12. bölüm / 28
BAYAN KİBİRLİ12.Bölüm
Bölümler 28Şu an: 12.Bölüm
- 1 1.Bölüm/ Düzen1.383 kelime
- 2 2.Bölüm/ İz1.538 kelime
- 3 3.Bölüm/ Zarf990 kelime
- 4 4.Bölüm1.637 kelime
- 5 5.Bölüm/ Haberler1.218 kelime
- 6 6.Bölüm1.052 kelime
- 7 7.Bölüm/ Akşam Yemeği963 kelime
- 8 Bölüm 81.222 kelime
- 9 9.Bölüm919 kelime
- 10 10. Bölüm1.449 kelime
- 11 11.Bölüm865 kelime
- 12 12.Bölüm1.251 kelime · Okuduğun bölüm
- 13 13.Bölüm1.046 kelime
- 14 14.Bölüm1.342 kelime
- 15 15.Bölüm1.175 kelime
- 16 16.Bölüm1.588 kelime
- 17 17.Bölüm1.252 kelime
- 18 18.Bölüm990 kelime
- 19 19.Bölüm1.251 kelime
- 20 20.Bölüm1.102 kelime
- 21 21.Bölüm2.035 kelime
- 22 22.Bölüm1.061 kelime
- 23 23.Bölüm1.217 kelime
- 24 24.Bölüm937 kelime
- 25 25.Bölüm1.077 kelime
- 26 26.Bölüm1.355 kelime
- 27 27.Bölüm1.284 kelime
- 28 28.Bölüm1.117 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Dönmüşsün."
"İki hafta oldu."
"Dönmem demiştin."
Hayal kırıklığım sesime yansımıştı.
"Evlenmem demiştin."
Gözüm Cahit'e kaydı. Bize bakıyordu.
"Büyük konuşmuşum." Dedim tekrar Can'a dönerken.
"Ben de. Ben de büyük konuşmuşum."
Bir şey söylemeden başımı salladım.
"Burada iki haftalık işim var. Vaktin olursa birgün oturup konuşalım."
"Olur."
Yine sessizleştik. Öylece birbirimize bakıyorduk. Aramızdaki sessizliği Cahit'in sesi bozdu.
"Canım masaya gelsene."
"Tamam. Can, babama bir selam ver istersen."
Başını sallayıp bizden önce masaya doğru yürüdü. Ben arkasından bakarken Cahit görüş açıma girdi.
"O adam kim?"
"Arkadaşım."
Tek kaşını kaldırırken ellerini cebine attı.
"Sadece?"
Yüzümü buruşturmamak için büyük bir çaba harcadım.
"Masaya dönelim."
Yanına geçip koluna girdim. Masaya doğru yürürken Can ile göz göze geldik. Gülümseyerek bakıyordu. Aynı şekilde karşılık verdim.
"O senin sadece arkadaşın değil, değil mi?"
Cevap vermedim.
Babamla Can iş konuşurken sessizce onları izledim. Babam, Can'ı önceden de severdi. Şimdi de samimiyetleri devam ediyordu. Eğer zamanında Can yurt dışında çalışmaya karar vermeseydi, bugün bu masada babamın damadı olarak oturuyor olurdu. Küçük bir iç çekip bakışlarımı onlardan çektim. Annem hâlâ arkadaşlarının yanındaydı. Leyla ve Akif de öyle. Cahit telefon görüşmesi yapacağım deyip gitmişti ve hâlâ ortalıkta gözükmüyordu. Masadan kalkıp salondan çıktım. Biraz temiz hava almak istedim. Etrafı ışıklarla çevrili bahçenin en karanlık yerindeki banka oturdum.
"Ne yapıyorsun burada tek başına?"
"Hava almak istedim."
Cahit de yanıma oturup içine temiz havayı çekti.
"Neden geç kaldın?"
"Küçük bir işim çıktı. Yoldayken geri dönmek zorunda kaldım."
"Babam seni soruşturmaya başlamış. Haberin olsun."
"Nasıl yani?"
"Nasılını boş ver. Hareketlerine çeki düzen ver yeter."
Oflayıp kollarını göğsünde bağladı. Aynı çocuk gibi davranıyordu. Görmese de göz devirdim.
"O adam senin eski sevgilin mi?"
Cahit'e Can'ı anlatacak kadar değer vermesem de içinde bulunduğumuz durumdan dolayı bilmesi gerekiyordur diye geçirdim içimden.
"Evet."
"Neden ayrıldınız?"
Başımı Cahit'e doğru çevirdim.
"Gerçekten bunu mu konuşmak istiyorsun?"
"Merak ettim." Dedi düz bir sesle.
"Ayrılmamız gerekti."
"Neden ki?"
"Yurt dışında çalışmak istedi."
"Ne var bunda?"
"Ama benim evim, ailem, işim burada." Dedim, umursamaz görünmeye çalışarak.
"Birini seviyorsan bunlardan vazgeçebilirsin."
Yine başımı Cahit'e çevirdim. Gözlerime bakıyordu.
"Ben vazgeçmem." Dedim hâlâ gözlerine bakarken.
Omuz silkti, "Ben vazgeçerim."
Önüme dönüp ayağa kalktım.
"İçeri geçelim."
Peşimden o da kalktı.
Eve geldiğimizde hemen odama çıktım. İçimde Can'ı görmenin heyecanı vardı. Yıllar sonra dönmüştü. Aramızdaki ilişki eskisi gibi olmasa da onu görmek bile heyecanlandırmıştı beni.
Balkonuma çıkıp serin havaya aldırmadan çiçeklerimin yanına oturdum. Rüzgâr estikçe kokuları burnuma geliyordu. Huzurla gözlerimi kapadım.
Aşağıdan gelen seslerle gözlerimi açtım. Alışık olmadığımdan yataktan kalkıp hemen aşağı indim. Annem bir yandan telefonda konuşuyordu diğer yandan mutfaktaki çalışanlara bir şeyler söylüyordu.
"N'oluyor?"
Annem beni görünce telefonu kapattı.
"Sare, hiç sorma kızım."
Yanına gidip sakinleşmesi için koltuğa oturttum.
"Sakince anlat anne."
"Anneannen geliyor, hem de bu akşam."
Kaşlarım havalanırken ben de annemin yanına oturdum.
"Anladım."
"Baban dedi ki yarın Cahit'in ailesini eve davet edelim. Topluca tanışmış olurmuşuz."
"Bunu babam mı istedi anneannem mi?"
"Bence anneannen."
Odama gitmek için ayaklandım.
"Ben hazırlanıp dışarı çıkacağım."
"Sare.."
"Efendim?"
"Kızım geç kalma sakın, anneanneni biliyorsun."
Annemin bu hâlini gülümsedim.
"Bir-iki saate dönerim."
Sedat arabayı park etmeye götürürken ben de şirketin kapısında beklemeye başladım. Sedat yanıma geldiğinde de içeri girdik. Danışmadaki kadına Salih beyin odasını sorup yolumuza devam ettik. Sekreteri de toplantı odasında olduğunu söylerken arkadan gelen seslerle başımı çevirdim. Kemal abi ve Salih amca yanlarındaki birkaç kişiyle bize doğru geliyordu. Salih amca beni görünce biraz şaşkınlık biraz heyecanla gülümsedi.
"Sare hoş geldin kızım."
"Hoş bulduk, kusura bakmayın habersiz geldim."
"Ne kusuru kızım, gel odaya geçelim."
Yürümeden önce diğerlerine dönüp sonra konuşalım demişti. Kemal abi uzaktan baş selamı verip ters yönde yürürken bizde odaya doğru yürüdük.
"Hangi rüzgâr attı seni buraya, bir sıkıntı yok ya?"
Karşı karşıya otururken hemen cevap verdim.
"Hayır, hiçbir sıkıntı yok. Ben bir konu hakkında sizinle görüşmek istedim."
"Tabii kızım söyle dinliyorum."
"Cahit'i iş konusunda serbest bırakmamanızı istiyorum. Yakında evleneceğiz ve alışkanlıklarının değişmesi gerekiyor. Benim endişelerimi bir kenara koysak bile babam bu konudan rahatsız olacaktır. Umarım ne söylemek istediğimi anlamışsınızdır."
Ağır ağır kafa salladı.
"Anladım kızım anladım. Cahit hâlâ evin şımarık çocuğu gibi. Ama bu evlilik onu sorumluluk sahibi yapacak buna eminim."
"Açıkçası bu konuyu onunla konuşmadım. Konuşmaya da niyetim yoktu fakat babam Cahit'i ailemize yakışır biri olarak görüyor. Babamın hayal kırıklığı yaşamasını istemem."
"Babanı bilmez miyim hiç. Senin aklın kalmasın, ben halledeceğim."
Belli belirsiz gülümsedim.
"Teşekkür ederim. Ben daha fazla vaktinizi almayayım."
Ayağa kalkarken çay kahve teklifini de kibarca reddettim. Vedalaşıp odadan çıktım. Beni görünce Sedat da ayaklandı. Şirketten çıkıp kapının yanında Sedat'ın arabayı getirmesini beklerken Cahit'in arabası önümde durdu.
"Hayırdır?"
Arabanın etrafından dolanıp yanıma gelirken anahtarını güvenliğe atmıştı.
"Babanla konuşmaya geldim."
"Hangi konuda?"
"Gidince öğrenirsin."
Şüpheyle tek kaşını kaldırdı.
"Ne yapacaksın bugün?"
Çalışıp çalışmayacağını öğrenmek istedim. Yoksa yine arkadaşlarıyla mı buluşacaktı?
"Bir işim yok. Kafama göre takılacağım."
Tam bir hayal kırıklığıydı.
Sedat'ın geldiğini görünce bir şey söylemeden arabaya doğru yürüdüm.
"Yarın akşam görüşürüz." Diye arkamdam bağırdığında da dönüp bakmadım.
Aşağıdan gelen sese bakılacak olursa anneannem gelmişti. Elimdeki kitabı bırakıp üstüme çeki düzen verdikten sonra ben de aşağı indim. Anneannem eve girmeden kapıda beklemeye başladım. Annem hâlâ stres içindeydi, babam onun bu hâlini görünce destek olmak adına kolunu uzattığında annem de bunu bekliyormuş gibi hızla koluna girdi. Sonunda anneannem içeri geldiğinde yanına gidip elini öpmek için uzanınca her zamanki gibi öptürmemişti.
"Hoş geldin anneanne."
"Hoş buldum."
Yavaş adımlarla ilerlerken annemle babamı kol kola görünce suratı asılsa da bir şey demeden ilerledi. Salona geçip oturduğunda babamla annem peş peşe elini öpüp hoş geldin dedikten sonra biz de oturduk. Akifle Leyla koşar gibi geldiklerinde annem sinirle onlara bakıyordu. Babam sakince, "Gelin hoş geldin deyin." İkisi de çekinerek anneannemin elini öptükten sonra anneannem elini çantasına attı. Çıkardığı zarfları çocuklara uzatıp, "Okulda harçlık yaparsınız." derken bile yüzü gülmüyordu. Yine de bu zarf olayı anneannemin onlara olan sevgisinin simgesi hâline gelmişti. Bu duruma artık çocuklar da alışmıştı. Leyla gülümseyip teşekkür etti. Akif anneannemin elini öpmek için tekrar uzandı. Anneannem Akif'e mânâlı mânâlı bakıp elini tekrar çantasına atıp bir zarf daha çıkardı. Akif o zarfı da alınca tekrar öpmek için eğilirken babam araya girdi.
"Akif hadi otur sen de."
Herkes oturunca annem ayaklandı.
"Ben bir mutfağa bakayım sonra da yemeğe geçelim."
Annem salondan çıkınca anneannem bana döndü.
"Nasılsın kızım?"
"İyiyim anneanne. Sen nasılsın, yolculuk nasıl geçti?"
"Uzun yola çıkmak artık yoruyor beni, biliyorsun ya. Bir dahaki sefere sen gel."
"Tabii gelirim."
"Damat beyle."
Sesi kinayeli çıktı. Sessiz kaldım. Bu kez babama döndü.
"Kimlerden?"
"Eski bir arkadaşımın oğlu. Temiz, güvenilir insanlar."
"Ne işle meşguller?"
"Hâli hazırda inşaat işindeler, bu yıl içinde işlerini büyüteceklermiş."
"O yüzden mi torunumla evlendirmek istiyorlar oğullarını?"
Anneannemin cümlesi üzerine odaya sessizlik çöktü. Babamın kaşları çatılmaya başladığında ben araya girdim.
"Anneanne elbette öyle bir durum yok."
"Bu devirde kimseye güven olmaz. Ben dayınlara haber ettim, sorup soruşturacaklar. Sahipsiz sanmasınlar seni."
"O nasıl laf öyle? Kim benim kızımı sahipsiz sanacakmış?"
Babamın sert sesiyle anneannem sessizleşti.
Annem gelip sofranın hazır olduğunu söyleyene kadar da kimseden çıt çıkmadı.
Yemekten sonra herkes odasına çekildi. Sadece anneannemle ben kaldık. Elimdeki tepsiyi masaya bırakıp fincanları önümüze koydum. Anneannem saçlarının yarısı kapatan şalını çıkarırken, "Baban çok mu sinirlendi?" diye sordu.
"O sana sinirlenmez. Sadece kendini kötü hissetmiş olabilir."
"Ne yapayım kızım. Seni düşünüyorum."
Gülümsedim, "Biliyorum ama ortada endişelenecek bir şey yok. Babam da annem de benim iyiliğimi istiyor."
"O kadın senin annen değil!"
Sinirle gözlerini benden çekti.
"Anneanne lütfen böyle yapma. Daha kaç defa konuşacağız bunu?"
"Annen yaşasaydı başka bir kadına anne demene çok üzülürdü."
"Ama yaşamıyor."
Anında bir pişmanlıkla nefesimi dışarı verdim.
"Annem benimle bu kadar iyi ilgilenen birine anne dememi isterdi. Kaç yıl oldu sen de kabullen artık."
Cevap vermedi. Ben de konuyu değiştirdim.
"Yarın Cahit ve ailesi seninle tanışmak için gelecek."
Başını bana doğru çevirdi.
"Gelsinler bakalım."
Bölüm etkileşimi
