BAYAN KİBİRLİ kitap kapağı

1. bölüm / 28

BAYAN KİBİRLİ

1.Bölüm/ Düzen

Vaveyla Yazarı: e s

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 28Şu an: 1.Bölüm/ Düzen

Düzen belli kurallarla oluşturulan durum demek. Bu kuralların ne kadar sert olduğu ya da sizin canınızı ne kadar yaktığı kimsenin umrunda değildir. Her yerde ve her şeyde bir düzen vardır. Herhangi bir başkaldırıya da asla müsaade edilmez. Hele ki bu düzenin kurallarını karşı koyulamaz birisi yazmışsa isyan edip karşı çıkmayı aklınızdan bile geçiremezsiniz.
Burada kuralları koyan kişi babam. Bu düzenin sahibi o ve bunun ne demek olduğunu en iyi biz biliyoruz..

Elimdeki kitabı dikkatle okurken odamın kapısı tıklatıldı.

"Gel."

Evin yardımcısı içeri girip odamın ortasına kadar geldikten sonra konuşmaya başladı.

"Hanımefendi, babanız birazdan yemeğe inecek."

"Tamam."

Arkasını dönüp odadan çıkacakken durdurdum.

"Bir daha odama geldiğinde kapının yanından konuş, bu kadar içeri girme."

"Anladım hanımefendi, kusuruma bakmayın."

Çıkması için elimle işaret verdim. Kitabımı kapatıp yerimden kalktım.

Merdiverlerden inerken babamın çalışma odasından çıktığını görünce hızlandım. Babam aşağı inene kadar yemek masasındaki yerimi almak zorundaydım. Masaya babamdan sonra oturmak büyük bir saygısızlıktı ve babam kendine karşı böyle bir saygısızlığa asla müsaade etmezdi.
Sandalyeme oturdum. Karşımda annem, annemin yanında kız kardeşim ve benim yanımda da erkek kardeşim oturuyordu. Kendimi bildim bileli düzen buydu. Babam masaya gelince annem hariç üçümüzde ayağa kalktık. Bu babama olan saygımızın simgelerinden sadece biriydi. Babam baş köşeye oturana kadar da oturmazdık. Babam sandalyesine oturunca bizde oturduk.

"Afiyet olsun." Babamın keskin sesiyle yemeğe başladık.

Babam konuşana kadar ya da soru sorana kadar kimseden ses çıkmazdı. Annem bazen bir şeyler anlatacak olsa da babamın kuru bir öksürüğü ile konuşmasını yarıda keserdi.

Masadaki çatal bıçak seslerini babamın yemeğini bitirip ayağa kalkması kesti. Ben ve kardeşlerim yine ayağa kalktık. Babam masadan üç adım uzaklaşınca yerlerimize tekrar oturduk.

"Anne araba hâlâ gelmedi mi?" Akif'in korkulu sesini duyunca başımı tabağımdan kaldırdım.

"Benim haberim yok oğlum." Annemin bakışları bana döndü.

"Sare sen halledeceğim demiştin?"

Peçeteyle dudaklarımın kenarlarını silip, "Hallettim, araba sabah erkenden geldi."

Akif heyecanla ellerini çarpıp, "Abla çok teşekkür ederim." derken gözlerimi ona çevirdim.

"Fakat artık o arabaya binmeyeceksin."

"Ne?" Yarı şaşkın yarı sinirli sesle konuşuyordu.

"Seni daha önce ikaz etmiştim. Şoförüne söyledim yeni arabanı hazırladı."

"Abla bunu yapamazsın!"

"Bunu konuyu babamla konuşmaya ne dersin?"

Akif'in bariz sinirini görmezden geldim. Yakında on sekiz yaşına girecekti ve şımarıklığı bırakması gerekiyordu.

"Akif, ablan ne diyorsa o. Lütfen karşı gelmeye çalışma." Annemin uyarı dolu sesiyle Akif masadan kalktı.

"Size afiyet olsun!"

Sert adımlarla çıkıp gitti.

"Kızım, sen onun kusuruna bakma lütfen. Biliyorsun bazen çocuk gibi davranıyor."

Anneme gülümsedim.

"Annecim tabii ki biliyorum ama böyle devam etmesine müsaade edemem."

"Haklısın, çok haklısın. Ben onunla konuşurum."

Anneme karşı gülümseyerek başımı salladım. Annem masadan kalkıp gidince Leyla ile baş başa kaldık. Sessizce kahvaltısını yapıyordu. Ben de çayımdan bir yudum aldım.

"Leyla okulda herhangi bir sorun var mı?"

Elindeki çatalı masaya bırakıp bana doğru döndü.

"Hayır abla, bir sorun yok."

Çayımdan bir yudum daha aldım.

"Peki, buna sevindim."

Leyla da kahvaltısını bitirip, "Afiyet olsun." dedikten sonra masadan ayrıldı. Tek başımaydım. Soğumaya gelen çayımın son yudumunu içip bende masadan kalktım.

Leyla ve Akif okul için evden ayrılınca odama çıkıp çantamı ve ceketimi aldım. Bahçede beni bekleyen arabaya binince hareket ettik.
Babamın dün söylediği işleri öğle vaktine kadar halletmem gerekiyordu. Son bir kez elimdeki dosyayı açıp gözden geçirdim.

"Asım Bey'e hürmetlerimi sunarım, çokça selamımı söyleyin efendim."

Karşımdaki adam babamın ismini duyunca önümde iki büklüm olmuştu. Daha sözleşmenin şartlarını konuşmadan kabul etmişti.

"Merak etmeyin selamınızı muhakkak ileteceğim."

"Çok sevinirim efendim."

Adama baş selamı verip ofisinden çıktım. Evet babamın ismi her kapıyı açıyordu ama bu kadar kolayını ilk kez görüyordum. Geldiğimiz yolu geri dönmek üzere yola çıktık. Sedat'ın telefonu çalınca aynadan bana baktı.

"Sare Hanım, Akif Bey'in şoförü arıyor."

"Açabilirsin."

Çok kısa konuştular. Bu durumu daha önce yaşadığımızda koleje yeni bir saha yaptırmıştık. Sedat aynadan yine bakınca konuşmasına izin vermedim.

"Anladım Sedat, gidelim."
~

Kolejin önünde durduğumuzda Sedat'ın kapımı açmasıyla arabadan indim. Üzerimde hissetiğim bakışlara aldırış etmeden müdürün odasına gittim. Sedat kapıyı çaldıktan sonra benim için kapıyı açınca içeri geçtim. Beklediğim gibi Akif yine koltuğa oturmuş, süt dökmüş kedi gibi bekliyordu. Benim geldiğimi görünce gözleri büyüdü.

"Abla sen neden geldin? Annem gelecekti."

Müdür Bey'e karşı gülümseyip Akif'e döndüm.

"Annemizin önemli misafirleri vardı. Bu yüzden ben geldim."

Akif'in yüzü kızarmaya başlayınca gözlerimi ondan çekip, müdüre döndüm.

"Konu nedir Müdür Bey?"

"Sare Hanım, sizi rahatsız etmek istemezdim ama Akif bugün bir arkadaşına yumruk attı. Bizim için bütün öğrencilerimiz aynı değerde ve bu mevzuyu disiplin kuruluna bildirmek zorundayım."

"Anlıyorum Müdür Bey, çok haklısınız. Eğer izniniz olursa ben karşı tarafla bir konuşabilir miyim?"

"O öğrencimizin ailesi de şu an burada. Misafir salonunda bekliyorlar. Gidip sorayım, isterlerse tabii görüşebilirsiniz."

"Çok memnun olurum."

Müdür odadan çıkınca gözlerimi Akif'e çevirdim. Başını yerden kaldırmıyordu. Derin bir nefes alıp sessizce konuştum.

"Bunun hesabını evde soracağım."

Konuşmaya yeltendiği sırada elimi kaldırıp susturdum.

"Buraya geldiklerinde başını yerden kaldır."

Benim karşımda ezik gibi durabilirdi ama başkasının yanında bu hâlde görünmesi öfkelenmeme neden oluyordu.

Kapının açılmasıyla Müdür Bey, bir kadın ve bir erkek içeri girdi peşlerinden de gözünün altı morarmış bir çocuk.

"Merhaba ben Sare Eymen. Akif'in ablasıyım."

"Utanmadan bir de konuşmak için çağırıyorsunuz? Oğlumu ne hâle getirmiş bu yabani." Eliyle Akif'i gösterince buraya gelirken içimden geçirdiğim konuşmayı yapmaktan vazgeçtim. Müdür Bey'e döndüm.

"Müdür Bey rica etsem beyefendi ve hanımefendiyle yalnız konuşabilir miyim?"

"Sare Hanım.."

"Rica ediyorum."

Müdür Bey başını sallıyıp odadan çıktı, çıkarken yanına Akif ve diğer çocuğu da aldı.

"Ne konuşacaksanız konuşun ama bilin ki o çocuktan şikayetçi olacağız."

Kadının karşısına geçtim.

"Sonra?"

"Ne?"

"Siz şikayet ettikten sonra ne olacak?"

Adam ve kadın birbirlerine bakıp geri bana döndüler.

"Ben söyleyeyim, hiçbir şey. Siz kardeşimi şikayet edersiniz, ben sizin oğlunuzu okuldan attırırım ve bir daha bu şehirdeki hiçbir okula alınmaması için elimden geleni yaparım."

"Sen bizi tehdit mi ediyorsun?"

"Evet."

Kadın üzerime doğru yürüyecekken kocası durdurdu.

"Sare Hanım, biz bu olay hiç yaşanmamış gibi davranacağız."

Gülümsedim.

"Anlaşabildiğimize sevindim. Bu arada hastanemiz buraya yakın, lütfen gitmekten çekinmeyin. Sizi bekliyor olacaklar. Tekrardan geçmiş olsun."

Odadan çıkıp çıkışa doğru yürürken Müdür Bey de bana eşlik ediyordu.

"Müdür Bey, böyle bir şey bir daha tekrarlanmayacak emin olabilirsiniz."

"Biz de bunu temenni ediyoruz."

"Merak etmeyin. Eğer okulunuzda bir ihtiyaç varsa karşılamak isteriz."

"Çok naziksiniz Sare Hanım, açıkçası uzun zamandır müzik odamızı yenilemeyi düşünüyoruz."

"Anladım Müdür Bey. Bunu bizden bir hediye olarak görün."

"Seve seve. İyi günler."

"İyi günler." Dedikten sonra arabaya bindim.

"Eve." Dedim Sedat'a doğru.

Eve girip odama doğru çıkarken arkadaki yardımcımıza dönüp konuştum.

"Akif gelince odama gelsin."

Önüme dönecekken, "Gelirken eline de bir kalıp buz verin."

"Peki Sare Hanım."

Odama girince giyinme odama gidip üzerimi değiştim. Daha sonra balkonuma çıkıp çiçeklerimi suladım. Babamın arabasını bahçeye girerken görünce yanına gitmek için odamdan çıktım. Merdivenlerin başında babamı beklemeye başladım. İçeri girip merdivenlere yönelince bir adım yaklaştım.

"Babacım hoş geldiniz."

"Hoş bulduk kızım."

"Gününüz nasıl geçti?"

"Gayet iyi."

Gülümseyerek başımı salladım.

"Sana söylediğim iş ne oldu?"

"Hiçbir sorun çıkmadı ayrıca beyefendinin size çokça selamı var."

"Aferin."

Babam çalışma odasına yönelince bir sorun olduğunu anladım çünkü eve gelince ilk yatak odasına gider üzerini değiştirirdi eğer ilk çalışma odasına gidiyorsa bu konuşulması gereken başka bir konunun daha var olması demekti. Babamın peşinden yürüdüm. Odaya girdiğimizde masasına oturdu. Karşısında ayakta bekliyordum.

"Bugün okula gitmişsin."

Babamın bunu öğrenmesi zaten işten bile değildi.
"Evet babacım, Akif ve Leyla'nın ders durumlarını sormak için gittim."

"Umarım bir sorun yoktur."

Gülümsedim.

"Hayır, her şey yolunda. İkisi de çok başarılı bir dönem geçiyor."

"Eğitime ne kadar önem verdiğimi biliyorsun, bu müsemma gösterilmeyecek bir konu. Aksilik istemiyorum."

"Biliyorum babacım, siz hiç merak etmeyin. Ben bu konuyla özel olarak ilgileniyorum."

"Sana güveniyorum. Şimdi çıkabilirsin."

Baş selamımı verip çalışma odasından çıktım.
Odama girip duvardaki saate baktım. Masamın yanına ilerleyip parmaklarımdaki yüzükleri çıkarıp bıraktım. Ben hâlâ masamın yanındayken kapı tıklatıldı.

"Gel."

Akif ürkek adımlarla içeri gelirken elinde de buzu tutuyordu.

"Abla bunu istemişsin." Deyip elindeki buzu bana doğru uzattı.

"Getirdiğin için teşekkür ederim fakat o senin için."

"Benim için mi?"

Yanına doğru yürüyüp karşısında durdum.

"Evet."

"Ned- "

Kelimesini bitirmeden sağ yanağına sert bir tokat attım. Öyle bir vurmuştum ki tokat sesi odamda yankılandı. Akif'in başı diğer tarafa savurmuştu. Yüzünü yere eğince çenesinden tutup kaldırdım.

"Ne hakla ailemizi böyle bir durumun içine düşürürsün."

Yüzü kıpkırmızı olmuştu.

"Abla önce o beni tahrik etti."

"İnsanlara vurma cesaretini nereden alıyorsun, kime ya da neyine güveniyorsun?"

"Özür dilerim abla, yemin ederim bir daha olmayacak."

Gözlerinin içine baktım.

"Elbette olmayacak."

Az önce vurduğum yere bakmak için yüzünü çevirdim. Parmaklarımın izleri çıkmıştı.

"O buzu yüzüne koy. Akşam yemeğinde yüzünde hiçbir iz görmeyeceğim. Şimdi çık dışarı."

Akif odamdan çıkarken ben de temiz hava almak için balkonuma çıktım.

🖤

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

111okunma 77beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.