19. bölüm / 28
BAYAN KİBİRLİ19.Bölüm
Bölümler 28Şu an: 19.Bölüm
- 1 1.Bölüm/ Düzen1.383 kelime
- 2 2.Bölüm/ İz1.538 kelime
- 3 3.Bölüm/ Zarf990 kelime
- 4 4.Bölüm1.637 kelime
- 5 5.Bölüm/ Haberler1.218 kelime
- 6 6.Bölüm1.052 kelime
- 7 7.Bölüm/ Akşam Yemeği963 kelime
- 8 Bölüm 81.222 kelime
- 9 9.Bölüm919 kelime
- 10 10. Bölüm1.449 kelime
- 11 11.Bölüm865 kelime
- 12 12.Bölüm1.251 kelime
- 13 13.Bölüm1.046 kelime
- 14 14.Bölüm1.342 kelime
- 15 15.Bölüm1.175 kelime
- 16 16.Bölüm1.588 kelime
- 17 17.Bölüm1.252 kelime
- 18 18.Bölüm990 kelime
- 19 19.Bölüm1.251 kelime · Okuduğun bölüm
- 20 20.Bölüm1.102 kelime
- 21 21.Bölüm2.035 kelime
- 22 22.Bölüm1.061 kelime
- 23 23.Bölüm1.217 kelime
- 24 24.Bölüm937 kelime
- 25 25.Bölüm1.077 kelime
- 26 26.Bölüm1.355 kelime
- 27 27.Bölüm1.284 kelime
- 28 28.Bölüm1.117 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kapıya yaklaşınca mutfaktan gelen seslerle adımlarım yavaşladı. Necla Hanımla Ceylan konuşuyordu.
"Sanki kendi kızıymış gibi bir de durup durup 'benim kızım benim kızım' diyor. Ben ona ağzının payını verirdim de oğluma dua etsinler."
Yürümeyi bıraktım Cahit de durdu. Başımı Cahit'e çevirdim. Konuşacağı sırada omzumdaki elini ittirip evden çıktım. Babamların arabaları bahçeden çıkıyordu. Sedat'a işaret verip hemen arabaya bindim. Cahit arkamdan birkaç kez seslense de biz de bahçeden çıktık.
Yol boyunca Sedat'ın bakışlarını hissettim. Birkaç kez konuşmaya niyetlense de konuşmadı. Eve geldiğimizde yine inmeyip bekledim. Bugün yaşanan olaylar rutin hayatımın hiçbir zaman bir parçası olmadığından neye nasıl tepki vermem gerektiğini düşünmem gerekiyordu. İçimde hissettiğim saf sinir parmak uçlarımdan başlayıp saç tellerime kadar kıvılcımlanarak sürekli hareket hâlindeydi sanki. Kendimden ve ailemden her zaman uzak tuttuğum insan çeşitleri benim aptallığım yüzünden burnumuzun dibine girmekle kalmayıp ailem hakkında konuşma cüretini bile gösterdiler. Düşündükçe daha da sinirlendim. İçimdeki ses bir yolunu bulup bu durumdan kurtulmam gerektiğini haykırmaya başlayınca gözlerimi Sedat'a çevirdim. Beni izliyordu.
Ben konuşmadan araya girdi, "Önce bir sakinleş.."
Nefeslenip geriye yaslandım.
"Böyle bir hatayı nasıl yaptım? Babama istemediğimi söyleseydim tüm bu saçmalıklar yaşanmayacaktı."
"Cahit olmasaydı başkası olacaktı."
Belki teselli cümlesi belki de tamamen gerçek. Doğru Cahit olmasaydı başkası olacaktı. Belki yine babamın seçtiği biri.
"Yapmamı istediğin bir şey var mı?"
"Şimdilik yok. Böyle devam ederse olacak."
Biraz daha bekleyip arabadan indim.
Sessiz geçen kahvaltının ardından babam masadan kalkınca anneme döndüm.
"Babamla konuştunuz mu?"
Başını salladı, "Dün geceden beri ağzını açmadı."
"Onun aklından şimdi neler neler geçiyordur."
Anneannem daha çok kendi kendine konuşuyor gibiydi.
"Neler geçiyordur anneanne?"
Çatalını kenara bıkarıp bana döndü.
"Tüm anne babalar çocuklarının iyiliğini ister. Her baba önce kızının iyiliğini ister. Babanın bu düğün için endişe duyduğu ortada. O ne zaman böyle sessizleşse sonrasında fırtına kopar."
Masadan kalktım, "Size afiyet olsun, ben işe gidiyorum."
Asansörün düğmesine basıp geri çekildim. Başımda hiç dinmeyen müthiş ağrıyla gözlerimi sıkıca kapatıp açtım.
"İyi misin?"
Cahit yanımdaydı.
"Evet."
Asansör gelince peş peşe bindik.
"Sare dün olanlar için üzgünüm. Annem normalde böyle biri değil. Sadece bu evlilik işimiz çok âni olduğu için biraz gergin. Birbirinizi tam anlamıyla tanısanız çok seveceğinize eminim..."
Asansör durduğunda indim. Cahit peşimden geliyordu. Odaya girerken hâlâ bir şeyler konuşuyordu. Ceketimi çantamı astıktan sonra yerime oturup bilgisayarımı açtım. Yurtdışından birkaç yatırımcımız bu hafta içinde ziyarette bulunacak. Babam benim ilgilenmemi istediğinden hazırlıklıkları kontrol etmeye başladım.
"Sare!"
Başımı bilgisayardan kaldırıp Cahit'e döndüm.
"Seninle konuşmaya çalışıyorum!"
"Dinliyorum Cahit söyle." Sesim onunkinin aksine sakin çıktı.
"Dün olanlar için özür dilerim. Bir daha böyle bir şey yaşanmayacak."
"Peki. Sana güveniyorum."
Şaşkınca yüzüme baktı, "Gerçekten mi?"
"Evet."
"Tamam, dediğim gibi böyle bir durum tekrarlanmayacak."
Masasına dönecekken konuştum, "Yalnız bu sözünün altı boş çıkarsa annene uğraşması için başka bir dert vermek zorunda kalabilirim."
"Ne derdi?"
Nefeslenip bilgisayarıma geri döndüm.
Öğlene kadar birbirimizle konuşmadık. Ara sıra telefonuna gömülse de vaktinin çoğunu önündeki dosyalara bakarak geçirdi. Bakışlarını üzerimde hissettiğim zamanları saymazsak.
Kapı tıklatılınca ikimiz de aynı anda 'gel' dedik. Merve içeri girip sırayla bize baktıktan sonra benim masama yaklaştı.
"Sare Hanım, misafirlerimiz çarşamba günü geleceklerini teyit etti. Cuma akşamı da yine biz uğurlayacağız. Ayrıca Asım Bey, Cahit Bey'in de misafirimizi karşılamasını istedi. Perşembe akşamı için arkadaşlarımız samimi bir akşam yemeği organizasyonunu uygun gördüler. Misafirlerimizin geçen sefer beğendikleri yemekler menüde toplandı. Neva Hanım'ın isteği üzerine akşam yemeğinden birkaç fotoğraf medyaya servis edilip, gazetelerde yer verilmesine özen gösterilecek."
"Babam gelmemekte kararlı anlaşılan."
"Öyle görünüyor."
"Tamam, çıkabilirsin"
Merve çıkınca Cahit'e döndüm.
"Yemeğe çıkmadan babamın yanına uğra."
"Dün olanlar için mi?"
"Evet. Sorumluluk alman gerekiyor, öylece köşeye sinemezsin."
"Evet çünkü ben koskoca Sare Eymen'in nişanlısıyım."
Cümlesini bitirirken ayağa kalktı.
Onaylamak adına başımı salladım, "Evet ve buna göre davranmayı öğreneceksin."
"Bir evlenseydik de şu bir yılı atlatabilseydik."
Söylene söylene odadan çıktı.
Sessizce yemeğimizi yemeye devam ederken kendimi tutamadım.
"Babamla ne konuştunuz?"
Cahit dalgınca başını kaldırdı. Babamın yanından geldiğinden beri sesi soluğu çıkmıyordu.
"Özür diledim."
"O ne dedi?"
Uzun uzun gözlerimin içine bakıp tekrar yemeğine döndü.
"Çok mu ters davrandı?"
"Hayır."
Başını kaldırmadan konuştu. Bir terslik olduğu belliydi.
"Babam sert birisi olabilir ama kötü biri değil. Sinirini senden çıkarmış olabilir ama senin bir hatanın olmadığını da biliyordur."
"Sinirli değildi."
"Değil miydi?"
Başını kaldırdı.
"Değildi."
"Sana ne oldu o zaman?"
"Hiçbir şey, bugün biraz yorgunum o kadar."
"Peki, eve gidip dinlen."
Başını hayır anlamında sağa sola salladı.
"Tamam, ikimiz de gitmeyelim. Hatta arkadaşlarının yanına gidebiliriz."
Gözleri biraz canlanır gibi oldu. Tıpkı çocuk gibiydi. Bu hâline gülecek gibi olacaktım ki kendimi tuttum.
"Evlere dağılalım. Birkaç saat sonra haberleşip gideriz."
"Tamam."
Yemeklerimize döndük.
Cahitle ayrıldıktan sonra şirkete dönüp babamın odasına ilerledim. Sekreteri müsait olduğunu söyleyince odaya girdim. Babam dışarıyı izliyordu.
"Babacım.."
"Söyle kızım."
"Öğleden sonra şirkette olamayacağız. Cahitle birlikte."
"İşle ilgili mi?"
"Hayır."
"Tamam kızım."
Yutkunup asıl meseleye giriş yaptım.
"Babacım, Cahitle ne konuştunuz?"
Babam bana doğru döndü.
"Niye sordun?"
"Cahit'i biraz rahatsız gördüm de."
"Önemli bir şey söylemedim."
"Rica ediyorum Cahit'in üzerine gitme. O da böyle bir olay yaşanmasını istemedi."
"Bu evliliği istediğine emin misin?"
Bu soruyu hiç beklemediğimden şaşırdım.
"Anlamadım?"
"Evlilik sadece iki kişi arasında olmuyor. O aile artık senin de ailen olacak. Bunu istediğine emin misin?"
Konuşmak için dudaklarımı aralasam da konuşmadım. Ne diyeceğimi bilemedim. Oysa hayır demeliydim, istemiyordum.
"Sare bu evliliği son bir kez daha düşün. Senin mutsuz olmanı istemiyorum."
Babam tekrar dışarıyı izlemeye başlayınca birkaç saniye sonra hareketlenip odadan çıktım. Kapının önünde bekleyip babamın dediklerini içimden geçirdim.
"Sare Hanım iyi misiniz?"
Başımı sallayıp odama yürüdüm.
Cahit arkadaşlarının yanına gelince eski hâline dönmüştü. Sürekli gülüşüp şakalaşıyorlardı. Onu her zamanki gibi görmek beni de daha rahat hissettirdi.
"Düğün de yaklaştı. Heyecanlı mısın Sare?"
Tuana gülen gözlerle cevap bekliyordu.
"Evet heyecanlıyım."
"İnsanın sevdiği kişiyi bulup evlenebilmesi de büyük şans. Sizin adınıza çok mutluyum."
Gülümsedim, "Teşekkür ederim. Umarım sizin için de her şey çok güzel olur."
"Bizim için mi?"
Cahitlerin masasına çevirdim gözümü.
"Gelecekteki eşinle senin için."
Murathanla göz göze geldik. Dudağımın kenarı kıvrılırken Tuana'ya döndüm.
"Mutlu olacağınıza eminim."
Aradan geçen iki saatin sonunda eve gitmem gerektiğini söylemek için Cahit'i aramaya başladım. Semih arka tarafa gidiyordu deyince çalışanlara sora sora ben de arka tarafa çıktım. Sesleri duydukça adımlarım yavaşladı. Anlaşılan yanında yine Murathan vardı.
"Adam seni bildiğin tehdit etmiş oğlum."
Konuşan Murathandı.
"Evet öyle oldu biraz."
"E ne yapacaksın?"
"Ne demek ne yapacaksın oğlum? İki-üç haftaya düğünümüz var."
"Böyle ömür mü geçer? Zaten ben hâlâ sizin bir işler karıştırdığınızı düşünüyorum."
Cahit'in ne söyleyeceğini bilmiyordum ama vücudumu tuhaf bir heyecan sardı.
"İş karıştırmak yok. Ben Sare'yi seviyorum."
Tuttuğum nefesimi dışarı verdim. Kendimi toparlayıp yerimde birkaç adım sesi çıkarıp Cahit'e seslendim.
"Cahit orada mısın?"
Hızla kendini gösterdi.
"Bir şey mi oldu?"
"Yok. Ben eve geçiyorum da haber vereyim dedim."
"Tamam birlikte gidelim."
Başımı salladım.
"Ben arabayı ön tarafa getireyim."
Cahit giderken Murathan da yanımdan geçeceği sırada önüne geçtim.
Kaşlarını çattı.
"Bir şey mi söyleyeceksiniz?"
Diğerleri gibi değildi hâlâ sizli bizli konuşuyorduk.
"Cahit'in en yakın arkadaşı sizsiniz. Cahit'in değer verdiği insanlara ben de değer veririm. Lütfen iyi anlaşalım."
Çatık kaşları normale dönerken ellerini cebine attı.
"Biz Cahitle çocukluk arkadaşıyız. Onun iyiliğini en çok isteyenlerden biriyim. Bunu ona söyledim, size söylemek belki haddime değil ama aranızdaki bu şeyin sevgi ya da aşk olmadığı apaçık ortada."
Gülümsedim.
"Evet bunu söylemek haddinize değil. Bu konuyu bir kenara koyarsak herkesin sevgi anlayışı farklı. Biz Cahitle birbirimizi uzaktan sevmek ya da izlemek istemedik. Bir yola çıktık ve gidebildiğimiz kadar gideceğiz."
Bakışlarını benden çekti, "Anladım."
Önünden çekilince yürümeye devam etti.
Eve yaklaşırken yandan Cahit'e baktım. Tüm dikkati yoldaydı.
"Eğer.."
Gözlerimi bir anlığına bana çevirince yolu işaret ettim.
"Önüne bak."
"Tamam devam et."
"Eğer eline bu evlilikten vazgeçme şansı geçseydi, ne yapardın?"
"Bu konuyu daha ne kadar konuşacağız Sare?"
"Bu sefer ki hem daha ciddi hem de son."
"Nasıl yani?"
"Ayrılalım mı?"
Bölüm etkileşimi
