Dilsiz Çığlık kitap kapağı

16. bölüm / 16

Dilsiz Çığlık

FIRTINANIN ARDINDAN

Vaveyla Yazarı: Lu Lu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 16Şu an: FIRTINANIN ARDINDAN

Rüzgar, basamaklardan güçlükle doğrulurken bir eli hala sızlayan kafa derisindeydi. Dağılan ceketini toparlamaya çalışırken ne etraftaki öğrencilere bakabiliyor ne de tek bir laf edebiliyordu. Ağzını bıçak açmadan, koridordaki kalabalığın alaycı ve şaşkın bakışları arasından sıyrılıp kendi grubunun olduğu tarafa doğru adeta kaçarcasına uzaklaştı.
Ben ise hala titriyordum. Masal’ın montunun koluna sımsıkı yapışmıştım. Masal’a bir şey olmadığını, fiziksel olarak zarar görmediğini biliyordum ama içimdeki panik dinmek bilmiyordu. Ellerimle hızla kollarını, dirseklerini yokladım; basamaklara düşerken bir yerini çarptı mı, dizinde ya da bileğinde bir çizik var mı diye telaşla kontrol ettim.
Masal beni görünce derin bir soluk aldı. Yüzündeki o gözü dönmüş savaşçı bir anda yumuşadı, elimi tutup hafifçe sıktı. "Sakin ol ortak, tek bir çiziğim bile yok. Çocuğun saç telleri elimde kaldı sadece, o kadar," diye fısıldadı dudak kenarıyla hafifçe gülümseyerek.
Tam o sırada alt katın merdivenlerinden yankılanan sert ve telaşlı ayak sesleri duyuldu.
"Neler oluyor burada?! Dağılın hemen! Herkes sınıfına!"
Nöbetçi edebiyat öğretmeni Kemal Hoca, kravatını düzeltip basamakları nefes nefese tırmanarak kalabalığın arasına daldı. Öğrenciler hocanın sesini duyar duymaz duvar diplerine çekilmeye, fısıldaşarak sınıflarına doğru dağılmaya başladı. Merdiven sahanlığında sadece nefesi hala düzensiz olan Masal ve kaskatı kesilmiş ben kalmıştık.
Kemal Hoca kaşlarını çatmış, önce boşalan merdiven boşluğuna, sonra da karşısında dikilen ikimize baktı. "Ne bu gürültü? Bütün bina inledi aşağıdan! Kim kavga ediyordu burada?"
Masal bir anda öyle bir tavır takındı ki ağzım açık kaldı. Sanki az önce birinin sırtına atlayıp koridoru birbirine katan o değilmiş gibi, gözlerini masumca kırpıştırdı. İki elini hafifçe iki yana açıp omuz silkti:
"Valla hocam biz de yeni çıktık yukarı, bir baktık iki çocuk birbirinin üstüne atlamış güreşiyor. Ne olduğunu anlamadık bile. Herhalde aralarında bir anlaşmazlık çıktı, siz gelince de tırsıp kaçtılar işte. Gençlik ateşi galiba, olur öyle arada."
Öyle pişkin, öyle doğal bir ses tonuyla söylemişti ki bunu, eğer gözlerimle görmeseydim ben bile inanırdım.
Kemal Hoca şüpheyle gözlerini kıstı, Masal’ın hafifçe dağılmış saçlarına ve kabarmış nefesine baktı. Masal’ın laf cambazlığına tam inanmamıştı ama üstelemedi. Çünkü bakışları hemen yanındaki bana kaydı.
Okul idaresi ve bütün öğretmenler durumumu biliyordu; ilk günden beri konuşamadığım, yaşadığım travma Kemal Hoca dahil tüm öğretmenlerin bildiği bir gerçekti. Yüzümün kireç gibi bembeyaz olduğunu, parmaklarımın hala Masal’ın kolunda titrediğini görünce hocanın yüzündeki o sert teftiş ifadesi tamamen silindi.
Bir adım yaklaşıp ses tonunu oldukça yumuşattı:
"Seren... Kızım, iyi misin sen? Bir şeyin yok değil mi? Seni korkutan bir şey mi oldu?"
Boğazım yine kilitliydi ama gözlerindeki o samimi endişeyi görünce başımı hafifçe iki yana salladım. İyiyim dercesine küçük bir tebessüm kondurmaya çalıştım yüzüme. Masal da hemen araya girip kolumu daha sıkı tuttu: "Merak etmeyin hocam, ben yanındayım. Sadece gürültüden biraz irkildi o kadar, sınıfa geçiyoruz şimdi."
Kemal Hoca derin bir nefes verip başını salladı. "Pekala... Hemen sınıfınıza geçin. Bir daha da koridorda böyle kargaşa istemiyorum."
Hoca basamaklardan inerken Masal bana dönüp tek gözünü kırptı ve yüzünde koca bir sırıtışla fısıldadı: "Gördün mü oyuncuyu? Oscar almamız yok mu peki?"

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.