BAYAN KİBİRLİ kitap kapağı

25. bölüm / 28

BAYAN KİBİRLİ

25.Bölüm

Vaveyla Yazarı: e s

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 28Şu an: 25.Bölüm

Önümdeki yemeği didiklerken, Cahit tatlısını bekliyordu. Otele döndükten sonra ikimiz de köşelerimize çekilmiştik. Bir ara arkadaşları aramıştı. Konuşma sırasında bol bol kahkaha atınca rahatsız olup aşağı indim. Peşimden de o gelmişti.

"Pek keyfin yok gibi?"

Başımı yemekten kaldırıp karşımdaki adama baktım. Saçlarının dalgaları alnına düşmüştü. Kıvıcık saçlı değildi, öndeki saçları biraz dalgalıydı sadece. Sakalları yeni yeni çıkıyordu. Üzerindeki mavi gömleğin üst iki düğmesi açıktı, gömleğin kollarını bir-iki kez katlamıştı. Başını hafifçe yana yatırmış, benden cevap bekliyordu. Elini kaldırıp gözümün önüne getirince parmağını şıklattı. Bu kez parmağındaki alyans ilişti gözüme. Kalın olmayan beyaz parmaklarında ışıl ışıl parlıyordu. Gülümsedim.

"Eğer çok sıkılıyorsan arkadaşlarını buraya çağırabilirsin."

Kaşlarını çattı, "Nereden çıktı şimdi bu?"

Omuz silktim, "Ortak noktamız yok gibi ve sen sıkıldığını çok belli ediyorsun."

"Sıkılmıyorum. Arkadaşlarımın gelmesine de gerek yok. Bu bizim balayımız."

"Sadece bir teklif."

"Hoşuma gitmedi."

Tekrar tabağıma döndüm.
"Sen tatlı sevmiyor musun?"

"Çok severim." Dedim başımı kaldırmadan.

"Neden bir şey istemedin?"

Oflayıp gözlerimi Cahit'e çevirdim, "Şu an yanımızda kimse yok, ilgili davranmana da gerek yok."

Sinirli hissediyordum ama elle tutulur bir nedeni yoktu.

"İstemeden bir yanlış mı yaptım Sare?"

Sesi soğuk çıkmıştı bu da daha kötü hissetmeme sebep oldu.

"Hayır, ben kendimi biraz kötü hissediyorum. Kusura bakma."

"Ne kusuru canım."

Sesi eski hâline dönünce rahatladım. Onun sıcakkanlı tarafına alışkındım.

"Peki neden kötü hissediyorsun?"

Bu sırada tatlısı gelince kısaca, "Tatlını ye." Deyip önüme döndüm.

Odaya çıkınca kendimi balkona attım. İçim sıkılıyordu, Cahit yakınımda olduğunda bu his daha da artıyordu.

"Kahve içelim mi?"

Balkona tam çıkmadan kafasını uzatmıştı.
"Olur."

"Hemen söylüyorum."

Aradan çok geçmeden elinde fincanlarla o da yanıma geldi. Fincanın birini önüme uzattı, "Seninki sade." derken sırıtıyordu. Kaşlarım havalanırken ben de güldüm.

"Unutmamışsın."

"Unutmam."

Ben onun nasıl içtiğini unutmuştum. O zaman zihnimde yer etmesini istememişimdir bile. Şu an ise hatırlamak istediğimi hissettim. 'Sen de şöyle içiyorsun' demek.

"Teşekkür ederim."

Yanıma oturup kahvesini önüne çekti.

"Aklıma seninle tanışmamız geldi, korkunçtu."

Yandan bir bakış attım.

"Benim içinde korkunçtu."

"Kötü anlamda korkunç değil." Diye toparlamaya çalıştı.

"İyi anlamda korkunç nasıl oluyor beyefendi?" Derken havanlanmış kaşlarımla ona doğru dönmüştüm. Gözleri yüzümde gezinirken gülümseyip önüne döndü.

"Evet, senin için daha korkunç olmalı. O gün başkası değil ben gelmeliydim."

Kahvemden bir yudum alıp geriye yaslandım.

"Öyle olsaydı ikimizde evlilik istemediğimizi söyleyip, o gün orada bitirirdik her şeyi."

Cümlem bitince içim ürperdi, sanki bir titreme geçti içimden. Bakışlarımı Cahit'e çevirdim, dalgın gözlerle karşıya bakıyordu.

"Başkasıyla mı evlenirdin?" Dakikalar sonra konuşmuştu.

Cevap bekleyen gözlere çevirdim gözlerimi.

"Öyle olurdu sanırım. Senin içinde öyle olmaz mıydı?"

Evlenmezdim, en azından bu anlaşmalı olmazdı. Cahit'e güvendiğim için onunla böyle bir işe kalkışmıştım. Eğer o olmasaydı babamı ikna ederdim ve bu şekilde evlenmezdim.

"Belki de." gözlerini benden çekti.

Kahvelerimiz soğurken ikimiz de sessizleştik. Sanırım ikimiz de olaylar buraya gelmesiydi ne olurdu diye düşünüyorduk.

Bir saate yakın bir süre geçince ayaklandım.

"Uyuyacağım."

Cevap vermeyip başını salladı. Dönüp gideceğim sırada tekrar konuştum.

"Yatak yeterince büyük koltukta yatmana gerek yok. Araya yastık koymayı da unutma."

Çalan telefonun sesiyle gözlerimi açmaya çalıştım. Pek de uzun çalmayan telefon ben kendime gelene kadar susmuştu bile. Dünün üzerine kendimi dinlenmiş hissediyordum. İyice yatağa gömülürken sağ tarafa dönmemle Cahitle yüz yüze geldik. O hâlâ uyuyordu. Dediğimi yapıp aramıza yastıkları dizmişti. Yatağın diğer ucunda yana doğru uzanmış, saçları yine birbirine girerken önündeki bir tutam saç alnına düşmüştü. Saçlarını ne zaman böyle görsem içimden uzanıp düzeltmek geliyordu. Gözlerim hâlâ onun üzerindeyken telefon tekrar çalmaya başladı. Cahit uyanmasın diye hızla telefonu susturup yataktan çıktım. Sessiz adımlarla balkona ilerledim. Arayan Merveydi. İş dışında beni aramayacağını bildiğimden daha fazla bekletmeden açtım.

"Dinliyorum Merve?"

"Sare Hanım, işle ilgili ne olursa olsun haber verin demiştiniz."

"Evet, n'oldu?"

"Bu sabah Salih Bey şirkete geldi,"

Merveyi dikkatle dinlerken konunun ne olduğunu az çok anladım.

"babanızla özel görüştüler. Henüz net değil ama son büyük projelerimiz için ortaklık teklif edildiği söyleniyor."

"O projelerin tüm dosyaları tamamlanmadı mı? Nasıl ortaklık teklif ediyorlar?"
"Evet öyle ama.."

"Ama?"

"Sonuçta artık akrabanız."

Göz devirirken nefeslendim.

"Babam nasıl bakıyor bu işe?"

"Olumlu."

"Tamam Merve. Gelişme olursa ararsın."

Telefonu kapatıp içeri geçtim. Cahit bıraktım gibi yatıyordu. Uykusunun ağır olduğunu söylemişti, doğruymuş. Ben olsam en ufak sese başımı dikerdim. Tekrar yatağa uzanıp uyumaya devam etmek istediğime karar verip yüzümü Cahit'e çevirerek gözlerimi kapattım.

Ayaklarıma örtülen örtüyü hissetmemle gözlerimi açtım. Cahit hâlâ örtüyü düzeltiyordu,

"Ne yapıyorsun?"

İrkilerek başını bana çevirdi.

"Uyandırdım mı?"

"Evet."

"Ayakların üşümesin diye kapatayım dedim."

Olduğu yerde dikelirken kaşlarım havalandı.
"Bu havada ne üşümesi Cahit?"

"Gece titriyordun."

Sırtımı yatağın başlığına yaslarken gözlerim Cahitteydi.

"Gerçekten mi?"

"Evet, hatta bir ara bana sarılacak gibi oldun. Zor kurtardım vücudumu."

Ellerini kendine sararken ben de yanımdaki yastığı alıp ona doğru fırlattım. Gülerek havada kaptı.

"Ben de ciddi ciddi dinliyorum seni."

"Tamam sarılmadın ama titrediğin doğru."

Bir şey söylemeden başımı salladım. Doğrudur.

"Sen böyle her şeye uyanacak mısın?"

"Galiba."

"O zaman seninle çok işimiz var. Ben çok hareketli uyurum."

Aklıma dün geceyi getirdim. Hayır hiç rahatsız olmamıştım.

"Hareketli mi?" Dedim sorarcasına.

Elindeki yastığı yatağa bıraktıktan sonra kollarını kaldırıp vücudunu esnetti.

"Evet öyle diyorlar."

Suratımın düştüğünü hissederken düzeltme ihtiyacı duymadım. Cahit yüzüme bakmadan banyoya ilerlerken ben arkasından bakmaya devam ettim.

Valizi kapatıp kenara çekildim. Cahit'e kahvaltıdan sonra toparlanmasını söyledim. Burada daha fazla kalmamızı gerektirecek bir durum yoktu. Üstelik işe de dönmem gerekiyordu. Cahit telefon görüşmesi yapacağını söyleyip odadan çıkınca son kez etrafı kontrol ettim. Bir şey kalmamıştı.

Eve Cahit'in arabasıyla dönüyorduk. Arabasını ne ara getirttiğini bilmesem de sormadım da.

"Yine sessizleştin?"
Gözlerimi dışarıdan çekmedim.

"Nerede çalışmaya devam edeceksin?"

"Bilmiyorum." Bu kez bakışlarımı ona çevirdim. Çatık kaşlarla yola bakıyordu.

"Nerede çalışmak istersin?"

"Kendimi rahat hissebileceğim bir işte çalışmayı isterdim ama bu mümkün değil."

Sorarken onu kastetmemiştim ama bozmadan devam ettim.

"Ne gibi?"

Dudaklarının kenarı kıvrılırken gerginliği bir anda uçtu.

"Takım elbise giymeyeceğim ve dosya okumayacağım yerler."

"Arkadaşının mekanı gibi bir yer mi?"

Başını bana çevirdi. Hızla yolu işaret ettim.

"Aslında Murathanla ortak olacaktık.."

"Neden olmadınız?"

"Babam izin vermedi." Kaşlarım havalandı.

"İzne ihtiyacın mı vardı?"

"Para da vermedi." Dedi gülerek.

Usulca başımı salladım, "Anladım."

Babasının bizim şirkete ortaklık teklif ettiğini bilmiyor gibiydi. Zaten bu işlere ilgisiz olduğu en başından belliydi. Bu konuda anlaşmıştık. Birbirimizin gücünden yararlanma gibi bir durum söz konusu olmayacaktı fakat bu evliliğin sadece ikimiz arasında olmadığını da yeni yeni fark ediyordum. Onun ailesi olmasa bile babam sırf ilişkilerimiz gelişsin diye bu konuyu gündeme getirirdi. Bu anlaşmaları nasıl durduracağımı da bilmiyordum aslında bir yolu vardı ama gerçekleşmesi o kadar güç ki, yolu yok bile diyebilirim.

Cahit'e yandan bir bakış attım. Canı sıkkın duruyordu sanırım bu iş mevzusunu kafaya takıyordu. Onu kendi hâline bırakıp ben de önüme döndüm. Yolu sessizlikle dinlenerek geçirmek istiyorum çünkü gittiğim evde beni neyin beklediğini az çok biliyordum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

26okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.