BAYAN KİBİRLİ kitap kapağı

13. bölüm / 28

BAYAN KİBİRLİ

13.Bölüm

Vaveyla Yazarı: e s

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 28Şu an: 13.Bölüm

"Yarın Cahit ve ailesi seninle tanışmak için gelecek."

Başını bana doğru çevirdi.

"Gelsinler bakalım."

Saçlarımı geriye atıp son kez aynanın karşısına geçtim. Ceketimin yakalarını düzeltince her şey tamam olmuştu. Odamdan çıkıp aşağı indim. Cahit'in dediğine göre beş dakikaya buradalarmış.

"Kızım sen şunların yerlerini değiştir, olmadı onlar orada."

Anneannem çokta gerekli olmayan pimpirikli hâli evin çalışanlarıyla birlikte annemi de strese sokuyordu.

"Anneanne.."

Masanın başından çekilip bana döndü.

"Söyle yavrum."

Yanına gidip koluna girdim.

"Bırak halletsinler. Yorma kendini."

"Ne yorulmasıymış?"

Tekrar masaya döneceği sırada koltuğa doğru ilerdim haliyle o da benimle yürüdü.

"Aman eksik bir şey kalmasın!"

Oturduğu yerden söylenmeye devam edecekken kapı çaldı. Annem ve babam da salona gelmişlerdi. Ayaklanıp misafirlerin içeri gelmesini bekledik. Önce Salih amca ve Kemal abi göründü. Peşlerinden Yasemin daha sonra da Cahit ve annesi kol kola girdiler içeri. Babam gelenleri tek tek anneanneme tanıttı. Herkes birbirini uzaktan tanıyordu ama ilk kez bir aradaydık. Canit anneannemin elini öpüp geri çekilince tanışma faslı bitmişti. Yerlerimize oturunca Akif ve Leyla da geldi. Kısaca hoş geldiniz deyip onlar da yerlerine geçti. Anneannemin gözleri hepsinin üzerinde gezinirken bakışlarımı Cahit'e çevirdim. O da bana bakıyordu. Göz göze gelince gülümsedi. Kaşlarım gerilirken gözüm Cahit'in yanında oturan annesine kaydı. Memnuniyetsizce göz süzüyordu. Bu kez onunla göz göze geldik. Abartıyla gözlerini devirip bakışlarını benden çekti. Anneannemin kısık sesiyle tövbe çekmesinden bizi izlediğini anladım.

"İşlerin nasıl gidiyor Salih?"

Anneannemin sesiyle babam ve Salih amca susup anneanneme döndüler.

"Çok şükür her şey yolunda."

"İyi iyi. Asım da dedi işleri büyütecekler diye."

"Doğru demiş, onun için çabalıyoruz."

"Allah yardımcınız olsun. Tez zamanda oğlun kızıma denk gelir inşallah."

Kızıma derken eliyle sırtımı sıvazladı. Oda bir anda buz kesti. Anneannem rahatça arkaya yaslandı.
"İnşallah." dedi Salih amca sessizce.

"Sizin kızınız da çok şanslı nihayetinde oğlumla evleniyor."

Cahit'in annesinin pek yerinde olmayan cümlesiyle anneanneme döndüm. Ben bile anneannemle tartışmaktan kaçınıyordum.

"Asıl şanslı benim.." İplerin gerileceğinden eminken Cahit bir anda araya girdi.

"Sareyi tanıdığım için, şanslı olan benim."

Konuşurken gözleri bendeydi. Cümlesi bitince anneanneme döndü, "Ona layık olmaya çalışacağım."

Gergin hava dağılırken annem, "Yemeğe geçelim." deyince ayaklandık. Diğerleri masaya geçerken Cahitle ben geride kaldık.
"Annen ne yapmaya çalışıyor?"

Cahit sıkıntıyla ofladı.

"Zorla getirdik kadını."

"Ne demek zorla?"

"Seni istemiyormuş."

Kollarımı göğsümde bağladım.

"Ne yapmayı düşünüyorsun?"

"Halledeceğim bir şekilde. Senin anneannen de pek sıcak değil sanki?"

"Annenin bana nasıl baktığını gördü. Ondan sinirlendi."

Annemin seslenmesiyle bizde masaya geçtik.

Yemek babamla Salih amcanın konuşmalarını dinlemekle geçti. Ara ara anneannem araya girip sorular sordu. Gözlemlerime göre anneannem en çok Kemal abiye ısınmıştı.

"Bir aksilik çıkmazsa iki gün sonra yüzükleri takalım o zaman."

Salih amcanın konuşması üzerine babam bakışlarını bana çevirdi. Küçük bir tebessüm ettim. Tekrar Salih amcaya döndü.

"Hayırlı olsun."

Gecenin geriye kalan kısmında herkes kendi hâlinde davranmaya başladı. Annem ve Leyla, Cahit'in annesi ve Yaseminle sohbet ediyordu gerçi Necla Hanım sadece memnuniyetsizce oturuyordu. Anneannem Kemal abiyi yanına çekmiş bir şeyler anlatıyordu, Kemal abi de ara sıra onaylayarak başını sallıyordu. Babamla Salih amca da kendi aralarında konuşuyordu. Yanımda bir hareketlenme hissedince Cahit'e döndüm. Ayağa kalkmıştı.

"Biraz dışarı çıkalım mı?"

Başımı sallayıp ayaklandım. Bahçenin etrafında gezinmeye başladık.

"Bizimkiler iyi anlaştı bence?"

Sorarcasına yüzüme bakıyordu.

"Pek sayılmaz."

"Birbirlerini tanıdıkça anlaşacaklar, bence?"

Yine sorarcasına bakıyordu.

"Bilmiyorum."

Rahatsız davranıyordu.

"Bir şey mi oldu?" Diye sordum.

Birden durup bana döndü.

"Ben çok heyecanlandım. Resmen evleniyoruz."

Belli belirsiz başımı salladım.

"Evet, evleniyoruz."

"Babama söyleyeceğim düğün işini uzatmayalım. Hemen bitsin gitsin."

"Ne kadar kısa sürede olur bilmiyorum ama haklısın. Hemen bitsin."

Tekrar yürümeye başladık.

"Annen senin başkasıyla evlenmeni mi istiyordu?"

Ellerini cebine atarken evet anlamında başını salladı.

"Bir dahakine." Dedim gülümserken.

O da kıkırdadı.

Yine sessizleştik.

İkimizde işlerin tamamen ciddiye bindiğini farkındaydık ve bunun stresi etrafımızı sarmıştı. İçimden bir ses çok büyük bir yanlış yaptığımı sürekli fısıldıyordu. Bu fısıltı koca bir çığlığa dönüşmeden bu işi oldu bittiye getirmek gerekiyordu.

"Sare.."

"Hm?"

"Vazgeçmek için geç değil."

Aldığım nefesi sesli şekilde dışarı verdim.

"Evet, değil."

"İçeri girip evlenmek istemediğini söyleyebilirsin yani."

Kollarımı göğsümde bağladım.

"Aynı şeyi sen de yapabilirsin."

Oflayıp sustu.

"Korkuyor musun?"

Kaşlarını çattı, "Evet."

Dudağımın kenarı kıvrılırken, gülmemek için dudağımın içini ısırdım.

"Ne var korkacak?"

"Sen varsın!"

Kendimi tutamayıp kahkaha attım. Bakışları garipleşince gülmeyi bıraktım.

"Eğer o kadar çok korkuyorsan gir içeri söyle herkese, vazgeçtim diye. Yok onu da yapamam diyorsun bir daha bana mızmızlanma. İçinde bulunduğumuz durumdan ben de memnun değilim."

Çocuk gibi dudaklarını büzüp gözlerini çekti.

"Tamam."

"Bu arada..."

Bakışlarını bana çevirince devam ettim.

"İş hayatını artık düzene oturtman gerekiyor."

"Buna da mı karışacaksın?"

"Evet."

Cevabını dinlemeden yürümeye devam ettim.

Anneannem ve annemin tartışmasını geride bırakıp evden çıktım. Yarın isteme töreni olduğundan evdekileri yine bir telaş almıştı. Sabah erkenden gelen özel dikim kıyafetlerden içime sinende karar kılıp kendimi zar zor dışarı attım. Sedat evden çıktığımı görünce arabayı çalıştırdı.

"Nereye gidiyoruz Sare Hanım?"

"Mezarlığa."

Ne kadar zaman geçtiğini bilmiyorum. Başımı kaldırdığımda Sedatla göz göze geldik.
"Baban sana ulaşamamış, beni aradı."

Başımı sallayıp ayağa kalkarken Sedat arkasını dönmüştü bile. Annemin mezarına son kez bakıp arabaya doğru yürümeye başladım.

"Babacım beni aramışsın?"

"Neredeydin? Evdekilerin de haberi yokmuş."

"Annemi ziyarete geldim."

Kısa süreli sessizlik oldu.

"Tamam kızım. Önemli bir şey yoktu."

"Yoldayım, yanına uğrarım."

"Olur kızım."

Sessiz geçen yolculuğun sonunda araba şirketin önünde durunca indim. Sedat'ı beklemeden içeri geçtim. Kimseyle konuşasım olmadığından direkt babamın odasının olduğu kata yöneleceğim sırada Alkan bey karşıma çıktı.

"Hoş geldiniz Sare Hanım."

"Teşekkür ederim. Nasılsınız?"

"Sağ olun. Babanızın şu an misafirleri var."

"Müsait olunca haber edersiniz, odamda olacağım."
Yürüdüğüm yolun tersine dönüp ilerledim. Odama girdiğim gibi kendimi koltuğa bıraktım. Eskiden her günüm burada geçiyordu. Yaklaşık iki yıldan aktif olarak çalışmayı bıraktım. Herhangi bir sebepten dolayı değildi. Sadece çalışmak istemediğimi fark ettim, ihtiyacım da olmayınca tatilim uzadıkça uzadı.

Telefonun sesiyle düşüncelerimden sıyrıldım. Sedat arıyordu.

"Gelmemi ister misiniz?"

"Odamdayım."

Sedat çok geçmeden geldi.

"Salih beyi gördüm az önce."

Öylesine baktığım dosyadan kaldırdım başımı, "Nerede?"

"Çıkışta."

Ayaklandım, "Ben babamın yanına gidiyorum."

Babamın odasının önüne gelince kapıyı tıklattım. Gel sesini duyana kadar bekledikten sonra içeri girdim.

"Hoş geldin kızım."

"Hoş buldum babacım, nasılsın?"

Eliyle karşısındaki sandalyeyi işaret etti.

"İyiyim. Sen nasılsın?"

"Ben de iyiyim. Salih bey neden geldi?"

Direkt konuya girince önündeki dosyayı kapattı.

"İş konuştuk."

"Ne işi peki?"

"Cahit bir süre burada çalışacak."

"Nereden çıktı bu?"

Babamın yüz ifadesi değişince ses tonumu yumuşattım.

"Bizim işleri öğrenmesi için mi?"

Başını salladı, "Evet."

Bakışlarımı babamdan çektim.
"Anladım."

"Yarından itibaren sen de işe gelmeye başlayacaksın."

Çatık kaşlarla tekrar babama döndüm.

"İşi ben mi öğreteceğim?"

Yine başını sallayarak onayladı, "Evet, sen öğreteceksin."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

53okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.