BAYAN KİBİRLİ kitap kapağı

10. bölüm / 28

BAYAN KİBİRLİ

10. Bölüm

Vaveyla Yazarı: e s

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 28Şu an: 10. Bölüm

Elimdeki dosyayı uzattım.

"Bu ne?"

"Oku."

Gözlerini devirip dosyayı açtı. Kaşlarını çatıp tekrar bana çevirdi gözlerini.

"Madde 1, hiçbir şekilde maddi ortaklık olmayacak. Bu ne demek?"

"Ailemin sektörde ne kadar güçlü olduğunu biliyorsun, sırf kağıt üzerinde evli olacağız diye bu gücü kullanmana izin vereceğimi düşünme demek."

"Buna ihtiyacım olacağını mı düşünüyorsun?"

Söylediğime bozulmuştu. Kahvemi elime alıp ağzıma götürdüm.

"İlerlide ne olacağını bilemeyiz değil mi?"

Dosyayı okumaya devam etti.

"Madde 2, evlilik süresi bitene kadar özel hayatı içeren hiçbir habere konu olunmayacak."

"Senin hayatın pek renkli mâlum."

Bir şey söylemeden devam etti.

"Madde 3, evlilik süresi boyunca eşe karşı sadakatli ve saygılı davranılacak. Sadakatli?"

"Benimle evliyken başkalarıyla da mı görüşeceksin?"

"Gerçek bir evlilik yapmıyoruz farkında mısın?"

"Bunu sadece biz bileceğiz. Senin günübirlik heyecanların yüzünden başkalarının dedikodu malzemesi olmaya niyetim yok."

"Fazla ciddiye alıyorsun."

"Sen benim babamın nasıl biri olduğunu biliyor musun? Bir yanlışını gördüğü an alaşağı olursun."

Oflayıp okumaya devam etti.

"Madde 4, evlilik süresi bir yıl olacak."

Kocaman açılmış gözlerini bana çevirdi.

"Bir yıl mı? Ben birkaç ay diye düşünmüştüm."

"Sizin yüzünüzden ani bir kararla evleniyoruz Cahit Bey, ailelerimiz yeterince şaşkınlar zaten. Birkaç ay sonra boşanma haberiyle daha da rezil bir duruma düşmek istemiyorum."

"Bir yıl birbirimize nasıl tahammül edeceğiz Sare Hanım?"

"Bu konuda en fazla zorlanan ben olacağım."

Yarım yamalak gülümseyip önüne döndü.

Kalan birkaç maddeye hızla göz gezdirip imzaladıktan sonra dosyayı önüme doğru ittirdi.

"Buradan kalkınca bize gidelim. Bizimkiler seninle tanışmak istiyor."

Başımı sallayıp kahveden bir yudum daha aldım.

"Heyecan yapmana gerek yok. Bizimkiler samimi insanlar."

Başımı telefondan kaldırıp Cahit'e çevirdim.

"Heyecanlı değilim."

"Hiç mi?"

Cevap vermedim. Gözlerini yoldan çekip bana çevirdi.

"Kocanın ailesiyle tanışmaya gidiyorsun ve heyecanlı değil misin?"

Güya dalga geçiyordu.

"Araba kullanırken önüne bak."

"Peki karıcım."

Tiksintiyle yüzüne baktım. Anlaşılan içinde bulunduğumuz durum yalnızca beni endişelendiriyordu. Telefonun ekranını kapatıp yola bakmaya başladım.

"Bana ailenden bahset."

Tekrar bana doğru döneceği sırada elimle yolu işaret edince önüne döndü.

"Babamı zaten biliyorsun. Annemle aramız daha iyi beni çok sever. Abim sakin ve çalışkandır, eşi biraz sivri dilli annemle çok sıkı fıkı değiller. Ablamla pek anlaşamıyoruz ama o da iyidir."

"Abinle eşi sizinle mi yaşıyor?"

"Evet, birlikte yaşıyoruz."

"Ablan?"

"Hayır onlar kendi evinde."

"Biz?"

Bakışlarını bana çevirdi.

"Biz?"

Tekrar yolu işaret ettim. Önüne dönerken konuştum.

"Biz nerede yaşayacağız?"

"Şu anki evimiz çok büyük. Burada yaşamaya devam edebiliriz. Odam yeterince büyük sıkıntı etme."

Sakin olmaya çalışarak derince nefes aldım.

"Yani sen gerçekten ailenle birlikte yaşamamızı istediğini mi söylüyorsun?"

"Evet. Ne var ki bunda?"

Şaşkınlıkla suratına baktım. Ciddiydi. Ben ayrı evin ayrı odalarında hatta birbirimizi görmeye bile gerek kalmadan yaşayıp gideceğimizi düşüyordum.

"Bence bu ev işini düşün-"

"Geldik."

Konuşmamı bitirmeme izin vermeden kemerini çözdü. Ben de arabadan inip etrafa kısaca bir göz attım. Evleri bizimkinden büyüktü. Daha modern duruyordu. Babam klasik ve biraz eski kafalı. Bu evi görse, "İsraf ve gösteriş" deyip burun kıvırırdı. Şu an ben de tam babam gibiydim.

"İçeri girelim mi?"

Başımı sallayıp yanına doğru yürüdüm. Elini uzatınca ters ters baktım.

"Daha samimi dururuz. Senin yüzünden mutlu olduğun pek anlaşılmıyor da."

"Mutsuz mu duruyorum?"

Başını hafifçe yana eğip birkaç saniye yüzüme baktıktan sonra bakışları gözlerimde durdu.

"Hayır, yüzüne bakınca hiçbir şey anlaşılmıyor. Mutlu musun, mutsuz musun? Sadece sinirlendiğinde sinirli olduğunu fark ediyorum, onu da sözlerinden."

Kendi kendine güldü.

"Böyle kaşlarını çatıp dik dik konuşuyorsun ya o zaman."

Bir şey demeden kapıya ilerledim. Birkaç adımda yanıma ulaşmıştı.

Salon olduğunu tahmin ettiğim yere doğru yürürken gergin hissediyordum. İçeri girdiğimizde oturan birkaç kişi ayaklandı.

"Hoş geldiniz."

Kalın ve kibar sesli adama çevirdim bakışlarımı. Cahit, "Abim" dedi. Biraz daha ilerleyip yaklaştık.

"Teşekkür ederim, hoş bulduk."

Elini uzatıp, "Kemal" derken gülümsüyordu.

"Sare."

Yanındaki kadın da gülümeyerek elini uzattı.

"Yasemin."

"Memnun oldum."

Yanlarındaki diğer kadın da elini uzattı fakat aramızdaki mesafe biraz fazlaydı. Elini tutmak için birkaç adım atıp ilerledim.

"Ceylan, Cahit'in ablasıyım."

"Ben de Sare, memnun oldum."

Diğerleri otururken, gözlerimi yan tarafa çevirdim. Geldiğimden beri bakışlarını üzerimde hissetiğim kadınla göz göze geldik. Yüzündeki ifadeye bakılacak olursa pek memun olmamıştı. Kolumda hissetiğim dokunuşla gözlerimi çektim.

"Annecim, müstakbel gelinin Sare."

Tekrar kadına dönerken yüzüme bir gülümseme yerleştirdim. Kadın kalkmadan elini uzattı. Yüzümdeki gülümsemeyi bozmamak için büyük bir uğraş verdim. Yine birkaç adım atıp önüne kadar gittim. Öpmem için uzattığı eli çevirip sadece sıktım.

"Memnun oldum."

Çatık kaşlarıyla bakmaya devam ederken arkamı dönüp Cahit'in yanına geçtim. Ben oturduktan sonra o da yanıma oturdu.

"Nasılsınız?"

Yasemin'in kibar sesi odadaki sertliği biraz olsun kırdı.

"İyiyim, siz nasılsınız?"

"Hem iyiyiz hem şaşkınız." Dedi gülerek. Eşi de onu desteklercesine başını salladı.

"Öyle mi, neden?"

Neden olacak, bir anda evleneceğiz diye ortaya çıktık. Sadece konuşmayı devam ettirmek için sordum.

"Cahit evlenmek istiyorum deyince, şaşırdık biraz ama daha çok mutluyuz tabii."

Başımı Cahit'e çevirip tekrar Yasemin'e döndüm.

"Açıkçası ben de başta bu kadar aceleye gelmesini istememiştim ama Cahit beni çok çabuk ikna etti."

Abisi gülerek Cahit'e bakıyordu.

"Yeter ki aklına koysun."

Kendi aramızdaki konuşmamıza ne ablası ne de annesi dahil oldu. Yaklaşan adım seslerini duyunca gözlerimi kapıya çevirdim. Salih amca içeri girince ayağa kalktım.

"Benim güzeller güzeli gelinim gelmiş, hoş gelmiş."

Coşkulu karşılamasına içtenlikle gülümsedim. Yanıma gelip sarılınca ben de sarıldım.

"Hoş buldum. Nasılsınız?"

"İyiyiz çok şükür. Seni gördüm daha da iyi oldum. Otur otur ayakta kalma."

O da eşinin yanına oturdu. Sahi kadının adını bile öğrenememiştim.

"Babanlar nasıl?"

"İyiler, çok selamları var."

"Aleykümselam, sen de onlara söyle."

"Baş üstüne."

"Baba ben de buradayım, görmedin galiba."

Cahit'in araya girmesiyle odak biraz da olsa benden kaydı.

"Oğlum seni her gün görüyorum."

"Bana olan sevgin azalmış gibi hissettim de bir anlığına."

Cahit'in şımarıkça konuşması diğerlerini gülümsetmişti. Ceylan ayaklanıp, "Sare gel sana etrafı göstereyim." deyince ben de kalktım. Cahit de kalkacakken ablası araya girdi.
"Sen burada kal."

Ses tonu hoşuma gitmese de karışmadım.

Salondan çıkınca arkasına bile bakmadan yürümeye başladı. Etrafı gösterdiği de yoktu. Merdivenlerden çıkıp büyükçe bir odaya girdik.

"Otur."

Kendisi ayakta bekliyordu. Eliyle işaret ettiği yere oturdum. Bu dört duvar arasında bir şeyler olacağı belliydi. Temennim sinirlerimin en az seviyede oynamasıydı. İçeri annesi de girince nefeslenip arkaya yaslandım. Karşımdaki koltuğa oturup beni baştan aşağı süzdü.

"Hamile misin?"

Ne yalan söyleyeyim tam beklediğim bir soruydu. Eve gelip annesinin gözüne baktığımda anlamıştım bu soruyu alacağımı.

"Hayır."

Sakindim.

"Bana yalan söyleme."

"Yalan söylemiyorum."

Ablası yine araya girdi.

"Ne diye apar topar evleniyorsunuz o zaman?"

"Birbirimizi seviyoruz ve iyi anlaşıyoruz." Dedim gülümseyerek.

"Ben oğlumu çok iyi tanıyorum. Sen oğlumu bu evliliğe zorluyorsun."

"Hayır zorlamıyorum."

"Ne istiyorsun para mı?"

Sorduğu soruyla şoke oldum. Bunu söylerken ciddiler mi diye bakışlarım ikisinin de yüzünde gidip geldi.

"Hanımefendi biz sizden daha zenginiz."

Kadın gözlerini benden çekip kızına çevirdi. Sonra bir anda ayaklandı.

"Oğlumu bu evliliğe nasıl zorluyorsun bilmiyorum ama bulacağım."

"Bulamayacaksınız çünkü onu zorlamıyorum. Dediğim gibi iyi anlaşıyoruz."

"Benim oğlum bu zamana kadar görüştüğü tüm kadınları gelip bana anlatırdı. Senden hiç bahsetmedi."

Tam yüzümü buruşturacakken kendimi tuttum. Kadın oğlum oğlum diye çıldıracak resmen.

"Ne hoş ben farklıyım demek ki."

"Küstahlık etme!"

Sesi biraz yükselince odanın kapısı açıldı. Yasemin çatık kaşlarıyla karşımdaki kadına bakıyordu.

"Sare buralara yeterince baktın sanırım, bahçeyi de ben göstereyim sana."

Bana bakmadan konuşmuştu.
"İzninizle." Dedikten sonra odandan çıktık.

Bahçeye çıktığımızda temiz havayı içime çektim.

"Onların hoş geldin deme şekli bu."

Yasemin uzun saçlarını geriye doğru atarken bana doğru bakıp gülümsedi.

"Pek cana yakınlar." Diye kinaye yaptım.

"Çook." Diye devam ettirdi.

Yaseminle bahçeyi gezip havadan sudan konuştuk. Kemal abiyle dört yıldır evlilermiş, üniversitede tanışmışlar. İki yaşında bir oğlu varmış. Necla Hanım yani Cahit'in annesi evlenmelerine karşı çıkmasa da pek memnun da değilmiş. Birbirimize ısınamıyoruz deyip konuyu kapatınca ben de üzerine düşmedim.

"Yemek hazırdır, biz de gidelim."

Tekrar salona geçtik. Henüz kimse oturmamıştı. Necla Hanım bizi görünce ayaklandı.

"Masaya geçelim."

Diğerleri de ayaklandı, Salih amca salonda değildi.

Masanın sol tarafına sırayla; Necla Hanım, Cahit ve Ceylan oturdu. Sağ tarafa Kemal abi geçti.

"Biz de oturalım, babam birazdan gelir."

Kemal abinin yanına Yasemin, Yasemin'in yanına da ben oturdum. Cahitle yan yana oturmayı geçtim karşı karşıya bile oturmamıştık. Salih amca da gelip baş köşeye oturunca herkes tamamdı.

"Cahit, Sare'nin yanına otursaydın ya. Uzakta kaldı kız."

En azından biriyle aynı fikirdeydik.

"Kendisi oraya geçti. Hem ne olacak sanki."

Necla Hanım kimsenin konuşmasına izin vermeden konuşmuştu.

Önümdeki bardağa uzanırken gözüm Cahit'e ilişti. Beni izliyordu, gülümseyip yemeğini işaret ettim. Gözleri üzerimde olan tek kişi o değildi.

"Babana çokça selam söyle. Birkaç güne görüşürüz inşallah."

"Tabi söylerim, tekrardan her şey için teşekkür ederim."

Evden çıkıp arabaya bindik. Bahçeden çıkana kadar ikimizde konuşmadık.

"Nasıl? Sevdin mi bizimkileri?"

"Bir kez gördüğüm insanları nasıl hemen sevebilirim ki?"

"Yani sevmedin mi?"

"Lütfen sadece önüne bak."

"Bir şey mi oldu?"

Cevap vermedim. Böylesine aptal bir kararı nasıl alabildim, bunun kızgınlığıyla bakışlarımı dışarı çevirdim. Bundan sonrası başımı daha da ağrıtacak belli ki.

"Sare."

"Söyle."

"Annem sana bir şey mi söyledi?"

"Sanırım annenle iyi anlaşamayacağız."

"Öyle sert durduğuna bakma, çok sevecendir."

Kaşlarımı çatmaktan başım ağrıyınca yüzümü düz hâle getirdim.

"Göreceğiz."

Annesinin ve ablasının tuhaf konuşmasını şimdilik kendime saklayacağım. Zamanı geldiğinde kullanacağıma eminim.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

52okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.