20. bölüm / 28
BAYAN KİBİRLİ20.Bölüm
Bölümler 28Şu an: 20.Bölüm
- 1 1.Bölüm/ Düzen1.383 kelime
- 2 2.Bölüm/ İz1.538 kelime
- 3 3.Bölüm/ Zarf990 kelime
- 4 4.Bölüm1.637 kelime
- 5 5.Bölüm/ Haberler1.218 kelime
- 6 6.Bölüm1.052 kelime
- 7 7.Bölüm/ Akşam Yemeği963 kelime
- 8 Bölüm 81.222 kelime
- 9 9.Bölüm919 kelime
- 10 10. Bölüm1.449 kelime
- 11 11.Bölüm865 kelime
- 12 12.Bölüm1.251 kelime
- 13 13.Bölüm1.046 kelime
- 14 14.Bölüm1.342 kelime
- 15 15.Bölüm1.175 kelime
- 16 16.Bölüm1.588 kelime
- 17 17.Bölüm1.252 kelime
- 18 18.Bölüm990 kelime
- 19 19.Bölüm1.251 kelime
- 20 20.Bölüm1.102 kelime · Okuduğun bölüm
- 21 21.Bölüm2.035 kelime
- 22 22.Bölüm1.061 kelime
- 23 23.Bölüm1.217 kelime
- 24 24.Bölüm937 kelime
- 25 25.Bölüm1.077 kelime
- 26 26.Bölüm1.355 kelime
- 27 27.Bölüm1.284 kelime
- 28 28.Bölüm1.117 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Nasıl yani?"
"Ayrılalım mı?"
"Hayır."
Hiç düşünmeden cevapladı.
"Emin misin?"
"Bir şey mi oldu?"
"Hayır olmadı sadece merak ettim."
"Biz bir anlaşma yaptık ve bu anlaşma bitine kadar birlikteyiz."
Yumruk yaptığı elini bana uzattı. Ben de yumruk yaptığım elimi gönülsüzce uzattım.
Balkona çıkıp çiçeklerimi seyretmeye başladım. Akşam havasının serinliği yaprakları bazen sallıyordu. Tatlı rüzgâra karşı gözlerimi kapattım. Bir süreliğine de olsa evimden ayrı kalma düşüncesi canımı sıkıyordu.
Merve'nin elindeki çiçeği alıp karşıdan gelen misafirlerimiz için yüzüme küçük bir gülümseme yerleştirdim. Daha fazla kişiyi beklesek de dört kişi gelmişlerdi. Gelen grubun içindeki tek kadına uzattım çiçeği. Kibarlıkla gülümseyip kendi dilinde teşekkür etti. Kısa bir karşılama faslından sonra arabalara ilerlemeye başlarken birkaç adım geride duran Cahit'in yanıma gelmesi bekleyip koluna girdim. Birlikte yürümeye başladık.
Otele geldiğimizde dinlenmeleri için odalarına dağılınca Cahit'e döndüm.
"Babam misafirlerle ilgilenin şirkete gelmenize gerek yok dedi."
"Ne yapacağız şimdi?"
"Yemek yiyelim. Kahvaltı da yapamadım sabah."
Onaylayıp kolumu uzattı. Otelin restoranına giderken karşılaştığımız kişilerin selamlarıyla yavaş yavaş ilerliyorduk. Sonunda geldiğimizde Cahit sandalyemi çekip oturmamı bekledi.
"Bayağı tanıdığın varmış."
"Burası ortağı olduğumuz otellerden."
Kaşları havalarınken etrafı süzüp başını salladı.
"Ne yiyeceksin?"
Menüyü incelemeye başladım.
"Yok oraya gitmedim, ben müze gezmeyi pek sevmem. Doğasını daha çok sevmiştim."
Suyumu içerken başımı salladım.
"Anladım. Ben müze gezmeyi daha çok seviyorum."
Cahitle olan sohbetimizi misafirlerimizden olan David böldü.
"Sare Hanım gittiniz diye düşündüm, size katılabilir miyim?"
Kendisi uzun zamandır türk şirketleriyle çalıştığından kendini anlatabilecek kadar türkçe konuşabiliyordu.
"Tabii buyurun lütfen."
Cahitle birbirlerine bakınca araya girdim.
"Sizi tanıştırayım. Cahit, kendisi nişanlım olur. Yakında evleneceğiz."
"Ah öyle mi? Bilmiyordum. Tebrik ederim."
"Teşekkür ederiz." Dedi Cahit. Gereksiz bir şekilde gerginleşti. Elini uzatıp elimin üzerine koydu.
"Sizi de bekleriz."
Karşımızdaki adam gülümesedi. Yanımızdan geçen garsonu durdurup David'e döndüm.
"Ne istersiniz?"
Akşam otelden ayrılırken Cahit'e döndüm. Kendim gideceğim sen bir daha yorulma.
"Yorulmuyordum ki?"
"Sedat geldi zaten, sen de eve git dinlen."
Gözü arkaya takılınca ben de döndüm. Sedat gelmişti, arabadan inmiş beni bekliyordu. Cahit ağzının içinde bir şeyler söyleyip arabasına bindi. Bu hareketine anlam veremesem de umursamayıp arabama bindim.
Takmayı unuttuğum küpeyi de taktıktan sonra son kez aynada kendime baktım. Ayak bileğimde biten siyah düz bir elbise giyip annemin doğum günüm için aldığı pırlanta takılarımı takmıştım. Saçlarımı geriye atıp odamdan çıktım. Cahit'e gelmesine gerek olmadığını söylesem de beni dinlememişti. Bekletmemek için bahçeye çıkmadan önce babamın çalışma odasına ilerledim.
"Gel kızım."
Kaşlarımı çatıp odaya girdim.
"Benim olduğumu nereden bildiniz?"
"Evde kimse senin kadar sert yürümüyor." Başını kaldırmadan konuşmuştu.
"Anladım. Ben çıkıyorum misafirlerimizle akşam yemeği için."
"Biliyorum."
Başımı sallayıp odadan çıkacağım sırada tekrar konuştu, "Söylediklerimi düşündün mü?"
Babama döndüm. Gözlüğünü çıkarmış elinde tutarken bana bakıyordu.
"Düşündüm. Ben Cahit'e sizin sandığınızdan daha fazla değer veriyorum. Evet ailesiyle anlaşmamız belki biraz zor olacak ama bunu aşabiliriz. Bu konuda Cahit'e güveniyorum. Çünkü.."
Boğazıma bir şeyler takılmış gibi hissettiğimden boğazımı temizlemek için yutkunup hızla kuruyan dudaklarımı ıslattım.
"Çünkü o, bir daha böyle bir şey yaşanmayacak dedi."
Cümlemi bitirirken omuzlarımı dikleştirdim.
Babamın kaşları havalanırken gülümsedi. Ağır ağır başını salladı.
"Peki."
Bahçeye çıktığımda Cahit gelmişti, beni bekliyordu. Beni görünce başını telefondan kaldırdı. İkimiz de birbirimizi baştan aşağı süzmeye başladık. İyi görünüyordu, memnuniyetle gülümsedim. Benim seçtiğim takımı giymişti. Özenle yapılmış saçına elini daldırınca saçının önü bozulmuştu. Yüzümü buruşturdum. Saçlarını sürekli doğal haliyle kullandığından alışık olmadığı için yaptığını farkındaydım. Yanına doğru yürüdüm.
"İyi görünüyorsun." Dedi kısık sesle. Gözlerini kaçırmıştı. Başımı hafifçe yana eğip gözlerine bakmaya çalıştım.
"Bir sorun mu var?"
Bu kez başını kaldırıp hızla sağa sola salladı. "Hayır yok."
Kapımı açıp binmemi bekledikten sonra kendi yerine geçti.
Son kez Merve'yi arayıp her şeyin hazır olduğunu duymam gerektiğini hissettiğimden yol boyunca telefonla ilgilendim ve Cahitle konuşamadık.
Otele geldiğimizde arabadan inip girişte bizi bekleyen Merve'nin yanına ilerledim.
"Misafirler inmedi daha değil mi?"
Telefonuna bakıp bana döndü.
"15 dakika sonra inecekler Sare Hanım."
Onaylarcasına başımı salladım. Özel olarak hazırlattığımız masayı kontrol için restoran kısmına yürüdüm.
Masa da dâhil her şey kusursuz görünüyordu. Gözlerimi masadan çekerken yüzümde küçük bir gülümseme vardı. Yanımdaki hareketlilikle sağa döndüm. Cahit gelmişti. Saçları daha da dağılmış, gölmeğinin iki düğmesini çözmüştü ve kravatını da gevşetmişti. Serseri liselilere benziyordu. Karşısına geçip elimi saçlarına uzattım. Yan tarafa doğru eğim vermeye çalıştığım yumuşak saçları istediğim şekle geldiğinde elimi saçlarından çekip gömleğinin düğmelerine döndüm. Düğmelerini ilikleyip kravatını düzeltirken Cahit'in bana doğru eğilip yanağımdan öpmesi bir olmuştu. Ellerim hâlâ kravatındayken başımı kaldırıp Cahit'e baktım. Yutkunduğunda ellerimi yavaşça üzerinden çektim.
"Arkada-arkada magazinciler var."
Başımı çevirip arkama baktım. Bizim çağırdığımız ekipti, iş ortaklarımızla birkaç fotoğrafımızı çekip gideceklerdi. Tekrar Cahit'e döndüm.
"Samimi görünelim diye."
"Samimi görünelim diye." Onu tekrarladım. Hızla başını salladı.
"Onlar bizim çağırdığımız ekip, magazinci değil. Tabii senin gördüğün her kamerayı magazin kamerası sanmam çok doğal."
'Renkli gece' hayatına atıfta bulduğumu elbette farkındaydı. Ellerini cebine atarken sırıttı.
"Artık sakin bir adamım, evleniyorum neticesinde."
Söylediği şeye gülümsedim.
"İdeal koca adayı."
"On gün sonra artık nişanlım diye değil de kocam diye tanıtacaksın beni."
Gülüşü daha da büyünce sol yanağında küçük bir gamze çıkmıştı. İlk kez görüyordum. Aramızdaki mesafeyi kapatıp kulağına doğru konuştum.
"Bir yıl on gün sonra da eski kocam diyeceğim."
Gülüşü yavaş yavaş küçülürken gözlerini bana çevirdi.
"Bir kere daha kocam desene."
"Ne?"
"Sare Hanım, misafirlerimiz geliyor." Merve'nin sesiyle arkaya döndüm. Cahit elimi tutup yürümeye başlayınca ona ayak uydurdum.
"Son birkaç poz daha lütfen." Kameramanın uyarısıyla kameraya doğru gülümsedim. Kucağımdaki elimin üzerinde Cahit'in elini hissedince başımı ona çevirdim. O da bana bakıyordu.
"Çok güzel oldu, son bir tane."
Tekrar kameraya dönerken Cahit'in tuttuğu elimi masanın üzerine koyup gülümsediğim sırada son fotoğrafımız da çekilmişti. El ele olduğumuz fotoğrafları görmek babamı biraz daha rahatlatabilirdi.
Misafirlerimize küçük hediyelerimizi de verdikten sonra yemeğimiz bitince masa da sadece Cahitle ben kalmıştık.
"İzninle." Eli hızla kravatına gitti. Kravatını gevşettikten sonra ilk iki düğmesini de çözdü. Gözlerimi çekemedim. Çekici görünüyordu. İçime uzun bir nefes çekerken önüme dönüp önümdeki suya uzandım.
"Yorgun musun?"
İçtiğim suyu yutarken başımı hayır anlamında salladım.
"Yanakların kızarmış. Hasta mı olacaksın acaba?"
Elimin tersiyle yanağımı kontrol ettim. Hayır hasta gibi ya da hastalanacak gibi hissetmiyorum.
"Bilmem."
"Sare ben daha ne kadar sizin şirkette kalacağım?"
Bu durumdan sıkıldığını farkındaydım.
"Yarın babamla konuşacağım."
"Ne diyeceksin?"
"Düğüne kadar işe gelemeyeceğimizi. Hem gidip birkaç eşya almamız gerekiyor."
"Ne alacağız ki, her şey hazır değil mi?"
"Düğün için her şey hazır."
Anlamayan gözlerle bakmaya devam edince konuşmamı devam ettirdim.
"Kimse bizim için yatak odası düzenlenmeyecek Cahit."
Gözleri şaşkınlıkla büyüdü. Tepkisine gülmemek için kendimi tuttum.
"Ben o şekilde evleneceğimizi hep unutuyorum."
"Ne şekilde?" Dedim ama ne anlatmak istediğini anlamıştım.
"Yani normal değil ya bizim ki. Neyse, benim odam yeterince büyük. İstediğin gibi düzenleyebilirsin."
"Cahit başka evde yaşamamızın daha iyi olacağını düşünüyorum."
"Aslında bunu ben de düşündüm."
Devam etmedi.
"Ee?"
"Annem bu fikri hiç beğenmedi."
Gözlerimi etrafta gezindirip nefeslendim.
"Bir yıl.."
Bakışlarımı Cahit'e çevirdim.
"Sadece bir yıl. Sanırım dayanabiliriz."
Cahit bir şey söylemedi. Usul usul başını salladı.
Bölüm etkileşimi
