8. bölüm / 16
Dilsiz ÇığlıkARKA BAHÇENİN GÖLGESİ
Bölümler 16Şu an: ARKA BAHÇENİN GÖLGESİ
- 1 KELİMELERİN BOĞULDUĞU YER1.010 kelime
- 2 GÖRÜNMEZ ÇİZGİLER772 kelime
- 3 ÇATLAK SESLER VE İLK TENEFFÜS565 kelime
- 4 KANTİNDEKİ FIRTINA703 kelime
- 5 ÇİFT KİŞİLİK DÜNYA412 kelime
- 6 KAPALI KAPILAR ARDINDA638 kelime
- 7 GECENİN İTİRAFI700 kelime
- 8 ARKA BAHÇENİN GÖLGESİ834 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 AĞIR YEMİN658 kelime
- 10 PUSU467 kelime
- 11 GEÇMİŞİN GÖLGESİ606 kelime
- 12 EŞİKTEKİ NÖBET282 kelime
- 13 PARMAKLARIN DİLİ372 kelime
- 14 KORİDORDAKİ KIVILCIM522 kelime
- 15 KORİDORDA DEVRİM389 kelime
- 16 FIRTINANIN ARDINDAN477 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
O ağır gecenin ardından pazar günü evde derin, kırılgan bir sessizlikle aktı. Annem bana her baktığında gözleri doluyor, dokunmaya kıyamaz gibi saçlarımı okşuyordu. Babamın bakışlarında ise artık sadece hüzün değil, omzundaki yükün bir kısmını paylaşmış olmanın getirdiği yorgun bir kabulleniş vardı. Evin içinde o sır artık üçümüzün ortak nefesiydi; tek bir kişi hariç: Arda. O, yine kendi kayıtsız dünyasında, odasının kapısını dünyaya kapatmış haldeydi.
Pazartesi sabahı ise uğursuz bir hisle başladı.
Otobüs durağına vardığımda telefonuma Masal’dan mesaj geldi: «Ortak! Alarm çalmadı, dolmuşu kaçırdım! İlk derse anca yetişirim, bensiz sakın kimseyle muhatap olma, sınıfta uslu uslu otur!»
İçime ince bir tedirginlik çöktü. Okula tek başıma girmek, etraftaki bakışları tek başıma göğüslemek Masal yanımdayken olduğundan çok daha zordu. Başımı önüme eğip hızlı adımlarla 9-B sınıfına geçtim. Çantamı sırama bıraktım, defterimi çıkarıp kalemlerimi her zamanki gibi kusursuz bir hizayla dizdim. Masal’ın yokluğu sıradaki boşluğu bir uçuruma çevirmişti.
Tam o sırada Melis kapıda belirdi.
Yanında 12. sınıflardan iki kız daha vardı. Melis kollarını göğsünde kavuşturmuş, yüzünde sinsi ve zehirli bir gülümsemeyle doğrudan bana bakıyordu. Rüzgar’ın kantinde yediği o azar, Arda’nın grubunun kibrine ağır bir darbe indirmişti ve Melis bunun acısını benden çıkarmayı kafasına koymuştu. Masal’ın sınıfta olmadığını fark edince gözleri parladı; yanındaki kızlara başıyla beni işaret etti.
İçlerinden biri sırama doğru yaklaştı, masamın üzerindeki cetvelle hizaladığım defterimi hızla çekip aldı.
Ayağa fırladım, elimi defterime doğru uzattım ama diğer kız omzumdan sertçe iterek beni sıraya geri düşürdü. "Nereye öyle küçük hanım?" dedi Melis kısık, tehditkar bir sesle. "Biraz temiz hava alalım seninle. Defterini istiyorsan peşimizden gel."
Defterimi vermeyeceklerini biliyordum ama içindeki tüm notlarım, o günlere ait yazılarım oradaydı. Ses çıkaramadım. Boğazımdaki o kilitli kapı yine açılmadı. Kimseye bir şey diyemeden, çaresizce onların peşinden yürümek zorunda kaldım.
Beni ana binanın arkasındaki, öğrencilerin pek uğramadığı, spor salonunun kör duvarına bakan eski ağaçlık alana sürüklediler. Rüzgar burada daha sert, daha soğuk esiyordu.
Melis sırtını duvara yasladı, elindeki defterimin sayfalarını tek tek, zevk alarak buruşturmaya başladı. "Rüzgar’a o varoş arkadaşını saldırtırken çok cesurdun ha?" dedi gözlerini kısarak. "Bakıyorum da şimdi o kız yanında yokken tam bir süs bitkisisin.Koskoca okulda tek bir kelime edemeyen bir zavallısın."
Kızlardan biri çantamı kolumdan çekip yere fırlattı, içindeki eşyalar ıslak toprağa saçıldı. Kalemlerim etrafa dağıldı. Dizlerimin üstüne çöküp onları toplamaya çalıştım, gözlerimden bir damla yaş aktı ama Melis ayağıyla kalemlerimin üzerine basıp ezdi.
"Bize bak dilsiz," dedi Melis kulağıma eğilerek, "sen bu okulda bir hiçsin.Anladın mı beni?"
Boğazım hıçkırıklarla yanıyordu. Sadece titriyordum.
Aynı dakikalarda okul bahçesine nefes nefese giren Masal, merdivenleri ikişer üçer atlayarak 9-B’ye daldı. Gözleri doğrudan bizim sıraya kaydı.
Sıra boştu.
Ama asıl ters giden şey, sıranın üzerinde Seren’in asla yapmayacağı bir dağınıklığın olmasıydı; sandalye geriye itilmiş, sıranın üzerindeki silgi yere düşmüştü. Masal’ın kalbi hızla çarpmaya başladı. Sınıftakilerin üzerine yürüdü: "Seren nerede? Seren’i gören oldu mu?!"
Kimse ses çıkarmadı, çoğu gözlerini kaçırdı. Masal öfkeden delirecek gibiydi; ön sıradaki bir çocuğun yakasına yapıştı: "Sana soruyorum! Nereye gitti?!"
Çocuk korkuyla yutkundu: "Şey... Melis ve yanındaki kızlar onu arka bahçeye doğru götürdü. Defterini almışlardı..."
Masal çocuğu bıraktığı gibi fırtına gibi sınıftan fırladı. Koridordaki nöbetçi öğretmenin "Kızım yavaş!" bağırışını bile duymadı. Merdivenleri uçarcasına indi, ana binanın kapısını çarparak dışarı çıktı ve arka bahçeye doğru koşmaya başladı. Ciğerleri yanıyordu ama durmadı. Zihninde tek bir düşünce vardı: Ona dokunurlarsa bu okulu başlarına yıkarım.
Köşeyi döndüğünde gördüğü manzara Masal’ın gözünü karartmaya yetti.
Ben yerde diz çökmüş, ezilen eşyalarımı korumaya çalışıyordum; Melis ise başımda dikilmiş saçımı çekmek için elini uzatıyordu.
"MELİS!"
Masal’ın kükremesi duvarlarda yankılandı. Melis ve yanındaki kızlar neye uğradığını şaşırarak arkalarını döndüler ama geç kalmışlardı. Masal bir kasırga gibi üzerlerine çullandı. Melis’in kolunu havada yakaladığı gibi öyle bir güçle geriye büktü ki, kız acı dolu bir çığlık attı.
"Seni pislik!" diye bağırdı Masal. Melis’i duvara doğru fırlattı, ardından diğer iki kızın üzerine yürüdü. Gözleri öyle bir alev almıştı ki kızlar birer adım geriledi. "Üçünüz birden savunmasız birine güç yetireceğinizi mi sandınız lan?! Gelin, bana da dokunsanıza! Hadi!"
Melis kolunu tutarak duvara yaslandı, yüzü bembeyaz olmuştu: "Deli misin sen be! Bırak beni!"
"Sana yemin ederim," dedi Masal, işaret parmağını Melis’in yüzüne doğru sallarken sesi titreyecek kadar öfkeliydi, "bir daha Seren’e elini uzatırsan, o havalı saçlarını bu bahçenin çimlerine gömerim senin! Şimdi defolun buradan! DEFOLUN!"
Kızlar Masal’ın gözlerindeki o cinnet halinden korkup Melis’i de kollarından çekerek hızla arka bahçeden kaçtılar.
Bahçede sadece soğuk rüzgar ve Masal’ın hırıltılı nefesi kaldı.
Masal hemen arkasını dönüp yanıma diz çöktü. Az önceki o vahşi, öfkeli kız bir anda yok olmuştu. Elleri titreyerek yere eğildi, çantamı kaldırdı, çamura bulanmış defterimi kucağıma koydu. Yüzümdeki yaşı başparmağıyla sildi.
"İyisin değil mi? Bir yerine bir şey yaptılar mı Seren?" dedi, sesi ağlamaklıydı.
Başımı iki yana salladım ama titrememi durduramıyordum. Kollarımı Masal’ın boynuna sımsıkı doladım. Başımı omzuna gömdüğümde iki yıllık sessizliğimin ilk hıçkırıkları Masal’ın ceketinde boğuldu. Masal bana sımsıkı sarıldı, sırtımı sıvazlarken gözleri binanın üst katlarına, 12. sınıfların olduğu pencerelere kilitlendi.
O an Masal’ın zihninde bir şalter attı. Bu zorbalığı yapan kız, Arda’nın her gün aynı masada güldüğü Melis’ti. Ve Seren’in öz abisi hala yukarıda, hiçbir şeyden habersiz krallığını sürdürüyordu.
Masal dişlerini sıktı. Artık duramazdı. Verilen hiçbir söz, bu alçaklığın üstünü örtmeye yetmeyecekti.
Bölüm etkileşimi
