14. bölüm / 16
Dilsiz ÇığlıkKORİDORDAKİ KIVILCIM
Bölümler 16Şu an: KORİDORDAKİ KIVILCIM
- 1 KELİMELERİN BOĞULDUĞU YER1.010 kelime
- 2 GÖRÜNMEZ ÇİZGİLER772 kelime
- 3 ÇATLAK SESLER VE İLK TENEFFÜS565 kelime
- 4 KANTİNDEKİ FIRTINA703 kelime
- 5 ÇİFT KİŞİLİK DÜNYA412 kelime
- 6 KAPALI KAPILAR ARDINDA638 kelime
- 7 GECENİN İTİRAFI700 kelime
- 8 ARKA BAHÇENİN GÖLGESİ834 kelime
- 9 AĞIR YEMİN658 kelime
- 10 PUSU467 kelime
- 11 GEÇMİŞİN GÖLGESİ606 kelime
- 12 EŞİKTEKİ NÖBET282 kelime
- 13 PARMAKLARIN DİLİ372 kelime
- 14 KORİDORDAKİ KIVILCIM522 kelime · Okuduğun bölüm
- 15 KORİDORDA DEVRİM389 kelime
- 16 FIRTINANIN ARDINDAN477 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Odamın kapısını kapatır kapatmaz çalışma masasının üzerine bıraktığım telefonuma uzandım. Ekranı aydınlattığım an ekranda ardı ardına dizilmiş onlarca bildirimle karşılaştım. Masal neredeyse dakikada bir yazmıştı:
«Vardın mı ortak?»
«Seren, neden cevap vermiyorsun?»
«Bak içime kurt düştü, arıyorum açmıyorsun da!»
«Hala eve ulaşmadın mı yoksa? Bir ses ver, delireceğim burada!»
Gözlerindeki o telaşlı ifadeyi görür gibi oldum. Sokaktaki o pusuyu, Rüzgar’ın üzerime yürüyüşünü ve Kaan’ın beni kurtarışını anlatamazdım. Masal bunu öğrenirse o dakika evden fırlar, gece yarısı demeden Rüzgar’ın peşine düşerdi; ertesi gün de okulu birbirine katardı.
Parmaklarımı hızla klavyede gezdirdim:
«Buradayım Masal, çok özür dilerim! Yolda telefonumun şarjı bitmişti. Eve geldiğimde de rüzgardan öyle bir üşümüşüm ki tir tir titriyordum. Annem hemen fark etti, zorla sıcak duşa soktu, ıhlamur kaynattı, başımda bekledi. Ancak kendime gelip telefonu şarja takabildim. İyiyim, merak etme lütfen.»
Mesajı gönderdiğim saniye "görüldü" oldu. Hemen ardından Masal’ın cevabı düştü:
«Ömrümden on yıl gitti be kızım! Sıcak sıcak uyu hemen. Yarın sabah erkenden okulda yanındayım, geç kalmak yok!»
Derin bir soluk verip telefonu bıraktım. Masal’ı korumak için ilk kez ona tam gerçeği söylememiştim ama başka çarem yoktu.
Ertesi sabah okulun demir kapısından içeri adım attığımda bahçe henüz tam dolmamıştı. Fakat ana binanın merdivenlerine yaklaştığım an arkamdan hızla gelen ayak seslerini duydum.
"Seren!"
Masal koşarak yanıma geldi, nefes nefese koluma yapıştı. Gözlerinin altı uykusuzluktan hafifçe morarmıştı ama enerjisinden hiçbir şey kaybetmemişti. Beni omzumdan tutup baştan aşağı süzdü, ardından kollarını boynuma doladı.
"Dün gece meraktan tırnaklarımı yedim," dedi geri çekilerek. Ceketini düzeltip sağ elini havaya kaldırdı, yüzünde ölümüne ciddi bir ifade vardı: "Bir daha asla geç kalmayacağım, yemin ederim! Sabah ilk otobüsü kaçırırsam taksiye bineceğim, o da olmadı koşarak geleceğim ama seni tek bir saniye bile yalnız bırakmayacağım."
Dudaklarım iki yana kıvrıldı. Cebimden küçük defterimi çıkarıp yazdım:
«Abartma deli kız, iyiyim işte.»
Masal defteri okuyup güldü, koluma girerek beni içeri doğru çekti. "Olsun, tedbiri elden bırakmamak lazım. Hem bugün..."
Lafı yarım kaldı.
Merdivenlerin başında, her sabah Arda ile birlikte yürüyen gruptan tamamen ayrı, tek başına duran Rüzgar belirdi. Yanımızdan geçerken adımlarını bilerek yavaşlattı. Bakışlarında akşamki o pusunun getirdiği sinsi, küstah ve yarım kalmış hesabın izi vardı.
Tam yanımdan sıyrıldığı o saniyede, sadece benim ve Masal’ın duyabileceği kadar alçak, zehirli bir fısıltıyla eğildi:
"Dün akşam iyi yırttın ufaklık... Bakalım o koruyucun seni her sokakta bulabilecek mi?"
Rüzgar hiçbir şey olmamış gibi arkasına bakmadan merdivenleri çıkmaya devam etti.
Olduğum yerde buz kestim.
Masal’ın kolumdaki eli öyle bir sıkıldı ki tırnakları kumaşı delip tenime battı. Yüzündeki o neşeli ifade saniyesinde buharlaştı. Gözleri alev alev parlamaya başladı, çenesi kilitlendi ve boynundaki damarlar bir anda kabardı. Başını hızla bana çevirdi; yüzümdeki o solgun, suçüstü yakalanmış korkuyu gördüğü an zihnindeki bütün parçalar birleşti.
Telefonun şarjının bitmesi... Eve geç kalışım... Üşüme yalanı...
"Ne diyor bu pislik?" dedi Masal. Sesi artık fısıldamıyordu; o kadar derin, o kadar titreyen bir öfkeyle çıktı ki etraftaki birkaç öğrenci dönüp baktı. Masal kolumu bıraktı, iki eliyle omuzlarımdan tuttu. "Dün akşam ne oldu Seren? Bu şerefsiz senin yolunu mu kesti?!"
Gözlerim doldu, başımı iki yana sallayarak onu sakinleştirmeye çalıştım ama nafileydi. Masal’ın gözü tamamen kararmıştı. Arkasını dönüp merdivenleri ikişer ikişer tırmanan Rüzgar’a öyle bir baktı ki, aralarındaki o son köprü de saniyeler içinde kül oldu.
Bölüm etkileşimi
