Dilsiz Çığlık kitap kapağı

5. bölüm / 16

Dilsiz Çığlık

ÇİFT KİŞİLİK DÜNYA

Vaveyla Yazarı: Lu Lu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 16Şu an: ÇİFT KİŞİLİK DÜNYA

Rüzgar, kantinin ortasında yediği o sert darbenin ve herkesin gözü önünde azarlanmanın şokuyla birkaç saniye öylece kaldı. Boynundaki damarlar belirginleşmiş, yüzü utançtan alev kırmızısına dönmüştü. Tam ağzını açıp kendini toparlayacak bir küfür savuracak oldu; fakat Masal’ın bir milim bile geri adım atmayan, meydan okuyan gözlerini görünce yutkundu.
Etraftaki kalabalıktan yükselen kısık kıkırtıları duyunca daha fazla rezil olmamak için homurdandı: "Deli midir nedir ya... Uğraşılmaz sizinle."
Arkasını dönüp başı önde, adımlarını hızlandırarak köşedeki masaya doğru sıvıştı. Masadakiler şaşkınlıkla ona bakarken Arda’nın bakışları hala üzerimizde çakılıydı; kaşları çatılmış, az önce yaşanan sahneyi kafasında tartmaya çalışıyor gibiydi.
Rüzgar arkasını dönüp uzaklaştığı an, Masal’ın o azılı savaşçı ifadesi bir anda buharlaştı. Çenesini hafifçe yukarı kaldırdı, omuzlarını geriye atıp kollarını göğsünde kavuşturdu. Kendiyle inanılmaz gurur duyan bir edayla bana dönüp sırıttı:
"Nasıldım amaaa? Gördün mü nasıl kaçtı süt dökmüş kedi gibi?"
O an içimdeki bütün gerginlik, iki yıldır göğsüme çöken o karanlık taş bir anlığına dağıldı. Gözlerim kısıldı, dudaklarım kendiliğinden iki yana kıvrıldı ve iki yıldır ilk defa içten, gözlerimin içi parlayarak gülümsedim. Masal beni korumakla kalmamış, bana kendimi uzun zaman sonra ilk kez çaresiz hissettirmemişti.
Defterimi çıkarıp hemen bir sayfa açtım:
«Korkunçtun... Ve harikaydın!»
Masal yazıyı okuyunca kahkahayı bastı. "Daha dur, bu fragmandı! Neyse, bu zaferin üstüne bana acilen peynirli bir tost ve iki meyve suyu lazım."
Sıradakiler az önceki sahneden sonra bize hemen yol açtı. Hızlıca tostlarımızı ve içeceklerimizi alıp kantinin o gürültülü, basık havasından kendimizi dışarı attık.
Bahçeye çıktığımızda eylül ayının tatlı, serin rüzgarı yüzümüze çarptı. İlerideki çınar ağacının uzağında, okul binasının hemen yan tarafında kalan boş ve sakin bir tahta bank bulup oturduk. Masal tostun yarısını koca bir ısırıkla mideye indirirken bacaklarını ileri doğru uzattı.
"Bak Seren," dedi ağzı doluyken konuşmaya çalışıp hemen ardından toparlayarak. "Bu okulda insanlar ya ezendir ya ezilen. Ama ben üçüncü bir seçenek biliyorum: Kimseyi takmayanlar. Biz o taraftayız, anlaştık mı? Kim ne fısıldarsa fısıldasın, tek bir laf eden olursa karşısında beni bulur."
Meyve suyumun pipetini dudaklarıma götürüp başımı salladım. Masal’ın yanındaki bu bank, bana iki yıldır evimin odası dışında ilk kez güvende olduğumu hissettirmişti.
Tam o sırada gözüm bahçenin diğer ucuna kaydı. Arda ve grubu kantinden çıkmış, ağır adımlarla bahçeye doğru ilerliyordu. Rüzgar hala bir şeyler anlatıp ellerini kollarını sallıyor, muhtemelen Masal’ı çekiştiriyordu. Ama Arda... Arda arkadaşlarını dinlemiyordu. Bakışları bahçeyi taradı, taradı ve sonunda bizim oturduğumuz o sakin bankı buldu.
Gözlerimiz birkaç saniyeliğine havada kilitlendi. Yüzünde sabahki o umursamaz, alaycı ifade yoktu; daha çok ne hissedeceğini bilemeyen, çözemediği bir düğüme bakar gibi derin ve huzursuz bir bakıştı bu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.