10. bölüm / 16
Dilsiz ÇığlıkPUSU
Bölümler 16Şu an: PUSU
- 1 KELİMELERİN BOĞULDUĞU YER1.010 kelime
- 2 GÖRÜNMEZ ÇİZGİLER772 kelime
- 3 ÇATLAK SESLER VE İLK TENEFFÜS565 kelime
- 4 KANTİNDEKİ FIRTINA703 kelime
- 5 ÇİFT KİŞİLİK DÜNYA412 kelime
- 6 KAPALI KAPILAR ARDINDA638 kelime
- 7 GECENİN İTİRAFI700 kelime
- 8 ARKA BAHÇENİN GÖLGESİ834 kelime
- 9 AĞIR YEMİN658 kelime
- 10 PUSU467 kelime · Okuduğun bölüm
- 11 GEÇMİŞİN GÖLGESİ606 kelime
- 12 EŞİKTEKİ NÖBET282 kelime
- 13 PARMAKLARIN DİLİ372 kelime
- 14 KORİDORDAKİ KIVILCIM522 kelime
- 15 KORİDORDA DEVRİM389 kelime
- 16 FIRTINANIN ARDINDAN477 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Günün geri kalanı, dışarıdan bakıldığında sıradan ders zillerinin ve koridor gürültülerinin arasında sessizce eridi gitti.
Öğle arasında Masal elimi bir an olsun bırakmadı; bahçenin en sakin köşesinde sandviçlerimizi yerken ikimiz de sabahki o ağır sırrın gölgesindeydik. Masal ara sıra dalıp gidiyor, bana her baktığında gözlerinde derin bir hüzün ve zor zapt ettiği bir öfke parıldıyordu. Yine de bana hissettirmemek için zoraki espriler yapıp yüzümü güldürmeye çalışıyordu.
Aynı dakikalarda kantinin köşesindeki masada ise bambaşka bir zehir kaynıyordu.
Melis, sabah arka bahçede Masal’ın büktüğü bileğini ovuşturarak Rüzgar’ın yanına sokulmuştu. Sesini kısarak, nefret dolu fısıltılarla sabah yaşananları bir bir anlattı. "O varoş kız beni duvara fırlattı Rüzgar," diyordu dişlerinin arasından. "O dilsiz ezik yüzünden rezil olduk. Yanlarına mı bırakacağız bunu?"
Rüzgar’ın gözleri öfkeyle kısıldı, kantinde yediği o azar hala gururunu bir hançer gibi deşiyordu. "Bırakmayacağız," dedi Rüzgar yumruğunu masaya dayayarak. "O kızın arkasına saklanan dilsizin canını öyle bir yakacağım ki, o koruyucu meleği bile kurtaramayacak onu."
Tam o sırada elindeki meyve suyu kutusuyla masaya yaklaşan Arda, ikilinin arasındaki bu gergin fısıldaşmayı fark etti. Sandalyeyi çekip otururken kaşlarını hafifçe çattı: "Ne fısıldaşıyorsunuz siz yine? Ne dönüyor arkamdan?"
Melis anında yüzüne sahte bir gülümseme yerleştirip saçını geriye attı: "Hiç... Hafta sonu partisi için Rüzgar'la müzik listesini konuşuyorduk."
Rüzgar da başını sallayıp güldü: "Aynen oğlum, önemsiz mevzular."
Arda şüpheyle ikisini süzdü ama üzerinde durmadı. Omuz silkip arkasına yaslandı; her zamanki gibi kontrolün kendi elinde olduğunu sanıyor, burnunun dibinde dönen dolapları umursamıyordu.
Son ders zili çaldığında Masal çantasını tek omzuna asıp koluma girdi. Yüzünde itiraz kabul etmeyen bir kararlılık vardı: "Bugün doğruca eve gitmek yok Seren. Sabahki o saçmalıktan sonra kafanı dağıtmamız şart. Okulun arkasındaki o tatlı kafeye gidiyoruz; sana öyle bir çikolatalı sufle ısmarlayacağım ki parmaklarını yiyeceksin."
Karşı koyamadım. Küçük not defterime «Anlaştık» yazıp gülümsedim.
Kafede geçirdiğimiz iki saat bana bütün günün gerginliğini unutturdu. Masal garsonun getirdiği siparişleri karıştırışını canlandırıyor, öğretmenlerin taklitlerini yapıyor, beni sessiz kahkahalara boğuyordu. Uzun zamandır içimde hissetmediğim o hafifliği, bir dostun varlığının getirdiği o güven hissini ilk kez bu kadar derinden yaşıyordum.
Akşamüstü güneş batmaya yüz tuttuğunda gökyüzü kızıla büründü. Masal’ın ters istikametteki dolmuşa binmesi gerekiyordu. Durakta vedalaştık. "Eve varınca hemen mesaj at, aklım sende kalmasın," deyip boynuma sarıldı ve dolmuşa bindi.
Ben de kulaklıklarımı takıp evimize giden, ağaçlıklı ve tenhalaşmış ara sokağa saptım. Rüzgar tatlı tatlı esiyor, günün yükünü üzerimden alıyordu. Birkaç sokak sonra evde olacaktım.
Ta ki sokağın en loş, eski bir elektrik trafosunun olduğu köşeyi dönene kadar.
Önüme aniden uzanan bir gölge adımlarımı kilitledi. Kulaklığımı aceleyle boynuma indirdim. Kalbim göğüs kafesimi delercesine çarpmaya başladı.
Rüzgar, sırtını trafonun paslı duvarına yaslamış, elleri montunun ceplerinde tam yolumun ortasında dikiliyordu. Yüzünde o kantindeki küstah sırıtışın yerini almış, çok daha karanlık ve tehlikeli bir ifade vardı.
Yavaşça doğrulup bana doğru iki adım attı. Gözlerini kısıp başını eğdi:
"Nereye böyle aceleyle, ufaklık? Yanındaki o havlayan köpeğin yokken pek bir savunmasız görünüyorsun."
Bölüm etkileşimi
