6. bölüm / 16
Dilsiz ÇığlıkKAPALI KAPILAR ARDINDA
Bölümler 16Şu an: KAPALI KAPILAR ARDINDA
- 1 KELİMELERİN BOĞULDUĞU YER1.010 kelime
- 2 GÖRÜNMEZ ÇİZGİLER772 kelime
- 3 ÇATLAK SESLER VE İLK TENEFFÜS565 kelime
- 4 KANTİNDEKİ FIRTINA703 kelime
- 5 ÇİFT KİŞİLİK DÜNYA412 kelime
- 6 KAPALI KAPILAR ARDINDA638 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 GECENİN İTİRAFI700 kelime
- 8 ARKA BAHÇENİN GÖLGESİ834 kelime
- 9 AĞIR YEMİN658 kelime
- 10 PUSU467 kelime
- 11 GEÇMİŞİN GÖLGESİ606 kelime
- 12 EŞİKTEKİ NÖBET282 kelime
- 13 PARMAKLARIN DİLİ372 kelime
- 14 KORİDORDAKİ KIVILCIM522 kelime
- 15 KORİDORDA DEVRİM389 kelime
- 16 FIRTINANIN ARDINDAN477 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İlk haftanın geri kalanı, koridordaki kaçamak bakışlar ve sınıftaki fısıltılarla geçti. Ama Masal yanımdan bir an olsun ayrılmadı; ne zaman biri yan gözle bakacak olsa, Masal'ın tek bir ters bakışı yetiyordu geri adım atmalarına. Cuma zili çaldığında ise iki yıldır ilk kez bir hafta sonunu boğulur gibi değil, içimde hafif bir kıpırtıyla bekliyordum.
Çünkü cumartesi günü Masal bize gelecekti.
Annem haberi aldığından beri mutfakta adeta bir bayram havası estiriyordu. Tarçınlı kurabiyeler, börekler, taze sıkılmış meyve suları... İki koca yıldır kapımızı çalan tek bir yaşıtım bile olmamıştı. Yaşadığım o karanlık geceden sonra eski arkadaşlarım birer birer sessizliğimden korkup uzaklaşmıştı. Annemin gözlerindeki o buruk mutluluk, babamın salonda heyecanla plak ayarlayışı bana uzun zamandır unuttuğum bir evi hatırlatıyordu.
Öğleden sonra kapı zili çaldığında kapıyı ben açtım.
Masal elinde iki kutu dondurma ve yüzünde kocaman bir sırıtışla eşikte duruyordu. Üzerinde bol bir kapüşonlu vardı. "Selam ortak! Gelirken vişneli mi çikolatalı mı karar veremedim, ikisini de kaptım!"
İçeri adım attığı an annemle babam koridora çıktı. Annem ellerini hemen önlüğüne silip Masal’a sımsıkı sarıldı; o kadar içten, o kadar minnet dolu bir sarılmaydı ki Masal bile bir an şaşırıp gülümsedi. Babam da aynı sıcaklıkla karşıladı onu. Masal’ın o deli dolu, çekinmeyen enerjisi evi saniyeler içinde doldurmuştu.
Odama çıktık. Masal masamdaki kusursuz düzeni görünce gözlerini belertti: "İnanamıyorum, kalemlerin renk sırasına göre mi dizili? Seren, sen kesinlikle gizli bir dahisin."
Defterime hızlıca yazdım: «Sadece kafamın içi çok karıştığında etrafı topluyorum.»
Masal yazıyı okuyup yumuşacık baktı bana. Saatlerce müzik dinledik, dondurma yedik, Masal okulun dedikodularını anlatıp beni kahkahalara boğdu. Her şey o kadar yolundaydı ki, dış kapının sertçe açılıp kapanma sesini duyana kadar zamanın nasıl geçtiğini anlamamıştık.
Aşağıdan annemin sesi geldi: "Çocuklar, çay hazır, hadi inin!"
Masal’la birlikte merdivenlerden indik. Masal neşeyle mutfağa doğru yönelmişti ki, antrenin diğer ucundaki Arda ile göz göze geldi.
Arda spor çantasını yere fırlatmış, terli saçlarını geriye atıyordu. Masal’ı bizim evin koridorunda gördüğü an donup kaldı. Kaşları çatıldı, yüzündeki o umursamaz ifade bir anlığına yerini çıplak bir afallamaya bıraktı.
Masal da bir adım geri çekildi. Önce Arda’ya, sonra bana, ardından duvarda asılı duran aile fotoğrafına baktı. Fotoğrafta henüz sesimin kaybolmadığı o eski günlerden bir kare vardı; Arda’nın kolu omzumdaydı, ikimiz de gülümsüyorduk.
Masal’ın gözleri kısıldı. Zihnindeki taşlar saniyeler içinde yerine oturdu.
Arda Kaya... Seren Kaya...
O kantinde Seren’in üzerine yürüyen Rüzgar’a ses çıkarmayan, okulda kardeşini tek bir kez bile yanına almayan, ona sanki bir yabancı, hatta bir ucube gibi bakan o popüler çocuk... Seren’in öz abisiydi.
"Sen..." dedi Masal, sesi ilk defa bu kadar soğuk ve kısıktı. "Sen onun abisi misin?"
Arda hemen toparlandı. Yüzüne o her zamanki kibirli, duygusuz maskesini geçirdi. Masal’ın sorusuna cevap bile vermedi. Sanki karşısında bir insan değil de boş bir duvar varmış gibi başını çevirdi, mutfaktan çıkan anneme baktı:
"Ben odamdayım, bana bir şey getirmeyin."
Bana tek bir saniye bile bakmadı. Yanımızdan bir rüzgar gibi geçip merdivenlere yöneldi. Sanki ben o evde yoktum. Sanki kardeşi iki yıldır sessizliğe gömülmüş o kız değilmiş gibi, en ufak bir sıcaklık, küçücük bir "hoş geldin" kırıntısı bile göstermeden basamakları ikişer ikişer çıktı ve odasının kapısını sertçe kapattı.
Koridorda buz gibi bir sessizlik asılı kaldı.
Masal’ın yumruklarını sıktığını gördüm. Çenesi kilitlenmişti, boynundaki damarlar öfkeden kabarmıştı. Arda’nın çıktığı merdivenlere öyle bir bakıyordu ki, gidip o kapıyı tekmelememek için kendini zor tuttuğu her halinden belliydi. Gözlerindeki öfke o kadar yoğundu ki bir an korktum; bana doğru döndü.
Yüzümdeki çaresizliği, gözlerimin dolduğunu gördü.
Ağzını açtı, muhtemelen Arda hakkında aklına gelen bütün lanetleri sıralayacaktı. Ama annemin mutfaktan elinde tepsiyle çıkışını, babamın salondan seslenişini görünce durdu. Yutkundu. Benim üzülmemi, ailemin içinde bir fırtına kopmasını istemediği için o yangını kendi içine attı.
Bana doğru bir adım yaklaştı. Elimi tuttu, parmakları sıcacıktı ama titriyordu.
"Hadi," dedi fısıltıyla, sesindeki öfkeyi bastırmaya çalışarak. "Çayımızı içelim."
Hiçbir şey söylemedi ama gözlerindeki o alev sönmemişti. Masal o akşam o evde sustu; fakat o sessizliğin arkasında Arda’ya karşı patlamaya hazır devasa bir fırtına birikiyordu.
Bölüm etkileşimi
