan ve hayatına giren biriydi. Fark etmeden onunla konuşmaya ve deli kişiliğine alışmıştı.
Ona özellikle güvenmesi gereken bir durumla karşılaşmamıştı ama onunla konuşurken aynı anda okulda yaptığı her bir haberi her bir durumu incelemiş, her defasında onun kişiliğinden ve davranışlarına hem şaşırmış hem de gülmüştü hem de takdir etmişti.
Ona en başında yardım edelim dediğinden beri o maskenin ardından kim çıkarsa çıksın ona guvenecegini ve yardım edeceğini biliyordu.
"Tabi öyle yapacağız. Gerçekten, ismini bilmediğimiz bir arkadaşımız daha varmış gibi hissediyorum artık. Her birimiz onunla konuştuk ve her birimiz onu tanıyoruz ve o da bizi fazlasıyla tanıyor." Özellikle dün geceki konuşmadan sonra Akın onu yakın arkadaşı olarak görüyordu.
Hakan'a olan hisleri yeni başlamamıştı. Uzun zamandır orada olmasına rağmen reddediyordu. Aynı cinsiyetten birinden hoslanmak ona da tuhaf gelmişti en başta. Ama zamanla bu şekilde çok fazla insna olduğunu öğrenmişti ve hoşlanabilecegini kabullenmisti. Ama bu kadar yakın bir arkadaş grupları varken ondan hoşlandığını söylese her şeyin dağılacağını bildiği için kendi içinde tutmaya ve arkadaşı olarak görmeye çalışmıştı onu.
Ama kalbi onu tersine ikna edene kadar beynini zorlamış, en sonunda onu gördüğü her anda hızlanan kalbine başka bir sebep bulamamış, gülümsemesini, düşüncelerini, kendisiyle şakalaşan, arada sinir eden bir çocuğa aşık olmuştu.
Hakan ise bu sırada ortaokuldan beri başarılı şekilde sakladığı ama lisede bir anda ortaya çıkan görünmezle korkusunu bilen bir kişi olmasına alışmıştı. Kendini insanları anlamakta başarılı biri olarak dusjnuyordu görünmezle tanışana kadar. Ama onunla olan her konuşmalarında şaşırmasına engel olamıyordu. Kabul ediyordu. Onunla konuşmak eğlenceliydi ve sürekli konuşacak olsalar buna hayır demezdi. En başta Burak ile bu yüzden onunla konuşup yakın olma plnanina dahil olmuştu. "Katılıyorum sana. Bir şekilde kendine alıştırıyor kendine."
Azra için ise görünmez, bir açıdan kurtarıcısı, bir yandan ise bu okulda edindiği ilk kız arkadaşıydı. Ona karşı olan ön yargısına karşılık okula karşılık onu savunup destek çıkmış, sonra o utandığı için konusunu bile açmayan biriydi. Güçlü, kendi hakkında söylenenlere kualk asmayan, başına buyruk ama düşünceli biriydi. Onunla konuşmayı seviyordu.
Bu durumda ortaya hepsi için ortak bir düşünce ortaya çıkıyordu. Hepsine ciddi bir bakış attı. "Size şunu sorayım o zaman. Eğer bir gün görünmez bize gelip kimliğini söylese arkadaş olarak kabul eder miyiz?"
Akın ilk onaylayan oldu. "Evet."
Hakan sonra. "Evet."
Burak'ın dudağı hafifçe yukarı kıvrıldı. "Zaten bizim grubun bir parçası."
Azra gülümsedi. "Bence de." Ekibin tamamını tanıdığını çoktan fark etmişti.
Akın aklına gelen yorumu yaptı. "Yine de, sizce de arada bir duvar varmış gibi gelmiyor mu? Bu sadece kimlik mevzusu değil." Hakan onayladı. "Bilerek kendini uzak tutuyor. Bu zaten çok belli. Bize fazla bile yaklaştı."
Burak fikrini soyledi. "Gücünden kaynaklı. Ne olduğunu bilmiyorum ve sorumuyorum ama bir gücü var. Kimse öğrenmesin diye kimseye de yaklaşmıyor." İşte bu yüzden zaten yalnız diye de ekledi içinden.
Gördükleri tuhaf şeyleri düşündükçe hepsi buna ikna oldu. Hiç kimsenin bilmemesi gerekenleri normal bir şeymis gibi bilip bunları söyleyen, hatta aynı anda iki farklı yerdeymiş gibi olanları doğal bir şekilde anlatan, gören ve planlayan biriydi görünmez.
Belli etmiyor olabilirdi ama bu şakaya vurulabilecek bir şey değildi. Bu işin sonunda öğrenecekleri şey çok büyük olacaktı. Bunun farkındalardı.
Zil çalınca yerlerinden kalkıp sınıfa girdiklerinde Ece yerine oturuyordu.
Akın otururken kalemliğini onun tarafa düşürmüş, Ece de ona yardım ederken eline çarpmıştı. Gercekten amacı bu değildi ama aklına dolan anılardan özellikle son anda olanlar oldukça ilgi çekiciydi.
Hafif gülümsemesine engel olamasa da bu ekibin ona bu kadar yaklaşması ve yakın görmesi gerçekten tehlike işaretiydi.
Akın olayını da azrada dahil olduktan sonra onlardan uzak kalma konusunda kararlıydı.
Görünmezin arkadaşı olamazdı. Ece'nin yakın arkadaşı olamazdı.
Sahip olduğu gücün bedeli buydu.
_________
Bölümü sevdiyseniz beğenmeyi unutmayın canlarım ❤️
Bölüm etkileşimi
