15. bölüm / 28
BAYAN KİBİRLİ15.Bölüm
Bölümler 28Şu an: 15.Bölüm
- 1 1.Bölüm/ Düzen1.383 kelime
- 2 2.Bölüm/ İz1.538 kelime
- 3 3.Bölüm/ Zarf990 kelime
- 4 4.Bölüm1.637 kelime
- 5 5.Bölüm/ Haberler1.218 kelime
- 6 6.Bölüm1.052 kelime
- 7 7.Bölüm/ Akşam Yemeği963 kelime
- 8 Bölüm 81.222 kelime
- 9 9.Bölüm919 kelime
- 10 10. Bölüm1.449 kelime
- 11 11.Bölüm865 kelime
- 12 12.Bölüm1.251 kelime
- 13 13.Bölüm1.046 kelime
- 14 14.Bölüm1.342 kelime
- 15 15.Bölüm1.175 kelime · Okuduğun bölüm
- 16 16.Bölüm1.588 kelime
- 17 17.Bölüm1.252 kelime
- 18 18.Bölüm990 kelime
- 19 19.Bölüm1.251 kelime
- 20 20.Bölüm1.102 kelime
- 21 21.Bölüm2.035 kelime
- 22 22.Bölüm1.061 kelime
- 23 23.Bölüm1.217 kelime
- 24 24.Bölüm937 kelime
- 25 25.Bölüm1.077 kelime
- 26 26.Bölüm1.355 kelime
- 27 27.Bölüm1.284 kelime
- 28 28.Bölüm1.117 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Önüme dönüp gözlerimi kapattım.
"Ama-"
"Konuşalım diye çıkarmadım seni."
Sessizlik olunca huzurla geriye yaslandım.
Aradan geçen bir süre sonra gözlerimi açtım. Cahit hem konuşmamıştı hem de hâlâ yanımdaydı. Başımı ona doğru çevirdim. O da geriye yaslanıp gözlerini kapatmıştı. Dudağımın kenarı kıvrıldı, "Uyudun mu?"
Birden gözlerini açtı.
"Hayır."
"Tuhaf bir durumun içinde olduğumuzu kabul ediyorum."
Oturuşunu düzeltip dikleşti.
"Aramızdaki anlaşma bitene kadar birbirimize yardım edeceğiz ve birbirimizi idare edeceğiz."
Önüme dönerken ofladım.
"Son olarak, tamam daha mutlu görünmeye çalışacağım."
"Sare."
"Hm?"
"Bence biz bu işin üstesinden geliriz."
Gözlerimi Cahit'e çevirdim, "Umarım."
"Babanız bundan sonraki davet ve etkinliklere sizin katılmanızı istedi. Davetiyeler direkt size iletilecek."
Gözlerimi bilgisayara çevirirken, "Başka bir şey var mı?" diye sordum.
Merve birkaç saniye sessiz kalınca gözlerimi tekrar ona çevirdim.
"Bu akşam bir nikah töreni var, size de davetiye geldi."
"Kimin?"
"Uygar Bey'in."
"Uygar?" Dedim sorarcasına.
"Uygar Kurucu."
Kaşlarım havalanırken gülümsedim.
"O adam kim ki?"
Cahit sonunda varlığını belli edince ona doğru döndüm.
"Babamın çok sevdiği biri."
"Akrabanız mı?"
"Hayır." deyip ayaklandım.
"Ben babamın yanına uğrayayım."
"Ben de geleyim mi?" Dedi ayaklanıp.
"İstiyorsan gel."
Odamdan çıkıp babamın odasına doğru yürüdüm.
"Gel."
Cahit öne geçip kapımı tutarken odaya girdim.
"Babacım akşamki davete gelmeyecek misin?"
"Bundan sonra çok önemli olmadıkça gitmeyi düşünmüyorum, kafam ses kaldırmıyor."
Sandalyeye otururken gülümsedim.
"Kimin daveti olduğunu biliyor musunuz?"
Dikkatini çekmiş olacak ki gözlüğünü çıkarıp kaşlarını çattı.
"Kimin?"
"Uygar evleniyormuş."
Çatılan kaşları önce normale döndü sonra havalandı.
"Bugün müydü yahu? Aklımdan tamamen çıkmış. Daha geçen gün arayıp söyledi çocuk."
"Gidiyorsunuz o zaman?"
"Elbette gideceğiz."
Gözlerimi bir anlığına Cahit'e çevirdim.
"Biz de mi?"
"Tabii ki geleceksiniz."
Babam Cahit'e döndü.
"Uygar benim eski bir dostumun oğlu. Sare'ye küçükken abilik yapıyordu. İyi çocuktur."
"Kiminle evleniyormuş baba, tanıyor muyuz?"
"Kızı değil de babasını tanıyorum. Bizim işimizin adamları değil."
"Anladım. Hediye için aklınızda bir şey var mı ben mi ayarlayayım?"
"Sen gelin hanım için güzel bir şeyler bak. Uygarınkini ben hallederim."
"Nasıl isterseniz. Biz işimize dönelim artık."
Ben kalkınca Cahit de kalktı.
"Müsaadenizle efendim."
Odaya girip yerime oturdum.
"Sare ben niye geliyorum ki?"
"Babam seni çevresiyle tanıştıracak."
"Ben böyle her yere gidecek miyim yani?"
Yandan bir bakış attım.
"Senin için iyi değil mi bu?"
"Neden?"
"Normalde yanından bile geçemeyeceğin insanlarla tanışacaksın. Aklı olanlar bunu iyi kullanır."
Suratı asılınca tamamen ona döndüm.
"Babamın arkadaşları işlerinin en iyi insanları, onlarla tanışmak hem ailene hem sana olumlu yönde birçok katkıda bulunacaktır. Üstelik bunun için hiç çaba harcamayacaksınız. Sonuçta sen Asım Bey'in kızının eşisin."
"Asım Bey'in kibirli kızının eşi. Ne büyük bir lütuf."
Gülümsedim.
"Beğenemedin mi?"
"Estağfurullah ne haddime!"
Gülümsemem genişlerken birden ayaklandı.
"Bundan sonra seni her gördüğümde uşak selamı vereceğim..."
Yanıma yaklaşıp sandalyemi kendine doğru çevirdi.
"Ne yapıyorsun?"
Eğilip selamını verip duruşunu dikleştirdi.
"Sare Hanım, akşam sizi kaçta almamı istersiniz? Eğer kimse beni alamaz diyorsanız, siz gelin beni alın. Hazır olmuş hâlde sizi bekleyeceğim."
Gülümsemem daha da genişledi.
Tekrar eğilip öylece bekledi. Benden ses çıkmayınca eğilmeden başını kaldırdı. Boyumuz aynı hizada olunca göz göze geldik.
Gülümsemem yavaş yavaş küçülürken ikimiz de gözlerimizi çekmeden bekledik.
"Nasıl yapalım?"
Omuz silktim, "Ben gelip seni alırım."
Şaşkınlıkla yüzüme bakarken sandalyemi masama çevirdim.
"Hangi renk giyineceksin?"
Yeni gelen dosyaya bakınmaya başlarken, "Bilmem. Neden?"
"Pişti olmayalım diye."
Yüzümü buruşturup Cahit'e baktım.
"Şu an kendimi prenses gibi hissediyorum da."
Gülmemek için dudaklarımın içini ısırdım.
"Lütfen işine döner misin?"
Arkasını dönüp masasına giderken parmaklarını hemen dudaklarıma götürdüm.
"Kızım biz çıkıyoruz, siz de geç kalmayın."
"Tamam babacım."
Babamla annem çıkarken Cahit'in arabası da bahçede göründü. Ben de çantamı alıp çıktım. Arabayı önümde durdurup camı indirdi.
"Özel şoförünüz geldi."
"İnip kapımı açman gerekiyor."
"Özel şoför olduğum için mi?"
"Kibarlık için."
"Doğru." Deyip arabadan indi. Kapımı açıp yerine geçti.
"Babamlara yetişelim."
Başını salladı, "Emredersiniz."
Arabadan inip elbisemi düzelttim. Cahit arabanın anahtarını valeye verip yanıma geldi.
"Girelim mi içeri?"
Başımı sallayıp koluna girdim. Üzerimizdeki bakışlarla içeri geçtik.
Ailemize ayrılan masaya oturup etrafa bakınmaya başladım. Uygar'ı görünce uzaktan kafa selamı verdim. Eliyle yanına gitmem için çağırdığında ayağa kalktım. Babama haber verip Cahit'i de yanıma alıp Uygar'ın yanına gittik. Yanındaki adamlara bir şeyler söyleyip gönderdikten sonra bize döndü.
"Sare hoş geldin. Nasılsın görmeyeli?"
"Hoş bulduk abi. İyiyim, sen nasılsın?"
Ellerini cebine atarken güldü.
"Evleniyorum."
"Umarım çok mutlu olursunuz."
"İnşallah inşallah. Sen de nişanlanmışsın."
Başımı yana çevirdim. Cahit üç-dört adım gerimde duruyordu. Yanımıza gelmesi için elimi uzattım ama o yaklaşıp elimi tuttu. Tekrar Uygar'a döndüm.
"Cahit. Nişanlım."
Cahit elini uzattığında Uygar da karşılık verdi.
"Mutluluklar dilerim."
"Eyvallah, ben de size mutluluklar dilerim."
"Gelin hanımı tanıyor muyum?" diyerek araya girdim. Uygar'ın gözlerinden bir hüzün geçti sanki.
"Bilmem belki tanıyorsundur."
"Nasıl yani?"
Konuşacağı sırada gözleri arkamıza takılınca gülümsedi. Ben de baktığı yere döndüm.
Dümdüz inen ince askılı gelinliğin içinde dalgalı saçlarını rüzgârın savurduğu kadın gözlerini Uygar'dan ayırmayıp yüzündeki gülümsemeyle yanımıza geldi. Kadını ilk defa görmeme rağmen tanıdık hissettirmişti. Uygar kadının elini tutup dudaklarına götürünce gülümsedim. O pek böyle biri değildi.
"Sare ve nişanlısı Cahit."
"Mutluluklar dileriz." Cahitle peş peşe konuştuk.
Kadınla birbirimize karşı gülümsedik.
"Sevgili eşim Zümra."
Kadına elimi uzattım, "Çok memnun oldum."
Davet devam ederken babam Cahitle birlikte masadan kalkıp tanıdıklara selam vermeye gitti. Annem de lavaboya gidince masada tek başıma kaldım. Telefonla ilgilenmeye başladığımda yanımdaki sesle başımı kaldırdım.
"Dans edelim mi?"
"Babam nerede?"
"Birileriyle sohbet ediyor."
Anladım dercesine başımı salladım.
"Dans edelim mi?"
"Gerek var mı?"
"Düğün için prova gibi düşünebilirsin."
Göz devirdim. Bu kez elini uzattı.
"Etraftakiler şu an seni dansa davet ettiğimi anladı. Geri çeviremezsin."
Nefesimi dışarı verirken elini tutup ayağa kalktım.
Müziğin ritmiyle sallanmaya başladık.
"Sare senden bir şey isteyebilir miyim?"
Gözlerim babamı ararken başımı salladım, "İste."
"Arkadaşlarım seninle tanışmak istiyor."
Gözlerimi Cahit'e çevirdim.
"Neden?"
"Yakın arkadaşlarım. Yani bu çok normal değil mi?"
"Tamam tanışalım."
Bunu beklemiyormuş gibiydi, "Gerçekten mi? İtiraz etmeyecek misin?"
"Etmeyeceğim."
Belimdeki elini çekip diğer eliyle beni kendi etrafımda döndürdü.
"Çok rahatladım."
Bir şey söylemedim.
"Bu arada aralarından biri çocukluk arkadaşım, sorgu meleği gibidir. Dikkatli olmamız gerekiyor."
"Yani beni sorguya mı çekecek?"
"Büyük ihtimalle."
"Tamam, bana kendini anlat o zaman."
"Şimdi mi?"
Başımı salladım.
"Ben Cahit..."
Yüzümü buruşturduğumu görünce güldü.
"Tamam tamam ciddi oluyorum."
"27 yaşındayım."
"Benden küçüksün." dedim araya girerek.
"Sen kaç yaşındasın?"
"28, devam et."
"İşletme okudum. Yurt dışı tatillerine bayılırım. İki yıldır babamın yanında çalışıyorum."
Anlattıklarını zaten biliyordum. Hatta daha fazlasını.
"Başka ne söylesem.. merak ettiğin bir şey var mı?"
"Neden eski sevgilinle hâlâ görüşüyorsun?"
Kaşlarını çattı.
"Nereden çıktı şimdi bu?"
"Yalan mı söyleyeceksin?"
"Hayır sadece bilmene şaşırdım."
Müzik bitince ellerimi çektim.
"Oturalım."
Arkamı dönüp yürürken o da peşimden geliyordu.
"Artık sadece arkadaşız. Eskiden beri aynı gruptayız."
Masamıza döndüğümüzde babamı görünce gülümsedim.
"Babacım ben hediyeyi verdim. İzninizle biz Cahitle çıkalım diyoruz."
Babam saatine bakıp başını salladı, "Tamam, siz gidin. Biz de çok geç kalmayız."
Ben arabanın gelmesini beklerken Cahit kendi kendine konuşuyordu. Dikkatimi verip dinleyince az ilerideki araba hakkında konuştuğunu fark ettim. Arabanın özelliklerini sayıyor gibiydi.
"Ne yapıyorsun?"
Başını bana çevirdikten sonra gözleriyle az önce baktığı arabayı gösterdi.
"Şu arabadan ülkede sayılı vardır. Canavar gibi bir şey."
"Babamın Uygar'a hediyesi."
Gözleri kocaman açıldı.
"Hediyesi mi?"
"Evet düğün hediyesi. Uygar araba yarışları düzenliyor. Babam ona uygun bir hediye olacağını düşündü."
Gözlerini arabadan alamıyordu. Bu hâline güldüm.
"Çok beğendiysen git babamdan iste, damadını kıracak hâli yok."
Dalgınlıkla konuştu.
"Alır mı ki?"
Sonunda arabası gelince bindik.
[Zümra'yı özledim.]
Bölüm etkileşimi
