24. bölüm / 28
BAYAN KİBİRLİ24.Bölüm
Bölümler 28Şu an: 24.Bölüm
- 1 1.Bölüm/ Düzen1.383 kelime
- 2 2.Bölüm/ İz1.538 kelime
- 3 3.Bölüm/ Zarf990 kelime
- 4 4.Bölüm1.637 kelime
- 5 5.Bölüm/ Haberler1.218 kelime
- 6 6.Bölüm1.052 kelime
- 7 7.Bölüm/ Akşam Yemeği963 kelime
- 8 Bölüm 81.222 kelime
- 9 9.Bölüm919 kelime
- 10 10. Bölüm1.449 kelime
- 11 11.Bölüm865 kelime
- 12 12.Bölüm1.251 kelime
- 13 13.Bölüm1.046 kelime
- 14 14.Bölüm1.342 kelime
- 15 15.Bölüm1.175 kelime
- 16 16.Bölüm1.588 kelime
- 17 17.Bölüm1.252 kelime
- 18 18.Bölüm990 kelime
- 19 19.Bölüm1.251 kelime
- 20 20.Bölüm1.102 kelime
- 21 21.Bölüm2.035 kelime
- 22 22.Bölüm1.061 kelime
- 23 23.Bölüm1.217 kelime
- 24 24.Bölüm937 kelime · Okuduğun bölüm
- 25 25.Bölüm1.077 kelime
- 26 26.Bölüm1.355 kelime
- 27 27.Bölüm1.284 kelime
- 28 28.Bölüm1.117 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Pencereden içeriye sızan güneşi izlerken Cahit hareket edince gözlerimi ona çevirdim. Sabaha kadar bir o yana bir bu yana dönüp durmuştu. Uyandırıp yatağa yatmasını söylemek için yanına kadar gitmiştim ama yapamayıp yatağa geri döndüm. Bir türlü uyuyamayıp sabah olmasını bekledim.
"Saat kaç?"
Gözlerini kırpıştırarak bakıyordu.
"5.47" tekrar gözlerini kapattı.
"Gel yatağa yat." Zaten bir türlü uyuyamıyordum. En azından o rahat yatsın. Başını kaldırıp yüzüme baktı.
"Ne?"
"Gel yatağa yat dedim."
"Rahatsız olmaz mısın?"
"Olmam." Dedim gözlerimi üzerinden çekerken.
Usulca ayağa kalkıp yatağın diğer ucuna geldi. Üstünde hâlâ gömleği ve pantolonu vardı. O örtünün ucundan tutup kaldırırken ben üzerimdeki örtüyü açıp yataktan çıkmak için hareketlendim.
"Ben duşa gireceğim. Üzerini değiştirip yat, daha rahat olursun."
Bir şey söylemesini beklemeden banyoya ilerledim.
Tüm işlerim bitince saçlarımı kurutmayıp banyodan çıktım. Gözlerim direkt yatağa gitti. Cahit uyuyordu, yüzü daha huzurluydu.
Saat daha yedi bile olmamıştı. Sıkıntıyla nefeslenip yavaşça balkona çıktım. Temiz havayı içime çekip yumuşak sandalyeye oturdum. Yorgunlukla omuzlarım çökmüştü. Karşımdaki yeşilliği izlerken gözlerim dolmaya başlayınca kaşlarımı çattım. İçimdeki sebepsiz sıkıntı, içimden gözyaşı olarak taşıyordu. Gözümden hızla düşen damlayı aynı hızla sildim. Derin derin nefesler alıp kendime gelmeye çalıştım.
"Üşüteceksin."
Geldiğini duymadığım için ürkmüştüm.
"Kusura bakma korkutmak istemedim."
"Sessiz gelme bir daha."
Birkaç adım atıp balkona çıktı, "Tamam, gelmem."
"Saçlarını kurutup öyle çıksaydın."
"Rahatsız etmek istemedim."
Yanımdaki sandalyeye bıraktı kendini.
"Uykum derindir, uyanmazdım."
Başımı salladım. Onun hakkında yeni şeyler öğrenmeye başladığımı fark edince yerimde kıpırdandım. Önceden onunla ilgili şeylere dikkat edip etmediğimi geçirdim aklımdan.
"Uyuyamadın mı?"
"Evet." Dedim gözlerimi karşıdan çekmeden.
"Yabancı yerde yatıyorsun diye mi acaba?"
"Belki de."
Bir süre sessiz kaldıktan sonra tekrar konuştu.
"Sare.."
"Hm?"
"Dün gece olanlar hiç yaşanmamış gibi davranalım, senin dediğin gibi."
Yorgun gözlerimi Cahit'e çevirdim. Gülümsedim başımla onayladım. Gülümsedim gülümsemesine ama içimden çok farklı bir duygu geçti. Sanki içimden bir parça kopmuş gibiydi. Gözlerimi tekrar karşıya çevirdim. Yanan gözlerimin acısını bastırmak için dudaklarımın içini dişlerimin arasına geçirdim.
"Bu bir yılı arkadaşça geçirelim. Sonra..."
Gözlerimi ona çeviremesem de ağzından çıkan her kelimeyi dikkatle dinliyordum.
"Sonra?" Dedim devam etmeyince.
"Sonra tüm olanları unutup hayatlarımıza döneriz. Tam istediğimiz gibi."
Kendimi tutamayıp bakışlarımı Cahit'e çevirdim.
"Evet, tam istediğimiz gibi." Diye tekrarladım onu. Sesim hem sinirli çıkmıştı hem kırgın. O bunu fark etti mi bilmiyorum.
Biraz daha yanımda oturduktan sonra duşa gireceğini söyleyip yanımdan ayrıldı. Banyoya girene kadar peşinden baktım. Sinirle önüme dönerken ağzıma gelen kan tadıyla yüzümü buruşturdum. Parmaklarım dudaklarımın içine gitti. Parmaklarıma bulaşan kanı görmemle oflayıp ben de içeri girdim.
"Sen niye gelmiyorsun?"
Etrafı izlemeyi bıraktım, "Belki sonra."
"İyi ben de gitmiyorum."
Omuz silktim. Denize gidecekti ama vazgeçmişti. Önümdeki içeceği elime aldım.
"Buralarda magazinci var mıdır?"
Başımı salladım, "Vardır."
"Dikkatli olacağız." Dedi etrafa göz atarken. Onun bu ajan gibi davranan hâline gülümsedim. Haberim olmadan tek bir satır bile yazamayacaklarını bildiğimden rahattım, bunu Cahit bilmese de olurdu.
"Eve ne zaman döneriz?"
"En az üç gün buradayız."
"Ne yapacağız? Ben sıkılırım."
Masaya doğru eğilince Cahit'te benim gibi eğildi.
"Yeni evli bir çift olduğumuzu unutma. Ne demek sıkılıyorum?"
Gözleri yüzümde gezinirken çekilmeden bekledi. Ben yavaşça geri çekilirken uzunca nefeslenip o da geri çekildi. Yüzünü gerçek bir gülümseme takındı.
"Yeni evliler gibi davranalım o zaman."
Tek kaşımı kaldırdım sorarcasına.
Tek elini masanın üzerinden uzattı. Bir süre eline baktım, çekmeyince ben de elimi uzattım. Elimi tuttuğu gibi parmakları elimi okşadı.
"Tam şöyle bir fotoğrafımızı çekseler de gazetelerde görsek."
Güldüm.
"Çıkalım etrafı gezelim bari, gerçi bu tarafa hiç gelmedim. Sen beni gezdirirsin."
Başımı sallarken, "Tamam." dedim.
Günün geri kalanında bildiğim yerleri gezmeye başladık. Cahit doğa insanı olduğunu söyleyip buraları da çok sevdiğini söyleyince, aklımdan babamdan buradaki oteli bana vermesini istemek geçti. Bu fikre kendi kendime gülerken gözlerimi Cahit'e çevirdim. Bir ağacın dibine uzanıyordu.
"Sare gel gel, yataktan rahat."
Yanına gidip ayakta bekledim.
"Gel uzan."
"Kıyafetlerim kirlenir."
"Zenginsin yenisini alırsın."
Göz devirdim. Telefonumu çıkarıp oteli aramak üzereydim, "Ne yapıyorsun?"
"Oteli arıyorum, sandalye getirsinler."
Telefonu elimden çekti.
"Ciddi misin Sare?"
Bir şey söylemedim. Elimi tutup beni de yanına çekti. O tekrar uzanmaya başlayınca ben oturur vaziyette yanındaydım.
"İstersen buraya uzan." Derken karnına iki kere küçükçe vurmuştu.
"Yok, teşekkür ederim."
"Ama böyle çok rahatsız duruyorsun."
"Öyleyim çünkü." Dedim sitemle.
Kahkaha atıp beni karnına doğru yatırdı. Kalkacağım sırada alnıma parmaklarını bastırdı.
"Uslu dur."
Hareket etmeyi bırakınca ellerini çekip kollarını başının altında birleştirdi. Gözlerimi gökyüzüne çevirdim. Güneş, tepemizdeki ağaç dallarının arasından içeri sızmaya çalışıyordu. Rüzgâr hafif hafif esiyor, uzaklardan kuş sesleri geliyordu. Zihnimde çocukluğum canlandı, üstelik böyle bir anım var mıydı bilmiyordum bile. Huzurlu hissediyordum ve bunu en son çocukluğumda yaşamış gibiydim.
Gözlerimi kapattım.
"Sare?"
"Efendim?"
"Babanla aranız nasıl?"
"Normal."
"Nasıl normal? Herkesi normali farklıdır."
Gözlerimi açtım. Gökyüzüne bakıyordu.
"Öyle midir?"
"Yani.. mesela benim babamla normalim abiminkinden çok farklı, ablam için zaten bambaşka."
Ablasından bahsedince yüzümü buruşturdum.
"Ablandan hoşlanmıyorum." Bakışlarını bana çevirdi.
"Biraz terstir."
Tanıştığımız gün aklıma gelince kendimi tutamayıp güldüm.
"N'oldu?"
"Annenle ve ablanla tanıştığımız gün geldi aklıma, çok tuhaftı."
Merakla devam etmem için bekliyordu.
"Allah aşkına ne yaptılar?"
"Seninle paran için mi evlendiğimi sordular."
"Ne?" Gözleri kısılırken ciddi olduğumu anladığında kocaman bir kahkaha attı.
"Anneme bak sen, çok fazla film izliyor."
Kahkahası gülümsemeye dönerken tekrar konuştu.
"Yok hamileyim deseydin." Gözlerimi kısıp yüzüne baktım. Ona baktığımı fark edince o da gözlerini bana çevirdi.
"Ciddi olamazsın." İnanamıyor gibiydi.
"Hamile olup olmadığımı da sordu."
Kaşları havalanırken az önceki neşeli hâlinden eser kalmamıştı. Gözleri bendeydi ama beni görmüyor gibiydi. Sonunda tüm dikkatini bana verince gözlerini çekti.
"Böyle şeylerle seni rahatsız etmelerine izin vermeyeceğim."
Bakışlarımı gökyüzüne çevirirken gülümsedim. Hoşuma gitmişti.
"Teşekkür ederim." Sesim cansız çıktı.
"Saçlarını seveyim mi?"
"Hayır."
"Neden?"
"Asıl sana neden?"
Tartışma gibi değilde sadece atışıyorduk.
"Çünkü arkadaşız?"
Başımı yüzüne doğru çevirdim.
"Sen arkadaşlarının saçlarını mı seviyorsun?"
Sesim sert çıkınca o da bakışlarını bana çevirdi. Cevap vermesini beklemeden uzandığım yerden kalktım.
"Sıkıldım, hadi otele dönelim."
Onu beklemeden de yürümeye başladım.
Bölüm etkileşimi
