BAYAN KİBİRLİ kitap kapağı

8. bölüm / 28

BAYAN KİBİRLİ

Bölüm 8

Vaveyla Yazarı: e s

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 28Şu an: Bölüm 8

"Sare benimle görüşmek istemediğini söyleyince gelip bir kez daha konuşmak istedim."

Şaşkınlıktan gözlerimin büyüdüğünü hissediyordum. Parmaklarım karıncalanmaya başlayınca yumruklarımı sıktım. Hepsinin gözü bir anda bana dönmüştü. Cahit gözlerimin içine bakıyordu. Kıvrılan dudaklarını patlatma isteğimi göz ardı edip babama doğru bir bakış attım. Düz ifadesiyle bakıyordu. Herkes bir açıklama bekliyordu. Hemen kendimi toparlayıp yüzüme bir gülümseme yerleştirdim.

"Kendisi bana ikinci görüşmemizde evlenme teklifi edince dalga geçtiğini sanıp sinirlenmiştim o yüzden görüşmek istemediğimi söyledim."

Bu Cahit'in gözleri fal taşı gibi açıldı. Yutkunurken bakışlarını babama çevirdi.

"Bu kadar aceleye ne gerek var?" Babam şaşkınlığı sesine yansımıştı.

"Şey.. nasıl söylesem ki. Bunu size söylemek utandırıyor..."

Cahit bir şeyler gevelese de ağzından işe yarar cümle çıkmayınca ayağa kalktım.

"Konuya bu şekilde dâhil olmanızı istemezdim babacım. Biz bunu Cahit Bey ile aramızda halledebiliriz."

Başımı Cahit'e çevirdim.

"Öyle değil mi?"

Hâlâ alık alık suratıma bakıyordu, göz devirip kapıya yönelirken, "Ben bizi uğurlayayım, buyurun."

Arkamı dönüp iki adım attığında Cahit konuşmaya başladı.

"Ben kızınızdan çok hoşlandım efendim."

Geriye döndüm. Cahit babama doğru konuşuyordu.

"Ondan o çok etkilendim ki ağzımdan evlilik teklifi çıktı. Bir anda oldu. Yoksa ben de biliyorum çok erken olduğunu."

Bu kez bakışlarını bana çevirdi.

"Rica ediyorum kızınızla görüşmeme müsade edin."

Bu dramatik konuşmanın altındaki sinsiliği sadece ben fark ediyordum.

"Kızım da istiyorsa elbette görüşebilirsiniz."

Babam bu konuşma şeklini az çok biliyordum. Her ne kadar kararı bana bırakmış gibi görünsede bu aslında onun çoktan kararı verdiği hâliydi.

"Eğer niyetiniz ciddiyse görüşebiliriz."

Yüzüne sahte bir gülümse takındı.

"Çok mutlu olurum."

"Müsait olduğumda sizi arayacağım."

Ayağa kalkıp yanıma gelirken, "Heyecanla bekleyeceğim." dedi. Babamlara dönüp, "Müsaadenizle." Derken bir şeyi unutmuş gibi tekrar yanlarına ilerledi. Babamın elini öpmek için eğildiği sırada yine göz devirerek bahçeye çıktım. Abartmaya bayıldığı belliydi.

"Evlilik teklifi ha?"

Alayla güldüm.

"Benden çok hoşlandın ha?" Diyerek taklit ettim.

"Senin yüzünden yalan söyledim."

"Sizi bu işi bugün bitirin diye çağırdım. Aptal bir oyun kurun diye değil. Ne hakla bu kadar ileri gidebilirsiniz?"

Gözlerini kaçırdı.

"Babanın bana nasıl baktığını görmedin mi? Eğer başından beri seni istemediğimi söyleseydim beni kesin öldürürdü."

"Rica ediyorum aptal aptal konuşmayın."

Çatık kaşlarıyla yüzüme bakıyordu. Sinirle karşısına geçtim.

"Peki, söyleyin bundan sonra ne yapmayı planlıyorsunuz?"

Ellerini cebine atarken gözlerini yere çevirdi.

"Bilmiyorum." Sesi kısık çıktı.

"Duyamadım?" diye üsteledim.

"Bilmiyorum ama bir yolunu bulacağım."

Sinirle küfür edeceğim sırada gözüm yanımızdaki arabanın aynasına takıldı. Babam ve annem pencereden bizi izliyordu. Hareketlerimi yumuşatıp gülümsedim.

"Yol mu buluyorsun yol mu açıyorsun, ne halt edeceksen elini çabuk tut. Eğer ben olaya dâhil olursam ne senin için iyi olur ne de ailen için. Tamam mı?"

"Korkutucu görünüyorsun!"

Sesi biraz yüksek çıkınca bir adım daha yaklaştım.

"Şu an da babam bizi izliyor..."

Başını çevireceği sırada durdurdum.

"Sakın etrafa bakma! Sen gerçekten aptal falan mısın?"

"Tamam. Bir sakin mi olsan acaba."

Nefeslenip geriye çekildim.

"Yarına kadar ne yapacağınıza karar verin."

"Yarına kadar mı?"

"Evet, yarına kadar."

"İyi de ben ne yapacağımı bilmiyorum ki."

Düşünür gibi yaptıktan sonra gülümsedim.

"Bu benim sorunum değil. Yarın arayacağım. Şimdi lütfen evimden gidin."

Döneceğim sırada kolumu tuttu.

"Lütfen bana yardım et. Babana istemediğini söyle."

"Bu konuda sorumluluk almayacağım."

"Bak yalvarıyorum, lütfen."

"Umrumda değil. İyi geceler."

Kolumu çekip eve doğru yürüdüm.

Kimseye görünmeden odama çıktım. Babam evlenmeme bu kadar heveslenmişken, hevesini kıran kişi olmak istemedim. Oflayıp kendimi yatağa bıraktım.

Babam kahvaltı yapmadan çıkınca bir terslik olduğunu anlamıştım fakat bu denli büyük olacağını bilememiştim.
Annemin dediğine göre babam Cahit'in babasını arayıp bizim hakkımızda konuşmak istediğini iletmiş. Büyük ihtimalle şu dakikalarda bizi konuşuyorlardır.
Kahveden bir yudum alıp fincanı masaya bıraktım.

"Sare bir şey mi oldu kızım?"

Annemin gözünün üzerimde olduğunu da farkındaydım. Sanırım bir şeylerin ters gittiğini seziyordu.

"Hayır anne, bir şey olmadı. Gece pek uyuyamadım da."

"Anladım canım."

Bu kez bakışlarını çocuklara çevirdi.

"Kahvaltınız bitiyse hazırlanın, geç kalacaksınız."

Akifle Leyla bardaklarındaki son yudumları içip birlikte ayaklandılar. İkisi de annemi öpüp masadan ayrıldı.

"Kızım eğer o çocukla görüşmek istemiyorsan bana söyleyebilirsin. Babanla ben konuşurum."

"Neden böyle düşünüyorsun? Yani görüşmek istemediğimi."

"Ne bileyim. Sanki o çocuktan pek hazmetmiyorsun gibi."

Evet anne, hazetmiyorum.

"Kendisini pek tanımıyorum. Sadece şans vermek istedim."

"Yani şu an ona karşı hiçbir şey hissetmiyorsun öyle mi?"

"Belki anlaşırız."

"Onu sormuyorum canım."

"Hayır hiçbir şey hissetmiyorum. Doğrusu bu umrumda da değil. Kendisi ailemiz için makul biri."

"Bir ömür geçireceğin kişiyi seçerken tek seçeneğin makul olması olmamalı."

Bakışlarımı çektim.

"Anne rica ediyorum şu an bu konuyu konuşmak istemiyorum."

"Nasıl istersen canım."

Annem konuyu değiştirip önce vereceği daveti sonra da okulun bağış gecesi hakkında konuşmaya başladı.

Arabadan inip denizi izlemeye başladım. Evde sıkılınca kendimi dışarı attım ama burada da durum değişmedi.

"Belki de babanla konuşmalısın."

Sedat banka otururken bende gerileyip yanına oturdum.

"Babam artık evlenmemi istiyor. Bu olmazsa başkası. Ne fark edecek ki?"

"Ne yapacaksın peki?"

"Hiçbir şey. Bu sorunu ben oluşturmadım. Ne yapacaksa o yapacak."

"Pek becerikli birine benzemiyor."

Cümlesini bitirirken kıkırdadı. Hem göz devirdim hem güldüm.

"Nasıl söylesem sanki.." bir süre durup düşündüm.

"Sanki gerçekten aptal gibi."

Sedat'ın dudaklarından bir kıkırtı daha çıktı.

"Çok iyi çift olacaksınız."

Sedat hâlâ gülerken gözlerimi denize çevirdim. Bir anlığına gerçekten çift olduğumuzu düşündüm. İçim ürpermişti.

"Yok artık."

Yine sessizce yemeğimizi yiyorduk. Babama kaçamak bakışlar atıp moralinin nasıl olduğunu anlamaya çalışıyordum. Bugünkü görüşmesi hakkında hiç konuşmamıştı.
Sonunda yemeği bitince geriye yaslanıp bana döndü.

"Bugün Salih Beyle görüştüm. Seninle tanışmak istediğini söyledi."

"Baba bunun için daha çok erken değil mi?"

"O konu için değil. Salih, annenin de arkadaşı. Seni görmek istiyormuş."

Başımı salladım, "Anladım."

Masadan kalkıp odasına çıktı. Neden bu kadar sessiz olduğunu şimdi anladım.
Yemeğim bitince ben de kalktım.

Restorana girince masa numarasını öğrenip yürümeye başladım. Cam tarafındaki masada sırtı bana dönük bir adam oturuyordu. Derin bir nefes alıp sakinleştim. İster istemez tedirgin hissediyordum. Masaya gelince adamın karşısına geçtim.

"Merhaba Salih Bey."

Ayağa kalkıp kibarca gülümsedi.

"Hoş geldin kızım. Buyur otur."

Ben oturduktan sonra o da oturdu. Saçları özenle taranmıştı. Takım elbisesi oldukça kaliteli ve şıktı. Hatta babamın özel dikimlerinden bile olabilirdi.

"Seninle tanışmak çok hoş."

"Teşekkür ederim, sizinle tanışmak da öyle."

Gözleri yüzümde gezindikten sonra gülümsedi.

"Annene o kadar çok benziyorsun ki. Sanki karşımda o oturuyor."

Ben de gülümsedim.

"Evet, annemi tanıyanlar benzediğimizi söylüyor."

Gülümsemesi hâlâ devam ederken garsonun gelmesi için elini kaldırdı.

Kahkaha atmamak için kendimi tutup bir yudum su içtim.
Salih Bey hâlâ gülüyordu.

"Şimdi böyle aksi durduğuna bakma."

Anlattığına göre babam gençliğinde zamparanın tekiymiş. Sürekli kızlara mavi boncuk dağıtıp duruyormuş. Babamı o hâlde düşünmek yine gülme isteği uyandırınca düşünmeyi bıraktım.

"Annenle tanışınca çarpılmışa döndü. Dedim ki, 'Oğlum Asım şimdi bittin sen' Ne günlerdi."

Artık gülmüyordu. Gözünü masanın ucuna çevirip bir süre oraya baktı.

"Benim oğlan sana bir terbiyesizlik yapmadı değil mi?"

"Hayır, yapmadı."

"Ne yalan söyleyeyim anlaşabilmenizi çok isterim."

"Henüz tanışma aşamasındayız."

"Baban bana birkaç şey söyledi. Cahit seni pek beğenmiş. Ben sorunca geçiştiriyor, utanıyor mu ne?"

Oğlunuzda utanma namına en ufak bir kırıntı bile yok, diyemedim.

"Belki de ya da sizden çekiniyordur."

Sesli bir kahkaha attı.

"Kimseden çekinmez o hayta."

"Bilemiyorum." Deyip geçiştirdim.

"Senden isteğim oğluma bir şans vermen. Aklı pek başında değil ama kötü biri de değil. Evin en küçüğü olduğundan bazen çocuklaşabiliyor. Biraz müsamaha gösteriver."

Kendi babam yetmiyormuş gibi şimdi de Cahit'in babası.. Sanırım hikayenin sonunda en çok babalarımız üzülecekti.

"Dediğiniz gibi bazen çocuklaşıyor ama bu beni rahatsız etmiyor. Cahit de istediği sürece görüşmek isterim."

"Beni o kadar mutlu ettin ki. Bizim oğlan sana evlilik teklifi ettiğine göre baban gibi çarpılmış demektir."

Söylediğine bir kahkaha daha attı.

Aptal, gerçekten aptal. Evlilik teklifini nereden çıkardı başımıza. Şimdi nasıl ben istemiyorum diyecek? Yüzüme yalandan bir gülümseme takındım. İçimde kötü bir his var.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

53okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.