2. bölüm / 28
BAYAN KİBİRLİ2.Bölüm/ İz
Bölümler 28Şu an: 2.Bölüm/ İz
- 1 1.Bölüm/ Düzen1.383 kelime
- 2 2.Bölüm/ İz1.538 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 3.Bölüm/ Zarf990 kelime
- 4 4.Bölüm1.637 kelime
- 5 5.Bölüm/ Haberler1.218 kelime
- 6 6.Bölüm1.052 kelime
- 7 7.Bölüm/ Akşam Yemeği963 kelime
- 8 Bölüm 81.222 kelime
- 9 9.Bölüm919 kelime
- 10 10. Bölüm1.449 kelime
- 11 11.Bölüm865 kelime
- 12 12.Bölüm1.251 kelime
- 13 13.Bölüm1.046 kelime
- 14 14.Bölüm1.342 kelime
- 15 15.Bölüm1.175 kelime
- 16 16.Bölüm1.588 kelime
- 17 17.Bölüm1.252 kelime
- 18 18.Bölüm990 kelime
- 19 19.Bölüm1.251 kelime
- 20 20.Bölüm1.102 kelime
- 21 21.Bölüm2.035 kelime
- 22 22.Bölüm1.061 kelime
- 23 23.Bölüm1.217 kelime
- 24 24.Bölüm937 kelime
- 25 25.Bölüm1.077 kelime
- 26 26.Bölüm1.355 kelime
- 27 27.Bölüm1.284 kelime
- 28 28.Bölüm1.117 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Grili siyahlı bulutlardan gözlerimi çekip balkonumdaki çiçeklere çevirdim başımı. Rengarenk çiçekler arasında yine mor menekşelerin yanında buldum kendimi. Gülümseyip yapraklarını sevmeye başladım. Annem ben küçükken sürekli çiçek yetiştirirdi. Bu sevgi de bana ondan geçti. Tüm çiçekleri severdim ama mor menekşelerin yeri her zaman ayrı oldu. Dikkatimi kapının çalması dağıttı, balkondan içeri girerken "Gel" diye seslendim.
"Hanımefendi babanız yemeğe inmek üzere."
"Tamam."
Odamdan çıkıp merdivenlerden inmeye başladım. Annem ve Akif masaya gelmişlerdi ama Leyla henüz yoktu. Anneme doğru konuştum.
"Leyla neden gelmedi? Babam iner birazdan."
"Leyla kendini iyi hissetmiyor kızım. Bu akşam bize katılamayacak."
"Hasta mı?"
"Migreninin tuttuğunu söyledi."
"Anladım." Deyip yerime oturdum.
Babamı kapının girişinde görünce ayağa kalktık. Babam oturunca bizde oturduk.
"Leyla çok kötü hissediyorsa doktor çağıralım Nazan."
"İlacını aldı, uyumaya çalışıyordu." dedi annem.
Onlar konuşurken başını hiç kaldırmayan Akif'e kaçamak bir bakış attım. Yüzünde biraz kızarıklık kalmıştı ama çok belli olmuyordu.
"Akif sen yine mi araba değiştirdin?"
Babamın sorusuyla Akif başını kaldırdı. Korkuyla bakıyordu.
"Evet baba, ablam öyle istedi."
Gülümseyerek babama baktım.
"Babacım arabanın bakım zamanı geldi. Bakımları tamamlanmadan kullanmalarını doğru bulmadım."
"İyi düşünmüşsün, böyle şeylere dikkat edin." Diyerek başını salladı.
Yemeğime dönüp devam ettim. Annem babama haftaya vereceği davetin detaylarını anlatmaya başlayınca dinliyor gibi görünsem de aklım Leyladaydı. İki haftadır iyi olmadığını görüyordum. Neşeli değildi ve bu bir şeylerin kesinlikle ters gittiğini gösteriyordu. Bardağımdaki son yudumu da alıp babama döndüm.
"Babacım izninizle."
Babam tamam der gibi başını sallayınca masadan kalktım. Arkamı döndüğüm sırada babam konuşmaya başladı.
"Sare yarım saat sonra çalışma odama gel kızım."
Dönüp, "Tabii." Dedikten sonra Leyla'nın odasına doğru yürüdüm. Kapının önüne gelince duyduğum sesle kapıyı açmadan bekledim. Hıçkırma sesi gibi olan sesi tekrar duyunca kapıyı çaldım. Leyla'nın gel demesiyle odaya girdim. Işıkları yanmıyordu ve yine o siyah perdelerini çekmişti.
"Işığı açabilir miyim?"
"Abla açık olunca başım daha çok ağrıyor."
"Anladım canım."
Yatağına yürüyüp kenara oturdum.
"Çok mu ağrıyor?"
"Evet."
Karanlıktan dolayı yüzünü net göremiyordum.
"Doktor çağırmamızı ister misin?"
"Hayır, teşekkür ederim."
"Peki, o hâlde bana bu son iki haftadır içinde bulunduğun sıkıntıyı anlatmanı istiyorum."
Leyla bana sırtını dönüp, "Bir sıkıntım yok abla, yanlış anlaşmışsın." Deyince ayağa kalkıp odasının ışığını yaktım. Yorganı başına çekmişti. Yanına gidip yorganı üzerinden çektim. Gözleri kıpkırmızıydı. Onu bu hâlde görmek içimde tuhaf bir his uyandırdı. İlk kez benden gizli ağladığını görüyordum.
"Neden ağladın?"
Burnunu çekip yatakta oturur pozisyonuna geçti.
"Abla.."
Devamını getiremeden ağlamaya başlayınca yanına oturdum. Leyla bizim en küçüğümüzdü gerçi Akifle aralarında sadece bir yaş vardı ama Leyla'yı her zaman daha küçük olarak görüyordum. Sanki hiç büyümemiş de o beş yaşında sürekli peşimde dolaşan çocuk gibiydi. Onu tek başına ağlıyorken görmek çok tuhaftı.
"Leylacım lütfen anlat canım."
Kolunu sıvazlarken biraz sakinleşmesini bekledim.
"Abla benim bir arkadaşım vardı. Çok yakındık."
"Evet."
"Sonra aramız bozuldu. Onunla birkaç fotoğrafımız vardı."
Ağlaması artınca yine bekledim.
"Sonra ne oldu?"
"Eğer dediklerini yapmazsam fotoğrafları yayarım diye tehdit ediyor."
"Senden ne gibi şeyler istiyor peki?"
"Okulda sürekli zorbalık yapıyor."
Sakinliğimi koruyup tekrar sordum.
"Leylacım sana başka bir şey yaptı mı?"
Hıçrıklarının arasında, "Arkadaşlarımın önünde üzerime yürüdü araya başkaları girmeseydi bana vuracaktı. Sonra bir arkadaşım gidip abime söylemiş. Abim geldiğinde beni ağlarken görünce o çocuğa yumruk attı."
Kaşlarımı çattım.
"Bugünkü kavga bu yüzden miydi?"
"Evet. Abim evdekilerin haberi olmasın deyince ben de söylemedim."
"Akif'in fotoğraflardan haberi var mı?"
"Hayır ona da söyleyemedim." Dedi ağlarken.
Ayağa kalktım.
"Bunu ben halledeceğim. Lütfen ağlama artık."
"Abla babam o fotoğrafları görürse bana çok kızar."
"Babamın bu olaydan hiçbir zaman haberi olmayacak. Bana güven."
Leyla sakinleşince odasından çıktım.
Babamın çalışma odasının önüne gelince derin nefes alıp kapıyı tıklatıp içeri girdim.
Babam gözlüğünü çıkarıp masasının üzerine koyarken, "Gel otur kızım." dedi. Karşısındaki sandalyelerden birine oturup konuşmasını bekledim.
"Sare, seni buraya özel bir konu için çağırdım."
"Özel bir konu mu?"
"Evet. Bir aile dostum bugün yanıma geldi. Oğlunun evlenme çağına geldiğinden bahsedip seninle görüşmesinin münasip olup olmadığını sordu."
İçimi bir huzursuzluk kaplarken surat ifademi değiştirmemeye çalışıyordum. Bu mevzudan hoşlanmamıştım.
"Siz ne söylediniz?"
"Benim için bir sorun teşkil etmediğini söyledim. Bir oturup konuşun eğer anlaşabilirseniz ne mutlu bana, olmazsa da elbette nihai karar senin."
"Siz nasıl uygun gördüyseniz babacım."
"O hâlde yarın buluşup görüşün."
"Yarın mı? Neden bu kadar acele davranıyoruz?"
"Çocuk iki gün sonra Kanada'ya gidecekmiş. Dört-beş günlük işi varmış. Biz de uzatmadan tanışmanızı istedik."
Gülümseyip, "Anladım, yarın gideceğim." dedikten sonra ayağa kalktım.
"Müsaadenizle."
Odadan çıkıp kendi odama geçtim. Emrivakiden hiç hoşlanmam. Sinirle balkona çıkıp temiz havayı içime çektim. Artık daha sakindim.
Telefonumu elime alıp Sedat'a mesaj attım. Anlaşılan yarın tekrar okula gitmem gerekiyordu, üstelik babamın bundan haberi olmamalıydı.
Önümdeki çayı yudumlarken babam, "Sana dün bahsettiğim çocuğun adı Cahit, Cahit Erinç." deyince bardağı masaya bırakıp başımı salladım. Babam masadan kalkınca ayağa kalkıp gitmesini bekledik. Akif ve Leyla'nın bakışlarını üzerimde hissediyordum anlaşılan bu durumdan bir tek annemin haberi vardı.
"Sare, kızım eğer görüşmek istemiyorsan babanla konuşurum."
"Bu konu hakkında herhangi bir endişem yok anne. Babamın benim için en doğrusunu istediğine eminim."
"Orası muhakkak ama babanın tanıdığı diye herhangi biriyle görüşmek zorunda değilsin."
"Lütfen siz de endişelenmeyin, sadece oturup konuşacağız."
"Her zaman arkanda olduğumu bil. Babanda olsa bunu bir zorunluluk gibi hissetme." Annem büyük bir ciddiyetle konuşunca bu hâline gülümsedim.
"Biliyorum tabii. Çok teşekkür ederim."
Akif artık dayanamamış olacak ki araya girdi.
"Ablam evlenecek mi?"
"Oğlum ortada daha bir şey yok. Sadece bir görüşme."
Çayıma uzanırken Leyla'ya bir bakış attım. Üzgünce bana bakıyordu. Göz kırpıp gülümsedim.
"Abla umarım görüşmen güzel geçer." Leyla'nın cılız sesiyle annem Leyla'ya döndü.
"Kızım iyi hissetmiyorsan gitme bugün."
"Hayır anne, derslerinden geri kalmamalı. Gitmesi gerek." diye konuştum Leyla'dan önce. Gitmesi gerekiyordu çünkü küçük bir işimiz vardı.
"Evet anne merak etme iyiyim, başım da ağırmıyor." Leyla da beni destekleyince arkama yaslandım. Akif dünden beri benimle konuşmuyordu. Kendince haklı olsa da bir sürü insanın içinde öfkesine yenilip o saçma sapan durumun içine düşmemeliydi.
"Kahvaltınız bittiyse bugün sizi okula ben götüreceğim."
Akif ve Leyla birbirine bakarken annemin bakışları üçümüzün üzerinde gezindikten sonra bende durdu.
"Bir sorun mu var?" Sesi endişeliydi çünkü ben eğer bir sorun varsa okula giderdim.
"Hayır, görüşme yapacağımız mekan o tarafa çok yakınmış. Bende kardeşlerimle biraz daha vakit geçirmiş olurum diye düşündüm."
Annem derin bir nefes alıp güldü.
"Ne yalan söyleyeyim korktum. Akif'in o kazasından sonra yüreğim ağzımda geziyorum."
Yan tarafımda oturan Akif'e ters bir bakış attım. Başını öne eğmişti yine.
Masadan kalkıp, "Odamdan eşyalarımı alıp geliyorum, siz de hazır olun."
Odadan çıkıp merdivenlere çıkarken içeriden Akif'in sesini duyunca duraksadım.
"Anne ne diye sürekli açıyorsun şu konuyu!"
Annem daha kısık sesle konuştuğu için verdiği cevap sadece bir uğultu gibi geldi. Başka bir ses gelmeyince merdivenleri çıkmaya devam ettim. Ceketimi ve çantamı aldıktan sonra aynanın karşısına geçtim. Rujumu tazeledikten sonra odamdan çıktım. Direkt dış kapıya yürüdüm. Akif ve Leyla bahçede beni bekliyordu. Arabama doğru ilerleyince onlar da peşime takıldı. Sedat arka kapıyı açınca geriye çekilip çocukların bilmesini bekledim. Ben de öne geçtim. Sedat arabayı sürmeye başladığında yine kimseden ses çıkmıyordu. Aynadan arka tarafa baktım. İkisiyle de göz göze gelmiştim.
"Size lisedeyken yaşadığım ve okul değiştirmek zorunda kaldığım olayı anlatmış mıydım?"
Leyla, "Hayır abla anlatmadın." deyince devam ettim.
"Lisenin ilk yılında bir kız grubu nedenini bilmediğim bir şeyden dolayı sürekli beni sıkıştırıyordu. Sınıfta, koridorda, bahçede. Aklınıza neresi geliyorsa. Hiçbir zaman umursamadım çünkü olası bir kavgada bu konu hemen babamın kulağına gidecekti. Belki biraz da babamdan çekindiğimden ses çıkarmadım. Sonra bir gün tuvaletteyken bu kızların iki tanesi beni yine sıkıştırdı. O zaman anladım ki bazı insanlarla konuşulamaz. Orada bazı tatsız olaylar yaşandı ve o tatsız olaylardan sonra babamı okula çağırdılar. Yarım dönem boyunca cezalıydım. Değil okula gitmek evin bahçesinden dışarı bile çıkamadım. Ve o zaman tekrar anladım ki evet bazı insanlarla konuşulamaz ama bu arkanda seni suçlayabilecekleri bir kanıt bırakman anlamına gelmiyor. Ne yapacaksan yine yap ama insanlar seni suçlayamasın."
"Yarım dönem ceza alacak kadar ne yapmıştın ki?"
Akif'in sesiyle tekrar aynaya baktım. Merakla ağzımdan çıkacak cümleyi bekliyordu.
"Birinin burnu kanıyordu, diğerinin kaşı ayrılmıştı."
Gözlerimi aynadan çekip bakışlarımı dışarı çevirdim.
"Şimdiki aklım olsaydı onlara aynı acıyı kan akıtmadan da verebilirdim."
Okula gelince Akifle Leyla arabadan indi. Sedat kapımı açınca ben de indim. Leyla elini sallayıp okula girerken Akif'i durdurdum.
"Anlattığımı anladın değil mi?"
Başını salladı.
"Bundan sonra bende yanımda buz taşıyacağım."
Dudağımın kenarı kıvrıldı.
"Aferin."
Gideceği sırada tekrar konuştum.
"Bu arada bir daha anneme karşı sesini yükselttiğini duymayacağım." Uyarı dolu sesime karşı yine başını salladı. Akif de okula girince Sedat'a döndüm.
"Neredeler?"
"Yakında boş bir arazi var oraya götürdüler."
"Gidelim."
Arabayla beş dakika süren araziye geldiğimizde Sedat arabadan inip karşıda bizi bekleyen adamların yanına gitti. Dün müdür odasındaki adamı yanına alıp gelirken oğlu babasının arkasından yürür gibi olacakken yanındaki adamlar durdurmuştu. Adam arabanın yanına gelince Sedat benim kapımı açtı.
"Merhaba, nasılsınız?" Arabadan inmeden konuşuyordum.
"Hanımefendi ne istiyorsunuz hâlâ bizden? Şikayetçi bile olmadık."
"Peki uzatmadan konuya giriyorum. Önce oğlunuzun telefonunu alıp paramparça edecesiniz sonra da kaydını başka bir okula alacaksınız."
"Ne saçmalıyorsunuz, daha dün anlaşmadık mı? Şimdi neden böyle konuşuyorsunuz?"
"Evet anlaşmıştık ama o oğlunuzun kız kardeşimi tehdit etmesinden önceydi. Üstelik Akifle olan kavganın sebebi de oğlunuzun kız kardeşime vurmak için üzerine yürümesiymiş."
Adam gözlerini oğluna çevirdi.
"Benim bunlardan haberim yok."
"Bu sizin sorununuz beyefendi. Oğlunuz bugün son kez o okula gidip kız kardeşimden özür dileyecek sonrasında olurda oğlunuz bir daha kardeşlerime herhangi bir şekilde ulaşmaya çalışırsa emin olun işler sizin için en kötüsü neyse öyle olur.
Sedat'a dönüp işaret verince kapımı kapattı. Oğlu babasına doğru gelince adam sinirle oğluna tokat attı. Onları kendi hâllerine bırakıp buluşmak üzere kararlaştırılan mekana doğru yola çıktık.
🖤
Bölüm etkileşimi
