6. bölüm / 28
BAYAN KİBİRLİ6.Bölüm
Bölümler 28Şu an: 6.Bölüm
- 1 1.Bölüm/ Düzen1.383 kelime
- 2 2.Bölüm/ İz1.538 kelime
- 3 3.Bölüm/ Zarf990 kelime
- 4 4.Bölüm1.637 kelime
- 5 5.Bölüm/ Haberler1.218 kelime
- 6 6.Bölüm1.052 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 7.Bölüm/ Akşam Yemeği963 kelime
- 8 Bölüm 81.222 kelime
- 9 9.Bölüm919 kelime
- 10 10. Bölüm1.449 kelime
- 11 11.Bölüm865 kelime
- 12 12.Bölüm1.251 kelime
- 13 13.Bölüm1.046 kelime
- 14 14.Bölüm1.342 kelime
- 15 15.Bölüm1.175 kelime
- 16 16.Bölüm1.588 kelime
- 17 17.Bölüm1.252 kelime
- 18 18.Bölüm990 kelime
- 19 19.Bölüm1.251 kelime
- 20 20.Bölüm1.102 kelime
- 21 21.Bölüm2.035 kelime
- 22 22.Bölüm1.061 kelime
- 23 23.Bölüm1.217 kelime
- 24 24.Bölüm937 kelime
- 25 25.Bölüm1.077 kelime
- 26 26.Bölüm1.355 kelime
- 27 27.Bölüm1.284 kelime
- 28 28.Bölüm1.117 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bakalım bundan da o kadar kolay yırtabilicek miydi?
Üzerimi değiştirip yemeğe indim. Babam hariç herkes masadaki yerini almıştı. Oturacağım sırada babamı görünce ayakta bekledim. Babam oturunca biz de oturduk. Kimseden ses soluk çıkmıyordu. Babam gazatelerini kahvaltıdan sonra okur yani hâlâ görmedi haberleri. Babam görmeden önce benim söylemem gerek diye geçirdim aklımdan. Ya da kendi mi görse? İçimden bunları geçirirken telefonum çalmaya başladı. Masadaki tüm gözler bir anda bana dönmüştü. Kayıtlı olmayan numarayı sessize aldım. Babam önüne dönerken, "Önemlidir belki." deyince telefonu açtım.
"Sare?"
Cahit'in telaşlı sesini duyunca arkama yaslandım.
"Efendim?"
"Haberleri gördün mü?"
Gözlerimi babama çevirdim. Bakmasa da dikkatle dinlediğini biliyordum.
"Ne haberi? Neyden bahsettiğinizi anlamadım."
Babam bana çevirince göz göze geldik.
"Gazetelerde boy boy fotoğraflarımız var! Dün aceleyle Kanada'ya geldiğim için babamla konuşamamıştım. Şimdi de bizim gerçekten de iyi anlaştığımızı sanıyor."
"Anladım. Şu an kapatmam lazım, sizi daha sonra arayacağım."
Telefonu kapatırken tüm gözler yine üzerimdeydi.
"Kızım bir şey mi oldu?"
Annemin meraklı sesiyle bakışlarımı çevirdim.
"Cahit Bey aradı. Dün otururken fotoğraflarımızı çekmişler. Gazetelerde bizim fotoğraflarımız varmış."
Başımı babama çevirip, "Umarım aileniz için sorun olmamıştır." dedi.
Babam bir şey söylemeden yemeğine devam etti.
"Ne kadar kibar bir çocuk bu böyle? Çok efendi, iyi aile çocuğu olduğu o kadar belli ki."
Annemin methiyelerini duymazdan gelip tabağıma döndüm.
Babam masadan kalkarken, "Yemeğin bitince çalışma odama gel." demişti. Başımı sallayıp "Tamam." dedim. Tabağımdakileri bitirene kadar annem sürekli sorular sordu. Yarım yamalak cevaplar verip geçiştirdim. Masadan kalkacağım sırada tekrar konuşunca bakışlarımı anneme çevirdim.
"Baban belli etmiyor ama bu konuda çok mutlu. Senin iyi biriyle aile kurmanı çok istiyor. Cahit tam onun istediği bir damat."
Tüm keyfim kaçmıştı. Masadan kalkıp babamın yanına doğru yürümeye başladım. Babam gerçekten de çok mu istiyordu evlenmemi? O adamın ne kadar vasat biri olduğunu en başında söylemeliydim. Ne benim yanıma yakışacak biriydi ne de ailemize katılabilecek biri. Sadece aptal bir şımarıktı. Düşüncelerimden hemen sıyrıldım. O adamla bir daha görüşmek gibi bir niyetim yok, bugün bu iş bitecek.
Kapıyı tıklatıp içeri girdim.
"Babacım.."
Pencerenin kenarına geçmiş dışarıyı izliyordu. Bana bir bakış attıktan sonra tekrar dışarıyı izlemeye döndü.
"Bahçenin en köşesindeki elma ağacını birlikte dikmiştik, hatırlıyor musun?"
Oturmayıp ayakta durmaya devam ettim.
"Evet, hatırlıyorum. Siz, annem ve ben. Birlikte dikmiştik."
Başını onaylar gibi salladı.
"Kocaman ağaç oldu. O ağaca ne zaman baksam senin küçüklüğünü görüyorum. Etrafında koşup dururdun. Yapraklarıyla konuşup hızlı büyümesi için ikna etmeye çalışırdın."
Kendi kendime gülümsedim.
"Pek işe yaramamıştı."
Babam bir iç çekip bana doğru döndü.
"Sen de büyüdün, kendi aileni kurabilecek kadar."
Konu esas konuya geçince suratım eski hâline geldi.
"Babacım, o konu.."
Babam yanıma gelip sarılınca sustum.
"Mutluluğunu görmeyi çok isterim kızım."
Babamın titreyen sesini duyunca donup kaldım. Babamı ilk kez böyle görüyordum. Yaşlandıkça yumuşuyor desem, öyle de değil ki. Hâlâ girdiği her ortama soğukluk götürüyordu. Her zaman ciddi, her zaman sert görünüyordu. Şimdi ise farklıydı, çok farklı.
Kollarını çektiğinde gözlerimi babamın yüzünde gezdirdim. Gözleri dolmuştu. Ne yani bir de ağlayacak mıydı?
Bakışlarımı babamdan çektim.
"Açıkçası pek umutlu değildim ama seni gülerken görünce anladım doğru bir karar verdiğimi."
Gazetedeki fotoğraftan bahsediyordu. Baba ben orada sinirden gülüyordum diyemedim. Eğer babam mutluysa onun bu mutluluğunu bozan kişi ben olmayacağım. Cahit Bey gelip benimle görüşmek istemediğini söyleyecekti. Hem bu saçma durumu başlatan kişi o idi.
Babama karşı gülümsedim.
"Benim için hep en doğrusunu istediğini biliyorum babacım."
Başını sallarken sandalyesine doğru döndü.
"Sen benim biriciğimsin. Senin için yapmayacağım şey yok."
Gülümsemem iyice genişlerken babama sevgiyle baktım.
~
Arabadan indiğimde saat 13.24' tü. Betül ile sözleştiğimiz saate altı dakika kalmıştı. Kafeye yürürken Sedat da yanımda yürüyordu. Gözleri etrafta dolaşırken adımları yavaşladı.
"N'oldu?"
Gözlerini kısmış bir yere bakıyordu.
"Şurada ünlü biri var herhalde, magazinciler toplanmış."
Yoluma devam edip, kafeye girdim. Sedat dışarıda bekleyecekti.
Betül cam kenarı bir masada oturuyordu. Beni görüce yüzünde gülümsemeyle ayağa kalkıp kollarını uzattı.
"Sare, seni çok özledim."
Heyecanımı onun kadar belli edemesem de ben de onu özlemiştim.
"Ben de özledim."
Sandalyeye yerleşirken telefonunu işeret edip, "Tam da senin haberini okuyordum." dedi.
Gözlerimi devirip gülümsedim.
"Nasıl yakışıyor muyuz?"
Öylesine söylediğim cümleyi ciddiye almış olacak ki heyecanla öne eğildi.
"Önce çok şaşırdım. Yani senin öyle bir adamla ne işin olur diye düşündüm. Sonra dedim ki Sare yaş tahtaya basmaz."
"Öyle bir adam?"
"Çapkın diyorlar ya, ondan bahsediyorum."
Öyle mi diyorlarmış? Bilmiyordum. Gerçi tipi gayet müsait.
"Ee gerçekten evlenecek misiniz?"
Betül'ün hızlı sorusuyla bir an durdum.
Gerçekten evlenecek miyiz?
"Hayır. Yani daha çok erken bunları konuşmak için."
Bu konu hakkında konuşmak istemediğimden konuyu değiştirip, Betül'e sorular sormaya başladım.
Eve dönerken telefonun sesiyle dışarıyı izlemeyi bıraktım. Cahit arıyordu.
"Cahit Bey?"
"Sare, ne yaptın konuştun mu babanla?"
Parmağımdaki yüzükle oynarken dudaklarım yukarı kıvrıldı.
"Ne hakkında?"
"Nasıl ne hakkında? Görüşmemizin olumsuz geçtiğini söyleyeceğiz diye anlaşmıştık ya."
"Cahit Bey galiba siz beni yanlış anlamışsınız. Aramızda öyle bir anlaşma olmadı. Babamla konuşma konusuna gelince de bu evliliği istemediğinizi gelip babama siz söyleyeceksiniz."
"Ne demek ben söyleyeceğim!"
"Döndüğünüzde beni ararsınız, iyi günler."
Gözlerimi karşıya çevirdiğimde Sedatla aynada göz göze geldik. Sedat bakışlarını çekse de ben bakmaya devam ettim.
"Babam.. evlenmemin onu mutlu edeceğini söyledi. Kendi ailemi kurmam onu çok mutlu edecekmiş."
Sedat sadece başını salladı. Konuşup fikir vermesini daha çok isterdim ama o konuşmadı. Eve gelene kadar kafamın içindeki düşüncelerle boğuştum. Sonunda hiçbir sonuca varamasam da aklımdan çıkmayan tek şey babama bu işin olamayacağını Cahit'e söylettirmekti.
Balkonumdaki çiçeklerime bakındıktan sonra sandalyeye oturdum. Henüz hangi kitaba başlayacağıma karar veremediğim için kitap okuyamıyordum. Aklıma bir anda Betül'ün söyledikleri gelince içeri girip telefonumu masanın üzerinden aldıktan sonra tekrar balkona çıktım. Arama motoruna 'Cahit Erinç' yazdığım gibi onlarca haber çıkmıştı. Baştaki haberler ailesinin başarıları ve aldıkları ödüllerdi. Sonrakiler ise magazin olaylarıydı. Haberlere tıklayıp tıklamamak arasında kalınca birkaç saniye bekledim. Kendi yaptığım harekete kızıp yüzümü buruşturdum. Haber sayfalarından çıkıp telefonun ekranını kapattım. O adamı merak etmiyordum. Ne yaparsa yapsın.
Babamın gelmesiyle akşam yemeğine geçtik. Leyla ve Akif'in sohbetini dinliyorduk. Liseler arası turnuvaları başladığı için heyecanlılardı. Akif'in basketbol takımındaydı. Takımları geçen yıl ikinci olunca daha da hırslanmıştı. Bu yıl kesin birinci olacaklarını söyleyip duruyordu. Annem de heyecanla babama dönüp, "Bizde izlemeye gidelim." deyince babam tamam anlamında başını salladı. Tabağımda kalan son parçaları yerken babamın bakışlarını üzerimde hissettim. Başımı kaldırınca göz göze geldik.
"Bugün Cahit'in babası aradı."
Aniden bastıran stresle yutkundum.
"Cahit benimle konuşmak istiyormuş, buyursun gelsin dedim."
Annem ne zaman diye sorunca, babam gözlerini benden çekmişti.
"Yarın akşam."
Yemekte yaşadığım stres tamamen yok olmuştu. Sonunda bu mevzu kapanacağı için daha huzurluydum. Babam belki hayal kırıklığına uğrayacaktı ama olsun. Onu hayal kırıklığına uğratan ben olmayacaktım..
🖤
Bölüm etkileşimi
