9. bölüm / 16
Dilsiz ÇığlıkAĞIR YEMİN
Bölümler 16Şu an: AĞIR YEMİN
- 1 KELİMELERİN BOĞULDUĞU YER1.010 kelime
- 2 GÖRÜNMEZ ÇİZGİLER772 kelime
- 3 ÇATLAK SESLER VE İLK TENEFFÜS565 kelime
- 4 KANTİNDEKİ FIRTINA703 kelime
- 5 ÇİFT KİŞİLİK DÜNYA412 kelime
- 6 KAPALI KAPILAR ARDINDA638 kelime
- 7 GECENİN İTİRAFI700 kelime
- 8 ARKA BAHÇENİN GÖLGESİ834 kelime
- 9 AĞIR YEMİN658 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 PUSU467 kelime
- 11 GEÇMİŞİN GÖLGESİ606 kelime
- 12 EŞİKTEKİ NÖBET282 kelime
- 13 PARMAKLARIN DİLİ372 kelime
- 14 KORİDORDAKİ KIVILCIM522 kelime
- 15 KORİDORDA DEVRİM389 kelime
- 16 FIRTINANIN ARDINDAN477 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Masal beni kollarının arasından yavaşça ayırdığında gözlerindeki şefkat, yerini saniyeler içinde karanlık ve kontrolsüz bir öfkeye bıraktı. Ayağa kalktı, ceketinin kollarını yukarı sıyırırken çenesi kilitlenmişti.
"Bitti," dedi Masal, sesi titreyen bir çelik kadar keskindi. Gözleri doğrudan okulun ana giriş kapısına kilitlenmişti. "Bu kadar yeter. O Melis denen sünepeye kim olduğunu göstereceğim ama önce... Önce o yukarıda hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi kasılan abine gideceğim. Kardeşine kimlerin, ne cüretle el uzattığını kendi gözleriyle görecek. Bakalım o masada oturmaya devam edebilecek mi!"
Arkasını dönüp merdivenlere doğru hışımla bir adım attığı an, içimde panik dolu bir çığlık koptu.
Tüm gücümle ileri atıldım. İki elimle birden Masal’ın ceketinin eteğine yapıştım. Bütün ağırlığımı geriye vererek onu durdurmaya çalıştım. Masal şaşkınlıkla durdu, bana döndü: "Bırak Seren! Daha ne kadar susacaksın? Görmüyor musun, kendi arkadaşları seni ezmeye çalışıyor ve o sadece izliyor!"
Gözlerimden yaşlar süzülürken başımı delice iki yana salladım. Hayır, olmaz dercesine yalvaran gözlerle ona baktım. Elini sımsıkı tuttum, bırakmadım. Onu bahçenin en köşesindeki, ağaçların ardında kalan gölgeli tahta banka doğru var gücümle çektim. Masal ne kadar öfkeli olsa da bendeki bu çaresizliği görünce direnemedi; derin ve hırıltılı bir nefes vererek banka oturdu.
Ellerim titriyordu. Çamurlanmış sırt çantamdan kırık kalemlerden birini ve köşesi yırtılmış not defterimi çıkardım. Dizlerimin üzerinde bankın kenarına eğildim. Sayfayı açtım. Masal başını ellerinin arasına almış, ayağını sinirle yere vuruyordu.
Kalemin ucunu kağıda bastırdım. İlk kelimeleri yazarken gözyaşlarım sayfaya damlayıp mürekkebi hafifçe dağıttı:
«Gidemezsin Masal. Lütfen... Ona tek bir kelime bile edemezsin. Çünkü hiçbir şey sandığın gibi değil.»
Masal kaşlarını çatarak deftere baktı. "Ne demek sandığın gibi değil? Çocuk seni yok sayıyor Seren! Kendi grubunun sana yaptıklarını bile umursamıyor!"
Yazmaya devam ettim, ellerim buz kesmişti ama kelimeler içimden adeta sökülerek dökülüyordu:
«Arda beni isteyerek yok saymıyor... O sadece benden, benim sessizliğimden korkuyor. Çünkü neden konuşamadığımı bilmiyor Masal. Bunu bu dünyada sadece iki kişi biliyordu; babam ve ben. Dün gece anneme anlattım... Şimdi de sen öğreneceksin.»
Masal’ın ayağını yere vuruşu durdu. Yüzündeki öfkeli ifade yavaşça dondu, gözleri büyüyerek sayfaya kilitlendi.
«İki yıl önceydi... Yazlıkta, akıntının en tehlikeli olduğu o yasak kayalık koyda. Arda arkadaşlarına hava atmak için denize atladı ama bacağına kramp girdi. Akıntı onu kayaların arasına, suyun dibine çekiyordu. Arkadaşları korkup kaçtı, kimse yardıma gitmedi. Çırpınışlarını gördüm Masal... Boğuluyordu. Birkaç saniyesi kalmıştı.»
Masal nefesini tuttu, gözlerini defterden ayırmadan tek bir kelime bile etmeden okumaya devam etti.
«Hiç düşünmeden suya atladım. Akıntı beni parçalayacak gibiydi ama Arda’ya ulaştım. Onu sığ bir kayanın üstüne kadar var gücümle ittim, hayatını kurtardım. Ama o çoktan kendinden geçmişti, baygındı. Ve tam o anda dev bir dalga beni aldı... Suyun dibine çekildim. Zifiri karanlıktı. Nefes almak istedikçe ciğerlerime tuzlu su doldu. Çığlık atmak istedim ama sesim o karanlıkta, o ölüm korkusunda boğuldu. Beni sudan çıkardıklarında kalbim durmak üzereydi.»
Kalemi sıkan parmaklarım bembeyaz olmuştu. Masal’ın gözünden tek bir damla yaş yanağına süzüldü. Ağzını eliyle kapattı.
«Arda hastanede gözlerini açtığında onu oradan Seren’in çıkardığını hiç öğrenmedi. 'Kendi başıma çıktım' sandı. Çünkü ben babama yalvardım Masal. Eğer Arda benim onun yüzünden konuşamadığımı, hayatının benim sesimle takas edildiğini öğrenirse o vicdan azabıyla yaşayamazdı. Kendini suçlar, mahvolurdu. Onu korumak için susmayı ben seçtim.»
Defteri Masal’ın kucağına bıraktım. Masal titreyen elleriyle kağıdı tutuyordu; yüzü kireç gibi bembeyazdı. Gözlerindeki az önceki o yangın sönmüş, yerini tarif edilemez bir dehşete ve acıya bırakmıştı.
"Seren..." diye fısıldadı, sesi ilk kez bu kadar çaresiz çıktı. "Sen... Sen onun için mi bu sessizliğe hapsoldun?"
Başımı yavaşça aşağı yukarı salladım. İki elimi uzatıp Masal’ın buz gibi olmuş ellerini tuttum. Gözlerinin içine en savunmasız halimle baktım. Sonra defteri tekrar kendime doğru çekip alt satıra tek bir cümle karaladım:
«Yalvarırım bana söz ver Masal. Bu sır sadece ikimizin arasında kalacak. Arda’ya hiçbir şey söylemeyeceksin. Söz ver.»
Masal başını kaldırıp bana baktı. Bir yanda içini kavuran o haksızlık ve Arda'ya duyduğu öfke, diğer yanda karşısında gözyaşları içinde yalvaran en yakın arkadaşı vardı. Boğazı düğümlendi. Göğsü hızla inip kalkarken ellerimi sımsıkı kavradı.
"Tamam..." dedi fısıltıyla, sesi kırık döküktü. "Söz veriyorum Seren. Aramızda kalacak... Ama bu, onun bir gün kendi pisliğinde boğulmayacağı anlamına gelmez."
Bölüm etkileşimi
